Gündem
  • 12.12.2019 14:00

Erdoğan İmamoğlu'na patladı!.. Sen işine bak

Başkan Erdoğan, Kanal İstanbul projesinin müjdesini vererek, "En yakın zamanda ihalesini yaparak projeye başlayacağız" dedi. İmamoğlu'nun 'Kanal İstanbul' açıklamasına da yanıt veren Erdoğan, "Belediye Başkanı diyor ki 'Kanal İstanbul, buraya uymaz.' Sen otur işine bak, nasıl olduğunu göreceksin" diyerek tepki gösterdi..

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 100 bin sosyal konut projesinin tanıtımında önemli açıklamalarda bulundu.

İMAMOĞLU'NA TEPKİ

Kanal İstanbul'a karşı çıkan İmamoğlu'na tepki gösteren Başkan Erdoğan, "Belediye Başkanı diyor ki 'Kanal İstanbul, buraya uymaz.' Sen otur işine bak, nasıl uyduğunu göreceksin" dedi.

KANAL İSTANBUL MÜJDESİ

En yakın zamanda Kanal İstanbul proejesinin ihalesini yaparak projeye başlayacağız diyen Erdoğan, "Kanal İstanbul, Boğaz'ı çok ciddi bir felaketten koruma projesidir. Siyasi boyutuyla da bu Kanal İstanbul dünyada çok ciddi bir sükse yapacak. Birileri başlarını okşayan efendilerine diyet borcu ödeyecek diye Türkiye'yi büyütecek bu projeyi rafa kaldırmayız. CHP'nin takoz siyasetine boyun eğmeyiz.'' ifadelerini kullandı.

ÇÖP DAĞLARININ PATLADIĞI İSTANBUL'U DEVRALDIK

1994 yılında İBB Başkanı olduğumda karşımızda gerçekten korkunç bir manzara bulduk. Havası solunmayan, suyu olmayan varsa da içilmeyen, çöp dağlarının patladığı bir İstanbul devraldık. Çarpık kentleşme ve gecekondulaşma sorunu İstanbul’da had safhadaydı. Aynı şekilde İzmir’de; Kadifekale. Gecekondulardan geçilmiyor, hala öyle. Rezillik üzerine rezillik. Ankara’nın bir kısmı yine öyle. Kentsel dönüşüm diye ortaya çıktık, çünkü bunların değişmesi gerekiyordu.

İşte 1 milyona yakın TOKİ vasıtasıyla yaptığımız konutlar bunun adımlarıydı. Günden güne büyüyen, yangınlarda, depremlerde vatandaşlarımızın can güvenliğini tehlikeye atan çarpık kentleşme sorununa çözüm bulmak için kolları sıvadık.

Gecekonduları şehirle, gecekondu sahiplerini de devletle kucaklaştırmanın mücadelesini verdik. O dönem İstanbul’da Kiptaş adlı kuruluş ortaya koyduk. İstanbul genelinde başlattığımız toplu konut hamlesi, dünyada bir çok ülkede yaşanan gecekondu probleminin çözümünde örnek oldu.

3-5 yıl öncesinin Diyarbakır’ı ile bugünün aynı değil. Binalar bitişik nizam, içinden tüneller açılmış, bombalar yerleştirilmiş olan o binaların hepsini yıktık ve şimdi oralarda TOKİ olarak girdik ve oralarda yaptığımız konutlarla biz o bölgede yaşayan vatandaşlarımıza da insanca yaşamanın imkanını sağladık. Kürtler yaşıyor, Türkler yaşıyor demedik. Buralarda benim vatandaşım yaşıyor dedik.

Kentsel dönüşüm projeleriyle bir dönem şehrin varoşları olarak görülen alanlar, ibadethanesi, parkı, spor tesisi olan cazibe merkezlerine dönüştü. Bizden önce TOKİ sadece 43 bin konut üretebilmişken, bu rakam bizim dönemimizde 857 bine çıktı. Hindistan’dan Endonezya’ya kadar yurt dışında hayata geçirdiği projelerle de ülkemizi gururla temsil etti.

