Asayiş
  • 24.3.2021 12:28

Düşen helikopterde ölen pilot albayla ilgili akla zarar işler

İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan 6 Nisan 2011 günü Ankara'ya gitmek üzere havalanan Ciner Hava Taşımacılık A.Ş.'ye ait 'TTC-HET' kuyruk tescilli VIP helikopterin Sölöz Dağı'na düşmesi sonucu hayatını kaybeden emekli Kara Pilot Albay Ahmet Deniz'in ailesinin hukuk mücadelesi devam ediyor. Deniz ailesi, meydana gelen kazada ulaşım firması olan Ciner Hava Taşımacılık A.Ş. ve birinci kaptanın kusurlu olduğunu ileri sürerek tazminat davası açtı. Dilekçede, kaptan pilotun kuleden Yenişehir için kalkış izni istediği fakat rotadan çıkarak Paşalimanı Adasına inildiği ve orada şirket genel müdürü olan Osman Akagündüz'e ait tesislerin tepeden görüntülerinin çekildiği anlatıldı.

Son dakika haberi... İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan 6 Nisan 2011 günü saat 10.10'da Ankara'ya gitmek üzere havalanan Ciner Hava Taşımacılık A.Ş.'ye ait 'TTC-HET' kuyruk tescilli Eurocopter EC155 tipi VIP helikopter saat 10.40'da İznik Gölü yakınlarında Sölöz Dağı'na düşmüştü. Pilotlardan Ahmet Deniz hayatını kaybetmiş, diğer pilot İsa Işık ve teknisyen Hacı Ahmet Akça yaralı olarak kurtulmuştu.

İHMALLER ZİNCİRİ

2011 yılında gerçekleşen kaza sonrası emekli Kara Pilot Albay Ahmet Deniz'in eşi Neşe Deniz ve çocukları Gökçe- Gökhan Deniz Ciner Hava Taşımacılık şirketine ve birinci kaptan İsa Işık'a yönelik kusurları nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açtı. Helikopter kazasında meydana gelen akıl almaz ihmaller zinciri, Ahmet Deniz'in vefatı nedeniyle Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada başvurulan bilirkişi raporuyla gözler önüne serildi. Yerel mahkemede nihayete eren ancak henüz kesinleşmeyen ve kusurlu bulunan davalılara yönelik olarak ailenin tazminat davası açtığı dilekçede, kazadan yaralı kurtulan birinci kaptan Işık'ın uçuştan sorumlu kaptan olduğu kaydedilirken, pilot Işık'ın LTBA uçuş takip (inişler, kalkışlar, gerçekleşmekte olan ve planlanan uçuşlar ve havaalanı durumu) listesinden çıkarak Balıkesir'in Erdek İlçesi Paşalimanı Adası'nda giriş yaptığı anlatıldı.

GENEL MÜDÜRE AİT ÇİFTLİĞİ FOTOĞRAFLAMAK İÇİN ROTADAN ÇIKILMIŞ

İniş yapılan adada bulunan ve şirket genel müdürü Osman Akagündüz'e ait olduğu iddia edilen süt ve besi çiftçiliği bulunan işletmenin fotoğraflarının çekildiği, bu nedenle helikopterin sahip olması gereken 2000 feet mesafesinin çok altında 100 feet mesafede uçuş yapmak zorunda kaldığı kaydedildi. Davalı şirket genel müdürünün helikopterde bulunması ve adaya bırakılıp fotoğraflama işleminin yapılması nedeniyle rotadan çıkıldığı ve meteorolojik koşullarının göz ardı edilerek uçuşa devam edildiği için ve kaptan Işık tarafından görerek uçuş şartlarının (VFR) yerine getirilmediği anlatılan dilekçede, Ahmet Deniz'in vefatı nedeniyle Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada verilen hüküm ve başvurulan bilirkişi raporuna değinilindi. Raporda kaptan pilot İsa Işık'ın görerek uçuş yapılmasını mümkün kılan meteorolojik koşulların mevcut olmadığı için uçuş yöntemlerini uygulamakta geç kaldığı belirtildi.

KULEDEN SAHTE ROTA İÇİN İZİN ALMIŞ

Dilekçede yer alan kabin içi konuşma kayıtlarında, İsa Işık'ın kuleden kalkış izni almadan önce, 'Beni deniz üzerinden gönderirseniz oradan geçiş yaparım' dediği, asıl rotanın gizlendiği anlatıldı. Dilekçede, genel müdür Osman Akagündüz'e ait çiftliğe ait fotoğrafların çekilmesi için Paşalimanı Adası rotasından deniz üzerinden gönderilme talebi yapıldığı anlatıldı. Kuleden Yenişehir için kalkış izni istendiği kulenin de bu istek doğrultusunda müsaade ettiği fakat helikopterin iniş alanı dahi bulunmayan ve mevzuata aykırı olarak Paşalimanı Adası'na indiği anlatılan dava dilekçesinde, Kaptan pilotun bir çiftliğin fotoğraflarının çekilmesi amacıyla rotadan çıktığı daha doğrusu aslında gidilecek olan Paşalimanı Adası rotasının kuleden saklanmak istendiği belirtildi. Bu nedenle uçuşun 185 km fazladan yapılmak zorunda bırakıldığı ve olumsuz hava koşullarıyla karşılaşıldığı ardından korkunç olayın meydana geldiği ileri sürüldü.

PERİYODİK BAKIMLARI TAM MI?

Ciner Havacılık tarafından helikopterin periyodik bakımlarının eksiksiz olarak yapıldığı, helikopterde gerekli teçhizat ve malzeme alanında eksiklik bulunmadığı iddia edildiği fakat bu durumunda çarpıtılmış olduğu belirtilen dilekçede, helikopterin gerekli donanıma sahip olmadan uçtuğu belirtildi. Helikopterde 1 adet tahliye botu, en az 1 adet ELT cihazı/acil durum belirleyicisi gerektiği halde bulunmadığı, kulaklık ve mikrofonun arızalı olduğu bilirkişi raporunda bu durumun teyit edildiği beyan edildi.

KONTROLÖR HELİKOPTER MÜRETTEBATINA ULAŞAMADI

Bilirkişi raporunda hava kontrolörü tarafından havanın sisli olduğu, seyir halindeki uçakların pilotlarına ulaşıldığı fakat güzergâh dışına çıkan 'TTC-HET' kuyruk tescilli helikopterin ve mürettebatının cep telefonlarına ulaşılmadığı bu nedenle kontrolör tarafından hava trafiği kontrol edilip helikopterin uçuş güzergâhında olmadığı için geri döndüğü düşünülerek ulaşmaktan vazgeçtiği ifade edildi. Bilirkişi raporunda yer alan bu ifadeler dilekçede, "Hava Trafik Kontrol Ünitesi tarafından güzergah dışındaki helikopterin plansız uçuşu bildirilmediği için uçuştan habersiz olan kontrolörün uçuştan haberi olsaydı ısrarla aranacak belki de bu kaza meydana gelmeyecekti" satırlarıyla yer aldı.

DAVA DOSYALARI ÇALINDI

Dava süreci devam ederken dosyaların İTÜ'de bulunan bilirkişilerin odalarından çalınması ise süreci tekrar uzattı. Konuyla ilgili merhum Ahmet Deniz'in eşi Neşe Deniz ve çocukları Gökçe- Gökhan Deniz'in Avukatı Mehmet Serhat Tercan SABAH'a konuştu.

Tercan,"Maalesef süreci etkileyen sebeplerden biri de dava dosyasının geçen yıl mart ayında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden bilirkişilerde iken çalınmış olması ve faillerin ise henüz yakalanamamış olmasıdır. Bu hususta gerekli şikayetlerimiz yapılmış ve süren soruşturma nedeniyle bilgi vermemiz mümkün olmamakla birlikte Savcılığın gerekeni yapacağından şüphemiz yoktur. Sürecin takipçisi olacağız"dedi.

Avukat Mehmet Serhat Tercan, "Müvekkillerimizin adalet arayışları 10. yılına girmiş bulunmaktadır. Yaşanan elim kaza hakkında ceza ve hukuk kovuşturmaları halen devam etmektedir. Yaşanan mağduriyetin hesabı hukuk yolu ile sonuna kadar sorulacaktır. Bu elim hadisede babalarını ve eşini kaybeden müvekkillerimizin sürmekte olan acılarının tarifi imkansız olup uzayan süreçte maalesef katlanarak artmaktadır. Müvekkillerimiz Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli pilot Albay babalarının, ihmaller ve kusurlar silsilesi ile vefatı nedeniyle süren yargılamalarda Türk yargısına sonuna kadar güvenmektedir. Devam eden süreçte tek dilekleri telafisi hiçbir surette mümkün olmayan bu elim hadise karşısında devletimizin yargı organları tarafından gerçeklerin amasız ve fakatsız olarak tümüyle ortaya çıkarılması ve sorumluların hak ettikleri hukuki müeyyide ile karşılaşmalarının sağlanmasıdır. Süreci yakinen takip ediyoruz" diye konuştu.

İLGİLİ HABERLER