Medya
  • 30.10.2021 14:06

Fevzi Çakmak ve Küçük Hüseyin Efendi'nin büyük sırrı

FEVZİ ÇAKMAK VE KÜÇÜK HÜSEYİN EFENDİ’NİN BÜYÜK SIRRI
FETÖ’nün Beyaz Türkler yani Sabetay tarafından kurulup işletildiğini yazdığım yazı, çok büyük ilgi gördü.

Meseleyi delilleriyle ortaya koyunca, kimsenin diyecek kelamı kalmadı.
Yazım üzerine AK Parti’nin önemli isimleri de aradı. Meslektaşlardan da arayanlar oldu.
Böylece FETÖ’nün ne olduğuna yönelik fotoğraf net olarak ortaya çıktı.
Yazıklar olsun o tabandaki FETÖ’cülere ki hala bu adama peygamber gibi inanıyorlar.

Ne yapalım.
Herkes kendi yolunu seçen, o seçtiği yol nereye götürürse oraya gider.
Bazı arkadaşlar FETÖ’nün Sabetaycılar tarafından kurulmasına çok şaşırmış.
Oysa şaşıracak bir şey yok.
FETÖ Sabetaycıların kurduğu ilk cemaat değil, muhtemelen son da olmayacak.
Bugün size FETÖ’den önceki Sabetay cemaatini anlatacağım.
Şeyh Küçük Hüseyin Efendi denilince; yenilerin aklına Üzeyir Garih eskilerin de aklına Fevzi Çakmak gelir.
Musevi İşadamı Üzeyir Garih, Şeyh Küçük Hüseyin Efendi Türbesi’nde bıçaklanarak öldürüldüğünde hepimiz şok olduk.
Musevi bir işadamının bir İslami cemaatin şeyhinin türbesinde ne işi vardı?
O şeyhin ayakucunda da Atatürk’ün en önemli adamlarından Fevzi Çakmak’ta vardı.
Küçük Hüseyin, Fevzi Çakmak ve Üzeyir Garih.

Fevzi Çakmak’ın baba tarafından dedesi Hacı Derviş Hüseyin ve anne tarafından dedesi Hoca Bekir Efendi Limni Adasında yaşıyordu. ‘HACI-HOCA’ya dikkat ettiniz sanırım.
1876’da doğan Fevzi Çakmak; Atatürk'ten sonraki ikinci ve son mareşaliydi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin İlk Millî Savunma Bakanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Cumhuriyet dönemindeki ilk genelkurmay başkanıdır.
Fevzi Çakmak Atatürk’ün A takımı içerisinde en İslamcı kişi olarak tanındı ve muhafazakâr çevreler tarafından sevilip sayıldı.
1950 yılında öldü. Fevzi Çakmak öldüğünde gazeteler yas için siyah başlıklarla çıktı.
TRT radyosu ise yas yerine müzik yayını yaptı.
Halk, bilhassa Irak ve Suriye radyoları matem marşları çalarak, acılarını paylaştıkları halde Türk radyosunun ilgisiz kalmasına kızıyordu.
Çakmak’ı seven muhafazakâr ve milletçi gençler olay çıkardı. Radyoevinin önünde gençlerle polis arasında çatışmalar oldu. Taksim Gazinosu ve birçok sinemaların camları kırıldı. Şehir Tiyatrosu zorla kapatıldı.
Olaylar cenaze merasimi sırasında da sürdü. Yüzlerce kişi tutuklandı.
Fevzi Çakmak’ın cenazesi Eyüp Sultan Mezarlığı'nda Küçük Hüseyin Efendi dergâhı türbesine defnedildi.
Hükümet cenazeni Anıtkabir'de devlet mezarlığı açılınca oraya nakledilmek istedi ancak ailesi buna razı olmadı.
Fevzi Çakmak, cenazesinin Şeyhi Küçük Hüseyin’in ayak uçuna defnedilmesini vasiyet etmişti.
Yine anlaşıldı ki Fevzi Çakmak Küçük Hüseyin’in müritlerinden birisiydi.
İrili ufaklı bütün cemaatlerin doğrandığı, tekkelerin kapatıldığı ve şeyhlerin asıldığı bir dönemde, Küçük Hüseyin ve cemaati nasıl ayakta kaldı?
Atatürk’tün en yakın ismi Genelkurmay Başkanı Çakmak, bu şeyhe nasıl mürit oldu ve görevine nasıl devam edebildi?
Sorular, sorular, sorular.

