Ümit Paşa komisyona darbe gecesini anlattı

19.10.2016 - 00:11

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ümit Dündar, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda görüşmediğini; Cumhurbaşkanı tarafından sabaha karşı Genelkurmay Başkanlığına vekalet etme emri verildiğini; Cumhurbaşkanıyla 16 Temmuz sabahı Atatürk Havalimanı'nda görüştüğünü ve kendisine bilgi verdiğini söyledi. Öte yandan Ümit Dündar "Şu anda bir darbe riski olmadığını değerlendiriyorum" dedi..

Darbe gecesi 1. Ordu Komutanlığında görevinde bulanan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Genelkurmay İkinci Başkanlığı'na getirilen Org. Ümit Dündar, Meclis Araştırma Komisyonu'na bilgi verdi. Meclis'e sivil kıyafetle gelen Dündar, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda görüşmediğini; Cumhurbaşkanı tarafından sabaha karşı Genelkurmay Başkanlığına vekalet etme emri verildiğini; Cumhurbaşkanıyla 16 Temmuz sabahı Atatürk Havalimanı'nda görüştüğünü ve kendisine bilgi verdiğini söyledi. 15 Temmuz akşamı 18.15 sıralarında karargâhtan ayrılarak konutuna geçtiğini belirten Org. Dündar, saat 21.40 civarında İstanbul İl Emniyet Müdürü tarafından arandığını söyledi.  Dündar şunları anlattı:

"İl Emniyet Müdürümüz beni tekrar aradı"

"İstanbul İl Emniyet müdürümüz Beylerbeyi ve Çengelköy bölgesinde bazı normal olmayan ve askerlerin de karıştığı bazı olaylar olduğunu ifade etti ve bilgim olup olmadığını sordu. Olaylardan bilgim olmadığını, gerekli araştırmayı yapıp  kendisine döneceğimi ifade ettim.

Ordu karargahındaki nöbetçi heyetine ve Beylerbeyi ile Çengelköy'e yakın olan Deniz Eğitim Komutanlığı var, oranın nöbetçi amirine emir vermesini ve Çengelköy bölgesinde ne gibi olaylar olduğunu belirleyerek bana rapor etmesini istedim

Oradan cevabı almadan İstanbul İl Emniyet Müdürümüz beni tekrar aradı. Boğaz Köprüsü'nün üzerinde 2 Mercedes askeri aracın ve askerlerin olduğunu ve ellerinde de silah olduğunu, yine bu konu hakkında da bilgim olup olmadığını sordu. Yine bu konu hakkında da bilgim olmadığını ifade ettim."

"Ancak kendisiyle yaptığımız konuşmada, endişeli bir durumun olduğunu hissettim. Kendisi de zaten bana 'Endişelenecek bir durum var mı?' diye sorduğunda da benim de herhangi bir bilgim olmadığını ancak olayın ciddi olabileceği, bölgeye derhal gitmemin uygun olacağını değerlendirdim.

Kendisine nerede olduğunu sorduğumda, Boğaz Köprüsü'ne doğru intikal halinde olduğunu bana ifade etti. Bunun üzerine ben de Boğaz Köprüsü'nün Anadolu yakasındaki köprünün ayağının olacağımı, oraya geldiği taktirde durumu değerlendireceğimizi ifade ettim."

"4 telefondan da cevap alamadım"

"22:20 civarında konutumdan hareket ettim,  tek araç, sivil kıyafet giydim, bir koruma ve şöförümle birlikte. Hem emniyet müdürümüzle bir araya gelip durumu değerlendirelim, hem de Boğaz Köprüsü'ndeki olaya belki ferdi olarak müdahale etmem sonucunda önleyebileceğimi düşünmüştüm'

Yolda giderken İstanbul'daki gelişmeleri üst makamlara rapor etmek maksadıyla sırasıyla, Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanımızı, Genelkurmay 2. Başkanımızı ve Genelkurmay Başkanımızı telefon ile arayarak bunu rapor etmek istedim. Ancak 4 telefondan da cevap alamadım.

Cevap alamayınca durum daha da endişeli ya da sıkıntılı bir görünüm kazanıyordu. Bu arada benim aklımda bu Çengelköy ve Beylerbeyi tarafında olan durum nedir gibi endişeyi taşıdığım için, yolda giderken Kuleli Askeri Lisesi Komutanını arama ihtiyacı hissettim. Komuta devir teslimi Perşembe günü yapılmıştı. Dolayısıyla yeni telefon yoktu ama eski komutanın telefonu olduğu için muhtemelen makam telefonunu kendi aralarında değişmişlerdir düşüncesiyle o telefonu çevirdim. Telefonu çevirdiğimde eski Kuleli Komutanı çıktı. Kendisi ile görüştüğümde yeni gelen komutanın anlam veremediği bazı şeyler yaptığını, dolayısıyla gelişmelerden kuşkulu olduğunu ifade eden cümleler kullandı. Açıklayıcı bir husus vermediği için telefonu kapatıp köprüye doğru intikale devam ettim."

