Medya
  • 31.8.2019 17:51

Cennetin Kevser Irmağı

Metin Özer bugünkü Mirac yazısında Cennetteki Kevser Irmağı'nın sırrını ve doğduğu yerle ilgili müthiş bir olayı kaleme aldı.. İşte o bölüm...

CENNETİN KEVSER IRMAĞI
Cennetin ortasında bir ırmak gördüm.
Arşın sütunlarında tek bir yerden akıyordu. Su, süt, bal ve şarap çıkıyordu. 
Bunların hiçbirisi birbirine karışmıyordu.
Bu ırmağın kenarı zebercedden idi.. 
İçine saçılı taşlar cevahirdendi.
Onun balçığı anber, otları zafirandı.
Çevresinde gümüşten su bardakları vardı. Bunların sayısı gökteki yıldızlardan daha çoktu..
Orada kuşlar vardı ki, Boyunları deve boynu gibi idi.. 
Her kim onun etini yese, sonra ırmaktan içse... Yüce Hakk’ın rızâsına mazhar olur.
Cebrail’e sordum, “Bu ne ırmaktır?
Cebrail cevap verdi;
- Bu Kevserdir. Ümmetinize bundan haber veriniz. Cennetin her bağında ve bahçesinde, mutlaka Kevserden akan bir ırmak vardı.
Kevser’in kenarında çadırlar gördüm. Cümlesi inciden ve yakuttandı.
Cebrail’e bunları sordum. Şöyle anlattı;
- Bunlar hatunların konaklarıdır.
O çadırların içerisinde huriler gördüm.
Yüzleri ay ve güneş gibi aydınlık veriyordu. 
Hep birlikte sesli bir şekilde nağmelerde terennüm edip şöyle diyorlardı;
- Biz nağmeler söyleriz hiç bıkmadan. Hiç yorulmadın. 
Biz giysilerle donanmışız. Hiç soyulmayız. 
Biz gençleriz. Hiç ihtiyar olmayız.
Biz hep râzıyız, hiç darılmayız.
Biz hep kalırız, hiç ölmeyiz.
Biz onların onlarda bizim, onlara ne mutlu..

Bunların sesleri cennetin köşklerine ve ağaçlarına erişir. Eriştiğinde onlardan da sesler peydah oluyordu.
Duyduğum o seslerin bir parçası dünyaya erişmiş olsaydı; Dünyada ne mihnet (Sıkıntı, acı, dert. bela)  kalırdı ne de ölüm.
Cebrail bana şöyle dedi;
- Ya Resûlullah, bunların güzelliğini görmek ister misin?
İsterim” deyince çadırın kapısını açtı..
- Öyle suretler gördüm ki , ömrümü onları anlatmakla geçirsem, yine de bitiremem. 
Onların yüzleri sütten de beyaz, dudakları yakuttan kırmızı ve güneşten nurlu idi..
Derileri kırmızı gülden ve ipekten daha yumuşak idi.. Aydan da daha aydınlık idi.. 
Kokuları miskten daha latif idi. 
Saçları gayet siyahtı. Kiminin saçı örülmüş, kiminin saçı salınmıştı. Kiminin saçı da dürülmüştü.
Salınmış saçlısı bir yere otursa, saçları çadır gibi iniyor, ayaklarına ulaşıyordu.
Her birisinin önünde bin tane hizmetkarı vardı.
Cebrail şöyle dedi; 
Ya Resûlullah, bunlar senin ümmetin içindir.
Resûl-ü Ekrem Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz söyle devam etti;
- Cennette gördüğüm en hayret verici şeylerden birisi de orada akan dört ırmaktı..
Allahü teala bu manada şöyle buyurdu; (Muhammed Suresi 15. Ayet mealen)
- “Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir;
Cennette ; rengi ve kokusu, hiçbir vasfı bozulmayan sudan ırmaklar..
Tadına halel (Bozulma bozukluk) gelmeyen sütten ırmaklar..
İçenlere lezzet veren şaraptan(şerbetten) ırmaklar..
Süzme baldan ırmaklar vardır..
Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

