Gündem
  • 25.5.2013 22:01

"Atatürk’ün yaptığını bugün biz yapıyoruz"

Bozdağ, Yozgat'ın Şefaatli ilçesinde Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, bugün bambaşka bir Türkiye’nin olduğunu, yarın daha iyi olan bir Türkiye’ye doğru hep birlikte yol alacaklarını söyledi.

Türkiye ekonomisinin çok güçlü bir noktada olduğunu belirten Bozdağ, Türkiye'nin IMF’nin kapısında borç para dilenen bir ülke konumundayken IMF’yi Türkiye’den göndermiş, borcunu da sıfırlamış bir ülke haline geldiğini ifade etti.

"Dünün dilenci Türkiyesi, bugün IMF’ye güle güle demiş bir Türkiye" diyen Bozdağ, şöyle devam etti:

"Millete hizmet böyle olur. Milleti, IMF’ye rehin ederek değil, IMF’yi milletin sırtından indirip milletin sömürgesine son verip göndermekle yapılır. Biz her alanda bunu yaptık. Türkiye’de geçmişte Ziraat Bankası, , Vakıf Bankası her yıl milyarlarca görev zararı yazıyordu. Sizin cebinizden paralarla birilerine krediler veriliyor, krediler dönmeyince de görev zararı yazılıyor, bunun faturası milletimizden çıkıyordu. Bugün Türkiye’de 'görev zararı' yazan bir tane banka kalmadı ve bankalar artık kar yapıyor, milyarlarca dolar hazineye gelir aktarıyor. Öte yandan, bankaları milletin peşine taktık. Eskiden bankadan kredi almak için vatandaşlar, vekillerin, bakanların kapısını aşındırırdı. Şimdi vekillerin, bakanların kapısında kredi için dolaşan kimse yok çünkü sistemi geliştirdik, bambaşka bir yapıyı hayata geçirdik. Şimdi banka müdürleri borcuna sadık olan, ticaretinde başarılı olan yatırımcıların peşine düşmüş durumda. Onlara kredi veriyor. Bankaları milletin peşine takan, millete saygısını çoğaltan bir anlayışa doğru getirip çektik çünkü iktidarda yeni bir anlayış var, batan bir yapı yok. Millete üreten, millete veren, milletin gücüne güç katan bir yapı var."

- "Kimsenin alkol tüketmesine müdahale etmiyoruz"

TBMM’de bir kanun teklifinin yasalaştığını belirten Bozdağ, bu teklifin içerisinde önemli düzenlemeler olduğunu, CHP'nin de bu teklifin Meclis'ten geçmemesi için çok büyük bir gayret gösterdiğini savundu. Hazırlanan teklifin içinde gençliği koruma adına atılmış önemli adımlar olduğunu vurgulayan Bozdağ, şunları söyledi:

"Bu alanda yaptığımız düzenlemelere baktığımızda, bunlar içki yasağı değildir. CHP, özellikle bütün ekipleriyle 'AK Parti, içki içilmesini yasaklayan karar aldı, kanun çıkardı, adım attı' diyor. Bu kocaman bir iftiradır. Bizim çıkardığımız kanun, alkollü içki tüketilmesini yasaklayan bir kanun değildir. Amerika’nın, Avrupa’nın bu konudaki standartlarını Türkiye’ye taşıyan bir kanundur. ABD’de 21 yaşından küçüklere içki satılması yasaktır. Türkiye’ye baktığınızda içkiye başlama yaşının ve bu konudaki alışkanlık kazanma yaşının çok aşağıya düştüğü çok aşikardır. Anayasanın 58'inci maddesi, gençleri alkol düşkünlüğünden, suçlardan, kumardan, uyuşturucu madde bağımlılığından kurtarmak için gerekli tedbirleri almayı devlete görev olarak yüklüyor. Bizim yaptığımız şey, anayasamızın devlete yüklediği görevi bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetici hakkı olarak gereğini yerine getirmektir. Uyanık, ayık, elinde kitabı kalemi olan, geleceğe daha iyi bakabilen bir gençlik yetiştirmek bizim vazifemizdir. Biz bunu yapıyoruz. Yoksa kimsenin içmesine, kimsenin alkol tüketmesine müdahale etmiyoruz, etmemiz de mümkün değil, doğru değil."

