Gündem
  • 21.11.2014 22:01

Öcalan'ın bacak bacak üstüne atacak sekreter istemiyor

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'Öcalan'a sekretarya' iddialarıyla ilgili; "Düşünün ki 14 yıldır cezaevinde tek başına yaşayan, çünkü hükümlülüğü onu gerektiyor, bir insanla vereceği mesajlar önemli hale gelmiş bir insanın, ne söylediğini, ne zaman neyi söylediğini, teyit etmek için bir yazıya bir sekretaryaya ihtiyacı olabilir. Ama biz bir hukuk devletiyiz. Hukuk devletinde bu ihtiyacın karşılanması Adalet Bakanlığı'nın görevidir. Cezaevleri yönetmeliği içinde ne varsa ona göre yapılacaktır" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ak Parti Konya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Tanıtım ve medya' toplantısına katılmak için Konya'ya geldi. İlk olarak Vali Muammer Erol'u makamında ziyaret eden Arınç, Kapu Camii'nde kılan Arınç, Dedeman Otel'de düzenlenen toplantıya geçti. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Irak'ta temaslarda olduğunu belirten Arınç, Irak Başbakanı Nuri El Maliki döneminde Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerde gerileme ve soğuma olduğunu ancak yeni hükümetle bu sorunun çözüldüğünü belirtti.

"AMENTİ GİBİ KONUŞMAYA BAŞLAYAN ÇÖZÜM SÜRECİNDEN BAŞLIYOR"
Bir gazetecinin 'Çözüm süreci için İmralı ile yapılan görüşmelerde üçüncü göz olarak bir izleyici kurulundan bahsedildiğini' hatırlatması üzerine Arınç, "Amentü gibi konuşmaya başlayan çözüm sürecinden başlıyor. Türkiye'nin başka meseleleri var. Önemli mi derseniz. Çok önemli, haklısınız. Çözüm sürecinde başarıya ulaşılması halinde Türkiye kronik sorunu çözecek. Türkiye terörün acılarını saracak, Türkiye uçuşa gececek insanımız huzur bulucak" dedi.

"DELİNİN BİRİ KUYUYA TAŞ ATAR 40 AKILLI ÇIKARAMAZMIŞ"
Çözüm süreciyle ilgili üçün göz konusunu eleştiren Arınç, şunları söyledi:
"Herkes ağzını açtığında yarı doğru yarı gerçek dışı o kadar çok şey konuşuyor ki, üçüncü göz lafını, tepegöz gibi bir şeyden bahsediyorsunuz. Üçüncü göz lafını biri atıyor ortaya sonra onun üzerine bir şeyler bina ediliyor. Delinin birisi kuyuya taş atarda 40 akıllı çıkaramazmış, bunun gibi çözüm süreciyle ilgili olduğunu zannettiğiniz bir milletvekili hiç haberinizin olmayan şeyler konuşmaya başlıyor. Bir başkası ondan kalır mı oda başka şeyler söylüyor. O yüzden sizden ricam olsun(gazetecilere), bakanlar kurulu her hafta yapılıyor. Bakanlar kurulundan sonra kolay bir şey değil, ama benim açıklamalarıma daha çok dikkat edin. Çözüm süreciyle ilgili doğru istikrarlı birbirini teyit eden şeyler söylüyorum. Ama ben sonra başkaları ya içlerinde geçeni ya süreci sabote etmek amacıyla veya kendilerini önemli bir insanmış gibi pazarlamak amacıyla farklı şeyler söylüyor. Bu sözlerin gittiği farklı yerler var. Onlar kendilerine düşeni alacaklardı. "

"HDP'DE HER KAFADAN SES ÇIKIYOR"
Çözüm sürecinde HDP'yi eleştiren Arınç, "Çözüm süreciyle en azından 2 aydır yaptığmız açıklamalarda istikralı bir seyir göreceksiniz. Ama diğer paydaş HDP'dir. HDP'de baktığınızda her kafadan bir ses çıkıyor. Kimin ne dediği, ne düşündüğü ne yaptığı hangi konumda olduğu çok belle değil."dedi.

"ÜÇÜNCÜ GÖZ, BEŞİNCİ GÖZ YOK"
Arınç, "Dün veya önceki gün birileri fazladan bir şey söylemişler bir bakıyorum televizyon programları bir masa var, masada kim nerde oturacağı adeta tayın edilmiş. O masa müzakere masası, karşısında devlet görevlileri var, beri tarafta da Öcalan'ın yanında başkaları var. Böyle bir masayı biz konuşmadık. Masada kimin oturacağını da konuşmadık. Bir şeyler var. O şeyler olgunlaşmadan, o adamın karşılığındaki adımları görmeden, biz platonik aşkın içinde değiliz. Biz gerçekçiyiz. Dolayısıyla neyi nasıl yapacağımızı bilmesi gerekenler biliyor. Bilmesi gerekirken bilmeyenler veya bildiği halde tribünlere oynamak isteyenler farklı şeyler söylüyor. Üçüncü göz, beşinci göz meselesi yok. Ama var olan bir şey var. Bir sekretarya konusu."

"HDP'Lİ MİLLETVEKİLLERİ KENDİNİ SEKRETARYA YERİNE KOYDU"
Terörist başı Abdullah Öcalan'ın sekretarya istediği konusunda değinen Arınç, isteğin kabul edilebilir mantıklı bir talep olduğunu belirtti. Arınç, şöyle konuştu:

"Sekretarya konusu deyince HDP'li milletvekilleri kendilerini sekretarya yerine koydular. Böyle bir şey yok. Öcalan, kendileriyle yapılan görüşmeler sırasında istikrarlı bir şekilde bu seyri takip etmek amacıyla kendisine yardımcı olmak amacıyla bir kaç kişinin bulunmasını istemiş olabilir. Bakanlar kurulundan sonra söylediğim için beni eleştirmişlerdi. Bence bu kabul edilebilir mantıklı bir talep."

"SEKRETARYAYA İHTİYACI OLABİLİR"
Arınç, "Düşünün ki 14 yıldır cezaevinde tek başına yaşayan, çünkü hükümlülüğü onu gerektiyor, bir insanla vereceği mesajlar önemli hale gelmiş bir insanın, ne söylediğini, ne zaman neyi söylediğini, teyit etmek için bir yazıya bir sekretaryaya ihtiyacı olabilir. Ama biz bir hukuk devletiyiz. Hukuk devletinde bu ihtiyacın karşılanması Adalet Bakanlığı'nın görevidir. Cezaevleri yönetmeliği içinde ne varsa ona göre yapılacaktır. Yeni bir kanun çıkarmadığımıza göre, çıkarmayı da düşünmediğimize göre de bunlar cezaevinin kendi şartları içinde konuşulacak şeyler dedim. Dışarıdan bir sekreter ya da danışmanın gelmesi suretiyle değil. Bacak bacak üstüne atacak, dizinin üstünde not tutacak sekreterlere Öcal'ın ihtiyacı yok. Cezaevi şartları içinde ya cezaevi yönetmeliği gereğince ya oraya nakledilebilecek yeni hükümlülerden veya bir başkasında ya da cezaevinin kendi şartları içinden bu temin edilebilir. Adalet bakanlığımız bunu çalışıyorken belki olabilecekken herkes kendisini sekreter gibi görmeye başladı. Bunlar çözüm sürecini baltalamaya veya kafa karışıklığına yol alabilecek şeylerdir. "diye konuştu.

"GÖZLEMCİ HEYET"
Çözüm sürecindeki görüşmelerde gözlemci heyete ihtiyaç varsa bunun olabileceğini ifade eden Arınç, "Tepegöz dediğimiz aslında bir gözlemci heyet gibi düşünebileceğimiz, çekilme sırasında, Türkiye'yi terk etme sırasında, silahları bırakma sırasında, süreç üzerinde anlaşmaya varılırda adım adım gidildiğinde bu sözlere uyulup uyulmadığını denetleyebilecek bir sivil organizasyona ihtiyaç varsa, diyelim ki Akil insanlar heyetinde veya başka bir gruptan bunlarda olacak. Kesinlikle yabancı bir ülke, yabancı bir misyon, yabancı bir heyet olmayacak. Türkiye'nin kendi içinden olacak. Bizim sürecimiz yerli bir süreçtir. Modelimiz Türkiye için modeldir. Onun dışındaki örnekleri alır ve istifade ederiz ama biz kendi modelimizi 2 senedir beri uygulamaya çalışıyoruz" dedi.