Birileri sürekli önümüze engeller çıkardı. CHP ve güdümünde hareket eden kimi meslek odaları projelerimizi sabote etmek için çaba harcadılar. Medya aracılığıyla, mahkeme aracılığıyla, sokaklar kışkırtılarak mega projelerimiz durdurulmaya çalışıldı. Burası milletin evi, benim evim değil. Burası cumhurbaşkanlığı külliyesi. Burada sizlerle bu toplantı yapıyoruz. Ama bu salonun bir diğer yanında 2 bin kişilik çok amaçlı ayrı bir salon var. Bir diğer tarafta 550 kişilik bir başka salon var, ibadethanemiz burada. Şimdi kısa bir zamanda açılışını yapacağımız Türkiye’nin en büyük kütüphanesi var.

'RUHSATSIZ BİNA' DEDİLER

Kaç kere şurayla ilgili ‘ruhsatsız bina’ dediler ve Danıştay burayla ilgili kararını açıkladığı halde burada ruhsat problemi yoktur demesine rağmen bakıyorsunuz ana muhalefetin başı ikide bir buranın ruhsatsız olduğunu söylüyor. Belge ortada daha ne istiyorsun? Tabi o konuşuyor biz yolumuza devam ediyoruz.

İstanbul’da Yavuz Sultan Selim köprüsünü yaptık. Bunlar karadan ulaşamadılar, denizden gelip gösterileri yaptılar. Marmaray’ı yaparken bu işi mahkemelere taşıdılar. Şimdi Marmaray’dan milyonlarca vatandaşımız denizin altından gidiyor. Aynı şekilde Avrasya, buradan da denizin altından araçlar gidiyor, geliyor. Bütün bunlar Türkiye’nin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Şimdi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıktık.

Şurada biliyorsunuz bir Arifiye Tank Palet meselesi var. Yatıyor kalkıyor bu tank palet fabrikasını ‘yabancılara sattılar’ diyor. Burada satış diye bir şey yok. Tank palet fabrikası; zararda olan bir yer, teknolojisi ileri değil. Ve BMC firması, üç firma katılıyor, BMC ihaleyi alıyor. Ne ihalesi bu? Satış değil, kiralama işletme. Ve buraya da 50 milyon dolarlık bir yatırım şartıyla burayı alıyor. Ne kadarlığına 25 yıllığına? Bunların işletme kabiliyeti yok ve hayatlarında bunlar beş koyun gütmemişler, zaten de güdemezler. Bakın SEKA, Kocaeli’nde zararına bitmiş, batmış bir fabrikaydı. Biz geldik, geldiğimizde de dedik ki biz SEKA’yı kapatacağız. Ve özel sektör kağıdını üretsin, gazeteler vesaire oralardan alsın. E ne yapacaksınız? Makinelerin olduğu bölümü müze haline dönüştüreceğiz ve SEKA’nın olduğu bu alanı da Kocaeli halkına hizmet veren dev bir Millet Bahçesi haline dönüştüreceğiz ve fabrikada çalışanlara Kocaeli belediyesinde istihdam ettik. Şu anda SEKA bir müze, bütün çevresi adeta millet bahçesi. Orada bakıyorsunuz ki Kocaeli’nin sakinleri; anneler, çocuklar hep birlikte yürüyüşlerini o alanlarda yapıyorlar. Buradan kar mı edeceğiz, zarar mı edeceğiz? Biz kar etmenin yolundayız. Bazen bu sosyolojik anlamda kara dönüşüyor, zarar etmektense etmemek daha evladır diyerek yola devam ediyorsunuz. Yaptığımız bu.

BİZİ VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞTILAR

İstanbul Havalimanı… Buradan bile bizi vazgeçirmeye çalıştılar. Dünyanın ilk üç havalimanından bir tanesi bizim havalimanımız. Almanlar 17 yıldır Berlin havalimanını bitiremediler. Şimdi alman hükümetine diyorlar ki, Türk müteahhitlere verin gelsinler bu havalimanını bitirsinler. İstanbul Atatürk Kültür Merkezi projesini rafa kaldırmak için yapmadıklarını bırakmadılar. Şu anda hızla yapımı devam ediyor. Taksim’deki AKM aynı zamanda Türkiye’nin çok çok farklı bir projesi olarak, opera binası olarak bitecek. Kısa bir süre sonra lansmanını da inşallah yerinde yapacağız.

