Gündem
  • 18.4.2019 20:50

Bakanlar Kurulu'nda FLAŞ kararlar

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın 31 Mart Yerel seçimleri sonrası ilk kez yapıla Kabine toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu.. Kalın, Esad rejimi ile ilgili "Arabuluculuk arayışımız söz konusu değil. Rejimle bir temasımız, diyaloğumuz söz konusu değil. Oraya dönük bir mesaj iletmemiz gerektiğinde bunu zaten İran ve Rusya üzerinden yapmaktayız. Bunu da öncelikle sınır güvenliğimizin sağlanması çerçevesinde yürütüyoruz." dedi.

Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Toplantıda seçim konusunun gündeme geldiğini, detayların ise sunumlar bittikten sonra yapılacak özel oturumda ele alınacağını anlatan Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanımız da açış konuşmasında bu seçimlerin başarıyla gerçekleşmiş olmasından, herhangi bir güven zaafına yol açmadan tamamlanmış olmasından duyduğu memnuniyeti ifade ettiler ve bundan sonra 2023 hedeflerine kenetlenerek el birliğiyle Türkiye toplumunun bütününü hedefleyen bir ittifak ile çalışmalarımıza devam edeceğimizin altını çizdiler." diye konuştu.

Kalın, kabinenin yoğun bir gündemi olduğunu ve ilgili bakanlıkların alanlarında çalışmalarını yoğun şekilde sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim sonuçlarına yönelik bir ön değerlendirmesi olduğunu dile getiren Kalın, seçimlerin millet için hayırlı olması temennilerini iletti.

Kalın, "Bu seçimler, aslında AK Parti'nin aldığı oyu, Cumhur İttifakı'nın aldığı oyu dikkate aldığınızda Cumhurbaşkanımıza olan güvenin tekrar teyit edildiğini bir kez daha göstermektedir." dedi.

Seçim sonuçlarıyla ilgili İstanbul başta olmak üzere bazı yerlerde hukuki süreçlerin devam ettiğini belirten Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanımızın daha önce de ifade ettiği gibi nihai karar Yüksek Seçim Kurulunundur. Hukuki yolların tüketilmesinin ardından Yüksek Seçim Kurulunun vereceği karar da nihai olarak bizim temel kabulümüz olacaktır. Böylece milletin iradesi sandığa yansıdığı şekliyle de siyasi ve hukuki bir kimlik kazanacak, bağlayıcı hale gelmiş olacaktır. Yapılan itirazlar bu ikisi arasında, yani sandığa giden seçmen ile onun iradesinin olduğu gibi yansıtılması arasında yaşanmış olan muhtemel ihlalleleri, hukuksuzlukları, kasıtlı veya kasıtsız yanlışlıkları ortaya çıkartmayı hedeflemektedir." değerlendirmesinde bulundu.

TERÖRLE MÜCADELE

İbrahim Kalın, toplantıda iç ve dış güvenlik konularının da geniş yer tuttuğunu, bunlarla ilgili Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve MİT Başkanlığının iç ve dış güvenlikle ilgili sunumlarının yapıldığını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Terörle mücadele kararlı bir şekilde bundan sonra da devam edecektir. Bu kurumlarımız arasında, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatımızın tam bir koordinasyon içerisinde yürüttüğü faaliyetlerle Türkiye'nin içinde ve dışında güvenlik alanında ciddi hissedilebilir bir ivmenin kazanıldığını, başarıların elde edildiğini memnuniyetle söyleyebiliriz. PKK terör örgütü olsun, PYD/YPG gibi iltisaklı terör örgütleri olsun, DHKP-C gibi, FETÖ gibi, DEAŞ gibi diğer terör örgütleri olsun bunlara karşı yoğun ve kapsamlı mücadelemiz bundan sonra da devam edecektir. Terörle mücadele Türkiye'nin sadece sınırları içinde verilen bir mücadele değildir. Türkiye'nin sınırlarını, sınır ötesinde sağlamamız öncelikli hedeftir."

Bu konuda iç ve dış istihbaratla ilgili birimlerin çalışmalarını bundan sonra da yoğun şekilde devam ettireceklerini dile getiren Kalın, "Özellikle Milli İstihbarat Teşkilatımızın insani ve teknolojik istihbaratın bütün imkanlarını kullanarak içeride ve dışarıda terörle mücadele konusunda, istihbari bilgi sağlama konusunda, karşı espiyonaj konularında yoğun çalışmalar yürüttüğünü ve sahada çok ciddi başarılar elde ettiğini de ifade etmek isterim." şeklinde konuştu. 
Kalın, İçişleri Bakanlığının terörle mücadelenin yanında uyuşturucuyla mücadele, kamu düzeninin sağlanması ve trafik gibi konularla ilgili çalışmalarının devam ettiğini, bunların da toplantıda detaylı bir şekilde ele alındığını bildirdi.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın bürokrasinin azaltılması ve e-devlet yapısının güçlendirilmesiyle ilgili kapsamlı bir sunum yaptığını anlatan Kalın, son yıllarda dijital dönüşüm konusunda dünyada önemli gelişmeler yaşandığını, Türkiye'nin bu konuda değişimi ilk göğüsleyen ve hayata geçiren ülkelerin başında geldiğini anlattı.

Konuya ilişkin verileri de paylaşan Kalın, "Vatandaşlarımızın devletle ilgili kamu işlerini yaparken hem başvuru sayısını hem sunmak zorunda oldukları belge sayısını hem de gezmek zorunda oldukları kurum sayısını azaltan bir dijital dönüşüm sürecinden geçiyoruz. Yani daha önce ortalama bir işlem için 3-4 belge istenirken, bununla ilgili harcanan zaman bazen yarım gün, bazen bir güne yayılırken, bugün bu rakamlar belge sayısı 1,5'lere düşmüş durumda, sarfedilen zaman ise 10-20 dakika gibi sürelere inmiş durumda." bilgisini paylaştı. 
Kalın, bunun vatandaşın devletle ilgili işlemlerinde kolaylığı artıran önemli bir unsur olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi: 
"Bugün itibarıyla 42 milyon vatandaşımız e-devlet sistemini etkin olarak kullanmaktadır. Geçtiğimiz yıl 2018 rakamını veriyorum, bu sistem üzerinden 2,5 milyar hizmet işlemi gerçekleştirilmiştir. 2019'un ilk çeyreği, bugün 18 Nisan itibarıyla da yapılan işlem sayısı 1 milyarı aşmış bulunmaktadır. Bunların sorunsuz bir şekilde devam ediyor olması da bu konuda e-devlet alt yapısının ne kadar güçlü olduğunu, dijital dönüşüm sürecinin de başarılı bir şekilde devam ettiğini ortaya koymaktadır."

SURİYE'DEKİ GELİŞMELER

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Suriye ile ilgili süreci yakından takip etmeye devam ettiklerine işaret ederek, "Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği çerçevesinde buradaki savaşın sona erdirilmesi, anayasa komisyonunun kurulması ve siyasi geçiş sürecinin seçimler yoluyla sağlanması için çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor." diye konuştu. Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanımızın Moskova'ya yaptığı ziyarette bu konu Rus mevkidaşlarımızla ele alınmıştı. Şu anda beklentimiz, orada özellikle anayasa komisyonunun bir an önce kurulması, üzerinde ihtilaf edilen birkaç isim vardı, bunların nihai olarak çözülerek anayasa komisyonunun çalışmalarına bir an önce Birleşmiş Milletler çatısı altında başlaması. Bu anlamda Astana Süreci başarılı bir şekilde devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Bir diğer önceliklerinin İdlib'deki mevcut statünün korunması olduğunu dile getiren Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanımızın kişisel girişim ve inisiyatifleriyle sağlanmış olan İdlib mutabakatının kalıcı hale getirilmesi öncelikli hedefimiz, bunu da büyük oranda başarmış bulunuyoruz." diye konuştu.

Kalın, mevcut statünün muhafaza edilmesinin büyük bir insani dram ve göç dalgasının önüne geçtiğini belirterek, "Aynı şekilde Afrin-Cerablus hattında da genel olarak bir sükunetin, istikrarın hakim olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Bu aslında Türkiye'nin Suriye'de fiilen güvenli bölgenin nasıl olabileceğine dair gösterdiği en önemli başarıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"GÜVENLİ BÖLGE FİİLEN ASLINDA OLUŞMUŞ DURUMDA"

Daha önce güvenli bölge ya da tampon bölge gibi konular gündeme geldiğinde bunun pratik olmadığı, uygulamasının zor olacağı, bu bölgelerde kimlerin olacağı gibi çeşitli sorular ve şüphelerin gündeme geldiğini hatırlatan Kalın, şunları kaydetti: 
"Bu bölgeye baktığınızda, İdlib'de, Afrin'de ve Cerablus'a kadar olan aslında Münbiç'e kadar olan Türkiye Suriye sınırı içerisinde bugün güvenli bir bölge fiilen aslında oluşmuş durumda. Burada ne PKK terör örgütü vardır, burada ne DEAŞ terör örgütü vardır ne de rejim unsurları vardır. Burada yerel halk kendi imkanlarıyla ve Türkiye'nin desteğiyle bizim de ve uluslararası toplumun da desteklediği hür Suriye ordusu ve diğer Suriyeli unsurlarla kendi yönetimini sağlamakta, kendi ekonomisini yönetmekte, kendi iç dinamikleriyle bu bölgeyi güvenli bir şekilde yönetmeye devam etmektedir. Aslında bu bile kendi başına büyük bir başarı."

Bu bölgelere Türkiye'den dönen mülteci sayısının 350 bini aştığını belirten Kalın, "Yani Suriye savaşı boyunca yaklaşık 8 yıldır devam eden bu savaş boyunca bu yoğunlukta geri dönüşün olduğu bir başka bölge de yoktur. Bu da aslında Türkiye'nin izlediği politikanın ve sahadaki uygulamalarının başarısını göstermesi açısından özellikle not edilmeli." ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'NİN KONTROLÜNDE OLMASIDIR"

Münbiç ve Fırat'ın doğusuyla ilgili ABD ile yürütülen müzakerelerin devam ettiğini belirten Kalın, "Evvelsi gün Sayın Milli Savunma Bakanımız ile Washington'a yaptığımız ziyaret çerçevesinde de bu konuları etraflı bir şekilde ele alma imkanımız oldu. Aynı şekilde Hazine ve Maliye Bakanımız da kendi ekonomik konularının dışında Sayın (ABD Başkanı Donald) Trump ile yaptığı görüşmede bu konuları etraflı bir şekilde ele aldılar. Bizim beklentimiz, Münbiç yol haritasının bir an önce hayata geçirilmesi ve Fırat'ın doğusunda hiçbir terör unsurunun barındırılmasına müsaade edilmemesi." ifadelerini kullandı. 
Münbiç'te, Türk ve Amerikan askerlerinin ortak devriye faaliyetlerinin devam ettiğini ve yeni devriye faaliyetlerinin yapılması için de görüşmelerin sürdüğünü anımsatan Kalın, şunları kaydetti:

"Askeri birliklerimiz ve istihbari unsurlarımız tarafından bu çalışma yürütülüyor. Burada güvenli bölge meselesi de öncelik arz eden bir konu. Sayın Trump'ın kamuoyuna açık bir şekide deklare ettiği yaklaşık 32 kilometrelik güvenli bölge meselesi de gündemimizde olmaya devam ediyor. Beklentimiz sürecinin devam etmesi, güvenli bölgenin kurulması bunun da Türkiye'nin kontrolünde olmasıdır. Bu bölgenin hiçbir terör örgütüne, PYD/YPG, DEAŞ veya rejim unsurlarına bir güvenli bölge ya da nefes alabilecekleri bir alan haline gelmemesidir. Bunun için de çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor."

SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ

Suriye'nin güvenliği çerçevesinde Türkiye'nin, hem Astana sürecinde hem de Cenevre sürecinde çalışmalarının devam ettiğini aktaran Kalın, "Türkiye aynı anda iki süreçte de bulunan hemen hemen tek ülke. Dolayısıyla hem Astana'da İran ve Rusya ile hem de Cenevre'de uluslararası toplumun diğer aktörleriyle bu çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz." diye konuştu. 
Kalın, Irat'ta, Suriye'de ya da dünyanın herhangi bir yerinde Türkiye'ye yönelik tehditlere karşı her türlü tedbirin bundan sonra da kararlı bir şekilde alınacağını vurguladı.

İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI ZARİF'İN TÜRKİYE ZİYARETİ

İbrahim Kalın, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in Suriye ziyareti sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir rapor sunacağını söylediği, söz konusu raporda Şam'dan gelen net bir mesajın olup olmadığına ilişkin soruyu şu şekilde yanıtladı: 
"Sayın Zarif'in Şam'dan sonra Ankara'ya gelip görüşmeler yapması bu tür yorumlara sebep olmuş olabilir ama bizim böyle bir ara buluculuk arayışımız söz konusu değil, öncelikle bunun altını çizmek isterim. İran ile iyi ilişkiler içerisinde olduğumuz, Suriye konusunda birlikte çalıştığımız bir ülkedir. Suriye'de özellikle Esed rejiminin geleceği konusundaki görüş ayrılığımız da zaten bilinmektedir. Biz Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği çerçevesinde meşru bir yönetimin iş başına gelmesi ve bunun için de Anayasa Komisyonunun kurulması ve seçimlerin yapılmasıyla ilgili çerçevemizi baştan beri net bir şekilde ortaya koymuş bulunuyoruz. O manada ara buluculuk arayışımız söz konusu değil. Rejimle bir temasımız, diyaloğumuz söz konusu değil. Oraya dönük bir mesaj iletmemiz gerektiğinde bunu zaten İran ve Rusya üzerinden yapmaktayız. Bunu da öncelikle sınır güvenliğimizin sağlanması çerçevesinde yürütüyoruz. Çatışmaların sona erdirilmesi ve siyasi sürecin hayata geçirilmesi konusunda İran ile yakın çalışmaya devam edeceğiz ama kastettiği manada bir ara buluculuk süreci söz konusu değil."

Bir gazetecinin, "İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif'in dünkü basın toplantısında, 'Suriye'de sınır bölgelerinin Esed rejimine verilmesi' gibi bir önerisi oldu. Türkiye bu öneriye nasıl bakıyor?" sorusunu üzerine Kalın, şunları söyledi:

ZARİF'İN ÖNERİSİ

"Cerablus'tan Afrin'e, Afrin'den İdlib'e kadar o bölgede oluşturduğumuz statüye baktığınızda burada ne PKK'nın ne DEAŞ'ın ne de rejim unsurlarının olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla böyle bir yapı mümkündür. Dolayısıyla 'Türkiye'nin temizlediği yerlere rejim unsurları gelsin' demek biraz fırsatçılık oluyor. Türkiye buralarda terörle mücadele ederek, buraları temizleyip hem kendi güvenliğini hem de bölge halkının güvenliğini teminat altına almış durumda ama Suriye haritasının diğer bölgelerine baktığınız zaman rejimin, Fırat'ın doğusunu Amerikalılara bıraktığını, belli yerleri bizim müdahalemizden önce Afrin'de PYG/YPG'ye bıraktığını, belli yerleri Rusya Federasyonu'na bıraktığını, güneyde başka unsurlara bıraktığını görüyoruz. 'Türkiye'nin temizlediği yerlere rejim unsurları gelsin' demek gerçeklerle bağdaşmıyor. Bizim zaten böyle bir beklentimiz, talebimiz ne de bir onayımız söz konusu. Öncelikli olarak sınırda öngördüğümüz, Cerablus-İdlib hattında mevcut statünün korunması, yerel halkın kendi imkanlarıyla buraları yönetmesi. Fırat'ın doğusunda da bir güvenli bölge kurulduğu zaman buranın kontrolünün Türkiye'de olması."

"ABD'nin Suriye'den çekilme konusunda bir aksama oldu, bu kararı geri mi aldılar? ABD'deki görüşmelerinizde gözleminiz nedir?" sorusuna Kalın, şu cevabı verdi:

"Sayın Trump'ın ABD'nin Suriye'den çekileceğini duyurmasından beri Amerikalılar arasında da bir tartışma devam ediyor. Bununla ilgili net bir yol haritasının ortaya konulamadığını görüyoruz. Yani bir gün söylenen şeyleri ertesi gün yalanlandığını ya da revize edildiğini görüyoruz. Washington'da bizim edindiğimiz izlenimler de bu yönde. Belli ki farklı birimler arasında da farklı görüşler dile getiriliyor. Bizim açımızdan çekilme kararı doğru bir karardır, güvenli bölgenin kurulması doğru bir karardır ama bunun şeklinin nasıl olacağı, buraları kimin kontrol edeceği, bu bölgenin kime hizmet edeceği konusu bunlardan daha da önemlidir. Buradaki temel mesele, Amerikan yönetiminin halen YPG/PYD unsurlarına destek vermesidir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Trump ile yaptığı birçok görüşmede açıkça ifade ettiler. Bizim Suriye'nin herhangi bir bölgesinde, Fırat'ın doğusunda, Deyrizor'da, Rakka'da ya da başka bir yerde güvenliği sağlamak için PYD/YPG gibi bir terör örgütüne ihtiyacımız yok.

Burada DEAŞ'a karşı bir mücadele verilecekse, başka bir terör örgütüne karşı mücadele verilecekse bunu birlikte yapabiliriz. Birlikten kasıt Türkiye'dir, ABD'dir, uluslararası koalisyondur, yerel halktır, Özgür Suriye Ordusudur. Birçok unsurun içerisinde terörle doğrudan irtibatlı bir örgütü seçip bunlara destek vermek zaten baştan beri Amerikan politikasının en yanlış tarafını teşkil etmiştir. Dolayısıyla beklentimiz sürecinin devam etmesi, güvenli bölgenin kurulması bunun da Türkiye'nin kontrolünde olmasıdır."

"TÜRKİYE F-35 TEKNOLOJİSİNİN ORTAĞIDIR"

Kalın, "Türkiye F-35 teknolojisinin ortağıdır, ortağı olmaya da devam edecektir. Biz, F-35'lerin sadece bir müşterisi veya alıcısı değiliz." diye konuştu.

Kalın şunları da ekledi:

"S-400'lerin alınması halinde birtakım yaptırımların olacağına dair bir takım ifadelerin Amerikan makamlarından yapıldığını gördük. Türkiye'ye dönük bu tür tehdit, şantaj, yaptırım dilinin ters tepeceğini ifade ettik. "

KIDEM TAZMİNATI

Kıdem tazminatı ile ilgili de açıklamalarda bulunan Kalın, "İşçi, işveren çevrelerimizin tedirgin olmasını gerektirecek bir durum söz konusu değil." dedi.

Kalın, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"100 günlük İcraat Programı açıklaması modelinden; çeyrek dönemlik bir takip ve raporlama sürecine geçiyoruz. Her bir çeyrekle ilgili birimlerin yaptığı çalışmalar raporlanacak, Cumhurbaşkanımıza arz edilecek, Cumhurbaşkanımız da bu veriler ışığında ve bundan sonra yapılacak çalışmaları, yılda iki defa bizzat kendisi açıklayacak." şeklinde konuştu.

ASKERLİK SİSTEMİ

"Askerlik sistemiyle ilgili Milli Savunma Bakanlığı tarafından taslak hazırlandı. Bu Meclis'e sevkedilecek. Orada da çalışıldıktan sonra kanun haline gelecek.

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER