Gündem
  • 28.2.2017 20:38

Bakan Akdağ’dan ’Karargah Rahatsız’ yorumu

Sağlık Bakanı Akdağ, bir gazetenin ’Karargah Rahatsız’ manşetine ilişkin, "Silahlı Kuvvetleri, sanki devletinden ayrı bir unsurmuş gibi, sanki Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümetin talimatlarıyla hareket etmeyen, kendine bir otorite alanı olan yer gibi gösterme çabaları geçmişteki darbeci şakşaklığının bir tezahürü" dedi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, İhlas Haber Ajansı (İHA) ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sunduğu ‘Gündem Özel’ programına konuk oldu. TGRT Haber ekranlarında yayınlanan programda Batuhan Yaşar’ın sorularını yanıtlayan Bakan Akdağ, askerlerin ve ailelerinin istedikleri hastaneden hizmet alabileceklerini belirterek "Aslında askerlerimiz, askerlerimizin aileleri Gülhane ya da Sultan Abdülhamid Hastanesi gibi hastanelerde öncelikli olarak hizmet alırken, devlete ait bütün hastanelerden, üniversite hastanelerimizden de istedikleri gibi hizmet alabilecek durumdalar. Hatta arzu ediyorsalar diğer vatandaşlarımız gibi özel hastanelere de gidip oralardan da hizmet alabilirler. Bir şekilde çatışmalar, operasyonlarda yaralanan askerlerimizin öncelikli olarak hizmet almasıdır ki biz bu konuda son derece hassassız" dedi.

28 Şubat sürecine ilişkin açıklamada bulunan Bakan Akdağ, “15 Temmuz milletimizin şahlandığı ve hain bir darbe teşebbüsüne karşı darbecilerine ve onların arkalarında olanlara haddini bildirdiği bir gündür. 15 Temmuz gecesi ben Erzurum’daydım. Erzurum’da Cumhuriyet Caddesi’ne, Emniyet Müdürlüğünün balkonunun önüne 2 saat içinde 100 bin Erzurumlu toplandı. Önceden bir hazırlık falan yoktu. Erzurum’da büyük mitinglere alışkınız. Erzurum muhafazakar ve milliyetçi karakteri çok baskın bir şehirdir ve yeri geldiğinde hep kükremesini bilmiştir. Bu sefer 2 saatin içerisinde Erzurumlular büyük bir basiret gösterdiler. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başından beri güçlü liderliği, bu meselelere karşı gösterdiği tavır ve milletimizin de onun arkasında durması aslında bir hazırlık dönemi geçirdik diyebiliriz. 27 Nisan’daki muhtıra zamanında da buna benzer işleri yapmaya çalışanların bir provasıydı. Ağızlarının payını o zamanda almışlardı. Bir ülkede liderlik pozisyonundaki kişi ve onun yanındaki arkadaşlarıyla, vatandaşın hemhal olması, gönüllerini aynı noktada buluşturması, birlikleri inanılmaz bir güç oluşturuyor. Türkiye’de böyle oldu. 27 Nisan muhtırası verildiği günün sabahında Sayın Cumhurbaşkanımız ile beraber gece hazırlanmış olan bir metni tartıştık. Baskın kanaat şu oldu; geçmişte yapılanların aksine beklemek, fırtınanın geçmesi için bir tarafta duramayız. Gereği neyse en yüksek bir sesle bunu yerine getireceğiz. Milletin böyle bir arzusu var. İletişim mecralarının çok kuvvetlenmiş olması da çok önemli. Geçmişte darbe yapanlar TRT radyosunu ele geçirdik derlerdi ve bütün iletişime hakim oluyorlardı. Bugün böyle bir şey yok. Farklı kanallar, sosyal medya, telefonlar ve mesajlar var. İnsanlar birbirleriyle çok kolay bir şekilde haberleşiyorlar. Türk milleti bütün bu geçirdiği darbe teşebbüsleri ve darbeler ile adeta dayak yiye yiye direnç kazanmış, güçlenmiş bir toplum haline geldi. 15 Temmuz bütün bunların neticesidir ama neticesinde bir imanın şahlanışıdır. Erzurum’da ben sabah namazına kadar o 100 bin kişilik toplulukla birlikteydik. 93 harbinde Nene Hatun ile yanındakiler nasıl tabyalara yürümüşlerse aynı ruh vardı. Bu milletin büyüklüğünü gösterir. Türk milleti öyle büyük bir millet ki, ülkeleri zaman zaman işgal edilmiş, devletleri yıkılmış, sıkıntılı durumlara düşmüşler ama sonunda millet kendi karakterini gösterip ayağa kalkmasını bilmiştir” diye konuştu.

İLGİLİ HABERLER