Gündem
  • 30.11.2011 22:17

DSP LİDERİ TÜRKER'DEN "DERSİM" AÇIKLAMASI

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, "Türkiye'de maalesef havaya ve iklime göre değişen bir hukuk sistemine sahip olduk. Bu sistemde seyirci durumuna düşüldüğü, esas müdahale edilmesi gereken konulara müdahale edilmediği için, Türkiye'yi parçalayacak söylemler rahatlıkla kullanılabiliyor. Dersim tartışması da bunlardan biridir" dedi.
DSP Genel Başkanı Masum Türker, bir televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Türker, Dersim tartışmalarına ilişkin, "Cumhuriyet; dağılmış, parçalanmış yok olmuş bir devletin içinden yeni bir devlet olarak doğdu. Şimdi Dersim konusunda 'özürün şekliymiş, şuymuş buymuş' tartışmamak gerekir. Vatandaşı ilgilendiren onlar değil. Vatandaşı ilgilendiren, 'Bu politikacı geleceğe yönelik olarak ne söylüyor? Bu politikacı iktidardaysa, acaba geçmiştekilerin ihlal ettiği hak ve özgürlükler konusunda kendisi ne yapıyor? Kendi iktidarında insan hak ve özgürlüklerine yönelik ihlalleri engelleyebilecek mi? Yasaları şahıslar için değil, toplum çıkarı için yapacak mı' sorularının cevabıdır" diye konuştu.
Dersim tartışmaları sürerken, önemli bir yasa çıktığını belirten Türker, 12 Haziran'dan bu yana parlamentonun sadece bir tane yasa çıkardığını ve bu yasanın 'şike cezalarını düşürme' yasası olduğunu söyledi. Türker, "Dikkat çekici olan şu, muhalefet bu saate kadar bunu sorgulamadı. İktidar, kanun hükmünde kararname çıkartarak önemli yasal düzenlemeler yaptı, bunların hiç biri parlamentoda tartışılmadı. 6 ayda yalnızca bir kanun üretilmiş o da kişiye özel bir yasa. Türkiye'de hukuk, iklime göre, havaya göre değişmemeli. Türkiye'de maalesef havaya ve iklime göre değişen bir hukuk sistemine sahip olduk. Bu sistemde seyirci durumuna düşüldüğü, esas müdahale edilmesi gereken konulara müdahale edilmediği için, Türkiye'yi parçalayacak söylemler rahatlıkla kullanılabiliyor. Dersim tartışması da bunlardan biridir" dedi.
Seçim boyunca DSP olarak, parlamentoda ikinci bir sol parti olmazsa, Atatürk'ün sorgulanacağını, yargılanacağını savunan Türker, Atatürk'ün yargılanmasının, Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğini, bütünlüğünü sarsacak yeni bir kapının açacağını anlattı. Ergenekon'da, Balyoz'da hukuk dışı şeyler yaşandığını iddia eden Türker, "Bir gerçek var, 'acı' adı altında, üç olay tesadüf olamaz. Atatürk'ün ölüm yıldönümü haftasında televizyonlarda 'Diktatör mü, değil mi' tartışmasının açılması, Haziran'da yapılması gerekirken, 18 Kasım'da Abdülmecit için ölüm yıldönümü düzenlenmesi, Dersim olayı ve bundan sonra 'Her şeyi ortaya açıyoruz' diye aynı şeyi söyleyen siyasi ve gazetecilerin durumu. Bu üç olay da görünüşte Atatürk'e saldırıdır. Ama hayır, bu işte saldırılan yer, Türkiye Cumhuriyeti'nin birliği, bütünlüğüdür" ifadelerini kullandı.

"BEDELLİ ASKERLİKLE İLGİLİ ÖNERİDE BULUNDUK"
Bedelli askerlikle ilgili bir öneride bulunduklarını belirten Türker, bu önerinin yeterince değerlendirilmediğini savundu. Türker, "Partimizin 2011 Seçim Bildirgesi'nde de bu konu vardı. Bildirgemizde, hem askerlerin hem de lisede okuyanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmasını, sigortalanmasını öngörmüştük. Bedelli askerlik gündeme gelince dedik ki, 'bedelli askerlik yapanlardan alınacak paralarla bedelsiz askerlik yapanlar sigortalansın'. Askerlik yaptıkları süre, emeklilik süresine işlensin.
Bedelli askerliğin terörle mücadelede zafiyet doğuracağı yönündeki eleştiriler de doğru değil. Çünkü bu yasa 1980'li yıllardan beri geçerli olan bir yasa. Hiçbir düzenleme yapılmadan da bedelli askerlik yaptırılabilirdi. Bunun için Genelkurmay'ın başvurusu yeterliydi. Bedel yasada da var. Ancak yasa, alınacak paranın nereye harcanacağını belirlemek bakımından yapılıyor. Burada işin özü eşitlik kuralı açısındandır. Askerlik de bir tür vergidir. Parası olan bu vergiyi para cinsinden veriyor, parası olmayan ise bedenen bu vergiyi ödüyor. Bunun karşılığında o kişinin yalnız 2 yıl o görevi yapmak durumunda kalmıyor, 2 yıl sosyal güvenlik şemsiyesinden uzak kalıyor. Bu konuda bu nedenle biz öneride bulunduk. 'Askerliği kısaltacağım' önerisi, tıpkı Dersim olayıyla ilgili olduğu gibi, CHP'nin kendi seçim bildirgesindedir" dedi.

İLGİLİ HABERLER