Gündem
  • 17.6.2019 22:25

Erdoğan : Gün kırgınlıkları derinleştirme değil, bir olma günüdür.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde 94 Ruhuyla Cihannüma ve Kadim Dostlar Buluşması programında konuştu. Erdoğan konuşmasında "Şunu da üzülerek söylüyorum, kırgınlar, kırgınlıklar var. Kişinin kişiye kırgınlığı olabilir ama davaya kırgınlık asla olamaz. Hepimiz bir hizmetin içerisindeyiz öyleyse bu davada kırgınlık diye bir şey asla olamaz. Kibri, tekebbürü hiçbir zaman kapımıza yaklaştırmayacağız" dedi..

Birtakım kırgınlık ve kızgınlıkların bir tarafta kalması gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan sizlerin aracılığıyla tüm İstanbullu kardeşlerimize şu çağrıyı yapmak istiyorum: Dönem ülkenin bekasını, milletin bekasını her türlü küskünlüğün, kızgınlığın önüne koyma dönemidir. Gün fitneyi büyütme, kırgınlıkları derinleştirme değil bir olma, beraber olma, kenetlenme, safları sıklaştırma günüdür. İstanbul'un istibali karşımdaki bu kadronun omuzlarındadır. Türkiye'nin aydınlık geleceği her birinizin vereceği mücadeleye bağlıdır.

"HAYRA MOTOR, ŞERRE FREN OLANLARA TEŞEKKÜR EDİYORUM"

Cihannuma ailesiylebirlikte olmaktan bahtiyarlık duyuyorum. Ülkemizin farklı köşelerinden toplantımızı teşrif eden büyüklerime, kardeşlerime, medeniyetlerin başkenti, Fatih Sultan Mehmet'in rüyası şehri İstanbul'a hoşgeldiniz diyorum. Bizleri böylesine güzide bir toplulukla biraraya getiren Cihannüma ile İstanbul Dostluk Derneği'nin yöneticilerine, gönüldaşlarına en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Bugün aramızda karşılığını sadece Mevla'dan bekleyerek Hakk'ın ve halkın rızası için ter dökmüş, çile çekmiş kardeşlerim bulunuyor. Anadolu'nun bağrından çıkıp her türlü engeli aşarak ekonomi, siyaset,bürokrasi, sosyal hayatta yer tutmuş davamıza, insanımıza hizmetkârlık yapan pekçok kardeşimiz var. Rahmetli Erbakan hocamızın dediği gibi "Hayra motor, şerre fren" yapan tüm dostlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

"İMAN VARSA İMKAN VARDIR DİYEREK YOLUMUZDAN GERİ DÖNMEDİK"

1994 yılı sadece bizim hareketimiz için değil aynı zamanda Türk siyasi hayatı için de bir kırılmadır, yeni bir milattır. Hukuk, adalet,özgürlük ve demokrasi mücadelesi açısından 1950 seçimleri ne kadar önemli ise 1994 seçimlerinde yakalanan başarı da aynı şekilde önemlidir. 1994 seçimlerinde ilk defa İstanbul ve Ankara'nın yanısıra 6 büyükşehir toplam 28 ilin belediye başkanlığını kazandık. Rabbimizin inayeti ve necip milletimizin desteğiyle tarihi bir seçim zaferine imza attık. Adaylık sürecimizden, seçim kampanyamıza kadar pekçok zorlukla karşılaştık. Medya kuruluşları, iş dünyasının çatı örgütleri, vesayet güçlerinden mafyatik yapılara kadar farklı odakların tehditlerine maruz kaldık. İman varsa imkan da vardır diyerek her türlü yokluğa, zorluğa rağmen yolumuzdan geri dönmedik.

"ANNESİNİN İKİ BİLEZİĞİNİ VE KENDİ BİLEZİĞİNİ BİZE VERDİ"

Hiç kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik. Dış görüşünü, siyasi görüşü, etnik kökeni, inancı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun hiç kimseye önyargılı bakmadık. Zira yaradılanı yaradandan ötürü sevdik. Fatih'teki insanımıza nasıl ulaşmaya çalışıyorsak Kadıköy'deki, Beyoğlu'ndaki arka sokaklarındaki kardeşlerimize ulaştık. Girilmedik ev, sıkılmadık el bırakmadık. Yapılan eleştirilere, önümüze çıkartılan engellere aldırmadan İstanbullu kardeşlerimizin her birine ulaşmanın gayretinde olduk. İnanıyorsanız, muhakkak üstünsünüz demeden gece gündüz çalıştık, ter döktük, mücadele ettik. Sene 1884, seçim çalışmalarımız için semt semt, sokak sokak İstanbul'u  dolaşıyoruz. İnsanlarımızla kucaklaşıyor, ama birilerinin kucaklaştığı gibi değil, bizimki farklı, dertleşiyor onlarla ruberu hasbıhal ediyoruz. İstanbul'un bir ilçesinde esnaf ziyareti yaptığımız sonrada 7-8 yaşlarındaki kız çocuğu yanımıza geldi. Annesinin iki bileziği ve kendi küçük bileziğini avuçlarıma bıraktıktan sonra şunu söyledi: Bunları annem size gönderdi, seçildikten sonra sakın bizi unutmasın, dedi. Sözünü bitirince bizim tepki vermemize fırsat vermeden yanımızdan hızlıca uzaklaştı.