Peygamber Efendimiz anlatmaya devam buyurdu;
Cebrail’e dedim ki, 
- Bu ırmaklar nereden gelip nereye gider?
Şöyle anlattı;
- O kadarını bilirim ki, Kevser Havuzu’na akarlar. Ama nereden geldiğini bilmem. Yüce Hakk’ın katında senin itibarın yüksektir. İstersin sana bildirir.
Ben bu düşüncedeyken bir melek gördüm; Büyüklüğünü Allah’dan başkası bilmez. Çokça kanatları vardı. Bana şöyle dedi;
- Bir kanadıma mübarek ayaklarını koy; gözlerini yum.
Ben de onun dediği gibi yaptım. O Mübarek melek uçtu.. Sonra bana;
- Mübârek gözlerini aç
diye seslendi..
- Gözlerimi açınca bir ağaç gördüm. O ağacın altında ise bir kubbe gördüm.
O kadar büyüktü ki; dünyanın tümünü o kubbenin üzerine koysalar, dünya bir dağın üzerine konmuş bir kuş kadar kalırdı.
O kubbenin altında bir kilidi vardı. Kapısı zeberceddendi.
O melek bana şöyle dedi;
- Neden bu kubbenin içine girip işin aslına vâkıf olmak istemiyorsun?
Kubbenin kapısı kilitli” dedim.
O da bana şöyle dedi;
-Ya Resûlullah.. Onun anahtarı sendedir.
Kapının anahtarı nedir? diye sordum..
Şöyle dedi..
-“Bismillâhirrahmânirrahîm” de, kapı hemen açılır.
Ben de ileriye varıp,“Bismillâhirrahmânirrahîm” dedim. Kapı hemen açıldı.
Gördüm ki, o kubbenin dört duvarından bu dört ırmak akıyor. 
Melek bana, “Dikkatli bak” dedi..
Dikkatli bakınca onun duvarının bir tarafında BİSM (‘ismi ile), bir duvarından ALLAH, bir tarafında ER-RAHMAN, bir tarafında  da ER RAHİM yazıyordu.
Su ırmağı BİSM’in MİM gözünden
Süt ırmağı ALLAH lafzının HA gözünden
Şarap ırmağı ER RAHMAN’ın MİM gözünden
Bal ırmağı ise ER-RAHİM’in MİM gözünden akıyordu..
Böylece gördüm ki o dört ırmak, bu dört kelimeden çıkıyordu.
Ayrılmak istediğim vakitte bana bir hitab geldi.
- BİR KİMSE BENİ BU KELİMELERLE ANARSA... Halis kalble “BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM” derse bu dört ırmaktan ona da içiririm...
Alemlerin Rabbı Allah’a hamd olsun....
Rusûl-u Ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem efendimiz anlatmaya devam buyurdu;
Buradan sonra cennette köşkler gördüm.
İnciden ve yakuttandı.
Her birisinin arası mağriple maşrık (Batıdan doğuya) kadardı.. Cebrail’e sordum;
- Bu köşkler kimindir?
Cebrail şöyle anlattı;
- Bir âmayı elinden tutup 7 adım götürenlerindir.
Ya Cebrail, “Bu havadisi ümmetime müjdeleyeyim mi ?” diye sordum. 
Şöyle dedi;
- Müjdeleyin ama bundan daha büyük bir müjde var. Onu da müjdeleyin. 
O müjde şudur;
- Bir mümin sabah kalktığı vakit; “Lâ ilâhe illallah” dedikten sonra abdest alıp namaz kılarsa, Yüce Hak onun için cennette tamamı 24 dünya büyüklüğünde mağripten maşrıka (Batıdan doğuya) kadar bir mekan ihsan eder.
 

********** *************** ***************

Allahü teala bu nimetlere bizleri de kavuştursun ve Bu mübarek Kevser Suyu’ndan içmeyi bizlere de ihsan etsin İnşallah... AMİN

 

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER