Gündem
  • 28.4.2010 11:41

CEYHAN MUMCU'DAN KARANLIK SUİKASTLER İÇİN ÇARPICI AÇIKLAMA

Toplumun farklı kesimleri skandala tepki gösterirken, 1993'te uğradığı bombalı suikast sonucu hayatını kaybeden gazeteci Uğur Mumcu'nun ağabeyi Ceyhan Mumcu'dan çarpıcı açıklamalar geldi. Görüntülerin silinmesini Zaman'a değerlendiren Mumcu, Danıştay saldırısı ile kardeşine yönelik suikast arasındaki benzerliklere dikkat çekiyor. Başından beri Danıştay cinayetine dinsel tepki olarak bakmadığını vurgulayan Ceyhan Mumcu, "1993'ün adamları değişmiş olabilir. İki cinayet de aynı merkezden. Tepkiler benzer oldu. Halkımızı böyle şeylere inandırmak çok kolay oluyor." diyor. Kayıtların silinmesini tetikçi Alparslan Arslan'ın arkasındaki örgütün varlığının kanıtı olarak değerlendiren Mumcu, "Her zamanki plan. Bu bir organizasyon ve örgütlenmedir. Bu örgüt bugüne kadar ortaya çıkarılmadı." tespitinde bulunuyor.

Danıştay saldırısından bir gün evvel keşif ve hazırlıkların olduğunun açık bir şekilde ortaya çıktığını aktaran Mumcu, kayıtların neden silinmiş olabileceği konusunda ise şu görüşleri dile getiriyor: "Silenlerin amaçları, ertesi gün gerçekleşecek suikastın kanıtını yok etmek. Tetikçiyi rahatlatmak için yaptılar. Alparslan Arslan yeniden sorgulanmalı. Güvenlik şirketinin açıklama yapmaması da kafalarda soru işaretleri oluşturuyor. Şirket mutlaka soruşturulmalı."

Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Uğur Mumcu, 1993 yılında otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. Mumcu, özellikle 1990'lı yıllarda 'Kontrgerilla'yla ilgili yazılar kaleme aldı. İtalya'da ortaya çıkartılan 'Gladyo' örgütünün Türkiye'deki adının 'Kontrgerilla' olduğunu yazdı. Ölümünden önceki dönemde ise PKK-derin devlet-MİT bağlantısıyla ilgili araştırmalar yaptığı biliniyor. Mumcu'ya yönelik suikastın ardından tıpkı Danıştay saldırısından sonra olduğu gibi 'irtica' söylemleri dillendirildi. Bir kesim saldırının 'dincilerin işi olduğu' tezini işlemeye başladı. Olayın failinin hiçbir zaman bulunamaması da bu kesimlerin ekmeğine yağ sürdü.

Danıştay eyleminde saldırgan kıskıvrak yakalandı. Ancak buna rağmen yine belli bir kesim saldırının 'dincilerin' işi olduğunu savundu. Aradan geçen zaman ise onların yanıldığını ortaya koydu. Zira Danıştay saldırısı da tıpkı Uğur Mumcu cinayeti gibi tam anlamıyla organize bir işti.

Uğur Mumcu'nun ağabeyi Ceyhan Mumcu, iki olay arasındaki bağlantılara dikkat çekiyor. Danıştay'daki kameraların bozuk olmadığını, kayıtların silindiğini ortaya koyan TÜBİTAK raporunun olayın failleri hakkında önemli ipuçları verdiğini anlatan Ceyhan Mumcu, şu ifadeleri kullanıyor: "Ben hiçbir zaman 'Danıştay saldırısını dinciler düzenledi' iddiasına inanmadım. Her zamanki plan devreye sokuldu. İki saldırı arasında benzerlikler var. Ben öyle görüyorum. Aynı merkezdir. 1993'ün adamları değişmiş olabilir. Tepkiler benzer oldu. Bu dinci bir şey değil. Uğur Mumcu'da da böyle yapıldı. O bakımdan benzerlik var. O baskından sonra da aynısı yapıldı. Halkımızı inandırmak çok kolay oluyor böyle şeylere."

Ceyhan Mumcu, özellikle kamera kayıtlarının silindiğinin ortaya çıkmasından sonra bunun bir organizasyon ve örgüt işi olduğuna inandığını anlatıyor. Kayıtların silinmesinin Alparslan Arslan'ın arkasındaki örgütün varlığının kanıtı olduğunu dile getiren Mumcu, şöyle diyor: "Bu bir toplu organizasyon ve örgütlenmedir. Bu, bir kişinin kendi kendine yapabileceği bir şey olabilir mi? Böyle riskli bir iş. Yani bu Danıştay baskını bir kişinin 'gördüm tepki gösterdim' demesi değil. Bu bir örgütlenme. Bu örgüt bugüne kadar ortaya çıkarılmadı. Her zamanki plan. Uğur Mumcu öldürüldüğünde de aynısı yapılmıştı. Saldırının arkasındaki güç MOSSAD olabilir."

TETİKÇİ YENİDEN SORGULANMALI

Ceyhan Mumcu, Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan'ın saldırıdan bir gün önce yaptığı keşfin görüntülerinin silinmesinin çok önemli olduğunu anlatıyor: "Silenlerin amaçları, ertesi gün gerçekleşecek suikastın kanıtını yok etmek. En azından görünmeyecek. Tetikçiyi rahatlatmak için yaptılar. 'Korkma, senin görüntün kamerada olmayacak.' Çocuk bir gün evvel oraya gitti, keşif yaptı biliyorsunuz. Orada bir gün evvel bir hazırlık var. Alparslan Arslan'ın yeniden sorgulanması lazım tabii. Güvenlik şirketinin açıklama yapmaması kafalarda soru işaretleri oluşturdu. Şirket sonuna kadar soruşturulmalı. Güvenlik şirketi açıklama yapmaya mecburdur. Yoksa zan altında kalır."

ZAMAN

İLGİLİ HABERLER