Gündem
  • 31.10.2012 12:44

''Dünyada hiçbir başbakan bunu söyleyemez''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kişinin etnik kimliğiyle inancıyla mezhebiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin uğraşmaması gerektiğini söyledi.
      Kılıçdaroğlu, Karadeniz'in Özelliklerini Koruma Derneği (KÖK) tarafından Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi'nde düzenlenen ''4. Uluslararası Karadeniz Kalkınma Kurultayı DOKAP ve Bölgesel Kalkınma Planları Sempozyumu''nda yaptığı konuşmada, Doğu Karadeniz'in iki stratejik ürününün çay ve fındık olduğunu, Avrupa'nın tek çay üreticisi ülkesinin Türkiye olduğunu belirtti.
      Türkiye'nin neredeyse ulusal içeceğinin çay olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Sabah kahvaltısında başlar, akşam yatıncaya kadar çay içeriz. Bir bölgemizde zaten Rize çayları hiç yoktur. Kaçak çay vardır. Bir hükümetin görevi nedir- Ülkeye kaçak çay getirmek midir- Kaçak çayı teşvik etmek midir- Rizeli kardeşlerimin düşünmesi lazım. Neden benim altın gibi ürettiğim çayı ben bugüne kadar bir Avrupa markasına dönüştüremedim- Hindistan'dan çay gider Avrupa'ya marka oluyor, burnumuzun dibinde dünyanın en kaliteli çaylarını üreten biz bir marka dahi yaratamadık'' dedi.
      Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Ben özel sektörün işine karışmam'' dediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
      ''Dünyada hiçbir başbakan bunu söyleyemez. Ekonomi varsa, hükümet varsa hükumetin görevi özel sektörün de üreticinin de kazanacağı dengeyi yakalamaktır. Üreticiyi, sanayiciyi ezdiremez. Markalaştırılır, teşvik verilir. Çayın türlerini, kalitesini artırırsınız. Avrupa'nın en kaliteli çayı Rize'de üretiliyor diye dünyaya reklamını yaparsınız. Suriye için o kadar konuşacağımıza çay için o biraz konuşsaydık emin olun çayı bütün dünyaya tanıtırdık. Çayın üreticisinin arzusu oldu. Eğer yerli üretim ile ithal çay harmanlanıyorsa harmanlanan çayın içindeki oran nedir ve hangi ülkeden geldi- tebliğe yazılsın istediler. Hazırlandı tam Resmi Gazeteye gidecek, o bölüm çıkarıldı.''
     
     -''Kaçak çay Rize üreticisinin alın terinin çalınması demektir''-
    
     Parlamentoda 3 dönemdir bulunduğunu ve Rize milletvekillerinin çayın sorunları için konuştuğunu duymadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
      ''Rize sorunu olmayan bir kent aslında. Rize'de her şey güllük gülistanlık. Çay üreticisi, herkes memnun, öyle görünüyor Ankara'da. Peki ya kaçak çay. Bu kaçak çaylar bizim sınırlarımızdan girmiyor mu- Rusya'dan gelen uçağı içinde mühimmat var diye durduruyorsun. Hiç itiraz etmiyoruz. 30 bin ton, 40 bin ton çay gelirken kaçak olarak, bunu niye görmüyorsun. Her gelen kaçak çay Rize üreticisinin alın terinin çalınması demektir. Ben buna tahammül edemiyorum. Yazık günah değil mi bu insanlara. Onların nasıl çalıştığını biliyorum. Karadeniz kadınlarının dizlerinden nasıl hasta olduğunu biliyorum. Romatizma sorunlarını biliyorum. Sen getireceksin kaçak çayı bu ülkeye teşvik edeceksin. Niye kaçak çayı engellemiyorsun. Kaçak çayı getiren firmayı teşhir edeceksin, o çayı da 74 milyon insanın önünde cayır cayır yakacaksın.''
      Hükümetin kaçak çayın nereden geldiğini bilemeyebileceğini önü süren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
      ''Ben söyleyeyim. Esendere Sınır Kapısı'ndan geliyor sayın Başbakan o kaçak çaylar. Diyeceksiniz ki siz nereden biliyorsunuz- Hükümete verilmiş en az 10 tane rapor var. Bu sınır kapısından kaçak çay, kaçak muz geliyor. İran'dan geliyor, başka ülkelerden geliyor. Hepsini biliyoruz ama görmüyorlar, 3 maymunları oynayan bir hükümet var. Görmüyorum, duymuyorum, konuşmuyorum. Karadenizlilerin yiğit, Karadeniz kadını tuttuğunu koparır. Ama sitemim var. Bütün bu gerçeklere rağmen hala 'ben iktidar partisine oy vereceğim'. Oy veren adamın şikayete hakkı yoktur. Sineye çekip oturacak. 'Ben kendim ettim kendim buldum' diyecek.''
     
     -''Biz ülkemizde huzur istiyoruz''-
    
     Ne olursa olsun bir evde, bir ülkede huzur olmazsa barışın olamayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
      ''Barışın olmadığı yerde çok paranız olsa da işe yaramaz. Düşünün bir karı koca durumları çok iyi, hanları hamları var, atları yatları, her şeyleri var. Evlerinde huzur yoksa o malın, mülkün hiçbir önemi yoktur. Biz ülkemizde huzur istiyoruz, kavga istemiyoruz ülkemizde. Bölücülük istemiyoruz. Kişinin etnik kimliğiyle inancıyla mezhebiyle Türkiye Cumhuriyeti uğraşmamalı. Kişinin kimliği onun şerefidir. Kişinin inancı onun şerefidir. İnanç ve kimlik bir insan hakkıdır. İnsan hakkı üzerinden siyaset olmaz. İnsan hakkını vermek lazım, genişletmek lazım. O nedenle huzurun adresidir Cumhuriyet Halk Partisi. Bundan emin olmamız gerekiyor. Hiç bir yurttaşımı ötekileştirme gibi bir anlayışım yok. İnancı, kimliği, kıyafeti ne olursa olsun, rengi ne olursa olsun o bir insan mı insan. Allah'ın yaratığı insan mı, onun benim başımın üstünde yeri var. Hiçbir ayrım yapamam. Ama isterim ki yanlışların peşinden gitmeyelim.
      Türkiyede eksik olan siyasi ahlaktır. Halka doğruları söyleme gibi bir görevimiz var bizim. Siyasete atılırken söz verdim. Ne olursa olsun, nerede olursa olsun her koşulda halka doğruları söyleyeceğiz. Bizim bir sözümüz var. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Size bir sözüm var. 9 köyden kovsanız da onuncu köye gideceğim yine doğruları söyleyeceğim.''
     

AA

İLGİLİ HABERLER