Gündem
  • 30.10.2019 14:46

Erdoğan: Gerekirse sınırlarımızı da genişletiriz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:

B planımız da C planımız da var

Biz ne dedik? Burayı temizleyin. Temizlemediğiniz takdirde biz yaparız dedik ve yaptık. Harekata başladığımızda dünya kamuoyunda bir şaşkınlık hali belirdi. Çünkü onlar bu kadar kısa sürede netice alacağımızı düşünmüyorlardı. Tabi biz kimin ne dediğine değil, kendimizin neye ihtiyacının olduğuna bakıyoruz. Sınırlarımızı terörden arındırmak için bu harekata ihtiyacımız vardı ve yaptık. Son BM Genel Kurulu’nda görüştüğüm 20 kadar dünya lideriyle hepsine plan, projelerimizi anlattım. “Buyrun siz de buraya destek verin” Hepsi çok güzel, bakıyorlar. Ama desteğe gelince hiçbirisinde ses yok. Çünkü bunlar mazlum ve mağdurun yanında değiller. Asla böyle bir adım atma niyetleri de yok. Bunlar sadece öldürmeyi bilirler. Sadece silah satmayı bilirler. “Gelelim de burada bir destek verelim” bunun içinde yoklar. Bunu daha önce ilk attığımız adımlarda Irak’ta da yaptılar. Bizim de tabii ki B planımız da C planımız da var. Vakti saati geldiğinde onu da yapacağız.

Gerekirse güvenli bölge sahamızı genişleteceğiz

Başkan Trump ile yaptığımız telefon görüşmesinin ardından Amerikalılar ülkemize bir heyet gönderdiler. Geldi, oturduk, konuştuk, müzakerelerimizi yaptık. Ve 13 maddelik mutabakat metnini kamuoyuyla paylaştık. 120 km genişlik ve yaklaşık 30-32 km derinlikteki bölgenin terör örgütlerinden arındırılması gerekiyordu. Bunun için harekatımıza 120 saatlik süreyle ara verdik. Maalesef saldırılar devam ediyor. Adeta karış karış tarayarak hem teröristleri imha ediyor hem de kalan mühimmat ve malzemeleri topluyoruz.

Açık konuşuyor ve muhataplarımızı ikaz ediyorum. Bu hattın dışından gelecek saldırılara en sert şekilde karşılık verecek ve gerekirse güvenli bölge sahamızı genişleteceğiz. Ardından sınır bölgemizin diğer yerleri için Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir görüşme gerçekleştirdik.

Vatanımızın bekası için canlarını feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Halen sınırlarımızın içinde ve dışında milletimizin geleceği için fedakarca görev yapan güvenlik güçlerimize şükranlarımı sunuyorum. Binlerce yıllık tarih yolculuğumuzdaki son devletimiz olan cumhuriyetimizi yaşatmak için gayret gösteren, ter döken herkese teşekkür ediyorum.

AK Parti olarak hem Meclis’te, hem hükümette yaptığımız çalışmalarla ülkemize, cumhuriyet tarihinde yapılanlardan kat be kat fazla eser, hizmet kazandırdık. Bunun için Cumhuriyet bayramlarını törenle kutlamak zorunda kalmadık. Eserlerin açılışıyla hizmet yarışına çevirdik. Bugüne kadar Marmaray’dan geçen yolcu sayısı 403 milyonu buldu. Bundan 3 yıl önceki 29 Ekim’de de başkentimizde Yüksek Hızlı Gar Binasını hizmete aldık. Geçen yıl da İstanbul Havalimanı’nın resmi açılışını yaptık.

Allah’ın izniyle Türkiye önündeki psikolojik ve fiziki bariyerleri yıkmıştır. Bugün artık karşımızda kendine güvenen, tarihinden güç alan, milleti ve devletiyle aynı ideallerine kenetlenmiş bir ülke var. Dün adeta yok sayılan, kendi sınırları içinde hareket eden bir ülke görünümden bugün küresel düzeyde oyun kuran bir devlet haline geldi. 3 – 5 milyar dolarlık manipülasyonla ekonomimizin çökertildiği, 3-5 terör eylemiyle ülkemizin hizaya sokulduğu günler hamdolsun geride kaldı. Artık her alanda kendi iradesini ortaya koyabilen, gerektiğinde yedi düvele meydan okuyabilen bir Türkiye var.

Bu noktaya milletimizle birlikte verdiğimiz 17 yıllık mücadelenin sonunda ulaşabildik. Siyasette ve yönetimde millete rağmen değil, milletle birlikte beraber hareket etmeyi prensip edinen bir anlayışın hakim olması halinde Türkiye’nin neler yapabileceğini tüm dünyaya gösterdik.

Bugüne kolay gelmedik. Hem ülkenin yöneticileri olan bizler, hem de moral kaynağımız olan milletimiz çok büyük bedeller ödedi. Vesayet odaklarının direnişinden darbe teşebbüslerine, terör saldırılarından sınırlarımızın tacizlerine, köşeye sıkıştırılma gayretlerinden milli birliğimize yönelik tuzaklara kadar pek çok badireyle yüzleştik. Tüm bu süreçte sadece Rabbimizden yardım istedik, sadece milletimize güvendik. Hamdolsun yüzümüzü kızartacak, bizi güçsüz bırakacak hiçbir durumla karşı karşıya kalmadık.

Girdiğimiz her mücadelede Rabbimizin yardımını da hep yanımızda bulduk. Biz de kibre kapılmadan kerameti kendimizde görmedik. Dik durduk ama diklenmedik. Zaferle değil seferler mükellef olduğumuz bilinciyle hep daha çok çalıştık, daha çok dua ettik, daha çok milletimizle bütünleştik.

