ASENA : TATLISES BENİ ÖYLE BİR DÖVDÜ Kİ GÜNLERCE HASTANEDE YATTIM, ODAMDAKİ KANLARI ÇIKARAMADILAR

21.3.2005 - 00:14

Asena sonunda İbrahim Tatlıses'ten neden ayrıldığını açıkladı, ''aldatılma''. Ünlü dansöz, 'Kıbrıs’ta, Salamis Otel’deydik. Beni İstanbul’a gönderdi. Aynı uçakla hayatında her zaman olduğunu sonra öğrendiğim Ayşegül Hanım geldi ve onu odama koydu. Beni tanıştırdığı herkesle onu da tanıştırdı. Söylediklerinde inanmak istemedim. Sonra uçak biletlerini kontrol ettirdim. Bir arkadaşımı oraya gönderdim, fotoğraf çekmesi için. Ve o gece gitti vatandaş, tarihe gömüldü benim için. Ben bilmiyordum. En salak benmişim. Ayakta uyumuşum. O doğruyu söyler, yapıyorsa yapıyorum, der diyordum. Onunla sekiz senedir birlikte olduğunu nereden bileyim?'' Asena, Zaman gazetesinde Nuriye Akman'ın sorularını cevapladı;

Bazı röportajlar vardır, muhatabınızdan aldığınız sözlerin yarattığı sarsıntı nedeniyle iyi iş çıkarttım dersiniz. Bazı röportajlar da vardır ki, hiçbir sansanyonel yönü olmadığı halde, sorularınız, ressam fırçası gibi çalışmış, ışığıyla, gölgesiyle, rengiyle duygulu bir portre çıkmıştır ortaya.Oysa sadece imajıyla tanıdığınız biridir. Konuşma süreniz kısadır. Yine de o imajın arka planındaki insani gerçekler tuvalinizde yer almak için acele eder. Ama içinizde tuhaf bir korumacılık duygusu da yeşerir. Ona zarar vermemek için bazı renklerden feragat edersiniz. Geri çekilir, resminize bakarsınız: Anne ve babasının bebekken terk ettiği bir kız çocuğu, serpilmeye başladığında, vücudunun iri yarılığı nedeniyle alay konusu olmakta, kendisine “ayı, geri zekalı” diyenlere gözyaşlarını göstermemek için odasına kapanmaktadır. Babaannesinin “Bir gün gelecek, torunum sizi öyle bir ezecek ki, siz onun yanında sivrisinek gibi kalacaksınız.” sözleri bir teselli olmaktan çıkar, hayat düsturu olur. Dansözlük, güç demektir. Güç ise önce sahibini ezer...


Asena, Sky Turk’te pazar günleri 11.00’de yayınlanan ‘Nuriye Akman’la Empati’ programının da konuğu oldu. Ona empati yapması istenilen görüntülerden birinde, kebaplarla donatılmış bir masada tıkınan şişman bir adam vardı. Asena resmi şöyle yorumladı: “Yemekten gözü dönmüş bir adam görüyorum. Göz açlığı var. Belki yemeğin dışında başka şeylere de bu şekilde saldırıyordur. Belki kadınlara karşı zaafı vardır. Kadın oburluğunun nedeni hırs olabilir, görmemişlik olabilir, her şey benim olsun doyumsuzluğu olabilir, yarış olabilir başkalarına karşı. Bu adam iş hayatında da her yere saldırıyordur. O işten bu işe atlıyordur. Aslında acı çekiyordur. Bir şeyde mutlu olamadığı için her şeyde mutluluğu arıyor ama bulamıyordur. Oburluktan nasıl kurtulur? Allah benim gibi birini verse başına, kurtulur her şeyden. Yani insanlar hayatta bir tek şeyden mutlu olmayı öğrenmeli. Her şeye el atan, her şeye karışan, her şeyi isteyen adamlar bence hayatta başarılı olamaz, sonunda da intihar ederler. Bu adamın sevgilisi olsaydım oburluktan kurtarmak için onu terk ederdim. Yani tedaviye bırakırdım onu. Tabii bir de şu var. İnsan yedisinde neyse, yetmişinde odur.” Asena, gökte bir şimşek görüntüsüne de şöyle empati yaptı: “Şimşek benim sihirli değneğim olurdu. Kötülük yapan kişinin evine o şimşeği çakardım. İşyerindeyse işyerinde yapardım bunu. Ve şöyle derdim: Benim gücüm ve iznim olmadan bir şey yapamazsın. Şimşek olup bütün kötüleri yok ederdim. Kötülükle bir yere varılamayacağını, her şey başta onların lehine gibi görünse de, sonunda her şeyin İlahi adalete teslim olduğunu vurgulamak isterdim. Mesela şu üstüne çaktığım evde oturan adam, hayatı yalan ve iftiralar üstüne kurulu bir insandı. Onu kimse durduramıyordu; ama ben durdurdum çakarak. Yani şimşek olsam, korkutarak onun balkona çıkmasını sağlar sonra da onu balkondan aşağı atardım. “

SORULAR-CEVAPLAR

İbrahim Tatlıses kâbusun bitti. Kendini zafer kazanmış gibi mi hissediyorsun?

