Gündem
  • 29.9.2016 00:15

MGK'dan OHAL bombası

Milli Güvenlik Kurulunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki toplantısı sona erdi. 6 saat süren toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, MGK'nın olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulunduğu bildirildi.

Yaklaşık 6 saatlik toplantının ardından sona eren Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrası yapılan yazılı açıklamada, "MGK olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulundu" ifadesinde bulunuldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında cumhurbaşkanlığı sarayında yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi. Başbakan Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler'in katıldığı toplantı 6 saat sürdü.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, "Demokrasimizin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanmasının devamlılığını sağlamak amacıyla olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulunulması kararlaştırılmıştır. FETÖ/PDY terör örgütünün 15 Temmuz darbe girişimi tarihinin her yıl, 'Demokrasi ve Özgürlükler Günü" olarak anılması tavsiye edilmiştir. Terör örgütleri tarafından kullanılan ve hudut bölgemizde güvenlik riski doğuran Suriye'nin kuzeyinde 'terörden arındırılmış güvenli bölge' tesisi ile 'uçuşa yasak bölge' uygulamasının gerekliliği üzerinde durulmuştur" dendi.


15 TEMMUZ DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER GÜNÜ İLAN EDİLDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında toplanan MGK'nın sonuç bildirgesinde şu ifadeler kullanıldı:

TERÖRÜN ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ İLE YOK EDİLMESİ DÜNYA BARIŞI İÇİN ELZEMDİR

Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetler; milli güvenliğimizi tehdit eden, terör örgütleriyle iş birliği yapan, ülkesine ihanet eden Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY), bölücü terör örgütleri PKK ve PYD-YPG ile DEAŞ terör örgütlerine karşı yurt içinde ve yurt dışında yürütülen operasyonlar ve alınan tedbirler kapsamlı şekilde görüşülmüş; terörle ve teröristle mücadelenin kararlı bir şekilde sürdüleceği vurgulanmıştır. Devletin ve milletin öz kaynaklarını, asli görevleri yerine, bölücü terör örgütüne destek için kullanan ve bu suretle teröre alet olan belediyeler hakkında yapılan idari ve hukuki işlemlerin yerinde olduğunun, bu konudaki çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğinin altı çizilmiştir. Terörün ve terör örgütlerinin, ayırım yapılmaksızın, uluslararası toplumun işbirliği ile yok edilmesinin, dünya barışı için elzem olduğu bir kez daha vurgulanmıştır.

TERÖR ULUSLARARASI SİYASETİN BİR ARACI HALİNE GELMİŞTİR

Avrupa Parlamentosu koridorlarına terör örgütü simgelerinin asılması ve bölücü terör örgütlerinin (PKK/PYD-YPG) sergi ve toplantıları gibi faaliyetlerde, dost ve müttefik Avrupa Birliğinin bazı ülkelerinin sergilediği duyarsız tutum kaygıyla karşılanmış; terörün uluslararası siyasetin bir aracı haline getirildiği, hatta teşvik edildiği değerlendirilmiştir. Terörün uluslararası ortak tanımının mutlaka yapılması gerektiğinin; farklı uygulamaların önlenmesi için de işbirliğinin önemine vurgu yapılmıştır.

FIRAT KALKANI'NIN AMACI BÖLGEDE CAN VE MAL GÜVENLİĞİNİN TEMİN EDİLMESİDİR

Bölgedeki siyasi ve askeri gelişmeler ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Bu kapsamda; hudutlarımızda bir terör koridorunun oluşmaması için başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı'nın öncelikli iki amacından ilkinin, sınır güvenliğimizin sağlanması ve bölgede yaşayanların can ve mal güvenliğinin temin edilmesi; ikincisinin ise, buradaki DEAŞ ile PYD-YPG terör unsurlarının bütünüyle temizlenmesi ve ülkelerinin bütünlüğü için Özgür Suriye Ordusu'nun desteklenmesi olduğu bir kez daha kaydedilmiştir.

Fırat Kalkanı Harekatı'nın uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkımız çerçevesinde, Suriye'nin toprak bütünlüğü esas alınarak icra edildiği, sivillerin zarar görmemesi için azami hassasiyet gösterildiği ifade edilmiştir.

Bu harekat, kısa sürede çok ciddi bir darbe vurulan DAEŞ'le mücadelenin, başka terör örgütlerine alan açmadan ve sivillere zarar vermeden etkin şekilde yürütülebileceğinin bir örneği olarak değerlendirilmiştir.

Terör örgütleri tarafından kullanılan ve hudut bölgemizde güvenlik riski doğuran Suriye'nin kuzeyindeki "terörden arındırılmış güvenli bölge" tesis ile uçuşa yasak bölge uygulamasının gerekliliği üzerinde durulmuştur.

SURİYE'NİN HUZURU VE BİRLİĞİ İÇİN GEÇİŞ SÜRECİ

Suriye'nin yeniden özgür, huzurlu ve müreffeh bir ülke haline gelmesi için, Suriye halkını bir arada tutma ve yaşatma kabiliyeti kalmayan mevcut rejim yerine; geçiş süreci sonrasında, Suriye halkının tek devlet ve adil temsil beklentileri ile hassasiyetlerini karşılayacak yeni bir yönetimin bütün paydaş unsurlarca oluşturulma mecburiyeti dile getirilmiştir.

Suriye krizi başladığından beri, sınırın her iki tarafında da mağdurlara ve mazlumlara her türlü insani yardımı yapan Türkiye, uluslararası toplumdan yeterli desteği alamasa dahi, bu tavrı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğinin altı çizilmiştir.

Birleşmiş Milletler 71. Genel Kurulu ve G-20 zirvesi başta olmak üzere, uluslararası kuruluşlarla ve diğer devletlerle olan ilişkilerimizdeki son gelişmeler konusunda kurula bilgi sunulmuştur.

FETÖ/PDY terör örgütünün 15 Temmuz darbe girişimi tarihinin her yıl Demokrasi ve Özgürlükler Günü olarak anılması tavsiye edilmiştir.

Demokrasimizin, hukuk devleti ilesinin, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin şekilde uygulanmasının devamlılığını sağlamak amacıyla, olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulunulması kararlaştırılmıştır.

Güncellenme Tarihi : 29.9.2016 09:18

İLGİLİ HABERLER