EL KAİDE'NİN UZANTISI EN AZ 150 TÜRK VAR

7.1.2004 - 11:26
İSTANBUL - Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı, 11 Eylül 2001' de ABD'deki saldırılardan sonra, Türkiye'de pek bilinmeyen Kaide adlı örgütün tanınması amacıyla 2003'te bir rapor hazırladı. 296 sayfalık raporda Usame bin Ladin ve Kaide hakkında bilgi verildi. Raporda, Kaide'nin nasıl kurulduğu, amacı, stratejisi, militanların nasıl eğitildiği, yapılanması, finans kaynakları, eylem hedefleri ve eylem tarzı ile üst düzey yöneticileri anlatıldı. Rapora göre, Türkiye'de Kaide ve Usame bin Ladin'le bağlantılı iki örgüt ve sekiz grup var. Bu örgütlerden biri özellikle İstanbul ve Bursa'da üyeleri olduğu ileri sürülen İmamlar Birliği adıyla bilinen 'Beyyiat-ı El İmam' örgütü. Diğeri ise Ankara'da birkaç bombalama eylemi yapan 'Cihat Hareketi'. İstanbul, Bursa, Antalya, Ankara, Konya, Malatya ve Gaziantep'te etkinlikleri belirlenen Vahabilik ve Selefilik inancına bağlı sekiz ayrı dini grup da Kaide ile bağlantılı. Raporda, bu örgüt ve grupların ABD'nin Afganistan'a yaptığı operasyonlardan sonra zor durumda kalan Kaide üyelerine sahte pasaport ve para temin ettiği de belirtildi. Raporda yer alan Kaide ile irtibatlı örgütler ve gruplarla ilgili bilgiler şöyle: İMAMLAR BİRLİĞİ 1993 yılında Ürdün'de kurulan İmamlar Birliği'nin amacı, 'silahlı mücadele yoluyla İsrail devletinin işgal ettiği Filistin topraklarını geri almak ve Yahudilerin Müslümanlar üzerindeki baskılarını yok etmek. Örgüt, İsrail'e yönelik eylem arayışlarını Kaide ile de irtibatlı sürdürüyor. Usame bin Ladin ile yapılan birliktelikten sonra büyüyen örgütün lideri Ahmed Fadıl Nazal El Halayla da, Kaide için önemli bir kişi oldu. Örgütün lideri, 11 Eylül saldırılarının ardından ABD'nin Afganistan'a başlattığı operasyonlardan sonra İran'a geçti. Buradan da sahte pasaportla Türkiye'nin de aralarında bulunduğu çevre ülkelere geçiş yapmış olabilir. 1980'li yıllardan itibaren Afganistan, Bosna-Hersek, Çeçenya gibi bölgelerdeki çatışmalara katılan Türk uyruklu şahıslar ise İmamlar Birliği örgütünün faaliyetlerini Türkiye'ye taşıyor. Örgütün liderliğini ve İstanbul, Bursa gibi illerin sorumluluklarını da bu kişiler yürütüyor. HEDEFLERİ İSRAİL Örgütle ilgili operasyonlar kapsamında ilk olarak 15 Şubat 2002'de Van Gürpınar' da kaçak yollarla Türkiye'ye giriş yapan Firas Süleyman Ali Hajir, Yusuf Salim Hüseyin, Ahmet Mahmud ve C.A. isimli dört kişi gözaltına alındı. Verdikleri bilgiler doğrultusunda İstanbul ve Van'da altı kişi daha yakalandı. Zanlıların üzerlerinden Türk ve yabancı şahıslar adına düzenlenmiş sahte pasaport ve nüfus cüzdanları, sahte pasaport düzenlemekte kullanılan mühür, kâşe ve harf klişeleri, bomba yapımını anlatan Arapça ve Farsça dokümanlar ele geçirildi. Raporda, 'İmamlar Birliği örgütü üyesi olduklarını belirten Firas Süleyman Ali Hajir, Yusuf Salim Hüseyin ve Ahmet Mahmud isimli şahısların sorguları sonunda Türkiye'yi geçiş güzergâhı için kullandıkları ve İsrail'de