"ÖZEL UÇAKLA UYUŞTURUCU TEŞHİSİ"
Doğu ve Güneydoğu'da son 2 yılda uyuşturucuya yönelik büyük operasyonların yapıldığını belirten Arınç, "Şimdi özel uçaklar imal ediliyor. O uçaklar yine yukardan gidecek ama bitki yapısının içerisindeler tek tek teşhis edecek bir yazılıma sahip. Bu konuda çok iddialıyı Türkiye uyuşturucu imalinin sıfırlamak noktasındayız 1 kilo toz bir otobos zamanı geçti. Bunlar yok artık. Hem terörle mücadele açısından, hem gençliğimiz ve insanlığımızın korunması açısından."dedi.
Bir gazetecinin Mevlana'yı anma yıl dönümü olan Şeb-i Arus'un başka illerde yapıldığını ve Sema gösterilerinin de eğlence mekanlarında da yapıldığını hatırlatması üzerine Arınç, "Aslı, esası Konya'da. Başka yerde olursa çakma olur. Sema denen aslında bir ibadet olan bu tür toplantı ya da gösteriyi bir düğünde, nişanda, bir eğlenceli mekanda yapmak çok kötü, çok yanlış. Son zamanlarda bu giderek arttı. Masasında yiyor içiyor kahkaha atıyor, iki tane kukuletalı adam çıkıp dönmeye başlıyor. Bu bir maskaralıktır, böyle bir şey olmaz. Sema gösterisi birilerinin masasında meze olacak iş değil. "diye konuştu.

"BARAJ, GÖLET HESABI YAPIYORSUNUZ"
Bir gazetecinin 'Ak- Saray' olarak adlandırılan 1.4 milyara yapıldığı öne sürülen Cumhurbaşkanlığı Sarayı yerine rakamlarla ne kadar hastane, baraj ve okullar yapılabileceğini hatırlatması üzerine Arınç, ilk olarak 'Aksaray deyince Niğde Aksaray aklıma geldi" diye espriyle cevap verdi. Ardından Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Saydığı şeylere baktım bundan fazlasını yaptık zaten bunlar yapılmasaydı o yapılsaydı sormaya da hesap sormaya da hakkınız olurdu. Hastanede çok iyi bir noktadayız. Baraj, gölet hesabı yapıyorsunuz. Onlarla da çok iyi noktadayız. Türkiye maddi kalkınma içinde 12 yılda her şeyi yaptık. Devam edecekler var yapacaklarımız var. Hedeflerimiz büyük. Bu kapıya kadar değil hedeflerimiz."

Yapılan binan Türkiye Cumhuriyeti'nin kütüğüne kayıtlı olacağını belirten Arınç, bundan sonraki Cumhurbaşkanlarının da kullanacağı bir mekan olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı için yapılan eleştirilere tepki gösteren Arınç, "Alay ederek Ak-Saraya kaçak saray diyerek Cumhurbaşkanımızı küçülmeye, yapılan işi karikatürize etmeye çalışmak doğru değil."
"SEN ESKİ YERLERDE OTLUYORSUN KARDEŞİM"
Cumhurbaşkanlığı sarayının ruhsatının olduğunu belirten Arınç, "Ruhsatı yok, kaçak dediler. Bütçe görüşmelerinde elimde yapı ruhsatı da vardı, iskan ruhsatı da efendim olmaz. Neymiş Çankaya veya Yenimahalle belediyesinden alınmalıymış. Sen uyuyorsun. Sen eski yerlerde otluyorsun kardeşim. Buraya ruhsat verme yetkisi iki yıl önce büyük belediyeye geçti. Ruhsatı varsa, burada oturmak mümkünse, buna kaçak diyemezsiniz. Birde bunu ülke dışına çıkıp söylemek çok çirkin. "

"SEZER'E SAYGIDA KUSUR ETMEDİM"
10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e saygıda kusur etmediğini hatırlatan Arınç, "Papa gelecek Papa'ya burada kalma diyorlar. Bilmem kim gelecek buraya ayak basma diyorlar. Buraya giren kirlenir diyorlar. Cumhurbaşkanlığı makamı şahsına saygı duymasın bile makama saygı duymak zorundasınız. Ben Sezer şu kadar yıl çalıştım ve hiçbir şeyine evet diyemem ama saygıda kusur etmedim. Bulunduğumuz her yerde saygı gösterdim. Eğer bir ülkenin Cumhurbaşkanının adı Tayyip Erdoğan diye hakaret etmek küçültmek isteyenlere bizim vereceğimiz cevaplar var. Oraya herkes gitmelidir ve gidecektir. Çünkü o makama duyulacak bir saygı vardır. Oranın tapusu Tayyip Erdoğan'ın da cebinde değil. Yarın bir başkası seçilir o oturacak. Anadolu daki tabiri bu mahkeme kadıya mülk değil. Bunlar kamu hizmetine tahsis edilmiş binalardır. "

"HİÇ BİR BİNANIN KUTSALLIĞI YOK"
Arınç, "Hiçbir binanın kutsallığı yoktur. Efendim Atatürk, Çankaya'da oturdu herkes orada oturmalı. Böyle bir şey olamaz. Çankaya köşkünün bulunduğu yerin ta eskiden bağlık bahçelik olduğunu köşede bir kulübenin olduğunu ve sonradan bunların yapıldığını herkes biliyor. Oradan rant çıktı. Atatürk Orman Çiftliği talan edildi. At gözlüğüyle bakarsanız o bağlar bahçelerde gitti, ağaçlarda kesildi. Bugün Çankaya köşkünü yıkıp imara açacak olsanız 10 katrilyon rant çıkar oradan bu sadece Ak-saray ile ilgili konu değil. Atatürk orman çiftliğinin çok küçük bir arazi var, oda kira yoluyla tahsis edildi, geriye kalan Orman Genel Müdürlüğü'ne ait ya da şahsi mülkiyettir. Bunların hepsinin belgesi var. Ama israf diyen adam gerekçelerini söyler dinleriz. Başımızın üstünde yeri var. Bende zaman zaman bu benzer laflar ediyorum. Çünkü bizim inancımız israfın olduğu bir yerde Allah'ın buna razı gelmeyeceği noktasındadır. Ama var mı dır yok mudur, ortaya koyacaksın kardeşim. Daha az para sarf edilseydi daha küçük yapılsaydı, bunlar konuşulabilir. Karşılığında bu cevap verilebilir."

"EKMEK İÇİN EKMELEDDİN SEÇİLSEYDİ"
Arınç, binanın daha önce Başbakanlık binası olarak yapılması planlandığını sonra da Cumhurbaşkanlığı'na dönüştürüldüğünü hatırlattı. Yeni Türkiye'nin yeni yüzü olması için Cumhurbaşkanlığı için düşünüldüğünü belirten Arınç, ""Burası yeni Türkiye'de yeni yüz olsun, yeni mimar olsun diye Cumhurbaşkanlığı'na düşünüldü. Büyütülecek bir şey yok. Hırsızlık var mı, yolsuzluk var mı, israf var mı? Bunları konuşalım. Bunları tartışalım. Bunun dışında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan diye karşı çıkıyorsak has keza olmazda Ekmek için Ekmeleddin seçilseydi o oturacaktı kardeşim. Demirtaş seçilseydi o oturacaktı. Sabreden görecek 5 yıl sonra Allah ömür versin Tayyip bey ikinci defa seçilir, sonra başka şey olur, başkası seçilir o adama sen git Cebeci'de otur mu diyeceğiz."dedi.

İsmail AKKAYA- Tolga YANIK KONYA DHA

Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 00:10

İLGİLİ HABERLER