Bu alanda bir düzen ve standart getirmek istediklerine dikkati çeken Bozdağ, şöyle devam etti:

"Yollarda bulunan akaryakıt istasyonlarında alkollü içki satışı var. Buradan alıyor alkolü, yolda giderken kaza yapıyor, insanlarımız hayatını kaybediyor. Dünyanın hiçbir yerinde trafik güzergahındaki yerlerde alkollü içki satışı yapılmıyor. Bu noktada, hükümet olarak elbette ki gençlerimizi koruyacak, geleceğimizi teminat altına alacak anlamda adımlar atmak vazifemizdir. Sağlıklı nesiller yetiştirmek bizim görevimizdir. Biz bu anlamda görevimizi yapıyor, çabamızı sürdürüyoruz. CHP Genel Başkanı ve ekibi, bu noktada içki tüketme yarışına girebilir, kendileri başka şeyler yapabilir ama bunun kuralları var. O kurallara uyarak herkes dileğini yapma hürriyetine sahiptir. Kural koymak, hürriyeti engellemek değildir. CHP’li birisi çıktı 'Bu kanun çıkarsa ülke bölünür' dedi. Yani insanlarımızın sağlığını korumak için tedbir almak anayasanın verdiği bir görevi yerine getirmek CHP’li milletvekillerine göre ülke bölünür sonucunu doğuruyor. Böyle bir anlayış olabilir mi?"

- "Kılıçdaroğlu’nu partiden atın diye bir tavsiyem olmadı"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, her gittiği yerde Türkiye Cumhuriyeti devletini, hükümetini karalayan cümleler söylediğini savunan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye’nin ana muhalefetinin seviyesinin bu kadar yerde olduğunu göstermek için Avrupalara gitmek zorunda mısın? Zaten millet biliyor sizi. Ayağa da kaldırmıyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun dışarıda yaptıkları sadece kendisine zarar verse iyi. Türkiye’ye, CHP’ye zarar vermeye başladı. CHP’li seçmenlerin onurunu zedelemeye başladı. Onun için parti meclisinizde bu konuyu masaya yatırın, partinin zararı mı var, yararı mı var, ona göre bir karar verin. Benim gördüğüm Sayın Kılıçdaroğlu’nun partisine değil, Türkiye’ye bu siyaset anlayışıyla zarar verdiği yönündedir. Öyleyse parti meclisi bir karar alsın da Kılıçdaroğlu'nun yerine yurt dışına giderken söyleyeceği lafların ne anlama geleceğini bilen birilerini göndersinler, vekaleten birisini göndersinler. Daha iyi olur, benim tavsiyem o. Yoksa Kılıçdaroğlu’nu 'partiden atın' diye bir tavsiyem olmadı. Partinin menfaatine olan şeyleri yapın."

- "Firavun’un yaptığı zulümden Esad’ın yaptığı zulmün ne farkı var?"

Suriye’de 100 bini aşkın insanın, Esad yönetimi tarafından öldürüldüğünü, bütün dünyanın Esad’a "eli kanlı diktatör" dediğini ifade eden Bozdağ, Türkiye’nin yaptıklarının ise takdir edilmesine karşın Kılıçdaroğlu'nun "Türk hükümeti, Türkiye’de kamp kurdu, terörist eğitiyor, onlara silah veriyor, Suriye’ye gönderiyor" şeklinde açıklamalar yaptığını söyledi.

Esad yönetiminin, 100 binden fazla insanı çocuk, yaşlı demeden öldürdüğü zaman, Kılıçdaroğlu'nun tepki göstermediğini savunan Bozdağ, şunları ifade etti:

"Banyas’ta, çocukların temiz, masum bedenlerini üst üste koyan 'o canavar ruhlu' yapıya dönüp 'Ey Esad, niye bunu yapıyorsun, bu zulüm, diktatörlük değil mi?' diye bugüne kadar söyledin mi? Tek bir defa söylemedi. Sürekli dönüp Türkiye’ye, Türkiye Cumhuriyeti’ne iftiralar yapıyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, Suriye’de düğün var da mı 'imdat' diyerek Türkiye sınırlarına gelip 'bizi koruyun' dediler. Bir dönüp neden bakmazsın? Bu kadar insan sıkıntı yaşarken dönüp dönüp hükümetimizi eleştiriyor. Biz büyük bir milletiz, büyük bir devletiz. Eğer insanlar bizim kapımıza gelip 'bizi kurtarın' diyorsa, biz kapımızı kapatıp, 'bana ne?' deyip yastığa başımızı koyup uyuyacak merhametsiz, vicdansızlardan hiçbir zaman olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Darda olana, zorda olana kapımızı kapatamayız. Biz böyle bir milletimiz. Esad, geçmişte Firavun’un yaptığını yapabilir. Şimdi Esad’ın Banyas’ta öldürdüğü çocuklar, iktidar kaygısıyla değil mi? Öldürdüğü kadınlar, yaşlılar, çaresizler, iktidar kaygısıyla değil mi? İktidarını korumak için değil mi? Öyleyse o dönemde Firavun’un yaptığı zulümden Esad’ın yaptığı zulmün ne farkı var? CHP’nin sayın Genel Başkanı bunu iyi görmelidir."

- "Sen (Kemal Kılıçdaroğlu), elinden kan damlayan Esad’ın elini sıkıyorsun"

Hükümetin geçmişte Esad ile görüştüğünü hatırlatan Bozdağ, o dönemde Suriye’de ortak Bakanlar Kurulu toplantısı ve ortak çalışmalar yapıldığını belirtti.

O dönem ilişkilerin çok iyi olduğunu vurgulayan Bozdağ, "Esad'ı da Türkiye’de ağırladık. Kılıçdaroğlu’na bugün yaptıkları sorulunca 'Esad’ı ben ağırlamadım, Esad’a ben kardeşim demedim, Esad’ın elini ben sıkmadım' diyor. Doğru biz ağırladık, elini sıktık ama ey Kılıçdaroğlu, o zaman Esad’ın elinden kan damlamıyordu, o zaman Esad 100 bin kardeşini kurşuna dizmemişti, o zaman Esad Azrail olup, gökten, karadan, denizden kendi masum vatandaşlarının üzerine ölüm yağdırmıyordu. Biz o zaman elini sıkmıştık. Ne zaman ki ölüm yağdırdı, ne zaman ki Esad’ın askerleri ölüm kusmaya başladı, biz o zaman Esad ile olan hukukumuzu bitirdik, masumların yanında yer aldık, zalimin karşısında durduk. Aramızdaki fark bu. Sen, elinden kan damlayan Esad’ın elini sıkıyorsun. Sen, 100 binden fazla insanını öldürmüş Esad ile yan yana fotoğraf çektiren milletvekilleri ekibini peş peşe gönderiyorsun. Esad kan dökerken biz Esad ile fotoğraf çektirmedik. Sen, Esad’ın sözlerinin bir noktada Türkiye’de savunuculuğunu yapıyorsun" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının, CHP’nin korkak siyasetinin temsilcileri olmadığını savunan Bozdağ, "Biz Fatih’in, Kanuni'nin, Atatürk’ün, Necmettin Erbakan’ın, Turgut Özal’ın, bu anlayışların peşinden giden siyasete sahibiz" dedi.

- "Atatürk’ün yaptığını bugün biz yapıyoruz"

Atatürk'ün, 1919'da Türkiye’nin dört bir yanının işgal edildiği dönemde Samsun'a çıktığını anımsatan Bozdağ, "Kılıçdaroğlu, Bahçeli gibi korku pompalayan ve milleti de kendi korkularına teslim olmaya zorlayan, o dönemde de korkaklar vardı ama Atatürk ve arkadaşları, bu korkaklara ve bu korkakların pompaladığı korkulara teslim olmadı. Eğer teslim olsalardı bugünkü Türkiye Cumhuriyeti olmazdı. Yiğit, cesur davrandı. Korkuları attı, korkakları itti ve bu cesareti gören Türk milleti, arkasına takıldı, bu ülkeyi işgal eden herkesi ülke dışına gönderdi. Atatürk’ün yaptığını bugün biz yapıyoruz. Kürt sorununun çözümünde, terör meselesinin bitmesinde korkulara ve korkakların pompaladığı siyasete teslim olmadan, milletimizin hayrına, yararına olan işleri yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Ne Bahçeli'nin korkularına, ne Kılıçdaroğlu'nun korkularına pirim vermeyeceğiz. Çünkü bu millet korkularla yol yürümedi, bundan sonra da korkularla yol yürümez" şeklinde konuştu.

Bozdağ'ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı devam etti.

İLGİLİ HABERLER