Şehir hastaneleri… İkide bir çıkmış zarar ediyor diyor. Evet; böyle bir şey yok da, insanımızın sağlığı noktasında gerekirse zarar da ederiz. Var mı başka diyeceğin? Biz farklı bir kültürden geliyoruz. Biz sağlıklı nefese, devletini feda eden bir kültürden geliyoruz. Şimdi burada şunu düşünmek lazım. Ya sen bu ülkede SSK’nın genel müdürlüğünü yaptın. SSK’nın genel müdürlüğünü yaptığın zaman vatandaşımıza verilecek ilaç yoktu ya ilaç. Afedersin hastaların odalarına girdiğin zaman oda değil koğuştu. Hepsinden öte, serum şişeleri, çöplük… Böyle bir rezalet içerisinde, röntgen için gün alacaksın 7 ay sonraya. Kimdi SSK’nın başında? Sen. Sen SSK’yı yönetemedin ya. Şimdi biz şehir hastaneleri gibi dev hastaneler yapıyoruz. Bizim için tek özellik şu, daha çok doktor yetiştireceğiz. Bütün bu hastanelerimizde inşallah doktor noktasında, hemşire noktasında, sağlık memuru noktasındaki ihtiyaçlarımızı da gidermek suretiyle bu hastanelerimizde hasta başına hemşire, doktor vesaire bunlarda da çok daha rahat konuma geleceğiz.

KANAL İSTANBUL'A EN YAKIN ZAMANDA BAŞLAYACAĞIZ

Çıkmış belediye başkanları diyor ki, Kanal İstanbul buraya uymaz. Sen otur işine bak. Nasıl uyduğunu göreceksin, bütün bunların çalışmalarını gayet iyi yaptık. Üniversiteleri kendi ekiplerimizi çalıştırdık. İnşallah en kısa zamanda ihalesini yapmak suretiyle Kanal İstanbul’a da başlayacağız.

Kanal İstanbul nedir biliyor musunuz? Boğazı çok ciddi bir felaketten koruma projesidir. Aklımda kaldığı kadarıyla 7 ay romen tankeri orada yanmıştı, zaman zaman yalılara bindiren gemiler… Şimdi burası yapıldığında bu işin sadece çevrecilik yönünden kurtuluşu değil, bunun yanında çok daha bir siyasi boyutu olacak ki bunu şimdi kullanmıyorum. Vakti saati geldiğinde onu da kullanırız. O siyasi boyutuyla da Kanal İstanbul dünyada çok ciddi bir sükse yapacak.

Böylesine stratejik önemde projeyi engellemek için her yolu deniyorlar. Biz kimlere hangi mesajların verilmek istendiğini gayet iyi biliyoruz. Birileri başlarını okşayacak efendilerine diyet borcu ödeyecek diye bu projeyi biz rafa kaldırmayız. Dün olduğu gibi bugün de CHP’nin takoz siyasetine boyun eğmeyiz. CHP’nin kendi çapsızlığının bedelini milletimizin ödemesine kesinlikle rıza göstermeyiz.

Son günlerde ardı ardına yaşadığımız depremler bize kaliteli konutun önemini tekrar hatırlatmıştır. Dünyaya örnek olarak bu modeli geliştirerek devam ettireceğiz. Arnavutluk’ta yaşanan depremi duydunuz. Sayın başkanın bizden ricaları oldu. Biz zaten kızılayımızla Arnavutluk’ta olduk. Kendilerine 500 konut söz verdik. Oradaki kendilerine arzu ettiği bir yere Türk milleti olarak 500 konut inşa edeceğiz. Her açıdan güvenli evleri, ekonomik gücü yerinde insanlarımızın yanında ülkemizin her bir ferdi için hayata geçirmekte kararlıyız. İnsanlık onuruna uygun bir biçimde yaşayabilecekleri konutlara kavuşturmak için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz.

100 bin sosyal konut projemiz de işte bu hedefimiz doğrultusunda atılmış bir adımdır. Kampanyada emeği ve katkısı bulunan özellikle Çevre, Şehircilik Bakanlığımıza, Hazine Maliye Bakanlığımıza, TOKİ idaremize, mimarlarımızdan mühendislerimize kadar bir kez daha teşekkür ediyorum. Ülkemizin her şehrindeki dar gelirli vatandaşlarımızı bu kampanyadan istifade etmeye çağırıyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

 

İLGİLİ HABERLER