Türkiye’yi Suriye gibi yapabileceklerini sananlara cevabımızı, inlerine girerek verdik

Eksiklerimiz, hatta hatalarımız elbette olmuştur. Ama art niyetimiz, içten pazarlığımız, korkumuz asla olmadı. Şartlara, rakiplere veya düşmanlara değil, sadece rabbimize teslim olduk. Sadece milletimize tabii olduk. En karanlık gecenin bile bir sabahı olduğu gerçeğini unutmadık. Bunun en çarpıcı örneğini 15 Temmuz gecesi yaşadık. Sadece 16 saat. 16 saatin sonunda elhamdülillah darbecilere gereken dersi bildiğiniz gibi o gece vermiş olduk. FETÖ’cü teröristler uçaklarıyla, helikopterleriyle, tanklarıyla gecenin karanlığında üzerimize geldiğinde milletimizle birlikte direndik. Ve sabahın ilk ışıklarıyla beraber zafere ulaştık. Nasıl oldu? Tankların altına atan milletimizle oldu. Silahların karşısında adeta ölüme meydan okurcasına yürüyen kardeşlerimizle oldu. Bütün bunlarla beraber Rabbim de zaferi lütfetti. Ülkemizin her meselesinde bu anlayışla, bu kararlılıkla hareket ettik.

Türkiye’yi Suriye gibi, Irak gibi, Libya gibi yapabileceklerini sananlara cevabımızı, inlerine girerek, güvendikleri dağları başlarına yıkarak verdik.

Türkiye yeni bir İstiklal Harbi veriyor

Eğer eski Türkiye refleksleriyle hareket etseydik inanın bana çok büyük bir felaketi yaşıyor olurduk. Bugün yıkıntılarımız karşısında ağlıyor durumda değilsek, bunu milletimizle ortaya koyduğumuz direniş ve yeniden şahlanış iradesine borçluyuz. Her ne kadar birileri hala Türkiye’nin verdiği bu büyük mücadelenin farkında değilse de milletimiz olup biteni görüyor ve hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor. Evet Türkiye yeni bir İstiklal Harbi veriyor. Ve hamdolsun zafere doğru adım adım yürüyor. AK Parti olarak bizim kendi birliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Cumhur İttifakı olarak ortaya koyduğumuz performans parlamento içinde de kendini gösterdi. Temennimiz bunun daha ileri safhalara yürümesidir. Milletimize de sesleniyorum. Bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız.

Terörü destekleyen ülkelere sesleniyorum: Yanlış yapıyorsunuz

Barış Pınarı Harekatıyla bir kez daha gördük ki, karşımızdakiler bir asır önce ne hissediyorsa onu hissediyor. Görünüşte ne kadar medeni, ne kadar zengin, ne kadar gelişmiş olurlarsa olsun içlerindeki kini, nefreti, ilkelliği her fırsatta ortaya koyuyorlar. Değişen bir şey yok. Harekat başladığından beri yurt dışında bilhassa Avrupa’da terör örgütleri mensupları tarafından 700’e yakın eylem gerçekleştirildi. Bunların çoğu bizimle NATO’da beraberler. Bunların çoğu AB’de bizim muhatabımız. Bütün bunlara rağmen bu eylemler düzenleniyor. Ses var mı? Yok. Bu eylemlerde 79’u doğrudan bayrağımıza, misyonlarımıza, camilerimize, derneklerimize veya vatandaşlarımıza yönelik şiddet içeriyor. Gerçekleştirilen saldırılarda 36 insanımız yaralandı. Yine bu saldırılarda ülkemize veya vatandaşlarımıza ait bina, araç, iş yeri zarar gördü. Terör örgütü yandaşları bu saldırılarını Avrupa devletlerinin siyasi himayesinde gerçekleştiriyoruz. O ülkelerin emniyet güçleri masumları korumak yerine ellerini kollarını tutarak karşı tarafın daha rahatça hareket etmesini sağlıyor.

Terör örgütünü destekleyen ülkelere sesleniyorum. Yanlış yapıyorsunuz, bugün kendi ellerinizle beslediğiniz terör yılanı elinde sonunda sizi de ısıracaktır. Sokaklarınızda bombalar patlamaya, teröristlerin silahları ölüm kusmaya, Vandallar etrafı yakıp yıkmaya başladığında yaptığınız yanlışı elbette anlayacaksınız. Sarı yelekliler var ya bir ülkede olmayacak, bütününde olacak. Zira alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste; çıkacak. Ama o zaman da iş işten geçmiş olacak. Gelin yol yakınken bu yanlıştan dönün. Bir beladan kurtulmak için, ülkenizden içi silah dolu çantayla ayrılmasına göz yumduğunuzu biliyoruz. İsimlerini bildirdiğimiz teröristler konusunda hiçbir işlem yürütmediğinizi biliyoruz. Şimdi de terörist olan kendi vatandaşınızı teslim almamak için kıvrandığınızı biliyoruz. DEAŞ’ta teröristleriniz var. alın diyoruz, kaçıyorsunuz. Bu teröristleri siz yetiştirdiniz, niye almıyorsunuz? Hadi alın. Alamazlar, niye? Çünkü bu biraz da karakter meselesi.

Siz çıkarınız için her şeyi kullanmayı bilirsiniz. Şu ana kadar hapsettiğinizi sandığınız o terör balonları bir gün mutlaka patlayacak. Buradan patlayan pislikler her tarafınıza kan, kaos olarak bulaşacak. Ülkelerinizde himaye ettiğiniz destek verdiğiniz temsilcilerini en üst düzeyde ağırladığınız o teröristlerin elinde nice masumların kanı var. Siz de aynı suça ortak oluyorsunuz.

İLGİLİ HABERLER