Gündem
  • 24.1.2022 23:40

CHP'de Babacan ayaklanması

CHP içinde Babacan isyanı: ‘Bu CHP kadrolarına hakarettir’

CHP içinde ayrı bir hareket olarak kurulan ‘CHP Ulusal Birlik Hareketi’ parti yönetiminin Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a ekonomi programı hazırlatmasına tepki gösterdi. Eski Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş tarafından yazılı açıklamada, ‘Ali Babacan’a ekonomik programı hazırlatmak CHP’nin tarihi misyonuna, kadrolarına hakarettir’ denildi.

CHP içerisinde yönetimden rahatsız olan ve parti içinde ayrı bir hareket kuran CHP Ulusal Birlik Hareketi, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘Ekonomik programımızı Ali Babacan hazırlıyor’ sözlerine ilişkin bir yazılı açıklama yaptı.

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş tarafından yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin, tüzük, program ve ilkelerini ihlal etmede sınır tanımayan genel başkan, “Ekonomik programımızı Ali Babacan hazırlıyor” sözleriyle başında olduğu yönetimin varlık nedenini de ortadan kaldırmıştır.

Türkiye son 75 yıldır milli-yerli üretimden uzaklaştırılarak varlığını, dış borca bağımlı sürdürmeye mahkum edilen ekonomik sistemin sorunlarını yaşamaktadır. Yoktan var edilen Türkiye, 1923-1938 yılları arasında uyguladığı bütünsel politikalarla eğitim, sağlık, savunma, ulaştırma, enerji, sanayileşme, hukuk gibi alanlarda köklü devrimler yaptı; büyük sanayi ve finans kurumları oluşturdu.  Türkiye, bu 15 yıldaki %105 büyümeyi CHP’nin politikalarıyla gerçekleştirdi.

TÜRK EKONOMİSİNİ EMPERYALİZME TESLİM EDEN BABACAN VE DAVUTOĞLU’DUR'

Küresel güçlerin 1980’lerde estirdiği “özelleştirme” modasına uyarak bu milletin dişiyle, tırnağıyla yarattığı fabrikalar, kurumlar tek tek elden çıkarılarak Türkiye, ithalata bağımlı bir ülke haline getirildi. 2002’de iktidara gelen Ak Parti, bu politikaları daha da acımasızca uyguladı. Özel sektörümüz dahi sahip olduğu üretim kuruluşlarını yabancılara teslim etmek durumunda kaldı. Türk ekonomisini emperyalizme teslim eden politikaların Ekonomiden sorumlu Bakanı Sayın Ali Babacan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakanlarından biri Sayın Ahmet Davutoğlu’dur.

Sayın Babacan,  8,5 milyar dolarlık kredi uğruna 2003’te ABD Hazine Bakanıyla Dubai’de imzaladığı anlaşmayla, şartlar gerektirdiğinde ulusal güvenliği ve çıkarları için Türkiye’nin Kuzey Irak’a müdahale hakkından vaz geçen sözleşmeyi imzalamıştı. Kılıçdaroğlu’nun da yıllar sonra “ihanet sözleşmesi” (30.07.2010, Haber Türk) diye nitelendirdiği anlaşma, o günkü CHP yönetiminin sert muhalefeti üzerine TBMM’ne getirilemeyerek ortadan kaldırılmıştı.

Üniversiteden kalma alışkanlığı ile şimdi millet ittifakı liderlerine “vizyon dersi” veren Sayın Davutoğlu’nun “yeni Osmanlıcılık” vizyonuyla başımıza açtığı sorunlar daha onarılmış değildir. “Türkiye’nin gelmiş, geçmiş en çapsız Dışişleri Bakanıdır” değerlendirmesi Sayın Kılıçdaroğlu’nundur. (Sözcü,22.06.2013)  Başbakanlık ve ana muhalefet liderlikleri hakkındaki değerlendirmeleri de şöyledir:

“Kılıçdaroğlu bugünkü konuşmasında bana hitaben ‘Bana adam gibi cevap versin Başbakan’ demişti. Şimdi ben O’na diyorum ki, ‘adam olana adam gibi cevap verilir.’ Bu konuşmasından sonra ben O’nu adam sınıfından da saymıyorum; adam müsveddesi demeyi bile kendisine çok görüyorum.” (Hürriyet, 06.04.2016)

Türkiye’nin sorunlarına bütünsel kamucu politikalar üretmek, çözüm bulmak CHP’nin tarihsel sorumluluğudur. İktidarda uyguladıkları politikalara ancak bu gün “yanlıştı” diyebilenler, yarının kurtarıcısı olamaz. Parlamenter sisteme son verip Cumhurbaşkanlığı sistemini getirenler, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmeyi sağlayamaz.

'CHP’NİN BİRİKİMİNE VE KADROLARINA HAKARETTİR'

Demokrasiyi Amerika’ya, ekonomiyi Ali Babacan’a, dışişlerini Davutoğlu’na, içişlerini Akşener’e, inanç ve düşünceyi Karamollaoğlu’na ihale eden anlayış, CHP’nin 100 yılı aşkın tarihine, birikimine, kadrolarına hakarettir. İstikşafi görüşmelerle Türkiye’yi aylarca oylayıp Ak Parti’yi tek başına iktidara getirenler, bugün de, oturma düzeniyle kamuoyunu meşgul etmektedirler. Emperyalizmin dayattığı ekonomik sisteme, politikalara, “kes-yapıştırıcı” kadrolarına “hayır” demeden,  Türkiye’de gerçek bir demokrasi, sanayileşme, kalkınma sağlanamaz.”

İLGİLİ HABERLER