Ekonomi
  • 30.4.2003 16:59

ATO BAŞKANI AYGÜN: ''TÜRKİYE'DE KAZANILAN HER 3 LİRANIN 2 LİRASI DEVLETTEN KAÇIRILIYOR''

BAYRAM KILINÇER ANKARA - Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Türkiye'de kazanılan 3 liranın 2 lirasının devletten kaçırıldığını ve soygunun bir ülkenin milli varlıklarının soykırımı olduğunu söyledi. Devlet Denetim Elemanları Derneği (DENETDE) tarafından Denetim Haftası dolayısıyla 'Denetim Elemanlarının Sorunları' konulu panel yapıldı. ATO Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen panelde konuşan ATO Başkanı Sinan Aygün, Türkiye'de kazanılan her 3 liranın 2 lirasının devletten kaçırıldığını, devlete kalan her bir liranın yarısının hortumlarla havuza çekildiğini, kalan 50 kuruşun yarısı olan 25 kuruşun yanlış yatırım, görev zararları ile siyasi popülizme cep harçlığı olarak gittiğini ve devletin diğer 25 kuruşla hizmet verdiğini söyledi. Siyaset, işadamı ve bürokrat şeytan üçgeninde yazılan hortumlama tarihinin gün ışığına çıkarılmadan iş başına gelen hiçbir hükümete güven duymanın mümkün olmayacağını hatırlatan Aygün, yazılabilecek bir hortumlama tarihin nice anlı, şanlı, siyasetçi, işadamı ve bürokratın ismi altın harflerle yeralacağını ifade etti. Soyguncuya kayıtsız şartsız teslim olmuş bir devletin gelirlerini arttırmak için ne kadar çok vergi alınması halinde refahın sağlanamayacağını belirten Aygün, ''Soygun bir ülkenin milli varlıklarının soykırımıdır. Türkiye ekonomisi yolsuzluk ekonomisinin en hoyrat soykırımına uğramıştır. Türkiye'de hiç kimsenin bilmediği ekonomik soykırım müzesi vardır. Bu müzenin cennet bölümünde, hortumcuların yatları uçakları, fabrikaları, gemileri, İsviçre bankalarındaki hesap cüzdanları ve ellerini kollarını sallayarak dolaşmaları var. Cehennem bölümünde ise; kapanan işyeri mezarlıkları, borçlar, yarım kalmış yanlış yatırımlar, banka enkazları, işsizler, iş ve aş diye haykıran insanlar var'' dedi. Yolsuzlukla mücadelenin temel taşlarından birisinin milletvekili dokunulmazlığı olduğuna dikkat çeken Aygün, Türkiye'deki denetim elemanlarının görevlerini yapmadığı için bu yolsuzlukların olduğuna dair yargının yanlış olduğuna işaret ederek, ''Denetim elemanları usulsüzlük yapanı şah damarından yakalıyor ama, siyasetçi işin gereğini yapmıyor. denetçi ne yapsın. Ancak Türkiye'de denetçi kurumlar arasında bir koordinasyonsuzluk veya görev alanı karmaşası yaşanmaktadır'' şeklinde konuştu. ''ÖZEL SEKTÖRDE DE YOLSUZLUK VAR'' Denetimin, demokrasinin işlemesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi, katılımın sağlanabilmesi ve yönetimin kendisini geliştirebilmesi için bir araç olduğunu belirten DENETDE Genel Başkanı Atılay Ergüven, son 20 yıldır Türkiye ekonomisinin alınan dış kredilerin hoyratça kullanılması, hortumlama, kredi yolsuzlukları gibi faktörlerin devleti iflas noktasına getirdiğini söyledi. Yolsuzluğun kamu gücünün yasadışı olarak bireysel çıkarlar için kullanılması olduğunu ve kamu görevi kullanılarak haksız şekilde elde edilen bu çıkarların; parasal, siyasal ve sosyal çıkarlar biçiminde çeşitlilik gösterdiğini vurgulayan Ergüven, ''Türkiye'deki yolsuzluklar, kamu mali sistemi, kaynakların toplanması ve harcanması, dış ticaret ve kambiyo sistemleri, sübvansiyon ve yatırım teşvikleri, kami iç ve dış borçlanması, bankacılık sistemi, kamu alımları ve devlet ihali sistemlerinde görülmektedir. Kamu mali yönetim sistemi ve kamu görevlerinde, verimsizlik, yolsuzluk, kayıp ve kaçak gibi hususların doğru ve tam olarak anlaşılıp saptanabilmesi için denetim faaliyetleri ile etkinlik ve verimlilik ilkelerinin uygulanması gerektiği ise bugün kesin olarak ortaya çıkmıştır'' dedi. Türkiye'deki yolsuzluğu kolaylaştıran hususlara değinen Ergüven, bunların, Bakanlıkların merkeze birimleri ile büyük illerde periyodik denetim yaptırılmaması nedeniyle yanlışlıkların kural haline gelmesi, denetim ve inceleme raporlarının gereği gibi değerlendirilmemesi, bunun sonucunda idarecilik yapması sakıncalı olan personelin idari görevlere atanması, yönetici kademesindeki atamalarda bilgi deneyim liyakat esaslarına riayet sağlanamaması sebebiyle idari zaafiyet ve üst görevlerin tedvir ve vekalet şeklinde yürütülmesi olduğunu kaydetti. Temiz yönetimi oluşturmak için siyasi iradenin bulunmasının ilk şart olduğunu hatırlatan Ergüven, ''Af yasalarıyla kurtulmuş olsa dahi, kamu vicdanında aklanmamış, konusunda uzman ve ehil olanı, ahlaki, parasal ve sosyal zaafiyetleri bulunan, daha da önemlisi milli hassasiyeti ve duyarlılığı bulunmayan kişiler üst görevlere atanmamalıdır. Bu arada vatandaşların denetimin bir görev olarak bilmeleri gerekir. Vatandaşlar karşılaştıkları yolsuzluklarla mücadele etmeli ve yolsuzlukla mücadele eden kişi ve kurumlara da destek vermelidir'' şeklinde konuştu. Yapılan konuşmalardan sonra panelin ilk oturumuna geçildi. Oturum Başkanlığı'nı Prof. Dr. Turgay Ergun'un yaptığı panele konuşmacı olarak katılan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Osman Nuri Oduncu, kamuda olduğu gibi özel sektörde de yolsuzlukların yapıldığını söyledi. Denetim elemanlarının bağımsızlık sorunları bulunduğunu ifade eden Oduncu, ''Bugünkü yapıda genel olarak bağımsız gibi görülsede, kısıtlamalar vardır. Birçok olaylarda farklı kararlar verildiğini görüyoruz. Kamu denetimi bağımsızlığını bir takım unsurlar gölgelemektedir. Türkiye'deki denetim sistemi kariyerden gelmemektedir. Maliye ve Sayıştay denetim modeline uygun yapıdadır. Denetim elemanlarının mukerrer denetim, hazırlanan raporların sonuçsuz kalması ve özlük hakları gibi sorunları vardır'' dedi.

İLGİLİ HABERLER