Ekonomi
  • 23.5.2004 15:10

DOMATES TOHUMU ALTINDAN PAHALI!...

Bir gram altın 19 milyon, bir gram domates tohumu ise 25 milyon lira. İnsan ilk duyduğunda şaşırıyor. Ancak tarımsal konuların içine biraz girdiğinizde asıl şaşırtıcı olanın, bu konudaki cahilliğimiz olduğu gerçeğiyle karşılaşıyorsunuz. Son yıllarda tarım konusunu çok önemsiyorum. Çünkü gerçekten çok önemli. Neden önemli olduğunu zaman zaman sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. İş Bankası Genel Müdürlüğü'nün yanı sıra Bankalar Birliği Başkanlığı'nı da yürüten Ersin Özince de, geçtiğimiz ay gerçekleştirdiğimiz Genç Bakış'ta bu konunun önemini vurgulamış ve önümüzdeki 20 yılın gelişen üç sektöründen birinin tarım olacağını söylemişti. Tarım, uzaktan bakıldığında sadece köylüleri ilgilendiren bir olgu olarak algılanıyor. Oysa yediden yetmişe hepimizi çok yakından ilgilendiriyor. Hem de hemen her konuda. Yediğimiz sebzeden içtiğimiz meyve suyuna, köyden kente göçten kişi başına düşen milli gelire kadar her şey tarımla ilgili. Nüfusumuzun üçte biri hala köylerde yaşıyor. Bir o kadarının bir ayağı da hala köylerde. Bu yüzden tarımda verimliliği sağlamadan, köylüyü belirli bir yaşam standardına kavuşturmak mümkün değil. Köylü mutlu olmadan da ne iç göç önlenir ne de eğitim, ekonomi ve iç güvenlik gibi kronikleşmiş temel sorunlar çözülür. İşte bu yüzden kendi sağlığımızı, çocuklarımızın sağlığını, onun da ötesinde toplumun sağlığını ve huzurunu biraz olsun düşünüyorsak, tarımsal konulara biraz daha kafa yormamız gerekiyor. Son haftalarda beyaz ekmeğin kanserojen etkileri, hormonlu meyve ve sebzelerin vücudumuzda yarattığı tahribatlar daha fazla konuşulur hale geldi. Batılı toplumların zehirli ya da aşırı hormonlu diyerek geri gönderdiği tarımsal ürünlerin iç piyasada nasıl satıldığına ilişkin söylentiler, kulaktan kulağa dolaşmaya başladı. Ama nedense biz sağlığımızı böylesine yakından ilgilendiren bu konuya, hala sıcak bakamıyoruz. Tarımsal konularla ne medya ilgileniyor ne de diğer sivil toplum örgütleri. Galiba iş, tüketici olarak yine bizlere düşüyor. Gelin ne yiyip ne içtiğimizi, hep birlikte sorgulamaya başlayalım ki, arkası gelsin. Hormonlanmamış toprağımız, kirlenmemiş akarsuyumuz kalmamış. Ama bunun bile farkında değiliz. Gözle görmüyoruz ya gerisi önemli değil diyoruz. Oysa nedenini henüz çözemediğimiz pek çok hastalığın temelinde tarımdaki bu yanlışlıklar yatıyor. Aslında bugün çok farklı konulara değinecektim. Antalya'da ilki gerçekleştirilen Hibrit Tohum Zirvesi'ni anlatacaktım. Söz döndü dolaştı nerelere geldi. Güya tarım ülkesiyiz ama, sebze tohumlarının yüzde 90'ını dışarıdan ithal ediyoruz. AB ülkelerinin tarıma açık alanları, bizimkinin onda biri kadar ama üretimleri bizimkinden 15 kat daha fazla. Gerisini siz düşünün artık. Dünya nüfusunun önümüzdeki 25 yıl içinde 6 milyardan 10 milyara, Türkiye'nin de 100 milyona yükselmesi bekleniyor. Bunun anlamı, ya daha çok üretim ya da açlık. İşte bu yüzden tarımı çok ciddiye almamız gerekiyor. Antalya'daki tohum zirvesinde onlarca yazı yazmayı gerektirecek veriler ortaya kondu. Tarım Bakanı Sami Güçlü ve Vali Alaaddin Yüksel, kendilerini adeta bu konuya adamışlar. Bakan Güçlü, kaliteyi ve verimliliği artırmak için tüm Türkiye'yi karış karış dolaşırken, Vali Yüksel de Antalya'ya turizmin kazandırdığının daha fazlasını tarımdan getirmenin peşinde. Tekrar yazının başına dönersek, bir gram tohum, bir gram altından daha pahalı. Çünkü yarattığı katma değer ve getirisi 10 gram altından daha değerliymiş. Bu konulara tekrar döneceğim. Ama bunların artık konuşuluyor olmasının ötesinde mutlu eden bir başka olay da, 1000 köye, 1000 veteriner ve ziraatçı projesinin mimarları ile tanışmam oldu. Anadolu'nun dört bir yanına yayılan genç mühendis ve veterinerler, sabah akşam köyde yaşıyorlar. Ziyeretlerine de gittik. Akşam oldu mu bazı öğretmenler gibi şehirlere kaçmıyorlar. Daha şimdiden köylerini cazibe merkezi haline getirmeye başlamışlar. Tersine göç yaşanmaya başlamış. Özetin özeti: Türkiye'de güzel şeyler de oluyor. Tarımdaki atılımlar da bunlardan birisi. Kimse görmese de, alkışlamasa da Türkiye'nin geleceği orda. Tarımın ve tarımsal ürünlerin önemini, ne kadar erken keşfederseniz o kadar iyi olur. Abbas Güçlü Milliyet

İLGİLİ HABERLER