intihar türü bir eylem gerçekleştirmeyi hedefledikleri, Türkiye'ye yönelik ise herhangi bir eylem planlarının bulunmadığı, ancak burada irtibat kuracakları şahısların kendilerine gerekli olan pasaportları temin edeceği anlaşılmıştır' denildi. BAĞLANTILI OPERASYONLAR Raporda, Van'daki operasyondan sonra toplanan istihbaratlar sonucu birbiri ardına bağlantılı operasyonlar yapıldığı anlatıldı. Buna göre 03-06 Nisan 2002'de Bursa ve İstanbul'da sekiz kişi, 27-30 Temmuz 2002' de İstanbul'da üçü yabancı uyruklu yedi kişi, 7 Ağustos 2002'de Ankara'da örgütün kuryeliğini yapan ve aynı zamanda Alman vatandaşı da olan M.K. isimli bir kişi, Konya'da kuryelik yapan yabancı bir kişi, 15-17 Ekim 2002'de İstanbul ve Bursa'da beş kişi olmak üzere toplam 22 kişi yakalandı. NELER YAPIYORLAR? Rapora göre, bu kişiler ifadelerinde örgütün yapısını, ''Genel emir Ebu Musab, Türkiye sorumlusu Ali Üzüm, İstanbul emiri F. S. Ç. ve Adem kod adlı kişi, kuryeler M. A. ve O.Ö., Bursa sorumlusu R. K.'' şeklinde anlattı. Raporda, bu kişilerin değişik zamanlarda yurtdışına çıkarak Suriye, İran, Afganistan ve Pakistan'da dini, siyasi ve askeri eğitim aldıkları, cihat bölgeleri diye anılan Bosna-Hersek, Kosova, Afganistan ve Çeçenya'da savaşlara katıldıkları, bu bölgelerdeki Kaide ve Taliban üyelerine sahte pasaport, kimlik, para, sahte evrak yapımı malzemeler, elektronik eşyalar, tıbbi malzemeler götürdükleri, zaman zaman bir araya gelerek istişare toplantıları yaptıkları, cihat görüntülerini içeren CD'ler izledikleri, ayrıca dini içerikli dersler yaptıkları, örgüte maddi gelir sağlamak amacıyla kurban bayramlarında deri topladıkları, cihat görüntülerini içeren CD sattıkları, çalışan örgüt mensuplarından infak adı altında gelirlerinin yüzde beşini aldıkları, yakalanarak cezaevine gönderilen ya da yurtdışında bulunan örgüt mensuplarının ailelerine yardım yaptıklarının tespit edildiği yazıldı. ÖRGÜTE İLİŞKİN DETAYLAR Emniyet'in raporunda, söz konusu örgüte ilişkin tespitler de şöyle sıralandı: '' Anılan şahıslar, değişik ülkelere çıkış yapabilmeleri için Afganistan'da eğitim aldıkları kamplarda, ya da Çeçenya, Afganistan, Bosna, Kosova gibi 'cihat bölgelerinde' bir şekilde tanıştıkları Türk vatandaşlarını para, sahte kimlik, pasaport temini ve naklinde kullanıyor. Ayrıca bu kişiler, pasaport sağlamak için sahte pasaport ve insan kaçakçılığı organizasyonu içinde yer alan, genellikle Arap uyruklu şahıslarla irtibatlı. '' ABD'nin Afganistan'da yaptığı operasyon sonrasında örgüt tarafından ülkemizdeki irtibatlar sistematize edilmeye çalışılmış, örgüt üyelerinin ülkemizden geçişi, barınması ve yapılanması için zemin arayışları hızlanmıştır. '' Örgütsel faaliyetler geniş bir alanda yürütülüyor. Suriye, Suudi Arabistan, Ürdün, Lübnan, BAE, Katar, Yemen, Çeçenya, Gürcistan, Bosna-Hersek, Almanya, Cezayir, Fas, İran ve Pakistan gibi ülkelerde, irtibat sağlayan örgüt mensubu şahıslar bulunmaktadır. '' Yurtdışında Arap kökenlilerce eğitilen Türk vatandaşı örgüt mensupları, aldıkları siyasi eğitim çerçevesinde selefi anlayışı benimsiyor, ancak Sünnilerin tepkisini çekmeden faaliyet göstermeye çalışıyor. '' Örgütle ilişkili şahıslar, 11 Eylül'e kadar Pakistan'da siyasi, Afganistan'da askeri eğitim aldı. Kamplara gidişte genelde Ağrı-Gürbulak hudut kapısı ve İran güzergâhını kullanıyor, bazen de illegal yollardan giriş ve çıkış yapıyorlar. '' Yakalananlardan bazıları, sekiz yıllık eğitimi protesto gibi toplumsal eylemlere katılan radikal dini gruplara mensup şahısların yanı sıra, Hizbullah-HD (İCCB-AFİD)-Ceyşullah-Selam (Tevhid) gibi örgüt mensuplarıyla ilişkili. '' Geçmiş yıllarda Bosna-Hersek, Çeçenya ve Afganistan gibi bölgelere giderek çatışmalarda ölen bazı örgüt mensuplarının geride kalan eşleriyle bekâr olan örgüt mensuplarının evlendikleri gözlenmiştir. '' Örgütle ilişkili olan, aynı kampta eğitim alan veya savaşlara katılan, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşları ya da çifte vatandaşlığı bulunan şahıslar da bulunmaktadır. '' ABD'nin müdahalesi üzerine Afganistan'ı terk eden örgüt mensupları, Türkiye'de irtibatlı oldukları şahısların evinde kalmışlar, sahte pasaportla yurtdışına çıkmışlardır. '' Malzeme nakilleri ülkemizde irtibatlı oldukları şahısları kurye olarak kullanmak suretiyle havayoluyla, ayrıca son dönemde, çeşitli eşyalar içine gizlemek suretiyle otobüs firmalarıyla, ticaret yapan TIR şoförleri ya da kargoyla (oyuncak ayı içinde otobüs bagajında ve kargoyla gelen tabloların içine gizlenmiş özel bölmelerde) yapılmıştır. CİHAT HAREKETİ Raporda, Kaide ile bağlantılı diğer örgüt olan Cihat Hareketi'nin, Mısır merkezli olarak faaliyet gösteren ve liderliğini Ayman El Zevahiri'nin yaptığı El Cihat örgütünün fikir ve görüşlerini referans alan bir oluşum olarak ortaya çıktığı belirtildi. Liderliğini, Afganistan'da bulunan Baha Joughel'in yaptığı örgütün ikinci adamının ise, Suriye asıllı Türk vatandaşı olan M.A.A.A. isimli kişi olduğu ve Türk vatandaşlığına geçtikten sonra M.S. ismini aldığı yazılan raporda, bu kişinin H.H.Ç. adına düzenlenmiş sahte kimlikle 04 Nisan 2000'de yakalandığı anlatıldı. Amacının mevcut anayasal düzeni yıkarak, yerine şer'i esaslara dayalı bir düzen getirmek olduğu belirtilen, 'İlim, Tebliğ ve Cihad' olmak üzere üç aşamalı bir strateji benimsediği anlatılan örgütün deşifre edilmesi raporda şöyle anlatıldı: BOMBA PATLADI... 'Ankara'da, 3 Nisan 2000 tarihinde, vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan iki şahıs, trafik kazası yaptıklarını beyan ederek hastaneye müracaat etmiştir. Ancak yapılan araştırmada bu kişilerin örgütsel faaliyet içinde bulundukları, bu çerçevede, el yapımı çok sayıda bomba yapmak suretiyle, Atatürk büstlerine yönelik çeşitli bombalama eylemleri yaptıkları, bu eylemler sırasında ellerinde bir bombanın patlaması neticesi yaralandıkları anlaşılmıştır. Genişletilen operasyonlarda 20 kişi gözaltına alınmıştır. Yakalanan şahısların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda, iki