Medya
  • 30.1.2022 14:02

Allah'tan istemek!..

ALLAH’TAN İSTEMEK
Kulun mayasında istemek vardır.

Allahü Teâlâ Azimüşşan, kullarını ezelden aciz yarattığı için, aciz olan kul sürekli bir şey ister.
Kimi farkında olarak, kimi farkında olmadan ister.
Rabbimiz merhameti SONSUZ VE SINIRSIZ olduğu için de kendinden isteyene, istediğini verir.
Dünyayı isteyen dünyayı alır. Ahireti isteyen ahireti alır.
Kim ne isterse, kim neye talip olursa onu alır.
İnsanoğlunun doğası, sonu gelmeyecek istekler deryasıdır.
Mümin olsun kâfir olsun böyledir.
Kâfirler bile farkında olmadan Allahtan isterler.
Onlar dünyayı istedikleri için, Allahü Teâlâ onların dünyalıkları bol bol ihsan eder. Ama onların istemediği ahiretten hiçbir şey vermez.
Merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz, düşmanı olan kâfirleri bile nimetlerinden mahrum bırakmaz.
Müminler ise ahireti ister, dünyayı istemezler.
İşte bu istek; Allahü Teâlâ’nın çok hoşuna gider.
Ahireti isteyen bir mümine, onun yanında dünya nimetleri de hediye eder.
İşte bu rabbimizin ihsanıdır. Yani bizi bu dünyada tamamen sıkıntılı bırakmaz.
Bir mümin bilmelidir ki; Allahü Teâlâ’nın ihsanı sonsuzdur.
Kime ne dilerse onu verir. Çünkü mülkün tek sahibi odur.
Allahü teala aynı şeyi iki yerde birden vermez.
Dünyada rahat bir hayat süren, ahirette sıkıntı çeker.
Dünyada sıkıntılı bir hayat süren, ahirette rahat eder.

Büyükler bu durumu şöyle özetledi;
Dünyada gülen ahirette ağlar, Dünyada ağlayan ahirette güler.
Buradan anlaşılacağı üzere; her mümin her şeyden önce Ahireti istemelidir bunun için de Allah’tan önce iman selameti dilemelidir.
Duanın manası;  Allaha yalvarma, istemek ve dilemektir.
Dua, kulun Rabbine arzıdır.

Her elini açan ister. İyilik ister, ahiret ister, dünyalık ister, sıhhat ister, iman ister.
Allah’ü teala kullarının acziyetini gösterdiği için, yani yaratıcı olarak kendisini görüp kendisinden istedikleri için çok memnun olur, çok hoşnut olur.
Bir adam Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimize geldi ve (Allah’tan istemek için): “Hangi duâ daha değerli ve kıymetlidir” dedi.
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’de buyurdu ki: “Rabbinden dünya ve ahirette selamet ve afiyet dile.” 
Aynı adam ikinci bir gün gelerek tekrar “Hangi duâ daha faziletli ve değerlidir?” diye sordu. Rasûlullah Efendimiz yine aynı cevabı verdi..
Üçüncü sefer geldiğinde adam yine aynı soruyu sordu.
Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’de “Sana dünya ve ahirette afiyet verilmişse zaten kurtulup gitmişsindir.” Buyurdu…
Kısaca bu ikisinin üstüne başka bir şey istemene gerek kalmadı. İkisini aldı isen, zaten hepsini almışsındır.
Allahü Teâlâ’dan bir şey dileyip de, dileği gerçekleşmeyen bir kişi bunun nedenini ve hesabını soramaz.
Mülkün sahibi Allah’tır.
Kime verip vermeyeceğini, kime ne kadar vereceğini ve kime ne zaman vereceğini o bilir.
Kula düşen sabırla beklemektir.
İsyan iman akidini bozar.
Allah muhafaza gerçekleşmeyen bir talebin sorgusu, Allaha hesap sormak olur. Kişiyi küfre götürür. Allahü Teâlâ; neyi, nerede ihsan edeceğini sadece kendi karar verir.
Bugün istenen bir şey, belki 10 yıl sonra zuhur eyler.
O yüzden, “Çok istedim ama bana vermedi” çok tehlikelidir. Bunu diyen çok büyük hata eyler. 
Mülkün sahibi, her şeyin sahibi talep edilen şeyi verme zamanınızda belirleyicisidir.
Şüphesiz ki onun belirlediği zamanın bir hikmeti vardır.
Her şeyin en doğrusunu bilen yüce rabbimiz, eğer bir talebi yerine getirmediyse, biliniz ki onda sizin bilmediğiniz bir hayır vardır.
Bu hayrı bilmeden, bu tür sorular gereksizdir.
Burnunun ucunu görmekten aciz olan bir kul, Allahü Teâlâ’nın kararının hikmetini nasıl bilsin.
O yüzden kulluk görevini yapın ama sakın Allahü Teâlâ’nın işine karışmayın.
Evliyanın en korktuğu şey;  Allahü Teâlâ’nın bir işine, Allahü Teâlâ’ya ait olan bir şeye, müdahil olma kaygısıdır.
Evliyalık yolunun birinci gereği; dilemek ve takdiri Allahü Teâlâ’ya bırakmaktır.
İşte nefsin arzularına ters gelen şey budur. Çünkü nefis, istenilen bir şeyi çabucak olmasını ister. Nefsin aceleciliği, Allah muhafaza çok insanı imansız eylemiştir. Nefsin aceleciliği yüzünden çok kişi imandan oldu. Nefis öyle tehlikelidir ki; dünyayı gösterir, ahireti götürür. Onun varlık nedeni de budur.
Şanı Yüce ihsan ve kerem sahibi olan Allah, evveli de bilir ahiri de bilir.
Allah’ın bir şeyin olması için tayin ettiği zaman emin olun ki sizin için en hayırlı zamandır. O yüzden olmayan talepleriniz için üzülmeyin, sabır edin. O işin olmaması veya ilerideki bir zamanda olması MUTLAK sizin hayrınızadır.

