Medya
  • 23.3.2019 22:57

Azrail Aleyhisselam'ın ve meleklerin dünyaya girip çıktıkları merdiven

Azrail Aleyhisselam'ın ve meleklerin dünyaya girip çıktıkları merdiven

Kavl-ül-fasl kitabında deniyor ki:
- İsra suresinin ilk âyetinde, Allahü teâlâ, kudret ve azametinden nice acayip işlerden bazılarını göstermek için, Muhammed aleyhisselamı, Mekke'den Kudüs'e götürdüğünü bildiriyor.
İsra kelimesi, rüya için kullanılmaz. Uyanık iken, gece yürümek manasına kullanılır. 
(Sana [Miracda] gösterdiğimiz temaşayı insanlar için bir fitne kıldık)âyetindeki fitne, imtihan demektir.
İmtihan ise uyanıkken olur.
Peygamber efendimizin anlattığı rüya olsaydı, hiç kimse tuhaf karşılamazdı.
Hazret-i Ebu Bekir tasdik edip, yüksek derecelere kavuşmazdı. Resulullahın, Mekke'den Kudüs'e götürüldüğüne inanmayan kâfir olur.
Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan sapık olur. (Bahr)
Mirac, merdiven demektir.
Resulullah efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir. 
İşte bugün o merdiveni nakledeceğiz.
Bugün de var olan ve yerden semaya ulaşan bu merdiveni Peygamber Efendimiz Miraçta uzun uzun anlattı..
Peygamber Efendimizin Sallallahü aleyhi ve Sellem, Mirac gecesi Kabe-i Mükerreme’den doğruca semaya gitmeyip, önce Beyt-i Makdis’e varıp oradan Mirac’a çıkması konusunda ulema tam 17 fayda çıkardı.
BİRİNCİSİ...

Allah’ın Habibi sevgili Peygamberimiz şöyle buyurdu;
- Önce Beyt-i Makdis’e vardım. Ondan sonra semaya uruç ( Yukarı çıkma, yükselme) ettim.
Peygamber Efendimiz bu haberi verdiği zaman inatlaşanlar yine inkar etti.
Bunun için şöyle dediler;
- Eğer gittin ise Beyt-i Makdis’in şeklini ve oluşunu bize haber ver. Biz daha önce oraya gitmiştik. Bu yüzden biliyoruz. Senin ise daha önce oraya gitmişliğin yoktur. Eğer anlatacağın tarif  bizim gördüğümüz gibi ise.. Bizim gördüğümüze uygun cevap verirsen biz de inanırız. Bu gece uyanık olarak Kudüs’e gidişini anlattığını da biliriz , inanırız.
Resûllullah Efendimiz  Sallallahü Aleyhi ve Sellem, onların suallerine doğru cevap vermek ve oranın şeklini olduğu gibi anlatmak sureti ile onları ilham edip susturdu.
Miracını böylece ispat etti.
İşin aslı şöyle oldu;
Resûlullah Efendimiz, Mescid-i Aksa’da nebilerin ve Resûllerin güzel sohbeti ile mütellezziz olup daldığından Mescid-i şerif’e tam olarak bakmamış ve dikkat etmemişti.
İnkarcıların bu suali sırasında Cebrail Aleyhisselam geldi ve şöyle dedi;
- Sübhan olan Yüce Hakk’ın sana selamı var.Bana emir verdi. Mescid-i Aksa’yı önünüze getireceğim. Ona bakın ve sordukları sorulara cevap verin.
Ve.. Mescid-i Aksa’yi Peygamber Efendimizin önüne getirdi.
Şanlı Peygamber Allahü Tealâ’nın kudretiyle Mescid-i Aksa’yı karşısında görence sevindi ve ‘sorun’ buyurdu.
İnkarcılar sordukça, Resûlullah efendimiz ayrıntılarıyla her şeyi haber verdi.
İnkarcılar, “Direkleri kaç tanedir” diye sordular.
Peygamber Efendimiz; her direği vasfı ile birlikte anlattı.
Ebru taşı mıdır? Yoksa Mermer midir? Vasfıyla tek tek saydı.
Her direğin aralığı ne kadar ise de onları da anlattı.
Bunun üzerine şöyle dediler;
- Oraya gittiğine şek ve şüphe yoktur. Biz defalarca gittiğimiz halde bu kadar ayrıntılı anlatmaya gücümüz yetmez..
İşte.. Onların bu ikrarları ile, kendilerine ilzam (Cevap veremez hale getirmek) edip Miracını ispat eyledi.
İKİNCİSİ
O yerki; Beyt-i Makdis’dir.
Mahşer yeri orası olacaktır.