"NİCE İSİMSİZ KAHRAMANIN FEDAKÂRLIĞIYLA BUGÜNE GELDİK"

Parti teşkilatlarımızın kuruluşundan seçim çalışmalarına kadar bunun günü gözlerimizi yaşartan, insanımızın alicenaplığını gösteren onlarca hadise yaşamıştır. 1950'de milletimizin merhum Menderes'i, 1983'de merhum Özal'ı sahiplendiği gibi 1994'de hareketimizi sahiplenmiş, bizi bağrına basmıştır. Anneler canından aziz bildiği 7-8 yaşındaki o kız çocuğunun istikbalini, umutlarını, hayallerini de avuçlarımıza bırakmıştır. Bu mücadele nice isimsiz kahramanın fedakârlıklarıyla bugünlere ulaşmıştır.Bu aziz dava milletin hayır duasıyla bugünlere erişmiştir. Başardığımız her şeyin önce Allah'ın yardımı sonra davamıza bağlılığımıza ve bu kutlu yoldaki özverilere borçluyuz. Büyükşehir belediye başkanı seçildiğimizde sadece başkanlık yetkisini değil aynı zamanda bize oy veren, güvenen, minik yavrumuz gibi geleceğini bize emanet eden kardeşlerimiz gibi tüm İstanbul'un umudunu yüklendik.

"İSTANBUL ANAHTARINI BİNALİ BEY KARDEŞİME TESLİM EDECEĞİZ"

Bizler tesadüflerin, çıkarların biraraya getirdiği değil ortak hedeflerin, ideallerin buluşturduğu insanlarız. Bizler birlik olmadan dirlik olmayacağına inanan aynı davaya, aynı sevdaya gönül vermiş olan insanlarız. Bizler toplu vuran yürekleri sindirecek hiçbir gücün olmadığını bilen hareketiz. Elbette eleştirilerimizi yapacak, hatalarımızı, yanlışlarımızı birbirimizin yüzüne cesaretle söylemekten çekinmeyeceğiz. Şunu da üzülerek söylüyorum, kırgınlar, kırgınlıklar var. Kişinin kişiye kırgınlığı olabilir ama davaya kırgınlık asla olamaz.  Hepimiz bir hizmetin içerisindeyiz öyleyse bu davada kırgınlık diye bir şey asla olamaz. Kibri, tekebbürü hiçbir zaman kapımıza yaklaştırmayacağız. Zorluklar karşısında yılmadık, saldırılar karşısında sinmedik, 12 Eylül ve 28 Şubat'ın üzerimize abandığı o meşum günlerde bir an olsun yeise  düşmedik. İstanbul'un anahtarını bu şehrin kıymetini bilecek, bu şehre hizmet etmeyi görev bilecek emin ve ehil olan Binali Bey kardeşimize teslim edeceğiz.

"KİMSE KIRGINLIĞINI, KIZGINLIĞINI BEKANIN ÖNÜNE KOYMASIN"

İnşallah 23 Haziran CHP adayının bühtan ve iftira siyasetinin milletimiz tarafından çöpe atıldığı gün olacak. 23 Haziran siyaset mühendislerinin parlatmaya çalıştığı, küfürbazların sandığa gömüldüğü gün olacaktır. 23 Haziran'da takiyye siyaseti kaybedecek bir kez daha samimiyet kazanacaktır. Buradan sizlerin aracılığıyla tüm İstanbullu kardeşlerimize şu çağrıyı yapmak istiyorum: Dönem ülkenin bekasını, milletin bekasını her türlü küskünlüğün, kızgınlığın önüne koyma dönemidir. Gün fitneyi büyütme, kırgınlıkları derinleştirme değil bir olma, beraber olma, kenetlenme, safları sıklaştırma günüdür. İstanbul'un istibali karşımdaki bu kadronun omuzlarındadır. Türkiye'nin aydınlık geleceği her birinizin vereceği mücadeleye bağlıdır. Keşke dememek, eyvah dememek, ömür boyu yüreğimizi yakacak nedamet yaşamamak için önümüzde sadece 5 gün var. Bu yolda rehberimiz, pirimiz Yunus Emre'dir:

Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi

Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise

Er eteğin tuttun ise

Bir kez hayır ettin ise

Binde bir ise az değil

 İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Hakk'ın hatırını yere düşürmeyecek ve asla geri adım atmayacak. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Yorumlar (1)

  • - CUMHUR

    Askere dur PKK ya vur denilirken BEKA'ya reklam arası verilmişti ; bu af edilecek bir konu değil teröre yardım ve yataklığın vatana ihanetin affı yok bu kırgınlıktan öte bir şeydir.!

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER