Gündem
  • 29.11.2011 13:19

BAHÇELİ: TÜRKİYE KANLI ÇEKİŞMENİN GÖBEĞİNE İTİLİYOR

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Hz. Muhammet'in Mekke'den Medine'ye hicretinin gerçekleştiği Muharrem ayına girildiğini anımsattı.
''Bu ayın aynı zamanda, Müslümanların kalbinde ve zihninde hüznün, şiddetin ve acımasızlığın misalleriyle dolu'' olduğunu vurgulayan Bahçeli, ''Nitekim Peygamber efendimizin torunu Hz. Hüseyin ve yanında yeralanlar, Kerbela'da vahşice ve vicdansızca şehit edilmişlerdir. Bu elim ve insanlıkla bağdaşmayan felaketin asırlarca Müslümanların yüreklerini kanattığı ve en derinden hissedildiği bir gerçektir. Şüphe etmeyiniz ki Peygamberimizin aziz torununu iktidar amacı uğruna şehit eden kanlı eller, dünya durdukça nefretle ve lanetle hatırlanacak, vicdanlarımızda küfrün ve kötülüğün uzantıları olarak mahkum olacaklardır'' diye konuştu.
Bahçeli, Almanya ziyareti hakkında bilgi verdi. Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu'nun 27. Büyük Kurultayına katıldığını hatırlatan Bahçeli, şunları söyledi:
''Avrupa Türklüğünün sorunları bir hayli fazladır. Üstüne üstlük ayrımcılığı teşvik eden, düşmanlığı körükleyen, yabancı karşıtlığıyla beslenen ırkçı saldırılar da muhatap oldukları problemleri katmerleştirmiştir. Tahammülsüzlüğün kara lekesiyle yüzleri görünmez olan Neo-Nazi cinayetlerini bir kez daha kınıyor ve Türklere yönelik suikastların cevapsız bırakılmamasını istiyoruz. AKP Hükümetini bu konuda daha aktif, duyarlı ve samimi olmaya davet ediyoruz.
İktidarın siyasi tazyik ve diplomatik baskılarıyla, Alman yönetimini daha fazla harekete geçirerek bundan sonra yaşanabilecek cinayetlerin engellenmesi için seferber olması elzemdir. Devlet içinde çöreklenmiş kirli çevrelerin, dışarıdaki tetikçileri vasıtasıyla vatandaşlarımızı kurban olarak seçmeleri, şüphesiz Almanya'nın kontrol edilemeyen güçler tarafından yönlendirildiğini de göstermektedir.''

-''Türk milletinin şerefi ve milli nitelikleri''

Türkiye'nin, ''AK Parti iktidarının neden olduğu yıkım ve tahribatları ileri düzeyde yaşadığını'' öne süren Bahçeli, ''Onuncu yılına giren bu zihniyet, istismar etmedik değer, aşındırmadık tarihi mesele, bükmedik milli konu, kavga etmedik toplum kesimi bırakmamıştır. Ecdadımız Ermenilere sorgulatılmış, geçmişimiz Avrupalıların insafına bırakılmış, milli davamız Rumların küstahlıklarına havale edilmiştir. Vatanımız bölücülere, dağlarımız teröristlere, demokrasimiz mandacılara, özgürlüklerimiz ise haysiyet fukarası batı yanaşmalarına peşkeş çekilmiştir. Bir zamanlar kırmızı pasaport verdiğimiz peşmerge reisleri, bir yanda terörün mesajlarını iletir olmuşlar, diğer yanda ise tetik çeken elleri himaye etmekten çekinmemişlerdir'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''nice dokunulmaz konu vardı, biz hepsine dokunduk'' sözlerini anımsatan Bahçeli, ''Ancak nedense dokunulmaz, konuşulmaz, yazılmaz, sorgulanmaz diye takdim edilen her meselenin açıldığı kapı Cumhuriyettir, Türk milletinin şerefi ve milli nitelikleridir'' dedi.