Bu bir savaş değildi. Sadece kendi ayaklarımın üstünde yıllarca nasıl durduysam tekrar nasıl durabileceğimi göstermekti. Çünkü benim bu şahıstan önce de bir hayatım vardı. O zaman daha yoğun çalışıyordum. O günleri herkes unuttu. Demek bunu da yaşamam gerekiyormuş. Bir tecrübe daha edindim. Hiçbir şey ve hiçbir kimse dışarıdan göründüğü gibi değil. Madalyonun öteki yüzünü de gördüm ve gösterdim.

Anne ve baban gerilimli günlerde yanında oldu mu?

Hayır. Ailemi özelime hiç karıştırmadım. Zaten görüşmüyorum onlarla. Farklı uçurumlardayız. Ben kafama ne koyduysam yaptım. Kendi istediğim hayatı yaşadım, başkalarının istediğini değil. O yüzden anlaşamıyoruz. Ben 4 aylıktan beri babaannede büyüdüm. Herhalde yanlış zamanda doğurdular ki, beni değil çalışmayı tercih ettiler. Bana babaannem sahip çıktı, alıp Almanya’ya götürdü. Alan memnun, satan memnun.

Peki ya satılan?

Dünyanın en mutlu çocuğuydum. Babaannem hiçbir şeyimi eksik etmedi.

Senden otuz yaş büyük İbrahim Tatlıses ile yaşamanda güçlü bir baba sahibi olma isteği var mıdır dersin?

Yok. Baba özlemim hiçbir zaman olmadı.

Gerçekten seni dört aylıkken verdiler ve bir daha yüzünü görmediler mi?

Baba beni gördü arada bir. Öbür taraf görmedi. Zaten ben doğduktan iki ay sonra ayrıldılar. Onlar olsaydı ne fark edecekti? Biri, babaanneden yaşça küçük olacaktı. Öbürü de erkek görevi ile başımızda duracaktı. İyi ki de babaannem bakmış. Onun baktığı gibi kimse bakamazdı bana. Maddi-manevi varını yoğunu bana harcadı. Yıllar sonra, kendimi bulduktan sonra dedim, bakayım kimdir bu ailem? Buldum onları. Sadece anne-baba işte, başka bir şey değil.

‘Beni niye bıraktınız?’ diye sormadın mı?

Hayır. Bahane ve yalan dinlemektense, hiç sormamayı tercih ettim. Bırakmış, gitmiş işte. Benden uzak, Allah’a yakın olsunlar. Belki de Allah bana öyle bir yol çizdi. Ben de o yoldan yürüdüm. Babaannem çok güçlü bir kadın, tuttuğunu koparırdı. Erkek sinek yaklaşamazdı yanıma, genç kız olmaya başladığımda.

Sonra dansöz olmana seyirci mi kaldı?

Yok, bilmiyordu dansöz olduğumu. Bir anda çıktım ortaya. Kadın şok geçirdi. Doktor, avukat olacağım diye düşünürdü. Çok sert, çok disiplinliydi. Biraz da sıktı beni herhalde. Zinciri kopardım ben.

Çok uca savrulmuşsun.

İşte ne kadar sıkarsanız, o kadar uca gider. Dansöz olacağım diye de çıkmadım yola. Marmara Üniversitesi’nde okurken bir rahatsızlık geçirdim, bırakmak zorunda kaldım okulu. Sonra mankenlik okuluna gittim. Derken tesadüf eseri, bir yerde dans ettim. İnsanlar çok tezahürat yapınca, Allah Allah dedim, demek iyi bir şey yaptım ben. O dakikaya kadar dansözlerden hoşlanmıyordum. Görmek dahi istemiyordum.

Tek başına yapacağın bir iş seçmen, özünde ne kadar yalnız olduğunu gösterir mi sence?

Ben ruhumu rahatlatan şeyi seçtim. İşimi bitirdikten sonra yatağa huzurlu giriyorum.

Dansözlük mesleğinin toplumsal imajı ile çatıştın mı?

Bu işe başladığım zaman çok zorluk çektim. Bütün kötülükler dansözlerdeydi. Gazeteyi açıyorum, onunla yatmış, bununla basılmış. Dansöz demeye utanıyordum artık. Sonra karar verdim. Bu işi öyle bir yapacağım ki, dansözler saygı duyulacak insanlar haline gelecekler. Nitekim de onu başardım.

Ne yaparak, dergilere çıplak pozlar vererek mi?

İlk başta tabii ben de oyunu kurallarına göre oynadım kendimi kabul ettirebilmek için. Hayatımın en büyük yanlışı çıplak resim çektirmemdir. Önümde üç seçenek vardı. Ya çıplaklıkla gündeme gelecektim. Ya zengin bir adamın metresi olacak, onun desteğiyle bir şeyler yapacaktım ya da ünlü bir televizyoncunun veya yönetmenin isteklerini yapacaktım. Çıplaklık bana daha kolay geldi.

İmparatorun sevgilisi olmanı saymazsak tabii.

Varsın hayatımda yaptığım ikinci hata o olsun. Allah’tan ben “Asena”ydım o hayatıma girdiğinde. O zaman biraz kavak yelleri esiyordu kafamda. İlk başta soyunmakla iyi bir şey yapmışım gibi görünse de bunun çok yanlış olduğunu anladım. Yalnız kaldığımda Allah’ım affet, ben niye böyle bir hata yaptım diyorum. Kendimi çok hırpalıyorum, kahrımdan ölüyorum. İlk başta bir şey anlamıyorsunuz; ama acısı sonra çıkıyor. Vurulduğumda da önce bir şey hissetmedim. Bir sıcaklık geldi. Ne acı, ne sancı vardı. Ama ameliyat olup on beş, yirmi gün geçtikten sonra başladı benim sancılarım. Onun gibi.

Vermeye devam ettiğin kışkırtıcı pozlar ve erotik danslarının da acısı sonradan çıkabilir mi?

Belki, ama erotik dans ettiğimi sanmıyorum. Bilakis çok erkeksiyim. Evet oryantal dans hafifmeşrep bir meslektir, seksidir; ama ben bu tabuyu yıktım. Şu anda en ciddi yapılan dans haline geldi. Seviyorum işimi. Otuz sene sonra belki başka bir şeye yöneldiğimde, artık elimi ayağımı her şeyden çektiğimde, belki bir şeyler hissederim. Zaten kapalı giysilerle dans ediyorum. Bir iki tane açık giysim var tabii. Çoğu insan da tepki veriyor, çok kapalı olunca. Çok enteresan bir dünya bu.

Kaç yaşına kadar dans edeceksin?

On beş sene daha. Tabii fiziğime de bağlı. Kendimi ne kadar diri tutarsam. Zaten gece hayatım, içkim, sigaram yok. Uzun zaman gider bu.

Nedir dansta seni cezbeden şey?

Güç. Sahneye çıktığım zaman güçlü hissediyorum kendimi. Bir de herkesin yapamadığı bir şeyi yapmak bana zevk veriyor. Hem ulaşılmazlığı, hem kötülüğü, hem de iyiliği bir arada yaşıyorum. Bana sevgi dolu da bakan var, tuhaf bakan da. Ben yine de dans ediyorum. Hiçbir şey engellemiyor beni.

Anne ve babandan intikam alıyor olabilir misin?

Yok. İnsan bir intikam alacaksa kendinden alır. Ne yaparsanız kendinize yaparsınız. Bu da benim rahatlama şeklim. Ben kendimi iyi bir yerde görüyorum. Sanatımla iyi bir modelim. Ama özel hayatımla model olamadım ne yazık ki.

1995’te İbrahim Tatlıses’le birlikte olmasaydın, onun şovunda yer alabilir miydin?

Ben 95’te de bu şahısla birlikteydim ve onu deli gibi seviyordum. Dört ay sürdü. Kendisi beni fark etmedi bile. Bilakis bana köpek muamelesi yaptı. O bir güçtü. Ama anladım ki o, hayatta hiçbir kadını sevemez. Boş hayaller kurmuşum. Daha doğrusu filmlerini fazla seyretmekten ben de diğer genç kızlar gibi dünyayı toz pembe gördüm. Her şey filmlerdeki gibi zannettim. Ama film işte! O dört aydan sonra, 99’a kadar görüşmedim. Tesadüfen Maksim gazinosunda karşılaştık. Beni görünce elimden tuttu, “Kızımıza yuvaya dönmeyi teklif ediyorum.” dedi. Ukalalık yapacak değilim orada. Geçmişte yaşandı bitti. Yeniden çalışayım dedim. Çalışmaz olaydım. 2000’e kadar bir durum yok. Her gün işimi yapıp gidiyorum. O zaman da hayatımda birisi var. Derken beni arkadaşımın yanından aldı. Olayları biliyorsunuz...

Feci dayak yemiştin...

2000 Temmuz’undaki o günü birileri cesaret etse de (otelde kalan müşteriler tanıktır) beni kanlar içinde nasıl hastaneye baygın taşıdıklarını anlatsalar. Otelden kanlarımı temizleyemediler günlerce. Bodrum’daki olaydan sonra artık yaşamımın bu şekilde süreceğini anladım.

Hani sen güçlü bir kadındın, niye mücadele etmedin?

Ben başkaları için çok güçlüydüm; ama kendim için değil. Zamanla olgunlaşıp kişiliğimi buldum. Anladığım kadarıyla onun sığınma noktasıydım. O da hayatında birçok şeyden bunalmıştı; bana sarıldı. Ben de onun gözünü açtım birçok şeyde. Artık kendisi için para biriktiriyordu. Daha önce parası kendisi hariç herkese gidiyordu. Hayatında kim varsa ona hesap veriyordu. Mesela biz ‘İbo Şov’ zamanı bile merhaba diyemiyor, fazla yaklaşamıyorduk. Randevu almamız gerekiyordu. On kişiyi arıyorduk. Çevresi örülüydü. O da bunalmıştı o hayattan. Böyle özgürce istediğini yaşamak istiyordu. O bakımdan bir güç aldı benden.

Seni öldüresiye döven adamla yaşayıp ona güç verdiğini düşünüyorsun...

Çünkü bana kendini sevdirmek için elinden geleni yaptı. Bir kırmızı halı sermediği kalmıştı. Medya ve halkın önünde hep destekledi. “O yuva yıkmadı, onun suçu yok.” dedi ve hep arkamda durdu. Erkekler birisine bağlı gibi göründüklerinde, hayatlarına başka bir kadın girerse hemen onu inkar ederler. Ama o böyle yapmadı. Sonuna kadar bana sahip çıktı ve savundu. Böyle olunca beni can evimden vurdu. Ona bütün saygımı ve sevgimi sonuna kadar verdim, esirgemedim.

Aman Allahım! “Dövüyor, demek ki çok seviyor.” diye düşündün.

Evet, aynen öyle düşündüm. Bir insan niye bir insanı ölesiye döver, seviyor da ondan diyordum. Koskoca İbrahim Tatlıses karşınızdaki. Ahmet, Mehmet olsa belki çok etkilenmezdim. Sevdim onu yani. Bunca senedir hayatına bir sürü kadın girdi. Hepsi gitmiştir hayatından, ama beni tutmuştur. Tabii bu beni etkiledi. Kimseyi dinlemiyordum. Varsa yoksa oydu benim için. Sabah akşam onu düşünüyordum. Başına bir şey gelse ben koşuşturuyordum hemen. Bu kadar büyük bir sevgi bir gecede bitti.

Aldatıldığın için tabii...

Kıbrıs’ta, Salamis Otel’deydik. Beni İstanbul’a gönderdi. Aynı uçakla hayatında her zaman olduğunu sonra öğrendiğim Ayşegül Hanım geldi ve onu odama koydu. Beni tanıştırdığı herkesle onu da tanıştırdı. Söylediklerinde inanmak istemedim. Sonra uçak biletlerini kontrol ettirdim. Bir arkadaşımı oraya gönderdim, fotoğraf çekmesi için. Ve o gece gitti vatandaş, tarihe gömüldü benim için.

O kadınla ilişkisi olduğunu cümle alem biliyordu.

Ben bilmiyordum. En salak benmişim. Ayakta uyumuşum. O doğruyu söyler, yapıyorsa yapıyorum, der diyordum. Onunla sekiz senedir birlikte olduğunu nereden bileyim?

    Hakkımızda/Künye
    • Sahibi : İntervizyon Prodüksüyon Organizasyon San.Tic.Ltd.Şti.
    • Kuruluş : 21 Mart 2001
    • Genel Yayın Yönetmeni :Metin ÖZER
    • Editörler
    • Necmi Kurucu
    • Melek Baritoğlu
    ihlas haber ajansı
    2002’den Gümüze Kesintisiz Yayın.
    Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.