Yaşam
  • 31.1.2007 17:29

467 YILLIK FESTİVAL BİR YALAN MI?

Manisalı araştırmacı-yazar Ali Haydar Aksakal, son kitabı "Manisa ve Mesir"de, Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nden sonra Türkiye'nin en köklü geleneği olan Manisa Mesir Festivali ile ilgili ilginç ve çarpıcı iddialar ortaya attı.


Manisalı araştırmacı-yazar Ali Haydar Aksakal, "Manisa ve Mesir" isimli kitabının tanıtımı için Spil İhtisas Spor Kulübü'nde basın toplantısı düzenledi. Bu yıl 467.'si kutlanacak olan mesirle ilgili tarihi gerçekleri bu kitapta topladığını ifade eden Aksakal, "Manisa'nın sosyoekonomik yapısı ve kültürü her geçen gün değişiyor. Ekonomik potansiyeli artan kentimiz, devamlı göç alıyor. Manisa'yı tarihi, doğası ve kültürüyle tanıtmamız ve öğretmemiz gerekiyor. Kent kültür dokusu içerisinde yapılan yanlışlıkları da ortaya koymak zorundayız. Birileri bu konuda bize kızsa da bu gerçekleri görmemezlikten gelemeyiz" dedi.


Yavuz Sultan Selim'in eşi ve Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Hafta Sultan'ın, Hekimbaşı Merkez Efendi'nin 41 çeşit baharattan yaparak hastalığına şifa olan mesir macununun halka saçılması yönünde Merkez Efendi'ye berat vermesinin, son 15 yıldır Mesir Festivalleri'nde kamuoyuna anlatılan bir mizansen olduğunu ve bunun o dönemde festival kutlama komitesinde görevli yerel yöneticiler, daire müdürleri ve dernek yöneticileri tarafından ortaya atıldığını iddia eden Aksakal, şunları söyledi:


"Şehzade Süleyman, 1512 yılında annesi Ayşe Hafsa Sultan ile Manisa'ya geldi. 30 Eylül 1520'de padişah oldu. Daha sonra annesini de yanına aldı. Merkez Efendi ise 1525 yılında Manisa'ya geldi. 1529'da şeyhinin ölümü üzerine İstanbul'a döndü. Mesir şenliklerinin başlangıç tarihi için, 1540 yıllarında tamamlanan Darüşşifa'nın açılışı esas alınmış. Mesir şenliklerinde, Hasfa Sultan'ın hastalığı ile ölümüne kadar geçen süre ve Darüşşifa'nın açılışına kadar geçen zaman, Mesir tarihi içinde hesaba katılmamıştır. Hafsa Sultan, Darüşşifa'nın tamamlanmasını görmeden 19 Mart 1534 tarihinde Topkapı Sarayı'nda öldü. Mesir festivallerinde mizansen olarak, Hafsa Sultan macunların halka saçılması için Merkez Efendi'ye berat verir. Aslında tarihte böyle bir olay yoktur, hayal ürünüdür. Son 15 yıl içinde bu mizansenin ilgi çekeceği düşünülmüştür. Mesir Şenlikleri 1926'dan 1952 yılına kadar, 26 yıl süreyle organize edilmedi. Manisa'yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği yöneticileri ve yerel idareciler de bu tarihi gerçeği biliyorlar ve kabul ediyorlar."

"MERKEZ EFENDİ, MESİR MACUNUNUN SADECE İSİM BABASI OLABİLİR"
Beratın Osmanlı'da devlet içerisindeki atamalarda verilen bir belge olduğuna, Hafsa Sultan'ın berat verme yetkisinin de olmadığına dikkat çeken Ali Haydar Aksakal, Merkez Efendi ve mesir macunuyla ilgili yine ilginç iddialarda bulundu. Aksakal, "Merkez Efendi yaşadığı dönemde medresede görevli bir şeyhti. Darüşşifa'da görevli hekim falan değildi, ancak tıbbi ilmi vardı. O yıllarda padişahlara kuvvet macunları yapılırdı. Benzer macun İran'da da bulunur.

 İçerisindeki baharat miktarı değişebilir. Manisa'da yapılan kuvvet macunu Hafsa Sultan'ın hastalığına iyi gelmiştir. Daha sonra halkın bu macuna talebi artmaya başlamıştır. Yıllar sonra bu macun Sultan Camii'nin kubbe ve minarelerinden halka saçılmaya başlanmıştır, ancak bu beratla olmamıştır. Dolayısıyla Merkez Efendi'den önce de kuvvet macunları yapılmaktaydı. Resmi kayıtlarda bir bilgi yok, ancak Merkez Efendi bu macuna belki katkıda bulunmuş olabilir, baharat sayısını arttırmış olabilir. Mesir adının da bir panzehir adının kısaltılmışı olduğu bazı tarih kitaplarında ifade ediliyor. Merkez Efendi'nin mesirdeki rolü sadece mesirin isim babası olmasıdır" diye konuştu.
"Manisa ve Mesir" isimli kitabını masa başında yazmadığını vurgulayan Aksakal, "Bu kitabımı araştırmalarıma ve tarih kitaplarına dayanarak yazdım. Mesir Festivali'ne gölge düşürmek gibi bir art niyetim olamaz. Manisalıysak ve kişilik sahibi insanlarsak herkese tarihimizi doğru, gerçek şekilde anlatıp öğretmemiz gerekir. Çünkü, ileride bu festival uluslararası boyuta taşındığında kentimize gelecek olan yabancı araştırmacılar, yazarlar ve tarihçiler mesirin tarihini inceleyecekler, kronolojik yönünü, tarihi rakamlardaki çelişkileri görecekler, gerçekleri bulacaklar ve bizim doğru olmadığımızı fark edecekler. O zaman bizim için daha acı olur. Kentimiz ve Türkiye turizmi için büyük bir değer olan mesirin tarihinin doğru anlatılması gerektiği kanısındayım" şeklinde konuştu.


Festivalin tarihi kronolojik gerçeğine göre kutlanabilmesi için Mesir Şenlikleri başlangıç tarihinin daha geriye çekilmesi gerektiğine işaret eden Aksakal, "Manisa Belediye Başkanı bir konsensüs oluşturarak bu konuyu masaya yatırmalı ve tarihi gerçeklerine uygun şekilde kutlanmasını sağlamalıdır. Kendisi de mesir törenlerinde Merkez Efendi'yi temsil etmelidir. Tarihi doğruları görmezden gelirsek, böyle polyannacılık yaparak, kendimizi kandırarak devam eder gider. İleride kendimize iyilik yapmış olmayabiliriz" dedi.

İLGİLİ HABERLER