-Cumhurbaşkanı Gül'ün İngiltere ziyareti-

Konuşmasında, Cumhurbaşkanı gül'ün İngiltere ziyaretine de değinen Bahçeli, bu ziyaretin millete hangi kazanımları sağladığı ve ne gibi faydalar getireceğinin belirsizliğini koruduğunu söyledi.
''Özellikle ''Dersim'' ile ilgili olayların tartışıldığı ve Suriye'de suların iyice ısındığı bir dönemde Birleşik Krallığa yapılan ziyaret her açıdan dikkat çekicidir'' ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle konuştu:
''Saraylardaki iltifatlar, şatafatlı karşılamalar, verilen hediyeler, giyilen fraklar, takılan şövalye nişanları, gerçekleştirilen kadetral ziyaretleri, tokuşturulan kadehler en çok akıllarda kalan hususlar olmuştur. Ayrıca Sayın Gül'ün, Birleşik Krallık Başbakanı'nın ayağına kadar gitmesi ve makamında onu ziyaret etmesi doğru ve sineye çekeceğimiz bir gelişme değildir. Türk devletini temsil eden Sayın Gül'ün bu tercihi, milletimizin saygınlığı ve devletimizin itibarı açısından yaralayıcıdır.
Sayın Gül'ün, 'Birleşik Krallık'la ülkemizin ezelden ebede bir dostluk ilişkisi içinde bulunduğunu' söylemesi ise doğruları ve tarihi hadiseleri karartmaktan başka bir anlama gelmemiştir. 'Türkiye artık yoktur' sözlerinin, bu ülkenin en etkili ağızları tarafından kendi parlamentolarında ilan edilmesinin üzerinden çok geçmemiştir. 'Şark Meselesi'nin hamisi olarak, iki yüz elli yıldır peşimizde olan bu ülkenin neler yaptığını, hangi kumpaslarla altımızı oymaya çalıştığını idraki mefluç olmamış her vatandaşımız bilebilecektir.
Anlaşıldığı kadarıyla, Birleşik Krallığa yılda iki devletin ziyareti kabul edilmektedir. İçinde bulunduğumuz yıl için ABD ve Türkiye şanslı ve talihli ülkeler olmuşlardır. Yakın coğrafyalarımızdaki halk hareketlerini ve yönetimlerin birer birer devrilmesini hesaba kattığımızda, yapılan ziyaretlerden çıkacak anlamlar meselenin iç yüzünü deşifre edebilecektir.''

-''Türkiye sevdalıları''-

Türkiye'nin değişkenleri hızla sabitlenen bir denklemin içinde olduğunu belirten Bahçeli, çatışma dinamiklerinin bir bir harekete geçtiğini ifade etti.
''Bunun sonucunda başkalarının içişlerimize müdahalesi, iç dengelerimizle oynamaları çok kolay hale gelecektir'' görüşünü savunan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu takdirde, Kandil'e, İmralı'nın kanlı mektubunu taşıyan, katil elleri muhabbetle sıkan AKP hükümeti, bölücülükle ilgili bir dış dayatmayı veya uluslararası karışmayı nasıl önleyecek ve böylesi bir açmazı ne şekilde karşılayacaktır- Gelişmelere bakılırsa ülkemiz geri dönüşü çok zor bir sürece doğru gitmektedir. Küresel hesaplar, AKP'ye altın tepsi içinde verilmiş ve biçilen vade içinde her şeyin tamamlanması istenmiştir. Başbakan ve partisi, BOP'un müzahir kadrosunda dönemsel de olsa son derece göz dolduran önemli bir aktör haline gelmiştir. Bu ortamda, İran'ın tehditleri ve 'ilk Türkiye'yi vururuz' açıklamaları herkesçe işitilmiştir.
Rusya'nın, füze savunma sistemiyle ilgili sert tedbirleri bölgesel kaygıları arttırmıştır. Ortadoğu kaynamakta, Mısır'ın Tahrir Meydanı yine kalabalıkların, protestoların ve gösterilerin merkezi olmuştur. Çember daralmakta, süreç kısalmaktadır. Bölgemizde neye mal olacağı az çok belli olan bir istikrarsızlık ve kanlı çekişmenin göbeğine Türkiye hızla itilmektedir.
Başbakan Erdoğan ya bu süreçte Türkiye'yi tasfiye edecektir ya da Türk milleti buna fırsat vermeden kaderine sahip çıkarak bu siyaset kara borsacısına dersini verecektir. Ya Başbakan küresel hedefler çerçevesinde Türk milletini Ortadoğu'da dağıtacak ve büyüterek bölecektir ya da Türk milletinin asırları aşan kudreti bu zihniyeti geldiği gibi gönderecektir. Ya Cumhuriyet ile birlikte üniter yapıyı tasfiye edip Türk milletini etnik ve mezhep gurupları arasında taksim edecektir ya da Türk milleti kutlu varlığına musallat olan belalardan, Türkiye sevdalıları aracılığıyla dün olduğu gibi yine sıyrılıp kurtulacaktır.
Bu itibarla Dersim isyanı bağlamında yürütülen kampanyanın ve kutuplaşmanın, geçmişimizin masaya yatırılarak tarumar ve taciz edilmesinin, dış ziyaretlerin belli bir takvim ve plan dahilinde yürütülmesinin arkasında ve önünde gizli hesaplar olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.''

İLGİLİ HABERLER