1 2 3 4 5

Bu konuda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor.
İşin ilginç olanı en çok kafası karışık olanlar da AK Partililer.
Partinin bir kısmı MHP’yi, bir kısmı CHP’yi istiyor.
AK Partililerin bu iki parti ile koalisyon istemeleri için delirmiş olmaları lazım.
Peki ama neden?
Önce 7 Haziran seçimlerine dönelim.
7 Haziran seçimlerine toplam 20 parti katıldı.
Cephe olarak seçime iki parti girdi.
1-AK Parti
2-AK Parti düşmanları.
Seçimde AK Parti yüzde 41, AK Parti karşıtı 19 parti ve bağımsızlar toplam yüzde 59 oy aldı.
Bu 19 partinin 3’ü, yüzde 10 barajını aşıp Meclis’e girebildi.
Şimdi ortaya çıkan durum şu;
Bahçeli, HDP’yi silip atınca hükümet için ortada tek bir ihtimal kaldı.
O da AK Partili bir hükümet.
Bu durumda; AK Parti ile AK Parti düşmanı bir partinin hükümet olması gerekiyor.
AK Parti
de tıpkı Bahçeli gibi HDP’nin üstünü çizince, geriye CHP ve MHP seçenekleri kaldı.
Peki, bu mümkün mü?
Asla, ama asla mümkün değil.
AK Parti; ne CHP ile ne de MHP ile hükümet kurmaz, kuramaz.
Bu iki parti ile kuracağı bir hükümet, silahı kafasına sıkmak olur.
Kısaca siyaseten intihar etmek olur.
Neden?
Nedeni gayet basit.
7 Haziran seçimi ile ilgili yukarıda yaptığım tespitler genel siyasi tespitlerdi.
Bir de arka planda başka bir olay yaşandı.
7 Haziran seçimlerine aslında iki parti girdi.
1- Paralel Yapı ile mücadele eden AK Parti
2- Paralel Yapı’nın güdümündeki diğer partiler.
Bugünkü tabloya baktığımızda Meclis’te aslında iki parti bulunuyor.
AK Parti ve Paralel Yapı yandaşı partiler.

Kaset, şantaj ve montaj işinde oldukça mahir olan Fethullahçılar, muhalefet partilerinin ikisinin ipini bu yolla ellerine almış durumdalar.
Diğerini de, ajanlık yaptıkları ülkelerin desteği ile kafaladılar.
Sonuçta TBMM’de iki partili bir manzara ortaya çıktı.
Fethullahçılarla mücedele eden AK Parti ve Fethullahçılar.

Kimse lafı evirip çevirmesin.
Önümüzdeki manzara budur.
Şimdi AK Parti’ye gaz verip, Fethullahçı partilerden birisi ile hükümet kurdurmaya çalışıyorlar.
Bütün tezgah, dalga ve dubara budur.
AK Parti bu tuzağa asla ama asla düşmemelidir.
Bülent Arınç’ın, “Hükümet kurmak için parti seçme lüksümüz yok” sözünden anlatmak istediği de zaten bu.
Bu 3 partinin hangisi ile koalisyon kurarsan kur, Fethullah Gülen ile kurmuş olacaksın.
Arınç’ın “Mutlaka hükümet olalım” demesi bu yüzden.
CHP ve MHP ile hükümet olan AK Parti, Paralel Yapı ile nasıl mücadele edecek?
Bir yanda dik yapı, diğer yanda paralel yapı.
Böyle hükümet düşman başına.
Benim hayretler içerisinde kaldığım başka bir olay daha var.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP ve MHP liderleri ile görüştü.
Her ikisi ile de saatler süren görüşmesinde ele aldıkları konuların kısa özetlerini verdi.
Verdi vermesine ama, milletin istediği ve beklediği mesajı bir türlü vermedi.
Hatta görüşmelere başlamadan önce garip bir de açıklama yaptı;
-Bizim hiçbir ön şartımız yoktur.
Yapma be Ahmet Hoca.
Gözünü seveyim, bu nasıl laftır.
Senin tek bir ön şartın olmalıdır, olmalıydı yani.
Diyecektin ki; “Bizimle hükümet olacak partinin PARALEL YAPI ile mücadeleye katılması şarttır. Bu olmazsa olmaz şartımızdır
Ama malesef diyemedi.
Bunu demek yerine; yok büyüme hızımızı arttıracak, yatırımları sürdürecek, işsizliği azaltacak falan filan bir hükümet olmalıymış.
Allah aşkına bunlar kimin umurunda?
Türkiye’nin başkentine dayanmış Paralel Yapı tehdidi ve tehlikesinin ortasında, bu söylediklerini kim takar?
Bahçeli, Davutoğlu’na bir saat 40 dakika nasihat etmiş.
Hükümete girmemek için tekrarladığı nakaratlar.
Yok Erdoğan fanusa girmeliymiş, yok saray yıkılmalıymış falan filan.
Ey Davutoğlu; Bahçeli sana bunları anlatırken araya girip, “Sayın Bahçeli bırakın fanusu manusu. Son Türk devleti yabancı güçler ve onların maşalığını yapan Paralel Yapı’nın tehdidi altında. Sen bu tehdidi önleme konusunda bizim ile var mısın yoksa yok musun?” diye sordun mu acaba...
Peki ya CHP’ye ne demeli.
Davutoğlu şimdi onlarla masada.
CHP heybesindeki turpun büyüğünü sona sakladı.
Büyük turp, bakanlıkların paylaşımı yani üleşimi sırasında ortaya çıkacak.
Öncelikle; Adalet, İçişleri ve Milli Eğitim bakanlıklarını isteyecekler.
AK Parti Fethullahçılar ile masaya otursa, onlard a zaten bu üç bakanlığı isterdi.
Ne tesadüf değil mi?
Davutoğlu görüşmelerin son ayağında Kılıçdaroğlu’nun bu 3 bakanlığı istediğini duyunca acaba, “Sayın Kılıçdaroğlu bu 3 bakanlığı sen mi, yoksa Fethullah Gülen mi istiyor?” diyebilecek mi?
İşte Ankara’da olup biten bu.
Ortaya çıkan bu tablodan sonra AK Parti’nin koalisyon kuracağı tek merci kalmıştır.
O da millettir.
Bunun da yolu bir an evvel erken seçime gitmektir.
Bunun dışındaki bütün koalisyon ihtimalleri, AK Parti’yi tarihe gömecek tuzaklardır.
Çünkü bu millet AK Parti’yi Fethullahçı partilerden bunun için ayırıp, yüzde 41 oy verdi.
AK Parti’nin Fethullahçı bir parti ile koalisyon kurması, en başta millete ihanet olur.
Millet de böyle bir ihaneti sonsuza kadar affetmez.
Anayasa Mahkemesi
’nin, Danıştay’ın, Yargıtay’ın, RTÜK’ün ve YSK ile bazı mahkemelerin ufak ufak Fethullahçılarlehine karar vermeye başlamasının sebebi budur.
AK Parti’nin tek başına iktidar olamaması, bürokratları da etkilemiştir.
Güce tapan bir kısım bürokratlar, her ihtimale karşı şimdiden Paralel Yapı’ya selam yollamaya başlamıştır.
Bu yüzden de tehlike büyüktür.
Kaybedilecek vakit yoktur.
Olmayacak koalisyon görüşmeleri ile geçirilecek her gün, biliniz ki paralel yapıya yaramaktadır.
Bu arada, “Tayyip Erdoğan’ın da burnu büyüdü. O’na da bir ders vermek lazım” diyerek seçimde oy vermeye gitmeyen veya gidip Saadet Partisi’ne ve başka partilere oy veren AK Partililerin de bu gelinen noktada vebali büyüktür.
Tayyip Erdoğan’ın hiç mi günahı yok?
O kadar çok yanlışı ve günahı var ki, tek tek yazsam sayfalar yetmez.
Ama gün, bunları konuşma günü değildir.
Gün, Paralel Yapı kanserinden bu ülkeyi temizleme günüdür.
Ya bu kanser bu bedeni öldürür.
Ya bu beden bu kanseri öldürür.

Tüm Yazıları
Hakkımızda/Künye
  • Sahibi : İntervizyon Prodüksüyon Organizasyon San.Tic.Ltd.Şti.
  • Kuruluş : 21 Mart 2001
  • Genel Yayın Yönetmeni :Metin ÖZER
  • Editörler
  • Melek Baritoğlu