Sarhoş kız ormanda dondu
Oğlunun katilini idam sehpasında affetti
Petek Dinçöz ağlarak Tayyip Erdoğan'a seslendi

İŞTE İÇİNDE AŞK,SEKS VE İHANETİN OLDUĞU MERYEM'İN SIR DOLU MEKTUPLARI...

Mustafa Kıvrık’ın eşi N.K., işkence olayından birkaç ay önce, kocasının ofisinde arama yapmış. Bu sırada da pasaport, vekâletname gibi birtakım evrakla birlikte Meryem Sak’ın günlüğünü de bulmuş. Bu günlükte, N.K.’nin iddiasına göre Meryem, kocasına aşkını ilan etmiş.İşte o mektuplar...
Kimse pek bilmese de olayın iki kadın kahramanı vardı; biri Meryem, diğeri Mustafa Kıvrık’ın eşi N.K. Meryem bütün hikâyesini basınla paylaştı. Yaşadıklarını anlatmak istemeyen N.K. ise ilk kez Tempo’ya konuştu

Arzu Erdoğan/Tempo Dergisi


Mustafa Kıvrık, yani nam-ı diğer Meryem’im işkencecisi... Mustafa Kıvrık’ın Meryem’e yaptığı işkenceyi anlamak ya da kavramak mümkün değil. En büyük insanlık suçu olan işkencenin hiçbir özrü yok. Mustafa Kıvrık’ın eşi N.K., TEMPO’nun görüşme teklifini kabul ettiğinde, “Mustafa Kıvrık neden Meryem’e işkence yaptı?'' sorusuna yanıt aramadık. Çünkü işkencenin ‘hasta bir ruhtan’ başka bir nedeni olamazdı.
      Fakat Meryem Sak ve ailesinin, Mustafa Kıvrık ve ailesiyle yollarının nerede ve nasıl kesiştiğini sorguladık. İki aile arasındaki ilişkinin ne tür bir ilişki olduğunu anlamaya çalıştık. Adamın hayatındaki diğer kadınla, karısıyla, Meryem’le akran olan kızlarıyla ilişkisine baktık.
      Bu soruların yanıtını N.K. bize kendi penceresinden verdi. Kocasına kızgındı ama işkence görmesine rağmen Meryem’e de kızgındı. Çünkü Meryem’le kocasının arasında uzun yıllara dayanan bir ilişki olduğunu düşünüyordu. Düşünmenin de ötesinde, kocasının bürosunda yaptığı aramada, Meryem’in günlüklerini ele geçirmişti. Bu günlüklerdeki aşk itirafının kocasına yapıldığına emindi. Canını acıtan da zaten bu aşktı. Bu ilişkiden ötürü de “Allah’ın bildiğini yaptığına'' yani Meryem’i ve kocasını cezalandırdığına inanıyordu.
      N.K., Meryem’le ailesini kocası nedeniyle 15 yıl önce tanımıştı. Meryem o zamanlar daha 9 yaşındaydı. Kocasının, Meryem’in babasıyla yaptığı ortaklıkla başlayan ilişki, o gün bu gündür Kıvrık ailesi ile Sak ailesi arasında tuhaf bir şekilde süregelmişti.
      N.K. de Meryem gibi kendisini düzgün sözcüklerle ifade eden bir kadın. 40’lı yaşlarında, lise mezunu, hoş görünümlü, modern bir Anadolu kadını. Aslında konuşmaktan yana değil. Ama kendisini de en az Meryem kadar bu olayların kurbanı olarak görüyor. O da ilk ve son kez içini dökmek istiyor. Artık yepyeni bir hayata başlamak istediği için, isminin açık açık yazılmasını, fotoğrafının çekilmesini istemedi. Biz de bu isteğine saygı gösterdik.
      - Meryem Sak ile eşiniz Mustafa Kıvrık arasında ilişki olduğunu düşünüyoruz. Sizce ilişkileri ne zaman başladı?
      Benim hesaplarıma göre 1996’da başlamış. Biz o zaman Kütahya’daydık. Herhalde o zaman başlamış. Ben bu olaydan birkaç ay önce Meryem’in yazdıklarını, fotoğraflarını buldum büroda. Bunun üzerine ikisine de bir ilişkileri olup olmadığını sordum. İkisi de inkâr etti.
      - O zamana kadar bu ilişkiden haberiniz yok muydu?
      Daha önce de hissediyordum. Tabii ki beyim asla kabul etmiyordu. Hatta “Hayır, böyle bir şey olamaz'' diye bana yeminler etti. Ama içten içe böyle bir şey olduğunu hissettiğim için, “Yemin etme, çarpılacaksın'' dedim. Çarpıldı da. Benim çoluğumun çocuğumun hakkını 10 senedir onlara yedirdi. Benim Kütahya’da babamdan kalan mirasla aldığım bir evim vardı. 2002’de benden vekâlet aldı. Gidip onu sattı. Bana da “İki hesap olmaz'' deyip, parayı kendi üzerine yatırdı. Ben de kocam olduğu için sesimi çıkarmadım. Dört sene öncenin 60 milyarını İmar Bankası’na yatırdı. Banka battı, para bloke oldu. 2004’te bu parayı devletten almışlar -elimde evrakı da var-. Meryem’le birlikte bir güzel yemişler. Bana da “Bijuteri işini açınca ona harcadım'' diyor. Bizim bu işimiz 2005’te başladı. Elimdeki belgelere göre daha iş başlamadan para bitmiş.
      - Şimdi biraz başa dönelim. Siz iki aile Kütahya’dan birlikte mi geldiniz?
      Hayır, önce onlar geldi. Beyim getirdi, onları buraya yerleştirdi. Geri dönmedi. Ben de çocuklarımla birlikte taşındım Antalya’ya. Onların yerleşmesi daha önemliydi tabii, bize yardım etmek için dönmek aklına bile gelmedi. Bütün eşyalarımı altıncı kattan aşağıya ben taşıdım. Meryem’in babası burada bir ay kadar kaldı. İşi batırdığı için gerisin geriye gitti.
      - Sizce Meryem’in annesi ve babası, eşinizle Meryem arasındaki ilişkiyi biliyor muydu?
      Senin 14 yaşında bir kızın olsa, böyle bir ilişkiden haberin olmaz mı? Annesi o kadar rahattı ki, ben sorduğum zaman da “Benim hiçbir şeyden haberim yok. Ben altı sene yatılı çalıştım, ne oluyor, ne bitiyor bilmiyorum'' diyordu. Eşim biz daha Kütahya’dayken, yemeğini yiyip her akşam oturmaya onlara gidiyordu. Akşam 22.00’de çıkıyordu, sabaha karşı 05.00-06.00 gibi eve geliyordu. “Bu saatlere kadar neredeydin?'' diye sorduğum da Meryem’in babasıyla iş konuştuklarını söylüyordu. Yani böyle bir durumda aynı evin içindeki anne babanın, bu ilişkiden habersiz olması mümkün mü?
      - Eşinizin Meryem’in ailesinin tüm masraflarını karşıladığı doğru mu?
      Tabii canım. Ona göre biz neysek Meryemler de oydu. Bizim evimize ne alınıyorsa, onlara da aynısı alınıyordu. Ben artık burada onlarla görüşmek istemiyordum. Ama hafta sonları zorla ailecek ziyarete götürürdü.
      - Aralarının neden bozulduğunu, bu işkencenin neden oluştuğunu biliyor musunuz?
      Benim tek bildiğim, bizim kasadan bir para çalınmış. Bir de içinde kıskançlık var herhalde. O yüzden olmuş.
      - Meryem eşinizin şeyh olduğunu, insanları etkileyerek paralarını aldığını ve bu paraları geri ödemediğini söylüyor. Bunlar doğru mu?
