Gündem
  • 13.10.2005 06:55

ATİLLA KOÇ 'SAKAL-I ŞERİF OLAYI' HAKKINDA KONUŞTU: 'NE DUBAİ NE SİİRT SADECE GEREKSİZ YALAKALIK!..'

Koç, 'Sakal-ı Şerif' olayında "Bakana aşırı yaranmaya" çalıştı diyerek İstanbul Kültür İl Müdürü Bilgili'yi suçladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, "Dubai'ye götürülecekti" tartışmalarıyla muhalefetten olduğu kadar kendi partisinden de tepki aldığı "Sakal-ı Şerif" skandalı konusunda topu bürokratına attı.

Sakal-ı Şerif'in Atatürk Havaalanına kadar getirilmesinden "Yalakalık" diyerek İstanbul Kültür İl Müdürü Ahmet Emre Bilgili'yi suçlayan Koç, "Koca Doçent İstanbul İl Müdürü, yenileriyle değiştireceğimiz Sakal-ı Şerif'in kutularını örnek olarak getireceğine kendisini getirmiş. Bugüne kadar sustum ama iş benim dışımdaki günahsız kimselere de zarar verme noktasına geldi. Bu iş ne Dubai, ne Siirt, ne de Başbakan, sadece gereksiz yalakalık" dedi.

Koç, "Sakal-ı Şerif" tartışmasıyla hükümetin inançlı kimliğinin sorumsuzca yıpratılmaya çalışıldığını savundu. Topkapı Sarayı'nda 10 adet önemli kutsal emanet bulunduğunu belirterek, bir arkadaşının "Ya bu emanetlerin konduğu kutuları görsen utanırsın' dediğini aktaran Koç, kutuların değiştirilmesi talimatını verdiğini bildirdi. Sorumlu bürokratın İstanbul İl Kültür Müdürü Ahmet Emre Bilgili olduğunu ima eden Koç, şöyle devam etti:

GÜMÜŞ KUTU OLACAK
"Sakal-ı Şerif için biri küçük olan 100 YTL değerinde, diğeri dıştaki büyük kutu olan 800 YTL değerinde iki saf gümüş kutu yaptırıyoruz. Şimdikiler neredeyse çürümüş. Ben de İstanbul'a geldiğimde İstanbul Kültür İl Müdürüme 'Sakal-ı Şerif'in kutusunu ne yaptınız. Şunun kutusunu getir de ne yapacağımızı bir görelim' dedim. Ben bunu bir gün önce söyledim. İstanbul'a geldiğimde de hatırlattım. O da bakan talimatıdır diyerek gelip beni havaalanında buldu. Baktım elinde bir kutu karşımda dikiliyor. 'Bu ne' dedim 'Sakal-ı Şerif'i istemiştiniz, Getirdim' deyince başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. 'Ben sana kutusunu söyledim hemen bunu geri götürün' talimatı verdim, ama geç kaldım. Bürokratıma sahip çıkmak adına bugüne kadar sustum. Ancak bu iş beni aştı." Sakal-ı Şerif'in, Kutsal Emanetler olarak kayıtlı olduğunu ve Dubai'ye götürülmesi için Bakanlar Kurulu kararı gerektiğine işaret eden Koç, "Hele hele bunun Siirt'e götürüleceği iddiası kuyruklu yalan" dedi. Koç, şunları söyledi: "Benim Allah'tan başka kimseden korkum yoktur. Bir haftadır sağda solda yazdığı yazılarla, düne kadar ağzına Peygamberimizin adını almayanların bile 'Sakal-ı Şerif'e gösterdikleri bu ani ilgiden, saygı ve duyarlılıklarından dolayı onlara teşekkür ederim."

'HANİ BEN ŞEYHTİM'
"Bakanlık önemli değil, adam olana 8 ay da 8 yıl da bakanlık yeter" diyen Koç, şöyle devam etti: "Üzüldüğüm bir başka nokta da dün benim için 'havaalanlarında karşılayıp ellerinden öptürüyor. Bu tarikat şeyhidir. Herkes ona abi der. Şöyle şeyhtir böyle şeyhtir' diyenler bugün de, 'Sakal-ı Şerif'e nasıl bunu yapıyor diyerek benim itikadımı sorgulamaya çalışıyor. Bana dün tarikat şeyhi diyenler bugün de Peygamber sevgimi sual ediyor. Bunların vicdanı yok."

KOÇ, kendisine yüklenen bir medya yöneticisinin damadının yıllarca Turizm Bakanlığı'nın tanıtım işlerinden büyük çıkarlar sağladığını, kendisinin bu hortumu kestiği için o yayın kuruluşu tarafından hedef gösterilmeye çalışıldığını savundu. Koç, "Onlara inat yetim hakkına el uzattırmayacağım. Bu damatla ilgili elimde iki dosya var. Zamanı gelince açıklayacağım" dedi.

Hakkında soruşturma başlatılan ve bugün bakanlık müfettişleri tarafından ifadesi alınacak olan İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdür Doç. Dr. Ahmet Bilgili, olayın ardından hakkında konuşulanların son derece üzücü olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Beni tanımayanların gözünde hiç hak etmediğim halde 'işgüzar bürokrat' durumuna düştüm. Çok üzüldüm. İsminden başka sermayesi olmayan bir insanım ben. Şu yaşıma geldim hala kirada oturuyorum. Şimdiye kadarki bilimsel, sosyal ve bürokratik yaşamı başarılarla dolu olan bir kişinin bu olayda düştüğü ve izah edemediği durumu varın siz düşünün." "Bakan sevdiğim bir insandır. Bana göre vefa bir semt adı değildir" diyen ve Sakal-ı Şerif'in havaalanına getirilme hikayesinin nasıl başladığını anlatmaktan kaçınan Doç. Dr. Bilgili sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Bakan Sakal-ı Şerif'i havaalanına istemedi. Muhafazasında bir yenileme düşünüyordu ve bu amaçla görmek istedi. Ben sayın Bakan'ı karşılamak üzere havaalanında olacaktım. İlgili Müftü beni aradığında ona programımı söyledim. Sanıyorum burada bir yanlış anlaşılma olmuş. Ve müftülük yetkilileri benim havaalanında olduğumdan hareketle, iyi niyetle ve teslimatı yapmak arzusuyla Sakal-ı Şerif'i oraya getirmişler. Başbakan ve gazetecilerin orada olması gibi tesadüfler sıradan bir mesele, ülkenin en önemli problemi yaptı."

/Fatih ERTÜRK, Yıldız ATEŞ - SABAH

İLGİLİ HABERLER