Gündem
  • 30.9.2011 00:00

CEVDET YILMAZ: EKONOMİK KRİZ BİRAZ SİYASİ

(A.A) - Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, dünyada yaşanan ekonomik krizi bir siyasi kriz olarak gördüğünü belirterek, ''Siyasi liderliğin yapılamadığı, cesur siyasi kararların alınamadığı ortam içerisinde her geçen gün sorunlar daha da derinleşiyor'' dedi.
Yılmaz, İstanbul Finans Zirvesi'nin (IFS 2011) kapanış oturumunda, Türkiye'nin ekonomik büyümede, istihdamda, bankacılıkta mali ve para politikalarında başarılı performans sergilediğini kaydetti.
Bu başarılı performansın temelinde siyasi istikrarla iyi yönetimin olduğunu dile getiren Yılmaz, son dönemde özellikle bankaları da aşarak devletler düzeyinde gündeme gelen krizi herkesin endişe ile izlediğini ifade etti.
Yılmaz, dünyada yaşanan bu ekonomik krizi bir siyasi kriz olarak gördüğünü ifade ederek, şunları söyledi:
''ABD'ye baktığımızda kurumlar arası çekişmelerle, uzlaşmanın bulunamayışı, ortak bir politika etrafında toparlanamayış var. Avrupa'ya baktığımızda tek bir para birimi, çoklu maliye politikaları içinde her ülkenin değişen ihtiyaçlarına cevap veremeyen ama bir taraftan da ülkelerin bir tarafta buluşamadığı bir yapı söz konusu. Siyasi liderliğin yapılamadığı, cesur siyasi kararların alınamadığı ortam içerisinde de her geçen gün sorunlar daha da derinleşiyor.
Sorunları ötelemekle ertelemekle maalesef sorunlar ortadan kalkmıyor, buharlaşmıyor. Tam aksine giderek daha da büyüyor. Sorunlar büyüdükçe bu sorunların ekonomik maliyeti büyüdüğü gibi siyasi maliyeti de büyüyor, giderek bu böyle kısır döngü şeklinde devam ediyor. Ümit ederiz ki; Avrupa'da, ABD'de bu siyasi kısır döngü kırılır. Olumlu yönde adımlar atılır.''
Bakan Yılmaz, Avrupa'da yaşanan sorunların Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini, Avrupa pazarlarının Türkiye'nin temel pazarları olduğunu belirterek, dünyada ve bölgesinde yaşanan bu sorunlara rağmen, Türkiye'nin 2010 yılında yüzde 9 civarında büyüdüğünü, bu yılın ilk 6 ayında da büyüme oranın yüzde 10'un üzerinde olduğunu anlattı.
Yılmaz, krizin başladığı 2009 yılında yüzde 14'lere kadar çıkmış olan işsizlik oranını yaz döneminde tek haneli rakamlara kadar indirmeyi başardıklarını vurgulayarak, iş gücüne katılım oranının ciddi bir şekilde yükseldiği halde işsizliği düşürmeyi başardıklarını kaydetti.
Türkiye ekonomisinin mali disiplininin gayet iyi gittiğini vurgulayan Yılmaz, kamu borçların milli gelire oranının bu yıl yüzde 40'ın altına ineceğini bildirdi.

-''Cari açık yakından izlenmeli...'

Yılmaz, Türkiye'de bankacılık sisteminin de çok sağlam olduğunu, bir tek bankada bile sorun yaşanmadığını, kamu müdahalesine ihtiyaç duyulmadığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bütün bunlar Türkiye'nin artıları... Tek yakından izlememiz gereken cari açık meselesi. Cari açık bu yıl oldukça yüksek düzeyde. Biz de bunun farkındayız. Buna dönük bir takım kısa vadeli tedbirler alındı. Yaşanan bazı gelişmelerde, önümüzdeki aylarda cari açığının belli oranda gerileyebileceğini gösteriyor. Orta ve uzun vadede yapısal reformlarla cari açık meselesini çözmek durumundayız. Türkiye gelişmekte olan bir ülke, dış dünyanın tasarruflarına ihtiyaç duyan bir ülke.
Dolayısıyla belli oranda cari açık olacaktır. Bu da garipsenmemesi gereken bir durum. Önemli olan cari açığın düzeyi ve finansmanın kalitesidir. Bir taraftan önümüzdeki dönemde cari açıkta nispi bir düşüş yaşanırken bir taraftan da finansmanını daha kaliteli hale getirmeye dönük olarak küresel sermayeyi daha fazla ülkemize taşıma yönündeki çabalarımızı sürdüreceğiz. Bir taraftan da yapısal reformlar geliştireceğiz.''
Cari açıkla mücadelede yerli ve yenilenebilir kaynakların daha fazla devreye alınması ve nükleer teknolojinin, enerjide daha fazla devreye girmesiyle mümkün olacağını ifade eden Yılmaz, bir diğer konunu da ülke içinde üretilebilecek sanayi girdisinin Türkiye'de üretilmemesi olduğunu bildirdi.
Yılmaz, Türkiye'nin ithalatının ağırlıklı olarak ara mallardan oluştuğunu dile getirerek, ''Teşvik politikalarımız başta olmak üzere ara malının yurt içinde üretimi konusuna daha fazla ağırlık veren bir politikamız söz konusu olacak. Mal sektörleri kadar hizmet sektörlerinin de önemli olduğunu biliyoruz. Hizmet sektörlerinde de adımlar atmaya devam edeceğiz'' dedi.

-''Türkiye olarak çok önemli bir avantaj yakaladık''-

Türkiye'nin kalkınmakta olan bir ülke olduğunu ve gerek bölgesel gerek de ulusal düzeyde mutlaka finansaman ihtiyaç duyduğunu ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:
''Finansal araçlarımızı daha fazla çeşitlendirmemiz gerekiyor. Kullanıcının ihtiyaç duyduğu değişik finansal enstrümanları artırmamız gerekiyor. Bu da aslında iç tasarrufları artırmamızın başka yolu. Ne kadar enstrüman sunabilirsek piyasaya tasarruf sahiplerinin daha fazla tasarruf etmesini sağlayıcı finansal derinliğimizi artırma imkanımız var.
Türkiye olarak çok önemli bir avantaj yakaladık. Krizden başarıyla çıkmış, dayanıklılığını ispatlamış bir anlamda sınavdan ve testten geçmiş, içerde dışarda daha fazla güven duyulan bir ülke olarak bu oluşan fırsatı iyi değerlendirmemiz gerekiyor.''
Bakan Yılmaz, 2009 yılında İstanbul Finans Merkezi strateji ve eylem planı ilan ettiklerini anımsatarak, o strateji ve eylem planını uyguladıklarını, uygulamayı daha da hızlandırma yönünde ciddi hazırlık yaptıklarını, önümüzdeki dönem daha hızlı adımlarla stratejilerini hayata geçireceklerini anlattı.
Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi stratejilerinin iki aşamadan oluştuğunu, kısa vade de İstanbul'u bölgesel bir finans merkezi haline getirmek, uzun vade ise küresel bir merkeze dönüştürmek olduğunu sözlerine ekledi.

İLGİLİ HABERLER