Medya
  • 30.9.2010 15:29

BÜLENT ARINÇ'TAN DİZİLERE TEPKİ

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, son dönemlerdeki televizyon dizilerinde kadınların; içi boşaltılmış, değersizleştirilmiş bir eşyaya dönüştürüldüğünü belirterek, "İhanet eden, evlilik dışı ilişki kuran, temel değerleri hiçe sayan bir profille anne, hayat arkadaşı, her şeyden önemlisi bir insan olan kadın bütün bu masum ve kutsal özelliklerinden ayrıştırılmaktadır.

ÖMER FARUK AYDEMİR/İSTANBUL

Ya da tam tersi, dayak yiyen, zulme uğrayan, taciz edilen ve daha daha da ötesi dakikalarca tecavüze uğratılan, aşağılanan bir dille zavallı, acınası bir yaratığa dönüştürülmektedir" dedi.
Bülent Arınç, Akdeniz Düzenleyici Otoriterler Ağının 12. Genel Kurul Toplantısı kapsamında Legancy Otoman Hotel'de düzenlenen 'Medyada Kadın Temsili, Küçüklerin Korunması/Denetim ve Yeni Hizmetler' konulu toplantıya katıldı.

Konuşmasında, Anayasaya göre kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu ifade eden Arınç, "Devlet bu eşitliğin hayata geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Ülkemizde geniş kapsamlı bir anayasa değişikliği halk oyuna sunularak kabul edilmiştir. Bu kapsamda anaysa maddesine çocuklar, yaşlılar, engelliler ve özel suretle korunması gerekenler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı ilkesi eklenerek kabul edilmiştir. Böylece toplumda, kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler için pozitif ayrımcılık hukuki olarak hayata geçirilmiştir. Yapılan araştırmalar Türkiye'de bazı meslek gruplarında kadınları temsil oranının Avrupa'dakilere göre yüksek olduğu gözlenmektedir. Örneğin bilimsel alanda kadın akademisyenlerin oranı yüzde 40'a ulaşmıştır ve bu pek çok Avrupa ülkesinin üzerindedir" dedi.

Bülent Arınç, kadınlarla ilgili sorun alanlarından birisinin de, kadınların medyada temsili konusu olduğunu söyledi. Türkiye'de 20'den fazla kadın örgütünün bir araya gelerek 2008 yılında gerçekleştirdiği Medyada Kadınların Temsil Biçimi konulu araştırmanın bulgularını aktaran Arınç, "Araştırmaya göre haberlerde, manşetlerde kadınlar bireysel varlığı olmayan eş, fedakar anne, magazin malzemesi, konu mankeni ve cinsel nesne olarak sunuluyor ya da tamamen yok sayılıyor. Tüm medyada kadınların hak mücadeleleri ve eylemlerinin yer alma oranı sadece yüzde 3. Televizyon ana haber bültenleri yönetim kadrolarının sadece yüzde 16'sı kadınlardan oluşuyor. Buna karşılık haber merkezlerinde çalışanları kadın oranı yüzde 35" diye konuştu.

Bülent Arnınç, haber merkezlerinde çalışan kadın kameramanların sayısının ise yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Televizyon programlarında siyasi tartışma programlarını yapanların tamamına yakınının erkek olduğuna dikkat çeken Arınç, "Bu sonuçlar medyada erkek egemen bir yapının olduğunu açık şekilde göstermektedir .Kadınlar medyada muhabir, foto muhabir olarak çalışmaktadır ancak buna karşılık kadınlara söz konusu medyanın yayın politikasını belirleme noktasında yeterince yer verilmemektedir. Karar mekanizmasında kadınların yeterince yer almamasının olumsuz etkilerini ülkemizdeki yayıncılığında açıkça görmekteyiz. Ülkemizde bazı televizyon programlarında cinsellik, şiddet, ayrımcılık, genel ahlak kurallarına karşı son derece olumsuz bir dil kullanılmaktadır. Şiddet ve cinsellik maalesef kadın üzerinden işlenmektedir.

Bu dil kadınları öncelikle bedene indirgemekte ve sömürmektedir" açıklamasında bulundu.

Bülent Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kadın ya ataerkil roller içerisine sıkıştırılmakta ya da ihanet eden yuva yıkan marjinal bir çerçeveye oturtulmaktadır. Son dönemlerde ekranlarımızı dolduran yerli dizilerin neredeyse tamamında kadınlar içi boşaltılmış, değersizleştirilmiş bir eşyaya dönüştürülmüştür. İhanet eden, evlilik dışı ilişki kuran, temel değerleri hiçe sayan bir profille anne, hayat arkadaşı, her şeyden önemlisi bir insan olan kadın bütün bu masum ve kutsal özelliklerinden ayrıştırılmaktadır. Ya da tam tersi, dayak yiyen, zulme uğrayan, taciz edilen ve daha daha da ötesi dakikalarca tecavüze uğratılan, aşağılanan bir dille zavallı, acınası bir yaratığa dönüştürülmektedir. Kadın programları adı altında yapılanlar ise olayın başka bir vahim yönünü oluşturmaktadır. Bu programların bazılarında da toplumdaki en uç örnekler gösterilmekte, şiddet, gözyaşı ve her türlü sapkın ilişki aleni şekilde ortaya dökülmektedir."

İLGİLİ HABERLER