Medya
  • 18.5.2019 23:58

Altıncı Sema!.. Hazret-i Musa'nın gözyaşları

ALTINCI SEMÂ
Resûl-i ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem efendimizin anlattıklarına devam edelim..
Bundan sonra ALTINCI SEMÂYA çıktım.
Bu semâyı Yüce Hak sarı yakuttan yaratmış.
Adına da Halisa derler. Buranın hâzinine de (Bekçisi) Semhail’ derler.
Daha önce anlatılan usulde kapının açılması istendi.
Belli sual cevap vaki oldu.
Kapı açıldı; içeri girdik.
Oranın hazini Semhail’i gördüm.
Hizmetinde altı yüz bin melek vardı.
Her meleğin emrinde ise ayrıca altı yüz bin yardımcı var.
Hepsi de şu tesbihi okuyorlardı;
Kerim Zat noksan sıfatlardan münezzehtir.
Açılan nur Zat noksan sıfatlardan münezzehtir.
Öyle münezzeh bir zattır ki, semâlarda olanların  ilâhı odur; yerde olanların ilâhı odur.

( Sübhane’el Kerîm, sübhan’en –nur’ül-mübin, sübhanellezi hüve ilâhü men fis-semavati ve ilâhü men fil-arzi)
Semhail’e selâm verdim, selâmımı aldı.
Tam manası ile bana tazim etti. Sonra, “Allah-ü Taâlâ senin hasenatını, kerametlerini, kalbinin nurunu bereketli kılsın.” diye dua eyledi.
Ben de onun bu duasına, “Amin!.” dedim.
Bunu geçtikten sonra, büyük bir melâike zümresine vardım.
Bunlara, “Kerrubiyyun” Adı veriliyordu. (Sadece ibadetle meşgul olan melekler. Allah'a en yakın olan melekler. Büyük melekler.)
Bunların adedini ancak Allah-ü Taâlâ bilir.
Bunların başkanı bir ulu melektir ki, yalnız bu ulu meleğin yetmiş bin melek hizmetçisi vardır.
Her hizmetçisinin de yetmiş bin yardımcısı var.
Bunlar yüksek sesle tesbih ve tehlil okuyorlardı.
Bunları geçtikten sonra, kardeşim Musa’yı gördüm.
Selâm verdim. Selâmımı aldı; kalktı, beni iki gözlerimin arasından öptü. Sonra şöyle dedi
-Seni bana gösteren Allah’a hamd olsun.
Ve.. benim için Yüce Hak’tan nice kerametlerin müjdesini verdi.
Sonra şöyle dedi:
Bu gece sen, Mevlâ’nın cemali ile münevver ve münacaat-ı Huda ile mükerrem olacaksın.
Zaif ümmetini unutma.
Sana ne ihsan olunursa, ondan ümmetine de nasib iste.
Eğer bir şey farz olursa, mümkün olduğu kadar hafif olmasını taleb eyle.

Musa’nın okuduğu teşbih duası şuydu:
Dilediğine hidayet nasib eden Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Dilediğini dalâlette bırakan Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Gafur Rahim olan Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
(Sübhan’el – hadi men yeşaü, sübhan’el – mudillü men yeşaü, sübhan’el – Gafur’ür –Rahim)
Musa’dan ayrıldığımda ağladı.
Sordum, “Ağlamanın sırrı nedir?. “ diye.
Şöyle anlattı:
-Yeni bir zat benden sonra peygamber oldu. Onun ümmeti benim ümmetimden daha fazla cennete girecektir. Böylece benim ümmetimden cehenneme giden çok olacaktır. Ben ümmetimin o haline ağlarım.
Musa Peygamberi geçtikten sonra, Mikâil’e eriştim.
Büyük bir kürsüye oturmuştu.
Önünde büyük bir terazi vardı.
O terazinin her gözü, yerler ve gökler sığacak kadar büyüktü.
Önünde nice nice tomarlar vardı.
Yanına varıp selâm verdim. Selâmımı aldı, kalkarak tazim eyledi.
 Bana şöyle dua etti:
- Allah-ü Taâlâ senin kerametini ve sürürünü artırsın.
Onun bu duasına karşılık ben de, “Amin!.” dedim.
Sonra bana şöyle bir müjde verdi:
- Senin ümmetine olan hayır ve keramet, hiç bir ümmete müyesser olmamıştır. Onların mizanı cümlesinden ağırdır.
O kimseye saadetler olsun ki, sana tabi olup sever.
Vay o kimsenin haline ki, sana isyan eder..

Mikâil’in yanında o kadar çok melek vardı ki, onların adedini ancak Allah-ü Teâlâ bilir.
O meleklerin hepsi bana şöyle dediler:
- Cümlemiz senin fermanına itaatkârız.
Daima sana salâvat okuruz.
Âdem’in yaratılmasından yirmi beş bin yıl evvelinden bu ana gelinceye kadar, her ne mikdar yağmur ve kar yağdıysa.. onların her katrasına(Damlasını) bir melek hizmet ederek indirir.
Ne kadar bitki, meyve, hububat biterse, her birine bîr melek hizmet eder. Hizmetini de tam yapar.
O hizmette bir kere bulunan meleğe kıyamete kadar bir daha sıra gelmez.

Onların çokluğu ne kadardır; bundan kıyas eyleyin.
O meleklerin teşbihi şuydu:
- Her müminin ve kâfirin Rabbı Yüce Zat noksan sıfatlardan münezzehtir.
Noksan sıfatlardan münezzehtir o zat ki, hamile kadınlar onun heybetinden içlerindekini düşürürler.

(Sübhane Rabbi külli mü’minin ve kâfirin , sübhane men tadau min heyebetihi ma fi butuni-ha’l-havamilü)
Mikâil’in teşbihi de şuydu:
- Pek Yüce Rabbım tüm noksan sıfatlardan münezzehtir.
(Sübhan’el Rabbiy’el –Alâ)
Bir rivayette şöyle anlatıldı:
- Her kim yukarıda anlatılan;
«Pek Yüce Rabbım, tüm noksan sıfatlardan münezzehtir(Sübhan’el Rabbiy’el –Alâ)
Tesbihi okumaya devam ederse, o kimse öldüğü zaman, Mikâil Aleyhisselam kendisine rahmet meleği ile hediye gönderir.
Her kimin ki kabrine rahmet meleği gelir,  o kimse kabir azabından emin olur. Bu mana icabıdır ki;
Resûl-i ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz;
Pek Yüce Rabbım tüm noksan sıfatlardan münezzehtir.” Tesbihini sünnet eyledi. (Bu tesbih namazlarda vardır. Namaz kılanlara büyük hediyedir, kılmayanlara büyük ziyandır. Sade namazlarda değil ayrıca da bu tesbihi okumak lazımdır)
Ta ki, ümmeti secdelerinde o tesbihe devam etmek sureti ile anlatılan saadete nail olalar.
Resulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimizin anlattıklarına devam edelim:
Bundan sonra, yeşil ve nurlu bir denize eriştim.
Burada o kadar çok melâike vardı ki bunların sayısını ancak Allah-ü Taâlâ bilir; ondan başka kimse bilmez.
Bunların tesbihi şuydu:
- Kadir muktedir olan Yüce Zat noksan sıfatlardan münezzehtir.
En keremli kerim olan Yüce Zat noksan sıfatlardan münezzehtir.
Celil Azim olan Yüce Zat noksan sıfatlardan münezzehtir.

(Sübhan’el –kadir’il-muktedir, sübhan’el –kerim’il ekrem, sübhan’el-celil’il –azim)
Sordum, “Bu ne gûna (çeşit) deryadır?.
Cebrail şöyle anlattı:
- Bunun adına, “Yeşil deniz. (Derya)” derler.
Bundan sonra, Cebrail ezan okudu; kamet getirdi.
Altıncı semâ meleklerine imam oldum; iki rekât namaz kıldım.

DERLEYEN METİN ÖZER

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER