Gündem
  • 22.1.2020 09:45

FETÖ'nün karanlık MİT'çisinin inanılmaz karışık ilişki ağı

Altaylı hakkında hazırlanan iddianamede çok ağır suçlamalar yer aldı. İddianameye göre Altaylı 17/25 Aralık operasyonları ve 15 Temmuz darbe girişimi öncesi yoğun faaliyetlerde bulundu, toplumsal hareketleri kışkırtmak istedi.

ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı, eski MİT’çi Enver Altaylı, damadı Metin Can Yılmaz, eski MİT personeli Mehmet Barıner ve Seda Chamatzoglou hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. İddianameye göre Enver Altaylı, FETÖ’nün tepe yöneticileriyle irtibatlıydı. FETÖ’nün Türkiye sorumlusu firari Mustafa Özcan ile 17-25 Aralık 2013 operasyonları sonrasında defalarca görüştü.

İLGİNÇ BELGELER

15 Temmuz darbe girişiminden iki gün önce FETÖ’nün ABD’deki Uzakdoğu İmamı Hüseyin Kara ile görüştü. Altaylı’da pek çok dijital materyal, birçok özel ve istihbari bilgiler ve raporlar de ele geçti. Ele geçen bu belgeler arasında Altaylı’nın CIA görevlileri, bazı uluslararası kişilerle çektirdiği fotoğrafları da var. ‘Operasyon’ amacı taşıyan raporlar da bu belgeler arasında.

AMAÇ BAMBAŞKA

İddianamede Enver Altaylı’da ele geçen bir raporla ilgili olarak şöyle denildi: “Bir askeri darbe ortamı hazırlamak amaçlı destabilizasyon faaliyeti yürütülmesi gerektiğine dair 18 Şubat 2016 tarihli rapor ve notların bulunduğu, 18 Şubat 2016 kayıt tarihli notta açıkça ‘Devlete ve devlet yönetimine karşı adım-adım ve planlı olarak kamuoyunu yaratmak ve miting hazırlıklarını yapmak, bu arada da, bizimle işbirliği içinde olan, İçişleri Bakanlığı (polisin) bünyesindeki ajanlarımızı kullanarak, önümüzdeki dönemde mitinglerde ve gösterilerde, polise maksimum yetki vererek, aşırı kaba kuvvet kullanmasını temin etmek, böylece milletin ve en önemlisi gençlerin, devlete ve polisine karşı öfkesini artırmak’ şeklinde ifadeler bulunuyor.”

ABD YÖNETİMİNİ ETKİLEMEK İSTEDİ

ENVER Altaylı’da ele geçirilen dijitallerde, 15 Temmuz darbe girişiminin ‘kontrollü darbe’ olduğu yönünde çeşitli propaganda raporları da tespit edildi. İddianameye göre Altaylı bu raporları, ABD’li bazı üst yöneticilerle, ABD yönetimine etki edebilecek bazı şahıslara ulaştırmaya çalıştı. Bu raporlardan birisinin FETÖ’nün dünya kamuoyunda algı oluşturmak için kurduğu Stockholm Center For Freedom isimli kuruluş tarafından servis edilen, ‘A SEARCH FOR TRUTH 15 July 2016 of Turkey (Gerçeğin Peşinde)’ olduğu belirlendi.

TÜRKİYE’DE DE AYNI STRATEJİ

ENVER Ataylı’nın, CIA Türkiye masası şeflerinden Ruzi Nazar ve Duane Clariddge ile ilişkilerine de iddianamede dikkat çekilmiş. ABD’nin kontrolünde olmayan ülkeleri askeri müdahale ya da işgale hazır hale getirme stratejisini ustalıkla uygulayan Clariddge ile birlikte çalışan Altaylı, aynı yöntemi Türkiye’de uygulamış.

HAZIRLAYIP SERVİS ETTİ

İDDİANAMEYE göre raporlarda darbeci askerler için ‘muhalif’ denilmiş, ‘kontrollü darbe’ ifadesi kullanılmış, ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan hedef gösterilmiş. Bu yöndeki rapor Altaylı’nın bilgisayarında 28 Nisan 2017 günü saat 17.52’de oluşturulup, internet ortamına servis edilmiş.

FETÖ’YE MEKTUP YAZIP ‘FELAKET OLUR’ DEMİŞ

Enver Altaylı’nın FETÖ elebaşı Gülen’e yazdığı mektuplar da iddianamede yer aldı. Altaylı bu mektuplarda, Ergenekon sanığı olan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile Silivri Cezaevi’nde ölen MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nu Gülen’e şikayet ediyor.

KAŞİF Kozinoğlu’nun MİT Müsteşarı veya müsteşar yardımcısı olmaya çalıştığını, o da olmaz ise operasyon daire başkanı olmak için çaba harcadığını iddia eden Enver Altaylı, “Eğer böyle bir şey olursa Allah memleketi, devleti, Fethullah Hoca Efendi’yi, cemaatin önde gelenlerini korusun. Bu bir felaket olur” diyor.

‘SİZE MENFİ BAKIYOR’

Altaylı, FETÖ’ye yazdığı bir başka mektubunda ise İlker Başbuğ için şöyle diyor: “Yeni Genelkurmay Başkanı’nın zatıalinize ve yapılan hizmetlere bakışı son derece menfidir. Yeni görevine başlar başlamaz bazı generallerin yakın takip ve dinlemeye alınmaları konusunda verdiği talimat son derece üzücüdür. Bu yedi generalin izlemeye alınmalarının gerekçesi zatı alilerinize taraftar oldukları iddiasıdır. Ancak ben hakikatin şu olduğu kanaatindeyim; Herhalde bunlar inanç sahibi ve yakın çevrelerinde şahsınız ve hizmetler hakkında müspet mütalaalarda bulunan kimselerdir. Ancak burada dikkati çeken durum; 20 MİT görevlisi ve yedi generalin aynı zamanda, aynı muameleye maruz kalmalarıdır.”

KAYNAK : HÜRRİYET

İLGİLİ HABERLER