Gündem
  • 31.3.2003 11:27

BİR YILLIK CEZAYI GÖZE ALAN UÇAK DA KAÇIRIR, BAŞBAKANLA DA KONUŞUR

Türk Hava Yolları (THY) son dönemlerde 'dandik' de olsa sahne olduğu eylemlerle adını duyuruyor. Tam turizm mevsimine girildiği dönemde yaşanan bu olaylar, ulusul kuruluşumuzun hayli aleyhine oluyor. Bunalımlı gençler seslerini duyurmak, Başbakanla konuşabilmek için mumdan, oyuncak ayıdan, bebekten sonra 'bomba' diyebileceği yeni bir şey yakında mutlaka bulur. Tabii 'yine oyuncaktır' deyip eylemi de hafife almamak gerekiyor. Nitekim 29 Ekim 1998'de daha önce Adana'dan Ankara'ya gelmekte olan 'Ayvalık' isimli uçağın pilotu Hayri Kırıtoğlu'nun sesi kulede şöyle yankılandı: 'Uçakta bir PKK'lı terörist var. Elinde bomba ve tabanca taşıyor. Bizi, Lozan'a gitmemiz için uyarıyor.' Gerçekten teröristin elinde el bombası, tabanca vardı. Ne tabanca, ne de el bombası oyuncağa benziyordu. Pilot, benzin almak için Bulgaristan'a inmesi gerektiğini söyledi. Geceydi. Uçak, Bulgaristan diye Ankara Esenboğa Havaalanı'na indirildi. Teröristle, telefon temasını Bulgaristan Büyükelçiliğimz Birinci Müsteşarı diye Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak kurmuştu. O müthiş operasyonu Osman Ak ve arkadaşları gerçekleştirdi. Bir elinde gerçek el bombası, bir elinde tabanca olan kişi keskin bir nişancı tarafından tek kurşunla öldürülmüştü... O müthiş operasyona, bazı meslektaşlarımızın uçağın yanına kadar sokulup fotoğraf çekmesi, cep telefonlarıyla konuşulması gölge düşürdü. Eğer, terörist, cep telefonuyla eylemde kendisine yardımcı olan birisiyle bağlantı kurmuş olsaydı, Bulgaristan'da değil, Türkiye'de olduğunu öğrenebilecek, aldatılmanın da psikolojisiyle bombanın pimini çeker, tabancanın da tetiğine basabilirdi. Kaçırılan uçaktan adeta naklen yapılması, benzer olaylarda ilerde başımızı büyük ölçüde ağrıtır, yapılacak operasyonlara büyük ölçüde sekte vurur. Bu konuda yetkililerin şimdiden önlem almaları gerekiyor. Uçağa binildiğinde 'cep telefonlarının kapatılması' istenir. Ama gelin görün ki telefonu ya bilerek ya da unuttuğu için açık bırakanlar oluyor. Uçakta aniden çalan cep telefonlarının sesi, telefonlarını kapatanları çileden çıkartıyor. 'Unuttum' diyen kişinin özür dilemesi sonucu da söylenecek daha fazla söz bulunamıyor. Nasıl uçağa binişte tabancalar toplanıyorsa, cep telefonları konusu da artık ciddi ciddi ele alınmalı. Benzer bir uçak kaçırma olayında, cep telefonlarının kullanılması ilerde büyük bir facianın da nedeni olabilir. Konuştuğum deneyimli Emniyet mensupları, Türk Hava Yolları'nın bu konuda yetkililerle bir araya gelip önlem almalarını istediler. Kafası bozulan, uçak biletini alıp, yanında bir mum, bir oyuncakla uçağa biniyorsa gerisi geliyor. Özgür Gençaslan, Almanya'ya gidebilmek için uçak kaçırıyor. Ali İlker Urbak, Moskava'da bulunan sevgilisinin yanına gidebilmek için uçak kaçırmaya kalkışıyor. Cezası az Uçak kaçırmanın cezası caydırıcı olmaktan hayli uzak. Gaziantep'te baklava çalan çocuklara 6'şar yıl, Ankara Sincan'da bir kadının sadece 'atkısını' alıp kaçan 17 yaşındaki gence 12.5 yıl hapis cezası verildi. Oysa yolcuların, yakınlarının yüreğini ağzına getiren, Türkiye'nin olumsuz bir haberle haberlerde ilk sırada yer almasına yol açan hava korsanına verilecek ceza ise bir yıl civarında oluyor. İnsanların can ve mal güvenliğini 'tehdit' etmesi nedeniyle tüm dünyanın, özellikle de 11 Eylül saldırısından sonra da en tehlikeli eylemlerin başında gördüğü ve en ağır cezalara hükmettiği 'uçak kaçırma' ülkemizde adi bir suç olarak görülüyor. Uçağa soktuğu oyuncak ayı için 'bomba' diyen Mehmet Dağ, 24 Şubat 1998 yılında Adana-Ankara seferini yapan yolcu uçağını Diyarbakır'a indirmişti. Eşinden ayrılan ve girdiği bunalım sonucu bu eylemi gerçekleştirdiği belirtilen Dağ, Adana'da yargılandı. 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı, İnfaz Yasası'ndan yararlandı ve 10 ay cezaevinde kaldı. İşte o madde ve örnekler Bütün ülkelerin 'terör' suçu olarak ceza yasalarına aldığı uçak kaçırma eylemleri, Türk Ceza Kanunu'na göre, korsanlar bir örgüt üyesi değilse, aksine 'adi' bir suç olarak değerlendiriliyor. Ceza Kanunu'nun 384. maddesinin ilgili fıkrası şöyle: 'Her kim bir uçağı kaçırır veya hareket etmesine engel olur veya bu eylemlere teşebbüs ederse 3 yıldan 5 yıla kadar ağır hapis cezasıyla cezalandırılır.' Mehmet Ertürk, elindeki el bombası şeklindeki Çakmak'la yine 1998 yılında Lefkoşe-Ankara seferini yapan uçağı kaçırmış, yine ikna edilerek eylemine son vermişti. Ertürk de 1 yıl 2 ay sonra serbest kaldı. Gazetemizin Adliye Muhabiri Cemal Doğan, uçak kaçırmalar konusunda bazı cumhuriyet savcılarıyla konuştu. Savcılar, mevcut ceza hükümlerinin yetersizliğini dile getirdiler, eylemlerin gösteriye, ünlü olma aracına dönüştüğü görüşünde. Bir Savcı, 'yakın bir gelecekte karnesinde kırık not olan öğrenci de uçak kaçırırsa şaşırmayın' dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: 'Başka ülkelerde, vatandaş ilk önce toplumun hukukunu, kurallarını öğrenerek, neyin suç, neyin olmadığını öğreniyor. Çok garip bizde de tam tersi oluyor. Adam suç işliyor karşımıza geliyor. Bu işi niye yaptın, şimdi cezaevine göndereceğim, suç olduğunu bilmiyor musun dediğim adam boynunu bükerek,'suç olduğunu bilmiyorum efendim' diyor. Kanunlar caydırıcı olsaydı, son aftan çıkanların yüzde 60 cezaevine geri döner miydi?' (Saygı Öztürk/ Star)

İLGİLİ HABERLER