hattatberk on Twitter: "Kocamustafapaşa Sümbül Efendi Camii bitişiğinde  Nakşî Tekkesi Şeyhi Küçük Hüseyin Efendi. Mareşal Fevzi Çakmak mürîdi idi.  Kabirleri Eyüpsultan'da yan yanadır.… https://t.co/wZDB4Ory1q"
Peki, Bu Küçük Hüseyin Efendi kim?
Küçük Hüseyin Efendi 1828 yılında Ankara’da doğdu ve 1930 yılında, 102 yaşında öldü.
120 santimetre boyunda, zayıf cüsseliydi. Sol yanağında beni vardı. Sakalı seyrek, siyah beyaz karışımıydı. Elleri, ayakları da ufaktı.
Hiç hacca gitmemesi şüphe oluşturunca, bir başkasını kendi yerine bedel olarak hacca gönderdi.
Küçük Hüseyin Efendi’nin arkadaşları; 1859'da Sultan Abdülmecid hana suikast girişimde bulunan 41 kişinin arasında yer aldı. Çoğu yakalanıp Kıbrıs ve midilli adasına sürgün edildiler. Bir tek Küçük Hüseyin bu işten sıyrıldı.
Küçük Hüseyin Efendi Yahudilerle çok içli dışlı idi.
Yahudi, Hıristiyan veya başka kimseleri tenkitte bulunmayın. Onları kötülemeyin derdi. (Fetullah Gülen gibi)
Dişlerinden rahatsız olan Hüseyin Efendi, kendisine bir Musevi diş hekimi bulunmasını istedi. Müritleri, Yahudi olan Ezra Garih'e götürdü.
Ezra Garih, Küçük Hüseyin’in türbesinde öldürülen Üzeyir Garih ’in babasıydı.
Ezra Garih daha sonra Küçük Hüseyin’e mürit oldu. Üzeyir Garih bu yüzden babasının şeyhi olan Küçük Hüseyin’in türbesini düzenli olarak ziyaret ederdi ve bakımını yaptırırdı.

Anlayacağınız; Küçük Hüseyin Efendi de Beyaz Türklerden yani ‘SABETAY’dı.
Hepinizin anladığı gibi Fevzi Çakmak’ta bir Sabetaydı. O yüzden başına bir şey gelmedi.

Fevzi Çakmak öldükten sonra eşi Caddebostan’daki sarayı andıran malikânelerini Yahudilere verdi. O malikâne daha sonra Sinagog yapıldı.
Caddebostan’da bulunan Bet-El Sinagogu, Fevzi Çakmak’ın sarayı idi.
Küçük Hüseyin Efendi’nin müritlerinin tamamına yakını Mason ve Sabetay isimlerden oluşuyordu.

Aralarında dönemin en ünlü isimleri vardı.
Eski Başbakan, Atatürk’ün en yakını olan Hüseyin Rauf Orbay,
Prof. Dr. Ahmet Süheyl Ünver,
Eski Washington Büyükelçisi Münir Ertegün,
Eski Adalet ve Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk,
Sağlık eski Bakanı Prof. Dr. Nihat Reşat Belger,
Eski Atina Büyükelçisi Enis Akaygen,
Eski Müzeler Müdürü Prof. Dr. Burhan Toprak.
İlk Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak
Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Kurtcebe Noyan
Atatürk’ün doktoru Prof. Dr. Mim Kemal Öke.
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tekin Arıburun
Eski Başbakan Suat Hayri Ürgüplü
Şeyhülislam Hayri Efendi
Prof. Hasan Reşat Sığındım (Ender Mermerci'nin babası)
İbnülemin Mahmut Kemal İnal'ın babası Mehmet Emin Paşa,
Koç holding den Can Kıraç'ın eşi İnci Kıraç  Küçük Hüseyin Efendi'nin torunudur.
(Sevgi Koç) sonradan (Gönül soyadı) Küçük Hüseyin Efendi'nin torunlarından Sabiha Hanım'ın akrabasıdır. (Medyamit)

Mason ve Sabetayistlerin bolca olduğu bir liste uzar gider…
Arusiler’in ve Mason-Yahudi güdümlü İttihat ve Terakkinin Şeyhi olan Küçük Hüseyin Efendi'nin ilk hocası Feyzullah Efendi sürgün edilmiş bir darbecidir.
Sonraki şeyhi ise Şeyh Cevdet Efendi’dir ve Şeyh Cevdet Efendi Selanik asıllı Sabataist bir YAHUDİ DÖNMESİDİR.
(Kaynak:  HÜSEYİN VASSAF: SEFİNE-İ EVLİYA:2.CİLT SHF.334 de bakabilir.)