      Hayır, doğru değil. Eşim inançlı bir insandı, ama bağnaz dindar değildi. Bizim hepimizi görüyorsunuz, başımız açık, giyimimiz modern. Asıl Meryem’in ailesi kapalı, türbanlı, tamamen kapanıp gözlerini dışında bir yerlerini göstermeyenler de var. Babasının neredeyse göbeğine kadar sakalları var. Teyzesi hafız, annesi hem hafız, hem de hafız yetiştiriyordu Kütahya’da. Hatta ailesinin büyük çoğunluğu tarikatçı. Zaten Meryem de Kütahya’dayken türbanlıydı, İmam Hatip’te okudu. Antalya’ya gelince açıldı. Bir keresinde beraber çalışırken bir bluz giymişti. Tek askılı, bir omuzu dışarıda. Onu öyle görünce “Kızım sen işe geliyorsun, bu nasıl bir kıyafet öyle? Bir daha işe gelirken böyle şeyler giyme'' diye ikaz etmek zorunda kaldım.
      - Kaç yıllık evlisiniz?
      27 sene oldu. Evlendikten bir hafta sonra dayak yemeye başladım. Çocuklar büyüyene kadar da aralıklarla devam etti. Ne zaman çocuklar büyüdü ve babalarına karşı çıkmaya başladı, o zaman artık vurmadı. Kötü şeyleri sildim kafamdan, hep iyi şeyleri görmeye çalıştım. Gerçekten de iyisini alır, iyisini yedirir öyle bir insandı. Onlara dalınca bozuldu. O kız bunun (Mustafa Kıvrık’ın) ahlakını da bozdu. Sinirliydi, ama anlıktı. Birden sinirlenir, beş dakika sonra geçerdi. Ama bir şeyi kafasına taktı mı, onu alasıya kadar da uğraşırdı. İnatçıydı.
      - Hiç boşanmayı düşünmediniz mi?
      İki kez düşündüm. Hatta ikisinde de mahkemeye verdim. İlkinde dört aylık hamileydim, beni dövdü. O sinirle terk ettim evi ve mahkemeye verdim. Dört ay sonra elini kırmış, ağlayarak beni aradı ve ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de çok vicdanlı bir insanım, dayanamadım.
      - Mustafa Kıvrık’ın, Meryem’e işkence yaptığını ne zaman öğrendiniz? Kızlarınızın ihbar ettiği söylendi...
      Bilmiyorum, bir erkek ihbar etmiş dediler. Gazeteler kızlarımın ihbar ettiğini yazdı ama, değil. Biz basın savcısına gidip şikâyet ettik zaten. “Kızlarımın adı geçiyor, ama böyle bir şey yok'' dedim. Kendisi yakalanmadan birkaç gün önce (eşinden bahsediyor) resmini çekmişti, bana gösterdi. Onun o halini görünce, kendimi görmüş gibi oldum. Zamanın da ben de çok dayak yiyip, onun yüzünden o hallere gelmiştim. O kadar kızmama rağmen “Allah seni kahretsin, ne yaptın bu kıza böyle?'' dedim. Bana “Hayır, onu kazanmamız lazım, Meryem’e ihtiyacımız var bizim'' dedi. Sonra akrabalarımdan birinin düğünü vardı, onun için Uşak’a gittim. Ben oradayken ihbar edilmiş.
      - Madem ilişkileri vardı ve birbirlerine bu kadar bağlıydılar. Ne oldu da ilişkileri bu hale geldi?
      Bilmiyorum ki! Bana ve çocuklarına güvenmezdi, ama ona aşırı güveniyordu. İş yerinin anahtarı bizde yok, Meryem’de vardı, kasanın anahtarı da ondaydı. Kendisi Çin’e gittiğinde, bankalardan para çekebilsin diye vekâletname de çıkartmış Meryem’e. Biz onları sonradan büroda bulduk. Ev parasını da bir güzel yemişler birlikte. Ama kasada olması gereken bir para var. Zaten bu hesaplardan da belli, o para ortada yok. Bana da dediğine göre bu paranın peşine düşmüş. Bir kasa anahtarı varmış, onu istiyormuş Meryem’den. İlk olayları böyle başlamış, bir de erkek meselesi mi olmuş ne olmuş, birbirlerine girmişler.
      - Sizin bu konularda ifade verdiniz mi?
