Gündem
  • 31.5.2022 12:24

Erdoğan Economist'e yazdı!.. Finlandiya ve İsveç'i Türkiye'nin güvenliği için reddettik

Başkan Erdoğan The Economist için makale kaleme aldı: İsveç ve Finlandiya'nın üyelik kabulü risk

Başkan Erdoğan The Economist için makale kaleme aldı. Erdoğan makalede "Ukrayna'daki savaş, kurallar temelinde işleyen uluslararası düzen, büyük güç rekabeti ve Avro-Atlantik güvenliğindeki yaygın inanışlara meydan okudu." ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca; "Yaşanan süreç aynı zamanda tarihin en büyük askeri ittifakı olan NATO'yu ayağa kaldırdı. Türkiye'nin bu artan bu kapasitesi NATO'nun dayanıklılığına ve gücüne katkı sunmuştur. Bazı NATO müttefikleri, kendi güvenlikleri tehdit altında olmadığında bu katkıyı çabuk unutmuştur." dedi.İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelik başvurusuna dikkat çeken Erdoğan bunun risk olacağını dile getirdi.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere merkezli The Economist dergisi için makale kaleme aldı. Erdoğan "NATO için Türkiye'nin ne denli önemli ve kritik bir ülke olduğu bütün üyelerce yeniden kabul edilirken, bazı üyelerin Türkiye'ye yönelen kimi tehditleri tam olarak takdir edememesi talihsiz bir durumdur." değerlendirmesinde bulundu.

NATO'YU YENİDEN AYAĞA KALDIRDI

Erdoğan, makalesinde, Ukrayna'daki savaşın, kurallar temelinde işleyen uluslararası düzen, büyük güç rekabeti ve Avro-Atlantik güvenliği konusundaki yaygın inanışlara meydan okuduğunu, yaşanan sürecin aynı zamanda tarihin en büyük askeri ittifakı olan NATO'yu yeniden ayağa kaldırdığını belirtti.

TÜRKİYE NATO'NUN GURURLU VE VAZGEÇİLMEZ BİR ÜYESİ

Türkiye'nin 70 yıldır NATO'nun gururlu ve vazgeçilmez bir üyesi olduğuna işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin özgürlük ve demokrasiyi savunmak için Kore'ye asker göndermesinin ardından 1952'de ittifaka katıldığını, Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında Türkiye'nin, Orta Doğu, Kafkasya ve Karadeniz bölgelerinde istikrar sağlayıcı ve olumlu bir aktör olduğunu, Türk askerinin de NATO görevleri kapsamında Kosova'dan Afganistan'a kadar dünyanın birçok bölgesine gittiğini hatırlattı.

Erdoğan, Türkiye'nin aynı zamanda savunma sanayisine milyarlarca dolar yatırım yaparak savunma kapasitesini güçlendirdiğini, bu ilave kapasite sayesinde ortaya konan ürünlerin Ukrayna'nın da içinde olduğu farklı savaş bölgelerinde önemli etkiler yarattığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin bu artan kapasitesi NATO'nun dayanıklılığına ve gücüne katkı sunmuştur. Ortaklarımız Türkiye'nin, NATO'nun kolektif güvenlik misyonuna sunduğu katkıyı her zaman takdir etseler de kendi güvenlikleri tehdit altında olmadığı zamanlarda bu katkıyı çabucak unutmuştur. Türkiye'nin önemini yalnızca (Balkanlar'da yaşanan kriz gibi) karışıklık dönemlerinde hatırlayan paydaşlarımız, Türkiye olmadan uzun vadeli istikrarın sağlanabileceği hülyasına kapılmış; bu nedenle tehdidin savuşturulmasının ardından jeopolitik gerçekleri ve bölgede ortaya çıkması muhtemel tehditleri göz ardı etmiştir. Kuşkusuz bu hülyaları, yaşanan uluslararası krizler sonucunda hep kısa sürmüştür."

HAYALPERESTLİK NATO'YA UZUN YILLAR KAYBETTİRDİ

Erdoğan, son yıllarda uluslararası barış ve güvenliğin karşı karşıya olduğu tehditlerin değişime uğraması sonucu birçoklarının NATO'yu artık işlevini tamamlamış ve "demode" bir örgüt olarak nitelemesine yol açtığına işaret ederek, "Hatta Emmanuel Macron 2019'da ittifakın 'beyin ölümü' yaşadığını söylemiştir. Aynı kesimler Türkiye'nin de bu örgütteki rolünü sorgular olmuştu. Olağanüstü bir hayalperestlikle aşırı bir stratejik miyopluk sonucu ortaya çıkan bu tavır NATO'ya uzun yıllar kaybettirdi." değerlendirmesinde bulundu.

Buna rağmen Türkiye'nin, bazı üye ülkelerin öngörüsüz ve yer yer sorumsuzca tavırlarını NATO'ya mal etmediğini, aksine NATO'nun önemini vurgulayarak, üye ülkelere (NATO'nun misyonunu yeni tehditleri içerecek şekilde güncellemek ve örgütü yeni jeopolitik ve küresel sınamalar karşısında daha önemli kılmak gibi) adımları atmaları çağrısında bulunduğunu anımsatan Erdoğan, Türkiye'nin bu çağrısının giderek istikrarsızlaşan uluslararası sisteme karşı aldığı pozisyonla paralellik taşıdığına dikkati çekti.

REFORMLAR YAPILMALI

Erdoğan, bu açıdan Türkiye'nin, tıpkı diğer uluslararası örgütler gibi NATO'nun da yeni güvenlik tehditlerine karşı bazı reformlar yapması gerektiğini savunduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

"Özellikle terör tehdidi konusunda (birçok üye ülkenin doğrudan hedef alınmasına rağmen) kolektif güvenlik noktasında yeterli adım atılmaması hem güvenlik iş birliğini zedeliyor hem de NATO ülkelerinin kamuoylarında örgüte yönelik derin bir güvensizlik oluşturuyordu.

Ukrayna savaşı ile ortaya çıkan durum Türkiye'nin beklenti ve çağrılarının ne kadar yerinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu dönemde çatışmalar ciddi yıkıma neden olurken Türkiye'nin jeopolitik konumunun farkına varan birtakım üye ülkeler, geçmişte yaptığımız bazı hamlelerin ne kadar yerinde olduğunu gördü. Gerçekten de Türkiye, NATO üyelerine gelecekte karşı karşıya kalınacak jeopolitik sınamalara hazırlıklı olmaları gerektiğini söylerken haklıydı. NATO'nun önemsiz olduğunu savunanlara karşı örgütün öneminin giderek artacağını söylemekte de kesinlikle haklıydık.

EN DOĞAL HAKKIMIZ

NATO için Türkiye'nin ne denli önemli ve kritik bir ülke olduğu bütün üyelerce yeniden kabul edilirken, bazı üyelerin Türkiye'ye yönelen kimi tehditleri tam olarak takdir edememesi talihsiz bir durumdur. Türkiye'ye göre İsveç ve Finlandiya'nın üyeliğe kabulü, kendi güvenliği ve örgütün geleceği açısından riskler barındırmaktadır. 5. madde uyarınca NATO'nun en büyük ikinci ordusunun yardımına koşmasını bekleyen bu ülkelerin, AB ve ABD tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen PKK'nın eleman devşirme, finansman ve propaganda faaliyetlerini engellemesini beklemek en doğal hakkımızdır."

"TERÖRÜN HEDEFİ OLMUŞ TÜM ÜYELER ADINA ATILMIŞ KARARLI BİR ADIMDIR"

"Türkiye, (İsveç'in ülkemize uyguladığı türden) her türlü silah ambargosunun NATO şemsiyesi altındaki askeri ortaklık ruhuna aykırı olduğu görüşündedir." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu gibi kısıtlamaların sadece ulusal güvenliğimiz değil NATO'nun kimliği açısından da son derece zararlı sonuçları olmaktadır. İsveç ve Finlandiya'nın ittifaka katılma ısrarı da NATO'nun gündemine gereksiz bir madde eklemiştir. Türkiye'nin, İsveç ve Finlandiya'nın üyeliklerine itirazı aynı zamanda şimdiye kadar terörün hedefi olmuş tüm üyeler adına atılmış kararlı bir adımdır. Terörün dini, milleti ve rengi yoktur. Hedefi sivil halka zarar vermek olan her örgütün karşısında her üye ülkenin kararlı bir şekilde durması bu ittifakın en önemli misyonlarından biridir. Hiçbir ülkenin bu konuda bir ayrıcalığı bulunmamaktadır."

Erdoğan, sorunları çözme, küresel barış ve istikrarı destekleme söz konusu olduğunda her zaman kısa yolların mevcut olmayabileceğini ancak atılabilecek cesur ve doğru adımlar sayesinde bu yolların elden geldiğince kısaltılabileceğini vurguladı.

İLGİLİ HABERLER