Gündem
  • 26.5.2020 17:26

Davutoğlu: ABD veya Almanya'nin ajanı değilim

Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Halk TV’de katıldığı programda teröristlerin devletle halkın arasına sokmak istediği arayı kapatmaya çalıştığını ifade ederek "ABD, Alman ajanı olduğum gibi iddiaların hepsi var. Ben 4 yıldır başbakan değilim, hiçbir yere bir aidiyetim yok. Bir tek kişi çıksın benim herhangi bir irtibatımı bulsun" açıklamasında bulundu.

Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Halk TV’de gazeteci Özlem Gürses’in gündeme ilişkin sorularını yanıtlıyor.

Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Aslında dünyanın genelinde bu sıkıntı var. Kitaptan kopmak organik hayattan kopmak gibidir. Bir evde kitap yoksa o ev nasipsizdir.

"ÜNİVERSİTELER ESNAF LOCALARINI İKAME EDER HALE GELDİ"

Hiçbir şey kitabın yerini alamaz. Duruş diye bir kitap yazdım gençlere. Biraz da bu FETÖ terör örgütü gibi örgütlerin gençleri kandırmaması için gençlerle sohbet ettiğim bir kitap.

Üniversiteler esnaf loncalarını ikame eder hale geldi. Eğitimin temel amacı zihni bir formasyondur.

"27 MAYIS ANAYASASINA HAYIR DEDİM"

12 Eylül gibi değişik dönemleri yaşadık biz. 12 Mart olduğunda ortaokul öğrencisiydim. 28 Şubat’ta profesörlüğün eğişindeydim.

27 Mayıs anayasasına kabine girmeden ‘hayır’ oyu verip çıktım. Benim siyasete yeniden dönmem ile ilgili. Demokrasi görünümü altında toplumda otoriter bir eğilim hakim olursa, ben bunu Irak’ta Suriye’de gözlemledim. Her yere sirayet etmeye başladığında daha da tedirgin edici bir görüntü ortaya çıkıyor.

"TÜRKİYE'DE OTOKRATİK YAPININ KALACAĞI DÜŞÜNCESİNDE DEĞİLİM"

Görüyorum ki bir otoriter eğilin daha önce makul görünen insanları bile etkisine almış. Ve bu kültür halini almış. Otokrasi evrensel bir hastalıktır. 1930’lu yılları düşünün. Türkiye’yi bu tablonun dışında görürsek, simgeleşti o dönem. Dünyadaki şu anki otokratik eğilimlerde ABD’de Trump bunun bir simgesi. Buralarda köklü demokrasi kültürünün olduğu yerlerde dahi sarsılma görüldü. Türkiye’de ben bu otokratik yapının kalacağı düşüncesinde değilim.

"BAŞBAKANLIĞI BIRAKTIĞIM GÜN KENDİMİ ÖZGÜR HİSSETTİM"

Başbakanlığı bıraktığımda birçok kişi şaşırdı. Bursa’da Cuma namazından çıktık müthiş kalabalık. Birisi kalabalığı yardı önüme geldi. “Bir şey soracağım sana” dedi. “Ben muhtarım kaç yılda bırakamadım siz bir haftada Başbakanlığı nasıl bıraktınız” dedi. Özgürlük bizim içimizde var olan, Allah’ın lütfettiği bir şeyidir. Başbakanlığı bıraktığım gün kendimi daha özgür hissettim.

Geçen gece çocuklarla yürüyerek sohbet ettik. O zaman sordular bu güç konusunu. En güçlü kişi vicdanı ile barışık olandır. Özgürlük ve güç makamla olsaydı nice insanlar geldi geçti hiçbiri özgür olamadı.

Cumhurbaşkanı destekledi, teveccühü gösterdi. Onun tercihleri idi. O kongrede biz emanetçi başbakan istemiyoruz denildi. Beni kukla başbakan haline getirmek istediler o 20 aylık süreçte.

