Gündem
  • 19.10.2021 21:26

Dışişlerinden AB raporuna tepki

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi hedef alan 2021 raporuna tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Aday ülke Türkiye’ye karşı sorumlulukların göz ardı edildiği ve ilişkilerde yine çifte standartlı yaklaşımın sergilendiği bir Türkiye Raporu yayımlanmıştır. AB’nin yetkisinde olmayan konularda, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine tutarsız ve yanlı Rum-Yunan tezlerine yer verilmesini reddediyoruz" ifadeleri kullanıldı. Eleştirilerin yanında övgülerin de yer aldığı raporda, AB'nin kendi yükümlülüklerini görmezden gelmesi dikkat çekti.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun 2021 Genişleme Paketi kapsamında yer alan "Türkiye Raporu" kamuoyuyla paylaşıldı. Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'ye karşı sorumlulukların yok sayıldığını belirttiği rapora tepki gösterdi.

Demokratik gerileme iddiası

Raporda, Türkiye'nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi eksiklikler olduğu, raporlama döneminde demokratik gerileme ve derin siyasi kutuplaşmanın devam ettiği, sivil toplumun sürekli bir baskıyla karşı karşıya kaldığı savunuldu.

'Siyasi irade eksik'

Kamu yönetimi reformu alanında raporlama döneminde herhangi bir ilerleme kaydedilmediğinin öne sürüldüğü raporda, "idarenin hesap verebilirliği ve insan kaynakları yönetimi konusundaki endişelerin devam ettiği, reform için siyasi iradenin hala eksik olduğu, yönetimin siyasallaşmayı sürdürdüğü" iddiaları yer aldı.

'Yargı sistemi hazırlık aşamasında'

Raporda yargı sistemi "hazırlık aşamasında" şeklinde nitelenerek, "Yolsuzlukla mücadele konusunda Türkiye, hazırlıkların erken bir aşamasında kalmış ve raporlama döneminde ilerleme kaydetmemiştir." denildi.

Türkiye'nin organize suçla mücadelede bir dereceye kadar hazırlıklı olduğu ve sınırlı ilerleme kaydettiğinin aktarıldığı raporda olağanüstü hal sırasında getirilen önlemlerin çoğunun yürürlükte kalmaya devam ettiği belirtildi.

Doğu Akdeniz'de 2020 yılında gerginliğin arttığı, bu yıl başında ise düştüğü belirtildiği raporda, şu ifadeler kullanıldı:

"AB, Doğu Akdeniz'de istikrarlı ve güvenli bir ortamda Türkiye ile iş birliğine dayalı, karşılıklı yarar sağlayan bir ilişkinin geliştirilmesine yönelik stratejik bir çıkarı olduğunu bir kez daha teyit etti. AB, AB Konseyi tarafından belirlenen koşullara tabi olarak, bir dizi ortak çıkar alanında Türkiye ile aşamalı, orantılı ve tersine çevrilebilir bir şekilde ilişki kurmaya hazır olduğunu ifade ederek AB-Türkiye ilişkilerinde daha olumlu bir dinamik oluşturmayı önerdi. Bu bağlamda iklim, göç ve güvenlik konularında üst düzey diyaloglar gerçekleştirildi ve bunu yakında sağlık konulu diyalog izleyecek."

Dışişleri Bakanlığından Türkiye'yi hedef alan rapora tepki gecikmedi

Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

AB ile olumlu bir siyasi gündem oluşturmaya çalıştığımız ve üst düzey diyaloğumuzu canlandırdığımız bir dönemde, ne yazık ki aday ülke Türkiye’ye karşı sorumlulukların göz ardı edildiği ve ülkemizle ilişkilerde yine çifte standartlı yaklaşımın sergilendiği bir Türkiye Raporu yayımlanmıştır.

'Mesnetsiz iddia ve haksız eleştirileri reddediyoruz'

Özellikle siyasi kriterler ile Yargı ve Temel Haklar faslındaki mesnetsiz iddiaları ve haksız eleştirileri kabul etmiyoruz. 23. Yargı ve Temel Haklar ile 24. Adalet, Özgürlük ve Güvenlik fasılları önündeki siyasi engelleri kaldırmayan AB’nin, üye devletler bakımından bile tartışmalı olan pek çok konuda, ülkemize özgü koşulları değerlendirmeden, yönetim ve siyasal sistemimize, temel haklara, bazı yargı/idari kararlar ile terörle mücadelemize yönelik haksız ve orantısız tespitlerini reddediyoruz. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sınamalar ile PKK/PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin tehditlerini dikkate almayan bu yaklaşım, Avrupa’daki AB ve Türkiye karşıtı radikal kesimleri mutlu etmekten başka bir amaca hizmet etmemektedir.

'AB Türkiye'nin yaptıklarını övüp kendi sorumluluklarını görmezden geliyor'

18 Mart Mutabakatının tüm boyutlarıyla güncellenmesi çağrılarımıza rağmen, Rapor’da Mutabakatın sadece göç boyutuna yer veren ve Türkiye’nin yaptıklarını övmekle birlikte kendi yükümlülüklerinden bahsetmeyen AB’nin, yalnız kendi çıkarlarına hizmet eden alanlarda bizimle günlük al-ver ilişkisi yürütmek istemesi kabul edilemez.

'AB'nin tutarsızlıklarına yeni bir örnek'

Bir yandan aday ülke Türkiye ile dış politika, bölgesel gelişmeler, güvenlik, savunma ve sektörel konularda mevcut üst düzey diyalog ve işbirliği mekanizmalarını engellerken, diğer yandan bu kritik alanlarda AB politikalarına uyumumuzun azaldığını ve çıkar çatışmaları doğduğunu belirtmek AB’nin tutarsızlıklarına yeni bir örnektir.

'Yanlı Rum/Yunan tezlerini reddediyoruz'

Raporda, Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs meselelerine ilişkin ve esasen AB’nin yetkisinde olmayan konularda, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine tutarsız ve yanlı Rum/Yunan tezlerine yer verilmesini de reddediyoruz. Gerginliğin düşürülmesi, diyalog ve işbirliğinin başlatılması bakımından üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirmemize rağmen, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, AB’nin ısrarla teslim etmemesini esefle karşılıyoruz. AB’nin bu taraflı ve haksız tutumu, sorunun çözümüne katkı sunmadığı gibi, gerginliklerin devamına neden olmakta; Birliğin her türlü bölgesel ve küresel güç olma iddiasını da zayıflatmaktadır.

Türkiye ekonomisinin gelişmişliğine vurgu yapılarak, Kovid-19 salgını ile mücadele kapsamında alınan önlemler sayesinde ekonomideki canlanmanın kriz öncesi seviyelere ulaştığı ve ekonomide kaydedilen toparlanmanın devam ettiğinin kayda geçirilmesi memnuniyet vericidir. Ancak, ülkemizin izlediği bazı politikaların işleyen piyasa ekonomisi açısından eleştirilmesini, Kovid-19 salgınının olumsuz ekonomik etkilerini bertaraf etmek için pek çok ülkenin para ve maliye politikası tedbirleri aldığı ve ekonomide devlet müdahalesinin arttığı bu olağanüstü dönemde anlamak zordur. Zamanın ve koşulların dayatmasına rağmen, Gümrük Birliğinin güncellenmesi sürecini de siyasileştirerek geciktiren AB’nin, Türkiye’ye yükümlülüklerini hatırlatma hakkı yoktur.

'Teşvik edici olması gerekirdi'

Raporda, 20 fasılda ülkemizin genel uyum düzeyinin iyi olduğu belirtilmekte, son bir yılda ise 20 fasılda çeşitli seviyelerde ilerleme sağlandığı teyit edilmektedir. Bu tablo, Türkiye’nin karşılaştığı siyasi engellemelere rağmen, AB müktesebatına uyum çalışmalarını sürdürmek konusundaki kararlılığını ortaya koymaktadır. Bu açıdan önemi yadsınamaz olan Katılım Öncesi Mali Araç (IPA) kullanımında hazmetme kapasitesindeki gelişmeyi teslim eden Rapor’un, Türkiye’ye yönelik IPA fonlarının artırılması konusunda da teşvik edici olması gerekirdi.

Türkiye, AB’ye üyelik yönündeki stratejik tercihini en güçlü şekilde sürdürmektedir. Bunun en somut örneği Yargı Reformu Stratejisi, İnsan Hakları Eylem Planı, AB’ye Katılım için Ulusal Eylem Planı ve başta Paris İklim Anlaşmasının onaylanması olmak üzere, Avrupa Yeşil Gündemi çerçevesinde attığımız kararlı adımlardır.

'AB ahde vefa ilkesini benimsemeli'

AB’nin, ortak genel çıkarlarımızı dikkate alarak, Türkiye’yi günlük al-ver ilişkisi yapılacak bir ortak olarak değil, müzakere eden bir aday ülke olarak görmesi ve ahde vefa ilkesi doğrultusunda bunun gereklerini yerine getirmesi herkesin yararına olacaktır.

AB, paylaştığı raporda eleştirilerin yanında övgülere de yer verdi.

'Türkiye kilit rol oynuyor'

Türkiye'nin göç ve sığınma politikası konusunda bir miktar ilerlemekaydettiği aktarılan raporda, 18 Mart 2016 tarihli AB-Türkiye mutabakatının sonuç vermeye devam ettiği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz güzergahı boyunca göç akışını etkin biçimde yönetmekte kilit rol oynamayı sürdürdüğü tespiti yapıldı.

AB kendi yükümlülüklerini görmezden geldi

Bu ifadelere karşın 18 Mart Mutabakatı'nda AB'nin üzerine düşen yükümlülükler hakkında değerlendirme yapılmadı.

'Muazzam çaba'

"Mülteciler ve ülke içinde yerinden edilenler" başlığında "Türkiye, geçici koruma altındaki yaklaşık 3,7 milyon Suriyeli ile uluslararası koruma statüsüne sahip olanlar veya başvuruda bulunanlar da dahil olmak üzere 320 binden fazla Suriyeli olmayanlardan oluşan dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmak için muazzam çabalarını sürdürdü." değerlendirilmesi yer aldı.

'Ekonomi ileri düzeyde'

Raporda, "Türkiye ekonomisi oldukça ileri düzeydedir ancak raporlama döneminde herhangi bir ilerleme kaydedilmemiştir. Ekonominin işleyişi ile ilgili ciddi endişeler devam etmektedir." ifadesi kullanıldı.

'Türkiye ekonomik krizden hızlı bir şekilde çıktı'

Türkiye'de yetkililerin iç talebi artırmak ve Kovid-19'un ekonomik etkilerini hafifletmek için "büyük ve geniş kapsamlı bir dizi önlem" aldığına işaret edilen raporda, söz konusu önlemler sonucunda Türkiye'nin, ekonomik krizden hızlı bir şekilde çıktığı ve 2020'nin üçüncü çeyreğinde kriz öncesi seviyelere ulaştığı kaydedildi.

Aşılama oranına vurgu

Türkiye'de yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşılama oranının yüzde 71 civarında olduğuna dikkat çekilerek, "Türkiye, iç talebi artırmak ve salgının ekonomik yansımalarını yumuşatmak için önemli önlemler aldı." denildi.

Çevre ve iklim değişikliği alanında bir miktar hazırlıklı olduğumuz belirtilen raporda, Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması, atık yönetim kapasitesi, atık su arıtımı ve mevzuat uyumu gibi alanlarda ilerleme gösterdiği ifade edildi.

İLGİLİ HABERLER