Küçük-Hüseyin-Efendi-1 | Evliyalar.net - Evliya, Sahabe, Peygamber Kabirleri
Üzeyir Garih Küçük Hüseyin Efendi’nin türbesinde öldürüldüğünde; Bazı saf yazarlar Garih ‘in gizli Müslüman olduğunu iddia etti.
Gerçek şu ki; Küçük Hüseyin ve Fevzi Çakmak Sabetaydı ve Garih de bir Yahudi idi.
Dolayısıyla olağan dışı bir durum yoktu.
Zaten Eyüp Sultan mezarlığında Küçük Hüseyin Efendi’nin türbesine gidenler, tuhaflığı anında fark ediyor.
Türbe tam olarak kıbleye bakmıyor.
Türbe İsrail yıldızı (Davut yıldızı) gibi 6 köşeli.
Küçük Hüseyin Efendi sözde çok büyük bir İslam âlimi ve şeyh olmasına rağmen türbesinde tek kelime Arapça bir yazı bulunmuyor.
Türbenin herhangi bir yerinde; Ayet ve Besmele yok.
Mezarda Türkçe yazılmış ismi var ve yine her Müslüman mezarında bulunan ‘Ruhuna Fatiha’ ibaresi de bulunmuyor. Bırakın Arapçası, Türkçesi de yok.
Kısaca Müslüman mezarlığında bir yabancı.

Küçük-Hüseyin-Efendi-2 | Evliyalar.net - Evliya, Sahabe, Peygamber Kabirleri
Sabetaycılar kendi din adamlarını İslami tarikatlar içinde yetiştirdiler.
Adam hahamdır, ama dışarıdan baktığınız zaman Melamilik, Mevlevilik ve Bektaşilik tarikatları içinde yetişmiş din adamı gibi görünür.
Bir örnek olarak, Selanik’teki Şemsi Efendi Okulu’nun kurucusu hahamdı.
Haham olduğu cemaat içinde belgelenmiştir.
Şemsi Efendi deyince aklıma bir şey geldi.
Soner Yalçın Sabetayları anlatan ‘EFENDİ’ bir kitap yazmıştı.
O kitabında uzun uzun bütün Sabetaycıların isimlerinin sonuna ‘Efendi’ unvanı aldıklarını yazmıştı.
Malum şahıs için de biliyorsunuz ‘Hocaefendi’ diyorlar. Buradaki ‘Efendi’ de sanırım Sabetay olduğunun şifresi.

Buraya nereden geldik?
Beyaz Türklerin FETÖ’yü nasıl kurduklarını anlatmıştık.
FETÖ Sabetayların ilk kurup işlettikleri cemaat değildi.

Birisi de Küçük Hüseyin’in cemaati idi.
Küçük Hüseyin’in ömrünün yetmediği işi Fetullah Gülen devraldı.
Gülen hala gözü açılmayan FETÖ’cüleri büyük bir hızla Cehenneme götürüyor.
Ölüm uykusuna giren FETÖ’cüler ise cennete gittiklerini sanıyor.
Ne büyük bir gaflet, ne büyük bir dalalet ne büyük bir felaket ve ne çirkin bir akıbet.
Kazım Karabekir bir kitabında;
Erzurum’da yakaladığımız Müslüman olmuş Rus casusunu temize çıkarmak için bir mahalle halkının karargâhıma geldiği zaman hâllerine bakıp da hatıratıma şunu kaydetmiştim:
Ey Türk oğlu! Sen pek sâfsın, seni herkes aldattı!
Erdim diyen, döndüm diyen çemberinden atlattı!
HALA DA ATLATMAYA DEVAM EDİYOR..

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ



 

İLGİLİ HABERLER