Gündem
  • 12.6.2019 22:06

Erdoğan : Biz İstanbul'u da Ankara'yı da kaybetmedik

"MİLLETİMİZ BİZDEN SIKINTILARINI ÇÖZMEMİZİ BEKLİYOR"

Ülkemizin ve milletimizin ihtiyacı olan hukuki  düzenlemelerin hayata geçirmesinin sorumluluğu, özellikle Cumhur İttifakı içerisinde hareket ettiğimiz MHP ile beraberce sizlere aittir. Sizlerin çalışması demek Meclis'in çalışması demektir. Sizlerin yasama için Meclis'te bizlerin yürütmede çalışması demek Türkiye'nin daha iyiye gitmesidir. Milletimiz bizden sıkıntılarını çözmelerini bekliyor. Milletimiz bizden icraat bekliyor. Milletimiz bizden verdiğimiz sözleri tutmamızı bekliyor. Kendisi ve evlatları için güzel bir gelecek inşa etmemizi bekliyor. Öncelikle önümüzdeki sıkıntıları aşmamız şart. Bugün ekonomiden dış politikaya, güvenlikten istihdama kadar çözüm bekleyen pek çok ciddi sorun var.

"BİZ İSTANBUL'DA DA, ANKARA'DA DA SEÇİMİ KAYBETMEDİK"

Unutmayalım ki bize verilen destek sonsuz, hesapsız bir kredi değildir. Desteğin karşılığını icraat olarak sunmalıyız. Ankara'da da, İstanbul'da da biz kaybetmedik. Her iki yerde biz kazandık. Bizler buralarda sadece bir vizyon noktasında, vitrin noktasında her iki ilde bir kayba uğradık. Ama ilçeler bazında baktığımızda kahir ekseriyetini aldık mı? Her ikisini aldık. Meclislerde buralarda kahir ekseriyet İstanbul'da, Ankara'da bizde mi, bizde. Bu belediyelerin çalışmasının şekli buralardır. başkanın buralardaki hareket kabiliyeti Meclis'tir, komisyonlardır. Buralarda gerekli olan desteği sağlayamadığı sürece istediği gibi adım atamaz. Sen doğru bir iş yapmadığın zaman tabii ki seni çalıştırmayacak. İşin aslı bu.

"HEPSİ SİYASET SAHNESİNDEN SİLİNDİ"

Şu anda İstanbul'da seçim var. Milletvekili arkadaşlarım. Değişik illerden belediye başkanı arkadaşlarım hepsi seferberlik ilan etmiş. Bazıları milletvekili arkadaşlarımız bayram boyunca İstanbul'da oturanlarla farklı çalışma kurmak suretiyle onları seçim bölgesine nasıl taşırız bunun gayreti içerisinde. Ama bakıyorsunuz birileri de farklı çalışma gayretine girmek üzere güya bu güçlü yapıyı zayıflatmanın gayreti içerisine giriyorlar. Bu yapıdan bir şeyler koparacağını zannedenler geçmişte de bu tür yollara başvurdular, hatta bazıları grup kurabilecek noktaya bile geldiler. Ama onlardan şu anda hiçbir şey kalmadı. Hepsi gitti, siyaset sahnesinden silindiler. Şu andaki ana muhalefetin başındaki zatın önünde eğilenler. Nereden nereye? Kişilik, şahsiyet çok önemli bir şey. Bir insan hele hele Müslüman, eşref-i mahluk olarak yaratılmışların en şereflisine layık olmalıdır,bunu korumalıdır.

Karşımızda küresel bir ittifak ve yerel mankurtlar çetesi vardır karşımızda bunu bilmenizi isterim. AK Parti'nin her milletvekili, teşkilat mensubu bu bilinçle, dirayetle, sorumluluk duygusuyla hareket ediyor, etmek zorundadır. Giriştiğimiz her bencil hesabın bedelini koskoca davanın, milletin, tarihin kaderini etkileyeceğini asla unutmamalıyız. Hiç kimsenin bilerek isteyerek böyle bir vebalin altına girmeyeceğine inanıyorum. Biz istişare yolunu milletimizle hep açık tuttuk, işlettik. Milletin sesine kulak vermek yerine onu istiskale yöneltilenler bu partinin mensubu olamazlar. Milleti muhatap almayanı elbette biz de muhatap almayız. Yapılabilecek bir şey yoksa izah edilir, insanların gönlü alınır. Biz tebliğle mükellefiz. İkna ile değil. O Rabbimizin yedinde olan bir şeydir. Bizim siyaset anlayışımız budur.

Ekonomimizi güçlendirerek, sınırlarımızın güvenliğini sağlama alarak, yatırımı, ihracatı, istihdamı arttırarak inşallah hedeflerimize ulaşacağız. Türkiye'yi dünyanın 12 ekonomisinin arasına sokmakta kararlıyız. Bu akşam burada tabii toplanmamızın vesilesi olan asıl konuya geliyorum. İşin teknik boyutunu ağırlıklı olarak Savunma Bakanım yapacak. Ben işin siyasi boyutu itibarıyla bakışı belirtmek istiyorum. Askerlikte devrim niteliğinde reformu hayata geçiriyoruz. Yılların beklentisini biz devreye aldık. Günümüz dünyasında askerlik görevi çok iyi eğitim gerektiren, uzman meslek haline dönüşmüştür. Kısa süreli eğitimle sahaya sürülen askerlerin can güvenliğini sağlamak da zorlaşmaktadır. Türkiye epeyce vakittir planlı bir şekilde profesyonel askerliğe geçişin hazırlıklarını sürdürmektedir.

Zaman zaman başvurulan bedelli askerlik uygulamaların hedefi yığılmayı ortadan kaldırmaktadır.  Gençlerimizin kariyer planları da ileriki yaşlarda askere gitmesi de bir başka husustur. Ben Genelkurmay Başkanı değilim. Bize Anayasa gereği Başkomutan diyorlar. Birçok genelkurmay başkanıyla çalıştım. Burada kuvvet komutanlıkları, en son Genelkurmay Başkanlığı ve daha sonra da Savunma Bakanlığı görevinde olan Hulusi Paşamızı burada dinleyeceğiz. Bugün toplamda 419 bin olan TSK mevcudunun 200 bine yakını, yaklaşık yarısı subay, astsubay, yedek subay, uzman, sözleşmeli er erbaş kadrolarındaki muvazzaf personelden oluşmaktadır. Yükümlüler daha çok kıta görevlerinde geri hizmetlerde değerlendiriliyor. Yeni askerlikte yükümlülerin yarıya yakını terhis olacaktır. Yeni askerlik sistemine geçilmesiyle ne ülkemiz sınırlarında ne de KKTC'de hiçbir aksaklık yaşanmayacaktır.

Bu düzenleme bir yandan profesyonel askerliği yaygınlaştıracak diğer yandan bu ülkenin evlatlarının genel askerlik eğitiminden geçmeyi sağlayacaktır. Böyle bir milletin evlatlarının askerlik sistemiyle tümünden bağını kesmek düşünülemez. Muvazzaf kadrolara geçişler ilk 6 aylık ve ardından ücret mukabili yapılacak ikinci 6 aylık görevinin ardından olabilecektir. Yedek astsubaylık uygulamaları da personel ihtiyacının karşılanmasında önemli bir imkandır. Yeni sistemle TSK'da zafiyet oluşacağı iddialarının hiçbir temeli yoktur. Bu düzenlemelerin bir kez daha ülkemize, milletimize, gençlerimize TSK'ya hayırlı olmasını diliyorum.

Buradan tüm milletimize çağrı yaparak tüm siyasetçilerin seçim döneminde verdikleri sözlerin takipçisi olmalarını istiyorum. Bazı siyasetçiler kendi deyimleriyle seçim döneminde atıp tutuyorlar sonra da başka işlere yöneliyorlar. Yeni askerlik sistemin yeni bir döneme vesile olacağını,beklentilerin çok büyük boyutunu çözeceğine inanıyorum. Milletimizin her fırsatta siyasetçilere verdikleri sözleri hatırlatmaları ve sormaları meselesine gelelim. CHP kötü siyasetçi modelinin tipik örneklerindendir. İşçi vatandaşlarımızla, kardeşlerimizle ilgili yalanları yenilebilir, yutulabilir cinsten değildir.

Bakın ne diyorsa altından gelenler de aynısını yapıyor. Kılıçdaroğlu 31 Mart seçimleri öncesi CHP'li adaylar tarafından kazanılacak hiçbir yerde tek bir personelin ekmeğiyle oynanmayacağını, kimsenin atılmayacağını üstüne basa basa söz verdi. 31 Mart'tan sonra ilk iş baskıyla sendika değiştirttiler. Şimdi işçiler Ankara'ya yürümeye hazırlanıyorlar. Belediyecilik konusunda ülkemizin en kötü siciline sahip partisinin CHP olduğu gerçeği 31 Mart'ta bir kez daha tescil edilmiştir. Sahilleri insanların bir kısmına yasaklamak gibi Hitlervari buram buram faşistlik kokan işler yapıyorlar. Muğla'da çöpleri toplasana. Suları akıtmaktan, sokakları temizlemekten, yatırım yapmaktan aciz bir zihniyetten başka da bir icraat beklemek mümkün değildir.

İzmir kokudan geçilmiyor. Gördes Barajı'nı biz yaptık. Bütün bunları bizim İzmir halkına anlatmamız lazım. Bu partinin kurumsal yapı ve zihniyet olarak millete hizmet etmek gibi bir derdi olmamıştır, olmayacaktır. Ankara'dan İstanbul'a güya adalet için yürüyen CHP genel başkanı ekmeğinin peşindeki işçilerin feryatlarını duymuyor. 5-6 hafta önce YSK üyelerine her türlü adaba aykırı şekilde saldıran yine bu kişi değil miydi? Biri de tutmuş yargı reformu strateji belgesini eleştiriyor. Ama bunu yaparken Kıpti vatandaşlarımıza haksızlık olmasın, şecaat arzederken sirkatin söylermiş. Beyefendi de öyle. Yargı reformunun bir süreç olduğundan haberi yok. Dünyanın değişik ülkelerinden bu reformla ilgili takdirler alırken beyefendi beğenmemiş. Hakim, savcılara zerre kadar saygısı bulunmayan bir kişiden başka türlü davranış beklemenin doğru olmadığını biliyoruz.

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER