Gündem
  • 28.2.2020 09:58

28 Şubat zulmünü Unutmadık, unutturmayacağız!

Bugün, Türkiye’yi onlarca yıl geriye götüren, milyonlarca insanın hayatını karartan, ülke ekonomisini yüz milyarlarca dolar zarara uğratan ve Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat darbesinin 23. yıldönümü...

Takvim yaprakları 28 Şubat 1997’yi gösterdiğinde, kendilerini Türk milletinden üstün gören bir avuç azgın azınlık, Prof. Dr. Necmettin Erbakan önderliğinde kurulan 54. Hükümeti silah zoruyla istifaya zorladı. Milletin siyasi hafızasında büyük bir yara açan süreçten güç alan sivil darbeciler de Müslümanların üzerine kin kustu. Medya, akademi camiası ve sendikal örgütler ‘laiklik’ naraları atarak seküler bir faşizm sergiledi. Ali Kalkancı, Fadime Şahin başta olmak üzere daha birçok ‘karikatür’ karakter, medya vasıtasıyla toplumun önüne atılarak Müslümanlar karalandı. FETÖ’cü ve kemalist yargı mensupları kol kola vererek, yüzlerce Müslümanı müebbet hapse mahkum etti.

Siyonist parmağı

Sincan’da tankların yürütüldüğü dönemde Genelkurmay Başkanı olan Org. Hakkı Karadayı’nın darbeden hemen önce, 24 Şubat 1997’de İsrail’e gittiği ve 3 gün sonra Türkiye’ye döndüğü ortaya çıkmıştı. Darbenin mimarlarından olan emekli Org. Çevik Bir’in ise darbe öncesi ABD’ye, hemen sonrasında ise İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirdiği öğrenilmişti. 28 Şubat darbesinin başrol oyuncuları Karadayı ve Bir’in ABD ve İsrail’e olan yakınlıkları dikkat çekerken, Bir, 2012’de ABD’nin “Middle East Quarterly” adlı dergisine yazdığı makalede, “28 Şubat’ı İsrail için yaptık” itirafında bulunmuştu.

Cunta Refah’a kudurdu

28 Şubat’ın gerçekleştirilmesinin en önemli nedenlerinden biri de vesayet odaklarının musluklarının kesilip, halkın refah seviyesinin artırılmasıydı. Devletin kaynakları ilk defa milletin öz evlatları için kullanılınca, azgın azınlık iyice kudurmaya başlamıştı. Sınırımızdaki Çekiç Güç’ün sonlandırılması ve terör örgütü PKK ile etkin bir mücadele yürütülmesi de darbecilerin harekete geçmesine yetmişti.

Ekonomiye darbe

19 bankanın içi boşaltıldı, Türkiye direkt olarak 60 milyar dolar zarar uğratıldı. Zararın boyutu 200 milyar doları buldu. İç borç 6.6 katrilyondan, 117.3 katrilyona çıktı. Türk Lirası, dolar karşısında yüzde 900 değer kaybına uğrarken, ülke İMF’nin emri altına girdi.

Eğitimde tam bir yıkım

İmam Hatiplerin orta kısımları kapatılırken, 8 yıllık zorunlu eğitim getirildi. Başörtülü kızların eğitim hakkı engellendi. Katsayı zulmüyle Meslek Liselerinin önü kapatılırken, 12 yaş altındaki çocukların Kur’an Kursu’na gönderilmesi yasaklandı.

Yargı ve sosyal bunalım

Demokrasi ve insan hakları askıya alındı. Brifingli yargı kararlarıyla hukuka olan güven zedelendi. Kritik yerlere FETÖ’cüler sızdı. Binlerce Müslüman uydurma delillerle zindanlara atıldı. Yüz binlerce insan fişlenirken, YAŞ Kararlarıyla mütedeyyin subaylar ordudan atıldı. 1998-2002 arasında 285 bin 886 aile parçalandı.

Asla unutmamalıyız!

Alçak darbeyi değerlendiren AK Parti Erzurum Eski Milletvekili Mustafa Ilıcalı, şunları dile getirdi: “28 Şubat sürecini üniversitede yaşamış biriyim. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde hocaydım. İnancından dolayı insanların ne kadar mağdur edildiğini gözlerimle gördüm. Yaşananlar açık bir darbeydi. Ülkemiz onlarca yıl geriye gitti. O günleri bir daha yaşamamak için asla unutmamak gerek.”

Açık bir darbedir

28 Şubat sürecinde 13 yıl hapis yatan Burak Çileli ise şunları dile getirdi: “Vesayetçi odaklar, millî iradenin sandıkta tecellisini hazmedemeyen emperyalistlerin tetikçileri vazifesini gördüler. Post modern darbe tabiri yanlış. 28 Şubat açık bir darbedir. O dönem yaşanan zulme seyirci olanlar, destek verenler, bugün demokrasi havarisi kesilmektedir. Bu, demokrasiyi ikiyüzlülüklerine alet ettiklerine delildir.”

 

HARUN SEKMEN

YENİ AKİT

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER