Gündem
  • 25.5.2004 13:34

ALEMDAROĞLU, FETHULLAH GÜLEN'E MEYDAN OKUDU!...

SERDAR ŞAHİN TEKİRDAĞ - İstanbul Üniversitesi (İ.Ü.) Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, ''Anayasa özürlü olan bu yasanın, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmayacağını tahmin ediyorum'' dedi. Türkiye'nin AB'ye alınmayacağını belirten Alemdaroğlu, ''Bırak diktatör Saddam'ın kendi vatandaşına yaptığı işkenceyi senin desteklediğin küçük Amerika İsrail 50 yıldan beri soykırım uyguluyor'' diye konuştu. Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu'nda düzenlenen ''Ulusal Eğitim ve Üniversiteler'' konulu konferansa katılan Rektör Alemdaroğlu, Türkiye'de üniversitelerin gelişiminden ulusal eğitime, üniversitelerin uluslararası eğitimdeki yerinden YÖK Yasa Tasarısı'na kadar bir çok konuda açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Alemdaroğlu, üniversitelerin, Türkiye'de toplumsal aydınlanmada öncülük görevi üstlenmesi gerektiğini belirterek, ''Mustafa Kemal Atatürk üniversite öğretim üyelerinden devrimlere öncülük etmelerini istiyor. Devrimlere öncülük etmek demek, yasa çıktıktan sonra onu uygulamaması, ona itiraz etmemesi, suskun kalması demek değil, bilakis konuşarak ona yön vermesi demektir'' dedi. Türkiye Cumhuriyeti'nde iki üniversitenin dünyanın en gelişmiş 500 üniversitesi içerisinde yer aldığını belirten Kemal Alemdaroğlu, bu üniversitelerden birinin İstanbul Üniversitesi, diğerinin ise Hacettepe Üniversitesi olduğunu söyledi. Alemdaroğlu, ''Türkiye'deki 53 devlet ve 24 vakıf üniversiteleri arasında cumhuriyet üniversitelerinin dünyadaki en iyi 500 üniversite arasına girmesi Türk halkının gurur duyacağı bir durumdur. Ben ulusal eğitimden yanayım, ancak 'İmam Hatip Lisesi mezunu doktor, mühendis, avukat, iktisatçı istemeyiz' dediğimiz zaman bize karşı çıkılıyor. Eleştirilere maruz kalıyoruz. Biz Türk halkının gurur duyması gereken bir üniversiteyiz'' diye konuştu. Harp Akademileri Komutanlığı'nın 1998 yılındaki bir yayınından yola çıkarak bilgiler aktaran Prof. Dr. Alemdaroğlu, ''Burada tablo şu; 4 bin 500 dinci vakıf, bin 500 nurcuların yurdu, 800 Süleymancıların yurdu, özel dershane, kuruluş, pansiyon evler, 5 bin 854 gerici eğitim kurumu, 124 radyo, 41 TV, 5 bin 200 yerel gazete, dergi ve yayın evinin şeriat desteklidir. Bu tablodan Atatürkçü Türkiye çıkar mı? Bu tablodan bütün bunlara rağmen Atatürkçü Türkiye çıkacak, bu tablodaki rakamlar artsa da fark etmez, Fetullah sülalesi ile de gelse fark etmez'' ifadelerini kullandı. ''ANAYASA ÖZÜRLÜ OLDUĞUNU KABUL ETTİLER'' Alemdaroğlu, açıklamaları sırasında hükümeti de eleştirdi. İktidarın 3 Kasım 2002'den bu yana hızlı bir şekilde karşılarına çıktığını kaydeden Prof. Dr. Alemdaroğlu, ''Adına acil eylem planı dediler, ülkede acil çözümlenmesi gereken sorunlar varken en acil sorun üniversitelermiş gibi davrandılar. Ancak baktığımızda sloganlarla dolu hiçbir anlam ifade etmeyen bir yazısı dizisi olduğunu gördük. 'İlla çıkaracağız' dediler 'buyurun çıkarın' dedik. 18 saatlik bir maratonla yasayı çıkardılar ama yasa çıktığı gün anayasa özürlü olduğunu kabul ettiler. Kendi mensupları Anayasa Komisyonu Başkanı bir profesör bu yasa tasarısı bir önce giden anayasa mini paketiyle uyuşmadığını söyledi'' dedi. Kemal Alemdaroğlu, ''Anayasa özürlü olan bu yasanın, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmayacağını tahmin ediyorum'' dedi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, 2 defa 15 günlük süre kazandığını belirten Alemdaroğlu, ''İmam Hatipliler, üniversitelerin her bölümüne girme şansını yitirdiler. Ancak 'yeni sözcüklerle karşınıza çıkarak yasa çıkarırız, üniversiteye girişi sınavsız yaparız' diyorlar. Sizin amacınız eğitimi kaliteli hale getirmek mi yoksa ülkeyi ortaçağ karanlığına götürecek eğitim mi? Bizler cumhuriyet üniversiteleri olarak bunlara fırsat vermeyeceğiz ve bu bağlamda hiç bir ortamda konuşmaktan çekinmem'' diye konuştu. Alemdaroğlu, yaptığı açıklamaların ardından kendisine yöneltilen soruları cevapladı. YÖK Yasa Tasarısı'nın AB'nin dayatmasıyla kabul edileceği yönündeki açıklamaların hatırlatılması üzerine Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, ''Avrupa'nın dayatması ile ABD'nin bastırması ile hiçbir şekilde hiçbir tasarı TBMM'den geçmez. 2004 yılının meclisi, Osmanlı'nın son dönemlerindeki meclislere benzemez, TBMM'nin şiarı bağımsızlıktır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir derken vurgulanmak istenen özgür, bağımsız Türkiye'dir. AB'nin baskısı ile hiçbir şey olmaz. Rektörlerin yürüyüşü sessiz olarak bir uyarıdır. Eğer bir ülkede eğitim kurumlarının başları öğretim elemanları ile beraber yürüyorsa, o ülkeyi yönetenler bunu değerlendirmek zorundadır. Ülke y'ledi. Alemdaroğlu, ''Tüönetimi bilgiyi ve deneyimi gerektirir, sadece ve sadece gençlik heyecanı içinde konuşmayı gerektirmez'' dedi. ''YASA 20 HAZİRAN'A KADAR YETİŞMEZ'' Alemdaroğlu, tasarının Meclis'ten geçirilmesi durumundaki tutumunun sorulması üzerine, ''Kimse heyecanlanmasın bu yasa 20 Haziran'a kadar yetişmez. Bu yüzden İmam Hatipliler, ticaret liseliler veya başka meslek liselerinde okuyanlar ya da düz liselerde okuyan öğrenciler hiç heyecanlanmasınlar. Türk yüksek öğretimi hiçbir şekilde güçsüz değildir. Ulusal eğitime, ülkenin yarına olmayan ve gelecek kuşakları fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller olarak yetiştirmeyecek olan hiçbir şeye hiçbir şekilde katılmaz. Askeriye de olanlara kayıtsız kalmadı, gerekli açıklamayı yaptı. Sözlerden ders alanlar alırlar. Biz TSK'nın değerini çok iyi bilen kişileriz. Sözleri anlamayanları onlar takdir ederler'' ifadelerini kullandı. Türkiye'nin AB'ye girme isteğiyle ilgili sorular üzerine Alemdaroğlu şöyle konuştu: ''AB çağdaşlaşma ortamı ise Atatürk`ün gösterdiği yolda onlarla birlikte olmalıyız. Ancak 'AB bizi alacak mı?' diye sorarsanız çok açık söylüyorum almayacak. Ama biz şu an da Avrupa'dayız. Trakya, Avrupa toprağı ve AB içinde 4 milyonu aşkın vatandaşımız var. Onurumuzla, gururumuzla iç hukuk düzenini bozmadan AB çağdaşlaşma kültürü ve mekanı ise ev et tabi varız. Ancak AB bir takım kişilerin kişisel düşüncelerinin aracı olarak kullanılacaksa kesinlikle karşısındayız.'' Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Büyük Orta Doğu projesi konusunda da, ''Bu projeyi hayata geçirmek isteyenler, projeyi kapsayan ülkelerin demokrasi dışında yönetildiğini belirtiyor. Demokrasi getireceklerini söylüyorlar. Suudi Arabistan'a nasıl demokrasi getireceksiniz? Dostunuz kralı mı göndereceksiniz, hanedanı mı yok edeceksiniz? Bu ülkelerde Saddam diktatörlük yapıyor, işkence ediyor diyorlar. Bırak diktatör Saddam'ın kendi vatandaşına yaptığı işkenceyi senin desteklediğin küçük Amerika İsrail 50 yıldan beri soykırım uyguluyor. Burada amaç ne demokratikleşme, ne Saddam, ne de diktatörlüktür. Buradaki amaç bu değil, burada petrol var, doğal gaz var. Türkiye'de de bor ve toryum var. Türkiye'nin bu hale düşmesinin nedeni bor ve toryumdur. ABD mahallenin kabadayısı havası içerisinde bu çalışmaları planlıyor ve bizleri birbirimize kapıştırıyor'' dedi. Alemdaroğlu'na, konuşmasının ardından Atatürkçü Düşünce Derneği Çorlu Şubesi Başkanı ve yöneticileri tarafından çiçek verildi. Bu sırada 1981 yılında Alemdaroğlu'nun ameliyat ettiği hastası olan Kıymet Kaçar da Prof. Dr. Alemdaroğlu'na teşekkür etti.

İLGİLİ HABERLER