      Yok istemediler. Her şeyi onlar biliyor, benim bir şeyden haberim yok ki. Alacağı da vereceği de. Hâkim bana “Sen ne biliyorsun?'' derse, “Ben ancak bulaşık yıkamayı, çamaşır yıkamayı, ev süpürmeyi biliyorum'' diyeceğim. Çocuklarımın da benim de büroya girmesi yasaktı. Çocuklar girdiklerinde ise beş dakika ne alacaklarsa alıp çıkıyorlardı. Gezinmek yasaktı. İki-üç aydır da hiç sokmuyordu.
      - Eşiniz çocuklarınızı dövüyor muydu?
      Kızları yalnız yakaladığında hırpalamaya çalışıyordu. Bir kere ben hastaydım, ameliyat olmuştum. Küçük kızım da ona yemek ısıtıyordu. Vay efendim yemek çok ısınmış diye tencereyi yere attı, kızın üstüne yürüdü. Vurmaya başladı; ben ameliyatlı halimle aralarına girmeyi çalıştım. Ertesi gün gelip E.’den özür diledi, “Ben başka bir şeye sinirlenmiştim'' dedi. Ama ne olacak? O çocuğun içindeki yara geçer mi? Yalnızca saldırmıyor ki, ağır hakaretler de ediyordu. Çalışmaya başladıktan sonra onlara dokunmadı. Çünkü çalışıp para getiriyorlardı.
      - Bu mektupları ve elinizdeki eşyalarını nerede buldunuz?
      Pasaportlarla, mektupları işyerinde buldum. Doğum kontrol hapı, mantar ilacı (vajinal mantar) ve gebelik testi aletini polis bize teslim etti. Sonra üzerinde Meryem’in adı yazan porno CD’ler buldum.
      - Kendilerinin filmi mi?
      Yok, değil.
      - Pasaportlar niye? Birlikte kaçmayı mı düşünüyorlarmış?
      Yok. Meryem’in kardeşini Çin’e götürmüştü, onu o zaman çıkardı. Meryem’i de yurtdışına götürmek istiyordu. Herhalde o zaman çıkarmış. Onu kayırdığı, düşündüğü kadar, çocuklarını düşünmedi. Benim çocuklarımın sigortası yok, onun var. Bir de bizden gizli hayat sigortası yaptırmış. Onun kâğıtlarını da büroda buldum.
      - Her şey olup bittikten, eşiniz tutuklandıktan sonra siz neler yaşadınız?
      Çok mağdur olduk. Günlerce gazetecilerden saklandık. Ekmek almaya bile çıkamadık dışarıya. Maddi yönden ciddi sorunlar yaşamaya başladık. Olayları duyanlar, malları iade ettiler. İş zaten onun üzerine, hiçbir şey yapamıyoruz. Vekâlet de yok. Oğlum lise sona gidiyor, dershaneye gitmesi lazım gönderemiyorum. Borç kapıda, kredi kartları patlamaya başlamış. Ne yapacağımı bilemiyorum.
      - Boşanacak mısınız?
      Düşünüyorum. Bakmayın şimdi böyle yaygara yaptıklarına. Onlar gene birbirini bulur. Ben artık o ortamda yaşamak istemiyorum.
      - Hapishane gördünüz mü eşinizi hiç?
      Oğlum çok ısrar etti, geçen gün gittim. Açık görüş varmış, orada bir 10 dakika gördüm. Görünce halini dayanamayıp yine ağladım. Bana “Son 10 yıl için senden özür dilerim, beni affet'' dedi. Ben affetsem ne olur ki, Allah affetsin.
      - Meryem hakkında bir şeyler söylemiyor mu?
      Hâlâ Meryem’i koruyor. Bu ne sevgiymiş ben anlamadım ki. Olayın içyüzünü ikisi biliyor. Benimki hiç açıklamıyor, Meryem de kendini kurtarmak için mağdurları oynuyor, yani ikisi de açıklamıyor. Benim tek bildiğim, bir ilişkileri olduğu, bu mektuplar da bunu kanıtlıyor zaten.
     