Kul acizdir. Kul mahkûmdur. Kul gücü yetmeyendir. Elbette ki;  bu şekilde olan bir kul rabbinden talep etmelidir.
Allahü Teâlâ’dan talep etmek her kula haktır.
Resûlullah Efendimiz buyurdu ki; Kim insanlardan bir şey istemezse, Allahü teâlâ onu zengin eder. Kanaat edene de Allah kâfidir.
Rabbimiz, kullarının kendinden bir şeyler istemesinden çok memnun olur.
Salih müminler Allahü Teâlâ’nın kendisine verdiği bu hakkı,  ömür sonuna kadar kullanabilirler, ama kararı Allahü Teâlâ’ya bırakırlar.
Şunu unutmayın ki; her şeyin en doğrusunu Allahü Teâlâ bilir. Dolaysıyla gerçekleşen veya gerçekleşmeyen bütün talepler, bir kul için en iyisidir.
Allahü Teâlâ Azimüşşan, Habibinin yolunda olanların iyiliğini ister. Onlar için en doğru ve en uygun zamanı gözetir.
Dua ederken; önce kalıcı olanı isteyin, ahireti isteyin, dünyalığı sona bırakın.
Saadeti Ebediyye için son nefeste iman etmek şarttır. 
İşte bu yüzden Dua ederken; “Ya Rabbi beni şehit olarak, son nefeste imanlı olarak al” diye dua etmelidir…
Allah’tan bir şey istenirse önce en üstünü en değerlisi istenir. Çünkü Onun merhameti o kadar fazla ki, belki o an ona denk gelir o en üstten bu bana hayal dediğin şey o an sana nasib olur.
Bir kimse Cenab-ı Allah’tan bir şey isterken, önce en kıymetli olanı talep edeceksin.
Rabbim hepimize son nefeste iman nasib etsin”, (AMİN) 
En hayırlı ve kıymetli dua budur.
Allah duanı kabul buyurursa;  Sonsuz saadet otobanına çıkarsın.
Başka ne isteyeceksiniz?
İman selameti isteyeceksiniz. Birinci öncelikli istenilecek şey budur.
Sonuç itibariyle,
dünyalık bir şey istediğin zaman çöplükten bir şey istemiş gibi olursun.
Çöplükte bulunan şeylerin en kıymetlisi bile sonuçta çöptür.
Bunu böyle bilip dünyalık istekleri öne değil sona koyun. Önce ahireti sonra dünyayı isteyin
Tabi sıkıntılar, hastalıklar, rızkınız ve sevdikleriniz için istemek haktır.
Dolayısıyla, sizin asli işiniz kalıcı bir şey istemek. Yani siz kalıcı bir şey isteyeceksiniz.
Allahü teala sizi doğru şey isteyenlerden eylesin.
Cenab-ı Allah’ın kudreti ve merhameti, keremi ve ihsanı sonsuzdur. Cenab-ı Allah verir.
Bunlardan arta kalan bölümde; hastalıklarınıza şifa istemek haktır. Kimseye muhtaç olmamak için bol rızk istemek, Sağlık sıhhat istemek haktır. Hizmet etmek için mal mülk para istemek haktır.
Bunlar dünyalık ama bunlar da hak oluyor yani. Dolayısıyla bunların da istenmesinde bir mahzur yoktur yani. Mesele bunları öncelik ve yegâne amaç yapmamaktır.
Bu bakımdan;  Allahü Teâlâ’dan bir şeyi isterken sakın ha aceleci olmayın.
İsteyin ve takdiri Allahü Teâlâ’ya bırakın. İşte doğru olan budur.
Allahü Teâlâ’nın takdirine bırakılan bir işi neden niçin nasıl diye sorgularsanız, bu Allahü Teâlâ’nın hoşuna gitmez.
Allahü Teâlâ’nın Hoşuna gitmeyen bir işte hayır beklemek ise ahmaklık olur. İşte işin özeti budur.
Hadis-i şeriflerde de buyruldu ki: “Ya Rabbi, senden isteyip de verdiğin zatların hatırı için, senden istiyorum.”
Ya Rabbi bizde senden isteyip de verdiğin zatların hatırı için kendimize, ailemize, sevdiklerimizi ve Ümmet-i Muhammed’e istiyoruz.
Duamızı kabul eyle Ya Rabbi.. (AMİN)

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER