Medya
  • 20.4.2019 22:56

Cehennemin kapısı : BAB'ÜL EMAN

Bundan sonra üçüncü kat semaya yükseldim.
Yüce Hak bu semayı bakırdan yaratmıştı.
İsmine  ZEYTUN  derler.
Buranın  kapıcısına da, Arinail  derler. 
Bu semanın kapısı ak incidendi, onun üzerinde nurdan bir kilit vardı.

Arinail gayet azametli ulu bir melektir.
Onun  hizmetinde de üç yüz bin  melek vardı. Bu  meleklerin tesbihi de şöyleydi;  
Bol hibeler eden ihsan sahibi zat noksan sıfatlardan münezzehtir.( Pâk, kusur ve noksanlıklardan uzak. Hiç bir şeye muhtaç olmayan. Kötülükten, kusurdan ve noksanlık gibi şeylerden tenzih edilen)
Gönüller açan bilgin zat noksan sıfatlardan münezzehtir.
Kendisine dua edenlerin duasına icabet eden Yüce Zat noksan sıfatlardan münezzehtir.

Selam verdim, tam tazimle selamımı aldı. 
Bana çeşitli üstün nimetlerin müjdesini verdi.
Bunu geçtikten sonra başka melekler gördüm.
Saf  olmuşlardı, cümlesi secde etmişlerdi, o halde şu tesbihi okuyorlardı:
Bilgin yaratıcı Zat noksan sıfatlardan münezzehtir, 
Kendisinden başka kaçıp sığınılacak makam olmayan zat noksan sıfatlardan münezzehtir.
Yüceler yücesi tüm noksan sıfatlardan münezzehtir.

Devamlı olarak bu tesbihi okuyup duruyorlardı.
Cebrail şöyle dedi:
-  Bunların ibadetleri budur. Niyaz eyleyin ki bu ibadet sizin ümmetinize de ihsan olunsun.
Dua ettim. Yüce Hak tarafından Ümmetime namazda secde emir olundu.
Secdenin iki olmasının sebebi şudur:
Onlara selam verdiğim zaman; başlarını secdeden kaldırıp selamımı aldılar, tekrar secdeye vardılar.
Bunun için ümmetime bir vakitte iki secde farz oldu.
Bunları geçtikten sonraYusuf ‘u (Aleyhisselam) gördüm, gayet güzeldi.
Yusûf’ün tesbihi şu idi..
Kerem sahiplerinin en keremlisi Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Ulular ulusu Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Benzeri olmayan tek Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Hiçbir şekilde sonu olmayan Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.

Sonra Davut (Aleyhisselam) ve oğlu Süleyman’ı (Aleyhisselam) gördüm.
Saygıyla selamımı aldılar. Benimle ayrı ayrı müsafaha ettiler.
Bana müjdeler verip şöyle dediler:
-Bu gece; ümmetine şefaat ve Rabbından selamette olmalarını niyaz eyle.
Her peygamberin kendine ayrı tesbihi vardı.
Davud’un tesbihi şöyleydi;
Nurun yaratıcısı noksan sıfatlardan münezzehtir.
Tövbeleri kabul buyurup hibeler ihsan eden Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Sonra oğlu Süleyman tesbihe başladı.
Süleyman’ın tesbihi ise şöyleydi;
Malın ve mülkün sahibi Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Kahir Cebbar olan Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Bütün işler zatında biten Yüce Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir.

Onları geçtikten sonra bir derya gördüm,tamamen ateştendi..
Bu denizin çevresini sert ve şiddetli melekler sarmıştı.
Bu nedir?” diye sordum.
Cebrail şöyle anlattı;
- Bunun adı Saak Denizi’dir. Gökten yere yakıcı gürültüler ve yıldırımlar bu meleklerle iner.
(Bu hal Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle anlatıldı; Gök gürültüsü, Allah’a hamd ile, Melekler de, Allah’dan korkarak tesbîh ederler. Allah yıldırımlar gönderip onunla dilediğini çarpar. - Ra'd Suresi 13. Ayeti Kerime)
Şanlı Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallalahü aleyhi ve Sellem Efendimizin anlattıklarına devam edelim.
Bundan sonra bir kapı gördüm.
Kafurdandı (Beyaz ve yarı şeffaf bir madde) 
Bunun alt eşiği yerin en derin noktası olan serada, yukarı eşiği ise arşın altında idi.
Bu kapının iki kanadı vardı.
Yer ve gök kadar bir kilit asmışlardı.
Hayret ettim..
Cebrail bu kapıyı şöyle anlattı; Bu kapının adı BAB'ÜL EMAN dır.
-Neden buna BAB'ÜL EMAN denildi?
Yüce HAK cehennemi yarattı. İçine de çeşitli  azaplar  koydu.
Cehennemden bir nefes zuhur eyledi, bunun üzerine cümle yer ve gök ehli yüce HAKKA sığınıp, eman diledi.  
Bundan sonra izzet sahibi YÜCE HAK bu kapıyı; cehennem ile cümle kainat arasında yarattı.
Ta ki yedi kat yerlerin ve yedi kat göklerin ehli, eman da(Af ve yardım dileme.Eminlik) bulunalar.
Bu mana icabıdır ki kapının adına , “BAB'ÜL EMAN” denildi.
Arkasında neler bulunduğunu görmek için o kapının açılmasını istedim.
Cebrail  şöyle dedi:
-Bunun ardında cehennem vardır neylersiniz?
“Muhakkak görmek isterim.” Deyince, şu ilahi ferman geldi:
 -Ey Habibim; parmağınla işaret et, kapı açılır.
Bunun üzerine işaret ettim, kapı açıldı.
Gördüm ki; Demirden büyük bir mimber var. O mimberin altı yüz bin ayağı vardı.
Onun üzerinde çok heybetli ateşten yaratılmış bir melek oturuyordu.
Ateşten ipler büküyordu.
Ateşten zincirler ve bukağılar (kaçmayı önlemek için ayağına geçirilen demir köstek) yapıyordu.
Gayet şiddetli ve korkunç yüzlü idi.
Pençesi kuvvetli ve öfkesi aşikar idi..
Başını  önüne  eğmiş  şu  tesbihi  okuyordu:
-Güçlü sultan olduğu halde zulmetmeyen O Yüce zat noksan sıfatlardan münezzehdir.
Düşmanlarından intikam alan yüce Zat noksan sıfatlardan münezzehtir.
Dilediğine bol ihsanda bulunan Yüce Zat noksan sıfatlardan münezzehdir. 
Kendisine bir benzer olmayan Yüce Zat  noksan sıfatlardan münezzehtir.

Ağzından dağlar gibi ateşler çıkıyordu ve burnundan alevler fışkırıyordu. 
Onun her bir gözü dünyanın tamamı kadardı.
O meleği bu heybette görünce, bana korku geldi. 
Allahü teala’nın lütfü, keremi ve inayeti olmasaydı o anda helak olurdum. 
Cebrail’e sordum; “Bu kimdir? Onu  görünce vücuduma titreme geldi” dedim,
Cebrail  bana şöyle  anlattı:
- Hiç korkmayın! Size korku uzaktır. Yüce Hak teala’nın Habibi’ne korku yoktur. Bu cehennemin hazini (kapıcı, bekci, bakıcı) Malik’tir.
Allahu Teala Onu gazabından yaratmıştı. 

Yarattığından beri hiç gülmemiştir. 
Her an gazabı artmaktadır.
Onun yanına varın selam verin.
Bunun üzerine gidip selam verdim. 
O kadar meşguldü ki başını bile kaldırmadı. 
Cebrail öne geçip şöyle dedi:
-Ey Malik, sana selam veren Allah'ın Resulu Muhammed'dir (Sallallahü aleyhi ve sellem). 
Cebrail beni ona böyle tanıttı.
Namımı işitince bana kıyam edip bana saygı için türlü saygı dilleri döktü ve ikramlar eyledi.
Sonra şöyle dedi
-YA MUHAMMED SANA MÜJDELER OLSUN!.. 
Yüce Hak sana çokça kerametler ihsan eyledi.
Senden hoşnuttur.
Senin vücüduna cehennem ateşini haram kıldı.
Senin hürmet ve bereketinle sana tabi olanlara dahi cehennem ateşini haram kıldı.
Yüce Hak bana emreyledi.
Senin ümmetinin asilerine merhamet eyleyeyim.
Sana iman getirmeyenlerden intikam alayım.

Bu Malikten başka cehennem hazinleri (kapıcıları  bekcileri  bakıcıları) on sekiz tane idi.
Malik ile on dokuz olurlar.
Bunların gözleri yıldırım gibidir.
Ağızlarından yalın ateş çıkar.
Bunlarda asla esirgemek ve acımak yoktur.
Her an öfkeleri artmaktadır.
Vücutları gayet büyüktür.
Onların büyüklüğünü şundan anla;
Onlar tek pençeleriyle bir seferde yetmiş bin kafiri alıp, cehenneme atar.
Kafirin vücudu ise gayet büyüktür.
Ağzındaki dişlerin her biri Uhud dağı kadardır.
Her bir dişi Uhud Dağı kadar olunca başının ve vücudunun ne kadar büyük olacağını hesap eyle.
Bir omzundan diğer omzuna kadar olan mesafe dokuz günlük yoldur. (NOT : 3 günlük yol 102 kilometredir.)
Derisinin kalınlığı üç günlük yoldur.(102 km)
İşte koca cüsseli yetmiş bin kafir avucu içine sığınca; o melek ne kadar büyüktür? 
Hesabını yapın.
Bu meleklerin eli altında o kadar zebani vardır ki, Onların sayısını ancak Allahü Teala bilir.
Şöyle bir rivayet geldi :
-Yüce Hak,Resulullah efendimize Sallallahü aleyhi ve sellem, bu on dokuz meleğin vasıflarını beyan yolunda şu ayeti kerimeyi yolladı:
-“ Onun üzerine on dokuz melek tayin edilmiştir”(Müddesir Suresi- 30.. Mealen)
Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz ümmeti namına mahzun oldu.
Cehennemin hazinlerinin şiddetinden ümmetinin nasıl korkup, sıkıntı çekeceğini düşündü.
Ümmetinin Halas olmalarını (Kurtuluş. Selâmete ermek) diledi.
Bunun üzerine Yüce Hak şöyle buyurdu:
– Senin ümmetine on dokuz harfli bir cümle ihsan eyledim.
Ümmetin onu devamlı olarak bırakmadan okursa, kendilerini o on dokuz cehennem  hazinlerinden ve onların yardımcıları olan zebanilerin azabından emin kılarım.
O cümle şudur:
-Bismillahirrahmanirrahim.(Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla)
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve sellem anlatmaya devam etti..
Bundan sonra Cebrail’ e dedim ki:
- Buna söyle bana cehennemi  göstersin. 
Cebrail ona benim talebimi  bildirdiği zaman; cehennemden iğne deliği kadar bir yer açtı.
Oradan iplik inceliğinde siyah bir duman çıktı.
O duman bir saat çıksaydı; Bütün yeri ve semaları o duman karanlığı sarardı.
Güneşin ayın ve diğer aydınlık veren şeylerin ziyası ve nuru görünmezdi, mahvolurdu ancak Malik o deliği o anda eli ile sıvadı.
O duman yok oldu.

Bana da şöyle  dedi;
- Buradan içeri bakın.
Bakınca gördüm ki cehennem, bir birinin altında yedi tabakadır.
En yukarı cehennemdir ki; Oraya müminlerin asileri girer.Bunun azabı; diğerlerinden hafiftir.
NOT : Cehennemin katlarıyla ilgili İbni Abidin Kuddise Sirruh, şöyle yazdı..
Cehennemin ikinci tabakası dahâ şiddetlidir. Adı (Sa’îr)dir. 
Burada, Tevrâtı değişdirenler yanacak. Bunlar, Allahın Peygamberi olan Îsâ aleyhisselâma da inanmıyor ve bu büyük Peygambere, (Bilinmeyen babanın çocuğu) diye iftirâ ediyorlar. Tevrâtı değişdirip, Allahü teâlânın kitâbını bozdular ve Mûsâ aleyhisselâmdan sonra, kendilerine nasîhat için gönderilen bin Peygamberi şehîd etdiler.
Cehennemin üçüncü tabakası dahâ şiddetli olup, adı (Sekar)dır.
 
Burada İncîli değişdirenler yanacakdır. Çünki bunlar, Îsâ aleyhisselâma inanmamış oldukları gibi, onda (ülûhiyyet sıfatı) bulunduğuna inanıyorlar. 
Tanrı üçdür. Îsâ tanrıdır [ba’zıları ise, Îsâ tanrının oğludur] diyerek, yehûdîlerden kötü oluyor, müşrik oluyorlar. Hıristiyanlık çıkmadan ve putlara tapınmak başlamadan önce, Îsevîler mü’min idi. Muhammed aleyhisselâma inanmadıkları için, kitâblı kâfir oldular. Yehûdîler, islâmiyyete, bunlardan dahâ uzakdır. 
Dördüncü tabakanın adı da (Cahîm)dir.
 
Burada, güneşe, yıldızlara tapanlar yanacak.
Beşinci tabakanın adına Hutame denir.

Ateşe, ineğe tapanlar, müşrik olan Budistler, Berehmenler yanacak. 
Altıncı tabakası, (Lazy)dir.
 
Burada hiç dîni olmıyanlar, müşrikler yanacak.
Cehennemin yedinci tabakası, en dibi, en şiddetli tabakası olup, adı (Hâviye)dir. 

Burada münâfıklar,mürtedler ve ilahlık iddiasında olanlar yanacak. 
Bu yedi tabakanın ismlerinin sırası, (Tefsîr-i Mazherî)de ve (Gâliyye)de başka dürlü yazılıdır. Bir kimsenin Cehenneme gideceği ve îmânsız olduğu, son nefesinde belli olur. Bir kâfir, müslimân olursa ve günâhı, suçu çok olan veyâ bid’at sâhibi olan bir müslimân tevbe ederse, tertemiz müslimân olurlar. Cehenneme girmekden kurtulur. (Tam İlmihal)

****************    *********************   ***********************

Hak Teala cümlemizi Hazret-i Fahr-i Enbiyâ Habîb-i HüdâMuhammed Mustafâ “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem hürmetine cehennemden azat eylesin, Amin !
Allah-ü Teala Ona salat ve selam eylesin.

METİN ÖZER/ HABERVİTRİNİ

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER