Medya
  • 25.9.2002 23:59

BASIN KONSEYİ, BAŞBAKAN’LA İLGİLİ YAZISINDA ELEŞTİRİ SINIRLARINI AŞAN EMİN ÇÖLAŞAN’I KINADI

KAYNAK : Haber Vitrini İSTANBUL/2 Temmuz 2002 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan, “Ecevit’in bilinmeyenleri (acı gerçekler) ” başlıklı yazıyla ilgili olarak, DSP Ankara İl Başkanı Cumhur Ömer Özgün’ün şikayetini değerlendiren Yüksek Kurul, aşağıdaki gerekçelerle Hürriyet gazetesi yazarı Emin Çölaşan’ın “kınanmasına” karar verdi. Şikayet konusu yazıda Başbakan ve eşiyle ilgili “…Doktorların eve gelmesini istemiyorlar. Bülent Bey yatakta olması gerekirken, kapıyı çoğu zaman o açıyor. Rahşan Hanım içeriden sesleniyor: ‘Ayy, ben iş yapıyordum, zili duymamışım.’ Bülent Bey'e bacağındaki arıza için kasığına kadar özel çorap verilmiş. Kapıyı bir açıyor ve çorap ayak bileklerinde. Çelik korse çözülmüş. …Hastaneye yattığında bütün derisinde kabarmalar ve lekeler var. Cildiye uzmanları bunları önce bir hastalık zannedip incelemeye alıyor. Sonra görülüyor ki, bunlar iyi yıkanmadığı, iyi temizlenmediği için oluşmuş şeyler. Hastanede her tarafı güzelce yıkanıp paklanıyor, pamuklarla siliniyor. Cildinin temizlik sonrası aldığı renge Rahşan Hanım bile şaşırıyor... ‘Meğer senin ne güzel tenin varmış Bülent’ diyor. Bülent Bey'in iyice uzamış ve bakımsız kalmış el ve ayak tırnakları da hastanede güzelce kesiliyor, temizleniyor. Ellerine bir güzellik geliyor, ayakları rahat ediyor. Şimdi işin daha vahim bir boyutuna geliyorum. Başbakan'ın, hastaneye geldiğinde resmen ‘AÇ’ olduğu görülüyor. Eksik ve yanlış beslendiği ortaya çıkıyor. Evinde yıllarca tek taraflı -çoğunlukla çay, bisküvi, kuru şeyler- ile beslenmiş. Bu durum kan tahlillerinde açıkça ortaya çıkıyor. Bu ‘açlık’ ve tek taraflı beslenme nedeniyle, verilen bazı ilaçlar etkili olmuyor. Hastanede sıkı ve düzenli bir beslenme rejimi uygulanıyor. Sebze, meyve, diğer gıdalar, vitamin ve mineraller veriliyor. İlaçları düzenli içiriliyor ama bu düzen, eve çıkınca yine kaybolup gidiyor. …Başkent Üniversitesi Hastanesi'ne son gidişinde bu yüzden arka kapıdan girip çıktı... Çünkü 7 basamaklı ön merdivenlerde yine de düşme riski vardı. Şimdi her önlem, kalça kırığını önlemeye yönelik. Evindeki düzen belli. Ortalık dağınık ve karışık. İçeriye kimseyi almayan, yeterince bakılmayan, beslenmeyen, temizlenmeyen, ilaçlarını düzgün almayan bir Başbakan ve yanında onu yönlendiren, her şeye karışan, pek çok yanlış yapan ve yaptıran 81 yaşındaki inatçı ve hükmedici karısı!” ifadeleri kullanılmaktadır. Basın Konseyi Yüksek Kurulu, yaptığı incelemede, şikayet konusu yazıda, Başbakan ve eşiyle ilgili kullanılan ifadelerle Basın Meslek İlkelerinden “Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, sağlığı, bedensel özrü, yaşı, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.” içerikli 1 ve “Kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.” içerikli 4. maddelerinin ihlal edildiği sonucuna vararak Hürriyet gazetesi yazarı Emin ÇÖLAŞAN’ın“kınanmasına” oy çokluğu ile karar vermiştir. YÜKSEK KURUL, BAŞBAKAN’LA İLGİLİ YAZISINDA ELEŞTİRİ SINIRLARINI AŞMAYAN BEKİR ÇOŞKUN HAKKINDA ŞİKAYETİ YERSİZ BULDU 29 Haziran 2002 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan, “Perhiz ...” başlıklı yazıyla ilgili olarak, DSP Ankara İl Başkanı Cumhur Ömer Özgün’ün şikayetini değerlendiren Yüksek Kurul, aşağıdaki gerekçelerle Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Çoşkun hakkında “şikayetin yersizliğine” karar verdi. Şikayet konusu yazıda “Anladığım kadarıyla Başhasta, pardon... Başbakan Ecevit doktorlardan gizli DSP Grubu'na giderek konuşma yaptı.. Hani doktorundan gizli sigara içen, çikolata yiyen, hamur işi atıştıran hasta duymuştum da, doktorundan gizli devlet yöneten bu ilk... Doktorları kızmışlardır:‘Grup toplantısı dokunur, lütfen yapmasın...’ Başhemşire Rahşan Hanım tiz sesiyle:‘Az bir şey grup aldı, fazla almadığı için, ne bilelim sesimizi çıkartmadık...’ Doktor: ‘Olmaz ama... Bu zararlı, kendisine zarar... Biz onun bir an önce sağlığına dönmesini istiyoruz, bu yüzden grup almaması gerekiyor... Lütfen dikkat etmesi lazım...’ Başbakan'nın tedavi gördüğü Başkent Hastanesi'nin Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, tanıdığım en titiz, en çalışkan, mesleğini ve ülkesini seven bir tıp adamıdır... Keza Başkent'in doktorları da...Zararı dokunmasa, niçin yasak koysunlar... Doğrusunu isterseniz burada; devlet yönetiminin mi Ecevit'in sağlığına zarar verdiği, yoksa Ecevit'in mi devletin sağlığına zarar verdiği belli değil... Nitekim önceki gün ‘Ecevit aşağı indi, devlet işlerine el attı...’’denilince, Tahtakale esnafı ‘Eyvah...’ diyerek koşuşturmaya başladı... Bankacılar ‘Kaçın...’ diye birbirlerini uyardılar...Bir anda ne oldu?.. Borsa-dolar-istikrar birbirine giriverdi...Kısacası: Ecevit ile devlet artık bir arada olmuyor... Bence bundan hem devlet zararlı çıkıyor, hem Ecevit'in sağlığı... Bu yüzden, bu köşede tam bir yıl önceden, hem de kaç kez yer almış ‘Ecevit ile olmaz...’ görüşü bugün; ulusumuzun, işadamlarının ve değerli medyamızın artık ortak görüşüdür... Yine geç kaldılar... Olsun...Ecevit ile artık bir gün bile olmaz...Olamaz..” ifadeleri kullanılmaktadır. Basın Konseyi Yüksek Kurulu, yaptığı incelemede, şikayet konusu yazıda, yazarın, Başbakan’ın içinde bulunduğu durumu mizahi bir üslupla eleştirdiği, bunu yaparken eleştiri sınırlarını aşmadığı sonucuna vararak Hürriyet gazetesi yazarı Bekir ÇOŞKUN hakkında “şikayetin yersiz” oy çokluğu ile karar vermiştir.

İLGİLİ HABERLER