      Meryem Sak’ın ‘sır’ mektupları

      Mustafa Kıvrık’ın eşi N.K., işkence olayından birkaç ay önce, kocasının ofisinde arama yapmış. Bu sırada da pasaport, vekâletname gibi birtakım evrakla birlikte Meryem Sak’ın günlüğünü de bulmuş. Bu günlükte, N.K.’nin iddiasına göre Meryem, kocasına aşkını ilan etmiş
     
      1 Ocak 2000, Saat: 00.17

      2000’e Antalya’da girdik.
      İnşallah Allah bize yeni bir yıl ile birlikte sağlık, mutluluk, para ve huzuru artık verir. Ben vereceğini biliyorum ama ne zaman bilemiyorum. İnşallah 1999’la birlikte bütün çilelerimiz bitmiştir. Bir gün kocamla birlikte mutluluk, huzur ve maddi rahatlık içinde çocuk hayalleri kurmak istiyorum. İnşallah çilelerimiz gerçekten bitmiştir ve yarın işe alınırım.
     
      Sevgiler ve mutluluklar

      **** 3 Temmuz 2000 Pazartesi Saat: 09.50 Aşkım, Bitanem, koca bebeğim, seni her şeyden ama her şeyden çok seviyorum. Arkadaşlarım yok, akrabalarım bitiyor ve her şeyden, herkesten önemlisi ailemi kaybettim. Onlara karşı olan sevgimi, saygımı, özsaygımı yitirdim. Kısacası tamamen yalnızım. Hayatımın bundan sonraki kısmında güvenebileceğim, itimat edebileceğim, konuşup dertleşebileceğim bir tek insan bile yok çevremde ve olamaz da... Çünkü insanlara olan özsaygımı yitirdim.
      Tutunabileceğim tek dal, güvenebileceğim, sevgimi, saygımı yöneltebileceğim, konuşup muhabbet edebileceğim tek SEN VARSIN. Ve ben bu ince düşünceler içindeyken, senin benimle konuşup, muhabbet edebileceğin zamanı bulamamana ve bazı zamanlar beni ihmal etmene çok üzülüyor ve kırılıyorum. Hep, her zaman yanımda olmanı istiyorum. Seninle birlikte uyumak istiyorum. Seninle birlikte uyanmak istiyorum. Bütün gecelerin bizim olmasını istiyorum. Ben en çok seviştikten sonra sana ihtiyacımın çoğaldığını hissediyorum ve bizim hiç seviştikten sonra ki zamanlarımız yok. Çünkü gidiyorsun ya da daha beteri uyuyorsun.
      Benim sana, senin bana ihtiyacın olabileceğinden daha fazla ihtiyacım olabiliyor, senin de bana öyle... Uzun sayılabilecek bir zamandır sen bunları önemsemiyor musun? Yoksa bana mı öyle geliyor. Eminim sen bana “Salak kız, sana öyle geliyor'' şeklinde cevap vereceksin. Her neyse umarım düzelir bu halimiz.
      Seni çok seven karın Meryem ***
     
      Ağustos 2000 Salı, Saat: 11.15 Yer: Büro

      Hayatımın ikinci dönüm noktası...
      Kocam artık sabredemiyor ve annemler için .... (Okunmuyor) 15 gün mühlet tanıdı. Annemin yapması gereken tek şey babamı ikna etmek ve dedemi babama tartaklatmak... Annemi Kütahya’ya gitmeye ikna ettim. Yapabileceğim her şeyi yapıyorum. Çok üzülüyorum, çok yıpranıyorum. Gelecekle ilgili o kadar çok endişem var ki...
      Bundan sonraki hayatımda hep olacağını bildiğim tek ... (Okunmuyor) kocam. Onu çok seviyorum ve değer veriyorum. Onun üzülmesini hiç istemiyorum. Zaten o bu kadar çok üzülmese ben de üzülmem böyle...
      ***
     
      26 Eylül 2004 Pazar

      Bu dünya üzerinde var olan, en dürüst, en sevmeyi bilen, en çok değer gösteren, en tatlı, en sevilesi adam, benim kocam; ONU KELİMELERLE İFADE EDEMEYECEĞİM KADAR ÇOK SEVİYORUM ve onun da BENİ ÇOK SEVDİĞİNİ BİLİYORUM.
      Bundan sonra onu üzmeyeceğime söz veriyorum... Ve bu sözü kendi kendime namus sözü olarak kabul ediyorum.MİLLİYET

Çok Okunanlar

18 yaşındaydım. Bu sektör kurtlar sofrası bir kişiyle olayım dedim ve ...
Dünyanın en çok kazanan topmodellerinden Heidi Klum sevgilisiyle tatilde ...
7 yıl önce çıkan sokak kavgasında bıçaklanarak öldürülen Abdullah ...
Bu kadın hergün bin koyunu ve ineklerini dağlara çıkartıp otlatıyor
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, görevden alma ...
Bu arada konuyla ilgili görüşlerine başvurulan Bank Asya yetkililerinin, ...
Tatta'nın atı ile öyle güçlü bir bağı var ki, şaşırtıcı bir şekilde atını ...
Bütün ülkeyi yasa boğan olayda gemi yetkililerinin, çoğunluğu öğrenci olan ...
Arnavutköy'de objektiflere takılan sunucu Ece Erken'in yanında kendisinden ...
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye’de ...
Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.
Görüş ve önerileriniz için info@habervitrini.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.