"Kendi aracımla o araçların yanına doğru ilerledim. Havaya ateş ettiler."

"Boğaz Köprüsü'ne geldiğimde Emniyet Müdürümüzle biraraya geldik. Onunla kısa bir değerlendirme yaptık. Karşıdaki araçlar da zaten görüş mesafesindeydi. Gene de olayın sonucundaki resme benzer bir tablo zihnimizde yaratılmadığı için belki müdahale ile önlenebilir düşüncesiyle, kendi aracımla o araçların yanına doğru ilerledim. Ama oraya gittiğimizde oradaki kişilerin, asker kılığına girmiş teröristlerin diyelim, havaya ateş ettiklerini,dostane bir tutum sergilemediklerini görünce tekrar Emniyet Müdürümüzün yanına geldim.

Bu arada gelen bilgilerden Ankara'da da bazı gelişmelerin olduğunu duyunca olayın çapı ve ne şekilde olduğu artık yavaş yavaş zihnimizde canlandı. Olayın
TSK  içindeki belli bir grup tarafından yapılan bir hareket olduğu kanaati bende oluştu. Bu arada Boğaz Köprüsü'ne giderken merkez komutanımızı aradım ama kendisiyle görüşemedim. Kendisi bir başka bölgedeymiş. Onun yardımcısı olan, ondan sonra gelen albayımızı aradım. Onun derhal  Boğaz Köprüsü'ne müdahale edecek şekilde hazırlık yapmasını talep ettim. İstanbul'daki kuvvetlerin komutanı olan Tümgeneralimiz Yavuz Türkgenci var kendisini arayarak birlik komutanları ile temas kurup, birliklerin ne durumda olduğunu bana rapor etmesini ve kendisinin de boğaz Köprüsü'ne gelmesini emrettim.

22.45 ya da 22. 50 civarında hem Yavuz Türkgenci ve hem İstanbul Valimiz geldi yanımıza. Dolayısıyla olayın başlangıcında küçük bir kriz masası gibi üçümüz, Emniyet Müdürümüz, ben ve Valimiz biraraya geldik ve durum değerlendirmesi yaptık."

"5 birliğimizin darbe girişimine katılmakta olduğu bilgisini aldık"

"Öncelikle yanımda olan ve 3. Kolorduya Vekil olan, kolordu komutanımız izindeydi, onunla yaptığımız değerlendirmede İstanbul'daki 5 birliğimizin darbe girişimine katılmakta olduğunu, bazı unsurlarıyla, bilgisini aldık.

Bunun üzerine benim ordu komutanlığıma bağlı olan iki birliğim daha var,  Çorlu ve Gelibolu'daki iki korgeneralimizi aradım. Birliklerde hareketlenme olup olmadığını öğrenmek  ve karar vermek amacıyla.

Çorludaki komutanımızdan darbe girişimini yapanların  sahte emrinin kendilerine ulaştığını öğrendim. Sahte emrin yayınlandığını duyunca kafamızda yüzde yüz darbe girişimi olduğu kesinlik kazandı.

Hem Çorlu, hem Gelibolu'daki kolordu komutanlarımız bu sahte emri uygulanmayacaklarını, emir komuta sistemi içinde kaldıklarını açıkça ifade ettiler. Ben de kendilerine birinci öncelikle kendi birliklerine sahip olmalarını, kışlalardan çıkmayarak kesinlikle İstanbul'a doğru gelmemeleri gerektiği konusunda emir verdim.
Hatta eğer ihtiyaç olursa bir kısım birlikleri de hazırlamaları konusunda emir verdim.

İstanbul'daki birliklerin dışında İstanbul'u takviye edecek, Trakya'dan gelebilecek olan birliklerin gelmesini önleyecek olan  Tekirdağ Çerkezköy'de tugayımız var o tugayımıza da  Yavuz Paşa vasıtasıyla emir vererek onların gerekli hazırlığı yapmasını, gerektiğinde İstanbul'a intikal etme hazırlığında olmalarını emrettik."

"İçimiz İstanbul açısından rahatladı"

"Yaklaşık 23.45 civarına kadar valimiz, ben ve il emniyet müdürümüz, 3. Kolonrdu komutan vekilimiz Boğaziçi Köprüsü bölgesinde kaldık. Daha sonra oranın güvenli olmadığı, daha güvenli bir yerde çalışmamızın uygun olduğunu değerlendirerek bir başka bölgeye geçtik. Yavuz Paşa ve Emniyet Müdürümüz Boğaz Köprüsü'nde kaldı.

Yaptığımız ilk değerlendirmelerde köprüde ve daha sonrasında darbe girişimine katılan birliklerin de içinden belli bir kısmının iştirak ettiğini öğrenince biraz daha içimiz İstanbul açısından rahatladı. Bizim için önemli olan hem daha fazla birliğin kışladan çıkmasını önlemek, hem de Trakya'daki birliklere sahip olmak şeklinde genel stratejiyi belirledik.

Yavuz Paşa'nın verdiği emirle, hem 2. Zırhlı Tuğay dediğimiz Kartal - Maltepe'deki hem de Hasdal tarafındaki Tugay'ın kışlasında kontrolü ele geçirmek maksadıyla kendisi görevlendirmeleri yaptı.

Birçok kişi ile telefon ile görüştüm. Bu kişiler içinde eski Genelkurmay Başkanımız Necdet Özel Paşa ile de iki ya da üç defa görüştük. Kendisi tarafından bazı konular gündeme getirildi. Sayın Genelkurmay Başkanımız resmin ne olduğunu görmek anlamında, hangi birliklerin ve kimlerin bu faaliyetlere iştigal ettiği konusunda soruları oldu."

 "Televizyonda bir konuşma yapmamızın uygun olacağını değerlendirdik"

"Bu arada  Valimiz ile yaptığımız görüşme sonucunda televizyonda bir konuşma yapmamızın uygun olacağını değerlendirdik. Önce kendisi, sonra ben açıklama yaptık.

Bu görüşmeler esnasında Ege Ordu Komutanımız, Abdullah Recep beni aradı. Kendisi tarafımdan yapılan açıklamanın iyi olduğunu ifade etti ve  kendisinin de açıklama yapacağını ifade etti. Kendisi ile değerlendirme yaparken onun ve benim temasta olduğumuz komuta kademesi içerisinde daha kıdemli birisi olmadığı konusu gündeme gelince 2.ve 3. ordu komutanlarımızın açıklama yapmasının uygun olacağını değerlendirdik.

3.Ordu Komutanıyla görüştük, 2. Ordu Komutanımız ile de iki defa görüştük. Sonra gelinen nokta itibariyle Ege Ordu Komutanı ile 2. Ordu Komutanımızın telefonlarını valilik vasıtasıyla tv kanallarına ilettik. "

"Cumhurbaşkanımızın direktiflerini almak maksadıyla havaalanına geçtik"

Dündar daha sonra sorular halen tutuklu olan 2. ordu komutanıyla ilgili olarak ise "2. Ordu komutanımızda 1 mi 2 defa mı görüştüm hatırlamıyorum. 2. Ordu komutanımızdan dönüş alamadım. Bizdeki bilgi eterne edildiği şeklindeydi. Bu konuya ne kadar girdiğini değerlendirmem mümkün değil" dedi ve anlatımını şöyle sürdürdü:

"Çorlu ve Gelibolu Kolordu komutanlarının da açıklama yapmasını sağladık. Benim açıklamamın yanında, onların da açıklama yapması tamamen artık  TSK'nın bu işin içerisinde  olmadığı konusunda halkımıza ve milletimize yeterli güvenceyi  verdiğini değerlendiriyoruz.

Çorlu'ya bağlı Lüleburgaz bölgesindeki bir birlikte bir hareketlenme oldu. Başlangıçta bir birlik çıkarken kolordu komutanımız devreye girerek onu önledi. Arkasından bir başka birlik İstanbul istikametinde  hareket etti. O hareketi önlemek için valimiz Kırklareli Valisi ile Kolordu Komutanı ile görüşmek suretiyle gişelerde önlenmesi konusunda tedbirler alındı. Bir bölük kadar birliği de İstanbul yoluna çıkararak onların yolunu kesmek üzere tedbir aldık. Gişelerde kaldılar

Gelibolu Kolordu bölgesinde oraya  Çanakkale'deki tarihi yerleri gezmek ve etüd yapmak maksadıyla gelen Harp Okulu öğrencileri vardı. Onların bir hareketlenmesi oldu, onları da kolordu komutanımız durdurdu.

Saat 6.30 civarıydı. Valimizle birlikte Cumhurbaşkanımızın gelmiş olduğu havaalanına doğru gidip, Cumhurbaşkanımızın yanına katılıp, hem kendilerini durum hakkında bilgilendirmek, hem de direktiflerini almak maksadıyla Sayın Valimizle birlikte deniz yoluyla karşıya oradan da havaalanına geçtik.

7.30 - 8.00'den sonra da Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın verdiği direktifler doğrultusunda Akıncı veya Mürted hava üssünün uçaklar tarafından  kullanılamaz hale getirilmesi, kontrolün ele alınması önem taşıyordu.

Saat 11 gibi de basına yaptığım bir açıklama var. O açıklamayı müteakip bir sıkıntı kalmamıştı."

"Benim emir subayım da firar etti"

Dündar'ın milletvekillerinin soruları üzerine yaptığı diğer açıklamalar ise özetle şöyle:

"Cumhurbaşkanının uçağının İstanbul'a geleceğinden hiçbir bilgim yoktu. Kendisi karar verdi, nasıl verdi bilmem mümkün değil. Sayın Cumhurbaşkanımız büyük bir riski alarak oraya indi.

Genelkurmay  Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın Akıncı'dan kurtarılmasına da müdahelem olmadı. 

TSK içinde FETÖ mensubu olduğu yönünde istihbarat birimlerine gelen duyumlar mutlaka oluyordur. Kimlerin bunun içinde olabileceği konusunda tahminlerimiz oluyordu ama darbeye dönüşebileceğini tahmin etmiyorduk. TSK'nın toplumun genel yapısından etkilenmiş olduğunu dikkate almak gerekiyor. Dönem içerisinde FETÖ'ye bakışı dikkati almamız lazım. 1980'lu yıllardan itibaren çalışma içerisinde olan FETÖ mevcut insan kaynağını değerlendiriyor. TSK'dan atılanların hiç birisi TSK'dan aldığı eğitim çerçevesinde bu örgüte katılmış değil.  Tamamı TSK eğitimi öncesinde bu örgüte katılmış.  TSK'da personel temini esnasındaki ve alındıktan sonraki personelin takip edilmesinde sıkıntıdan söz edilebilir.

Yurtta Sulh Konseyi kimlerden oluşuyor, hiçbir fikrim yok. Şu ana kadar da açıklığa kavuşmadı. Darbe girişimi konusunda da önceden hiçbir bilgimiz yoktu. "

Çekirdek kadro konusunda somut bilgiye sahip değilim.

Moda Deniz Kulubü'ndeki düğünden haberim yoktu. Davetli olmadığım için bilmiyorum. Davetiye almadım diye hatırlıyorum. Kuvvet komutanının özel programı olmadığı için iştirak etmemiz gerekmez. Darbe olacağına dair bilgimiz olmadığı için özel bir tedbir de alınmamıştı.

Benim emir subayım da firar etti. Şu anda yakalanmadı. Tuzla tarafında oturuyordu.  Benim konutumun olduğu Fenerbahçe Orduevine gelmiş. Ben orada olmayacağı düşüncesiyle astsubay korumamı alıp çıktım. Konutu 22.20 civarında terk ettikten sonra 4-5 kişi eve gelerek beni aramış.

Darbe girişimi sırasında benim içinde olduğum hiçbir pazarlık söz konusu değil. Komutanlarla ilgili pazarlık olacağını da şahsen düşünmüyorum. Darbe yanlısı kimseyle görüşmedim, telkin almadım.

Darbe riskinin kalmadığını değerlendiriyorum. FETÖ'ye yönelik çalışmalar savcılık ve TSK'da titizlikle devam ediyor. Olumlu sonuç vereceğine inanıyorum. TSK'da darbenin 'D'si kalmamıştır.

Darbeye karşı bir hazırlık yok olması da mümkün mü ,değil mi bilmiyorum. İçimizden bir grubun böyle menfur darbe girişimine katılacağını hatta halkımızın üzerine ateş açacak kadar gönünün döneceğini hiç düşünmedik.

Darbenin kırılma noktası o gece diğer ordu komutanlarımızın da darbeyi kınamaları oldu. Halkın kuşkuları zihinlerden silindi. Darbe saat 03.00 için planlanmış. O akşam Genelkurmay Başkanımızın emirleri üzerine, darbeciler ifşa olacaklarını düşünerek bir an önce harekete geçip endişeye düşmesi de kırılma noktası oldu.

Boğaz köprüsündeki planlamaları bana göre tek ayağın tutulmasıydı. O görüntüyü vererek kendi amaçlarına ulaştıklarını değerlendiriyorum. Baştan beri planlamanın öyle olduğunu değerlendiriyorum. 

Dış bağlantı konusunu müsade ederseniz cevaplamayayım"

Yorumları Oku
Yorum Yaz
Gönderilen yorumlardan sadece yorum sahibi sorumludur. Yasal yaptırımlar nedeniyle yorum sahiplerinin IP adresleri kaydedilmektedir. Lütfen gönderdiğiniz yorumların içeriklerine dikkat ediniz.
    Daha Fazlasını Görmek için Tıklayınız
      Hakkımızda/Künye
      • Sahibi : İntervizyon Prodüksüyon Organizasyon San.Tic.Ltd.Şti.
      • Kuruluş : 21 Mart 2001
      • Genel Yayın Yönetmeni :Metin ÖZER
      ihlas haber ajansı
      2002’den Gümüze Kesintisiz Yayın.
      Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.