Ruz-ü cezada (Kıyamet günü) cümle mahluk, o yerin üzerinde toplanacaktır.
Bu sebepledir ki; Allahü tealâ; Habibi, Resûlü, cümleden ulu kıldığı Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizi pak cesetleriyle (bedeniyle) oraya getirdi.
Mübarek ayaklarını dünya aleminde o yerin üzerine bastırdı.
Ta ki; Kıyamet günü olup, o yerde cümle mahluk toplanıp haşrolduklarında, Resûlullah Efendimizin daha önce Hayat aleminde Mübarek ayağını o yere basması hürmetine, Kendisini tasdik eden ümmetine orada durmak ve beklemek kolay gele.
Günahkar ve zayıf ümmeti, o yerin dehşetinden ve şiddetinden emin ola.
Kıyamette kabirler yarıldığında, ilkin Ümmed-i Muhammed  kabirlerinden çıkacak.
Kabirleriyle mahşer meydanının arası, elli bin yıllık yoldur.
Mahşer alanına gelmek 50 duraktır.
Her durakta biner yıl kalınacaktır.

Bu yolda günahkarlara çeşitli ezalar ve sıkıntılar verilecektir.
Allahü teala’nın Habibine tam bağlı, ilmiyle amel etmiş ve salih ve salihalar için Hak teala, kabirlere birer burak yollayacağını vaad ve müjde etmişti.
O kimseler bu duraklarda beklemeden ve çok çabuk olarak 50 bin yıllık yolu katederler.
Peygamber Efendimizin hürmetine, oralarda ümmetinin durmasını Hak teala kolay eder.
Böylece onlar ; o günün cümle dehşetinden ve şiddetinden selamet bulur, salim olurlar.
Ulemanın bu iki bilgisinden sonra, tekrar Resûllulah’ın anlattıklarına dönelim.
- Dua tamamlandıktan sonra Cebrail elimi tuttu ve beni dışarıya çıkardı.
Çıkar çıkmaz bir merdiven gördüm.
Bir ucu sahrada, bir ucu semaya ulaşmış, bitişmişti.

Bir tarafının direği kırmızı yakuttan, bir tarafının direği de yeşil zümrüttendi.
Ortasındaki basamakların;  birisi altından, diğeri gümüşden, öbürü inciden ve her basamağı ayrı bir cevherdendi.
Türlü türlü süsler ve bezeklerle bezenmiş, toplam 500 basamaktı.

Gayet güzeldi. Ondan daha güzel bir şey ben görmedim.
Gördüğüm o merdiven meleklerin yoluydu.
Semadan yere inen, yerden semaya inip çıkan melekler, o merdivenden inip çıkıyordu.
Ölüm meleği Azrail, ruhları almak için o merdivenden teşrif ederdi.
Âdemoğullarının ruhları oradan çıkar.
Mümin kulun ölümü yaklaştığı zaman, Yüce Hakk, dilediklerine o merdiveni gösterir, Vakti gelen müminler; Azrail’in indiğini görür, o merdiveni seyre daldığında canının alındığını bile anlayamaz.
Sekerat-ı mevti tıpkı Züleyha’yı ayıplayan kadınların parmaklarını kestikleri gibi, acıyı duymaz.

O Kerim Râhman olan Yüce Mevla; mümin kullarına o merdiveni gösterip, merdivenin güzelliğiyle meşgul eder.
Ölüm acısını duyurmaz.
Bundandır ki, ölünün gözü açık kalır.
Ruhu çıktıktan sonra gözünü kapatamaz ve o gözü açık olarak canı çıkar.
(Ya Rabbi.. Bize ölüm acısını kolay eyle, son nefesimizi imanla kapa (AMİN) )
Peygamber Efendimiz anlatmaya devam buyurdu;
- Cebrail beni kanadı üzerine aldı. Sağımda ve solumda melekler beni sardı.
Bu hususta gelen rivayet şöyledir;
- Resûlullah Efendimiz Miraç için orada bulunan bir taşa bastı.O taş mübarek ayağının altında pamuk gibi yumuşadı.
Peygamber Efendimiz Sallallahü aleyhi ve Sellem’in mübarek ayağının izi halen o taşın üzerindedir.
Resûlullah Efendimiz, mübarek ayağını o taşın üzerinden kaldırmak istediği vakit, Allah’ın izniyle o taş Resûlullah Efendimizi yukarı kaldırdı.
Bu sırada merdiven basamağı da eğildi, taşla beraber oldu.
Efendimiz ayağını taştan alıp, merdivene bastı ve;
- Dur, ey taş
Buyurdu.
Bastığı basamak Peygamber Efendimiz Sallallahü aleyhi ve Sellem’i alıp yerine yükseltti.Sonra öbür basamak eğilip geldi.Peygamber Efendimizi aldı ve yerine yükseldi.Sonra üstündeki basamak eğildi.Peygamber Efendimizi alıp, yerine yükseldi.
Ta, semaya varınca kadar böyle oldu.
(Cennet-i Aliyatın köşk ve saraylarının derece halleri bu basamaklardaki durum gibidir.
O taş Peygamber Efendimiz’in Sallallahü aleyhi ve Sellem, “Dur” emr-i şerifine itaat ederek öylece boşlukta kaldı
.
Şu anda dahi o taş öylece boşlukta durur.
Hala mı ibret almazsın.)

Başka bir rivayette Peygamber Efendimiz şöyle anlattı;
- O merdivenin başında ulu bir melek gördüm.
O melek iki elini yana açacak olsa, yedi kat yer ve yedi kat gök iki elinin arasında mahvolurdu.
O melek bana selam verdi, sevgi gösterdi. Sonra şöyle dedi;
- Ya Resûlallah, Ben Adem’den 25 bin sene evvel yaratıldım. O zamandan beri sizi istikbal için, tam bir sevgi ve daima size salavat ile meşgul olarak bu makama teşrifinizi bekliyorum.
Allah’a hamd olsun ki bu devlete bu gece erdim.
Peygamber Efendimiz devam buyurdu;
- O melekten ayrıldıktan sonra, bir deryaya vâsıl oldum.
O deryanın 200 yıllık kalınlığı vardı.
O derya Allahü teala’nın kudratiyle havada asılı duruyordu.Bir damla daha su damlamıyordu.
Karada ve denizde ne kadar mahluk varsa o deryada mevcut idi.. Gayet dalgalı idi.
(Derler ki; Güneşe bakıldığında görünen titreşimler, o deryanın dalgalarındandır)
Peygamber Efendimizin anlattıklarına devam edelim;
- Bundan sonra yel hazinesine eriştim.Yelin 70 bin muhkem zinciri vardı.
Pekçe bağlanmıştı. 70 bin melek onu tutuyordu.

Bundan sonra Dünya semasına eriştim.
Allahü teala onu yeşil zümrütten yaratmıştı.
Resûlullah Efendimiz başka bir rivayete göre, bu sema için “Refia” dediği anlatıldı.
Başka bir rivayette de ise bu sema için, “Rekia” dediği söylendi.
Bu semanın hazinedarı İSMAİL’dir ki o Meleklerin peygamberlerindendir.

*****      *****     *****     *****   *****   *****

Hak Teala son nefesimizde şehitlik nasib etsin.
Rabbim bizleri de ölüm acısı duyurmadıklarından eylesin.
Kabırlarımızda eza yerine sefa ihsan buyursun.
Mahşerde Ümmet-i Muhammed bölüğüne dahil edip, o günün dehşetinden ve şiddetinden selamet buldursun.
Bizi büyüklerimizle buluşturup, onların sancağı altında her türlü zorluktan halas eylesin.
Hesabımı kolaylaştırıp Sırat’ı çabuk geçirtsin.
Sübhan olan, kullarına Rahmet ve Rahman sıfatlarıyla muamele eden, Keremlilerin en Keremlisi Şanı Büyük Yüce Zat;  Cennet-i Ala’da Mübarek cemalini görme şerefine bizi de şerefyab etsin İnşallah... (AMİN)

METİN ÖZER/ HABERVİTRİNİ

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER