Gündem
  • 29.11.2017 08:23

Başbakan Yıldırım: Bizi BM ambargo kararı bağlar

Başbakan Yıldırım, “Zarrab davası Türk siyaseti üzerinde algı operasyonuna dönüştü. Türkiye uluslararası hukuka uygun hareket etmiştir. Bizi BM ambargo kararı bağlar. Buna aykırı Türkiye’nin hiçbir tasarrufu olmadı” dedi

Başbakan Yıldırım, İngiltere dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazete Habertürk'ün haberine göre; Başbakan Yıldırım, gündeme ilişkin sorulara şu yanıtları verdi:

- IISS Düşünce Kuruluşu’nda, S-400’lerle ilgili soruya (ABD’nin PYD ile işbirliğine yaptığı savunmaya atıfla) “Tercih değil, mecburiyet” vurgunuz güzeldi...

Bize gereken katkıyı, desteği sağlasalardı, gerekli işbirliğini yapsalardı biz niye gidelim başka bir şey alalım. En önce onlarla oturduk. Ben hatırlıyorum, Hollande ile Cumhurbaşkanı’mız kaç defa görüştü bu meseleyi. Obama ile kaç defa görüştü. Biz elimizden gelen bütün çabayı gösterdik. NATO’nun bize karşı saldırılarda ne kadar ilgisiz kaldığını hep beraber gördük. Kilis’e roketler, füzeler düşüyor, 29 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hiç oralı oldukları yok. Tabii ki kendi savunmamızı, kendi sistemimizi kendimiz mutlaka geliştirmemiz lazım..

İki önemli konu gündeme geldi. Biri YPG ile ilgili Pentagon açıklamada bulundu, ‘Silah vermeye devam edileceği’ ile ilgili... Bir de Zarrab’ın davası bir hafta daha ertelenmiş. Orada da sadece Halkbank yargılanacak görünüyor. Yani Zarrab’ın davasının düştüğü ve yargılanmayacağı anlaşılıyor. Bu konulara ilişkin değerlendirmelerinizi merak ediyoruz...

Şimdiye kadar hep şu söyleniyordu; Zarrab sanıktan tanığa dönüştürülecek diye... ABD hükümeti ile bir anlaşmaya girecek. Belli ki bu süreç öyle işliyor. Bunun izahı bu. YPG/PYD ile ABD’nin işbirliği sürecek, sürmeyecek meselesine gelince... Bizim muhatabımız ABD Başkanı’dır. Bizi bağlayan onun sözüdür. Kurumlar ayrı telden çalıyorsa onların sorunudur. Dolayısıyla biz bu konudaki samimi düşüncelerimizi, rahatsızlıklarımızı her fırsatta kendilerine ilettik. Bundan sonra da iletmeye devam edeceğiz.

‘ABD’DEN ÜÇ BEKLENTİMİZ’

- Suriye ve YPG özelinde Trump’ın politikası farklıymış gibi bir algı var. Olanlar “Derin ABD’nin icraatı” gibi bir algı var. Pentagon ile Trump arasında uyum var mı?

ABD’nin nasıl yönetildiği ile uğraşacak vaktimiz yok. Bizim ABD ile anlaştığımız konular var, ayrıştıklarımız var. Uzun vadede, iki ülkenin hem kendi gelecekleri, hem de Ortadoğu’nun geleceği bakımından daha fazla birlikte hareket etmesi gerekir. Konuştuğumuzda ABD’liler de aynı şeyi söylüyor. Zaman zaman bir önceki yönetimden devam eden kararları gerekçe gösteriyorlar. O kararların henüz süreçler tamamlanmadığı için değiştirilmediğini söylüyorlar. ABD ile Türkiye geçmişte olduğu gibi müttefik olarak NATO’da ve iki stratejik müttefik olarak devam edecekse bunun önünde üç engel var:

Birincisi, bizim isteğimiz DEAŞ’la mücadelede, terör örgütü PKK’nın aynısı olan, iç içe geçmiş bir örgütle ABD’nin çalışmaması, DEAŞ’la mücadeleyi bunlarla bir olup yapmaması. 

İkincisi; 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olduğuna Türk milletinin emin olduğu bir örgütün başının ABD’de hâlâ çok rahat hareket etmesi. Hatta bazı ABD ve uluslararası medyaya, ABD’nin kurumlarına sirayet ederek Türkiye hakkında olumsuz algı faaliyetlerini sürdürmesi bizim kabul edeceğimiz bir şey değil. Bu konuda bir adım mutlaka atılmalıdır.

Üçüncüsü; sizin ne yapıp edip, Türk halkının ABD hakkındaki olumsuz algısını düzeltecek bir çıkış yapmanız lazım. Şimdi bunlara bir şey daha ilave oldu. Karşılıklı vizelerin krize girmesi, sonra kısıtlı açılması, karşılıklı tutuklamalar var, davalar var. Bu davaların hukuki mecradan çıkarılıp başka bir siyasi sonuca dönüştürülmesine asla izin verilmemeli. Yani iki ülke ilişkileri zaten nazik bir dönemden geçiyor. Bu davalarla birlikte hukuk zeminindeki gelişmeler ilişkilerimizin geleceğini tehdit etmesin. Açıkça bizim söylediğimiz bu.

- ABD’nin bize verdiği cevaplar ne?

Bir: “PYD/YPG bir tercih değil, mecburiyet. Eskiden başlamış, şu anda da alternatifimiz yok. Bunlarla stratejik işbirliğimiz yok. Konjonktürel bir beraberlik.” Madem öyle, şimdi DEAŞ bitti, bunlarla ilişkiye nokta konulmalı. Bizim beklentimiz bu. İnşallah bu konuda bir gelişme olur. Son görüşmelerde böyle bir intiba oluştu. İkincisi, FETÖ ile ilgili. Defalarca taleplerimiz oldu. Belgeler, bilgiler, her şeyi verdik ama henüz adım atılmış değil. Son gidişimde de bu meselenin çok önemli olduğunu, Türk toplumunun ABD yönetiminden bir hareket beklediğini, bu olmadığı zaman darbe ile ilgili kuşkuların daha da yerleşik hale geleceğini söyledim. Zannediyorum bu konuya daha titiz eğilecekler. Bu yönde bir algım oluştu. Bunu zaman gösterecek. Tüm bunları konuşurken bu davalar meselesi işin içine girince olay biraz daha farklı bir boyuta evrilme eğilimi gösteriyor. Bunu da yakından takip ediyoruz.

‘ABD 60 BOEING ALDI AMBARGO YOK MU?’

Bu dava, tamam hukuk meselesidir falan ama... Neticede bunun yine Türkiye, Türk siyaseti üzerinde bir algı operasyonuna, bir ekonomik sıkıştırmaya doğru yöneltildiği algısı bizde oluşmaya başladı. Daha dava görülmeden verilen beyanatlar, yayılan dedikodular, (Şu kadar bankaya bu kadar ceza gelebilir, Zarrab itirafçı oluyor, Türk hükümetini, Türkiye’yi suçlayabilir) gibi... Türkiye uluslararası hukuka uygun hareket etmiştir. Bizi bağlayan BM ambargo kararıdır. Buna aykırı da Türkiye’nin hiçbir tasarrufu olmamıştır. Dün de yok, bugün de, yarın da olmaz... Bu çok net.

İkincisi; Biz ne yapmışız, petrol karşılığı ilaç ve gıda... Adam petrolünü vermiş, parasını buraya park etmiş, ihtiyaçları görülmüş. Petrol ticareti de yapılmış, altın ticareti de yapılmış. Çeşitli ülkelerle... Efendim oradan dolara çevrilmiş, İran’a efektif olarak verilmiş. Biz nereye gittiğini takip etmeye mecbur muyuz? Yapana sormuyor, bize yöneliyor. Kaldı ki, bu işi yapanlar yasaklı firmalar değil. Yaptığı zaman hiçbir yasağı yok. Bir başka konu; ABD 60 tane Boeing için İran’la oturuyor, anlaşma yapıyor. Onda ambargo mevzusu yok, yasak yok. Türkiye daha masum bir ticaret yapıyor, ambargo konusu oluyor, niye yapıyor diye soru soruluyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. İşin sonunda her şey ortaya çıkacak.

"GÖRÜŞMELER DEVAM EDECEK. BİRİ TÜRKİYE'DE, BİRİ RUSYA'DA, BİRİ İRAN'DA"

- Suriye anayasası için Rusya ile ABD’nin birlikte yazdığı metinden söz ediliyor. Türkiye, anayasa yazım sürecine dahil olacak mı?

Astana’nın devamı Soçi görüşmeleridir. Bunlar önümüzdeki ay da devam edecek. Biri Türkiye’de, biri Rusya’da, biri İran’da. Üçlü görüşmelere kadar teknik düzeyde bu konular ele alınacak. Konunun uzmanları gerek anayasanın çerçevesi nasıl oluşturulacak, kimler katılacak, kimler katılmayacak, içeriği ne olacak, teknik düzeyde buna çalışacak. Daha sonra bu çalışmalar zirvelerde ele alınarak, gerekli düzeltmeler, talimatlandırmalar yapıldıktan sonra bir noktaya gelecek. Herkes şu noktaya geldi artık; Suriye’de bu iş bitecek.

İLGİLİ HABERLER