"AK PARTİ İÇERİSİNDE ŞU ANDA GİDİŞATTAN MEMNUN OLAN SAYISI ÇOK AZ"

Başbakanlığı bırakmadan önceki MKYK’da bir il başkanı atarken bile “Biz karar vereceğiz” dediler. Eğer MKYK’da talimatla hareket etmeyecek vicdana ait 10 arkadaşım olsa ben mücadeleye devam ederdim. Daha sonra geldi hepsi özür diledi. “Talimatla hareket ettik” diye. İnsan neden talimatla hareket eder ki. Daha sonra çoğu ile görüşmedim bile.

AK Parti içinde şu anda gidişattan memnun olan insan sayısının çok az olduğunu biliyorum. Benim AKP üyesi iken yayınladığım manifestonun ardından çok sayıda AK Parti’li arayıp tebrik etti.

Bize yapılan muamelenin doğru bir muamele olmadığını herkes biliyor. Yasakların her türlüsü var. AK Parti’de olanlar artık beni ilgilendirmiyor. Benim amacım Gelecek Partisi’nin bir yere gelmesi. AK Parti’de iken önümde hizaya girenler, şimdi selam vermez oldu.

Bir değişim süreci yaşanıyor bunu görüyorum. Doğru şeyleri söylemek konusunda hiç tereddüt etmedim.

Bizim ilişkimiz herhangi bir ilişki değildi. Ben siyasete bir mevki ve makam için girmedim. Daha önce çok teklif geldi, hepsini reddettim. Sayın Abdullah Gül ile Erdoğan kurucu olarak geldiğinde 5 saatlik bir istişare yaptık.

Bunu şunun için söylüyorum; Siyasete bir hırsla girmiş değilim. Ben ilim adamıyım. Ama başbakanlık koltuğunu almış, bir seçim kazanmışsam, bu koltuğun hakkını vermek benim görevim.

"ABD, ALMAN AJANI DEĞİLİM"

İki seçim 3 kongre yaptım. Terörle mücadele var. Her hafta sonunu illerde ilçelerde geçirdim. Van’da Şanlıurfa’da. Teröristlerin devletle halkın arasına sokmak istediği arayı kapatmaya çalıştım. “Ben buradayım, Türkiye Cumhuriyeti burada” mesajı vermek istedim. Bu yoğunlukta benim yurt dışı temasım olmadı. ABD, Alman ajanı olduğum gibi iddiaların hepsi var. Ben 4 yıldır başbakan değilim, hiçbir yere bir aidiyetim yok. Bir tek kişi çıksın benim herhangi bir irtibatımı bulsun…

"1 MART TEZKERESİNE KARŞIYDIM"

İşin ilginç tarafın 1 Mart tezkeresi öncesi benim tutumum belliydi. Ben o zaman bunu doğru görmedim. 1 Mart tezkeresi geçmeyince doğrudan beni hedef alanlar oldu.

O zaman bir gazetenin baş yazarıydı. Gül Başbakandı. Ben o zaman başdanışmandım. O dönem Suriye’ye gittim, Esad’la görüme yaptım. Ben Dışişleri Bakanı olarak Clinton ile görüşeceğim zaman Wikiliks belgeleri ortaya çıktı. İlk ortaya çıkan raporlarda Orta Doğu’nun en tehlikeli adamı olarak benim adım yazıyordu.

Bu olay görüşmemizden bir gün önce yaşandı.

"ERDOĞAN GİDER DÜNYA LİDERİ OLUR, BEN GİDİNCE FETÖ'CÜ DERLER"

Almanya’ya Erdoğan gider, dünya lideri olur, ben gidince FETÖ’cü derler. Beni bilen bilir, ben babamın projesiyim. Babam okuyamamış maddi imkansızlık nedeniyle. Onur abidesi bir insandı. Bu ülkeye sadakat ondan geldi bana. FETÖ bana yaklaşamaz. Bu konuda da tek bir şey bulamazlar.

Beni ilgilendiren bir tek şey var bu ülkenin itibarı. Baskılar yapıldı. Ben ABD, Almanya karşıtı da değilim ama ben Türkiye yanlısıyım.

Sayın Cumhurbaşkanı ile daha sonra çok defa görüştüm. Görüşlerimi dile getirdim ama tek bir olumlu adım atılmadı. Ve sonuç olarak bir manifesto yayınladım. Özgürlükler konusunda büyük sorunlar var. Aynı zamanda adalet sorunu var.

 

İLGİLİ HABERLER