ruhsatlı tabanca, iki av tüfeği, iki kuru sıkı tabanca, bir bilgisayar, iki boru bomba, bomba yapımında kullanılan malzemeler, bol miktarda örgütsel kitap, dergi ve doküman ele geçirilmiştir. Yakalanan şahıslardan dokuzu tutuklanmıştır.' BÜSTE SALDIRI Örgüt üyelerinin belli bir süre Ankara'da faaliyet gösteren selefiliği benimseyen M.E.A. grubuyla hareket ettiği, ancak daha sonra tamamen silahlı eylem anlayışını ön plana çıkaran Cihat Örgütü isimli lokal bir oluşuma gittiklerinin anlaşıldığı belirtilen raporda, üç ayrı Atatürk büstüne yönelik bombalama eylemi gerçekleştirdikleri yazıldı. Cihat Haraketi'nin Kaide içerisinde ikinci adam konumunda bulunan El Zevahiri'nin liderliğindeki Mısır El Cihat örgütünün dini referansları doğrultusunda haraket etttiği anlatılan raporda, örgütün lider kadrosunda yer alan yabancı uyruklu Baha Joughel ve M.S.'nin 1998'de Afganistan'a giderek Ladin'le görüşme girişimlerinin olduğunun tespit edildiği belirtildi. Raporda söz konusu örgütün geniş bir tabana sahip olmayıp, yurtdışı bağlantıları ağırlıklı lokal bir örgütlenme olarak Türkiye'de faaliyet gösterdiği, örgütün liderinin cezaevinde olması nedeniyle de herhangi bir potansiyel tehdit içermediği anlatıldı. SELEFİ VE VAHABİLER Raporda bu iki örgüt dışında Kaide çizgisinde faaliyet gösterme potansiyeline sahip diğer grup ve örgütler de Selefilik ve Vahabilik bölümünde işlendi. Suudi Arabistan'da temsil edilen Selefiliğin örgütlü olarak ilk kez 1974'te Malatya'da kurulan 'Fikir Kulübü' bünyesinde gelişmeye başladığı anlatılan raporda, bu fikri savunanların bir kısmının Türkiye'deki değişik radikal dini gruplara dağıldığı, bir kısmı ise üstü kapalı olarak bu görüşler doğrultusundaki faaliyetlerini sürdürdükleri belirtildi. Türkiye'de faaliyet gösteren Selefi grupların herhangi bir yayın organı bulunmadığı belirtilen Emniyet raporunda, bu gruplar içindeki kişilerin zaman zaman Afganistan ve Pakistan'a silahlı eğitim, Suudi Arabistan'a ise dini eğitim almak amacıyla gittiklerine ilişkin bilgiler bulunduğu, ayrıca Afganistan, Bosna-Hersek, Çeçenya, Tacikistan, Keşmir gibi bölgelere savaşmak amacıyla gittiklerinin de bilindiği yazıldı. SEKİZ AYRI GRUP Söz konusu raporda, İstanbul, Bursa, Antalya, Ankara, Konya, Malatya ve Gaziantep'te etkinlikleri belirlenen Vahabilik ve Selefilik inancına bağlı sekiz ayrı dini grubun da Kaide ile bağlantılı olduğu yazıldı. Her birinin faaliyetlerinin ve bağlantılarının anlatıldığı Selefi ve Vahabi anlayışlara sahip bu yapılanmalar M.B. Grubu, A. G. Grubu, M.E.A. Grubu, H.K. Grubu, Kur'ani Çağrı Grubu, Ş.Ö. Grubu, F.B. Grubu ve Ceyşullahçılar Grubu diye sıralandı. CİHADA GİDEN TÜRKLER Raporun beşinci bölümünde ise isimleri verilmeden 11 Eylül sonrasında Afganistan'a destek amacıyla cihada giden Türkiye vatandaşları anlatıldı. 1980'li yıllardan itibaren Afganistan-Rus savaşı ile başlayan ve daha sonraki dönemlerde Bosna-Hersek, Çeçenya, Keşmir, Ogadin gibi bölgelerde devam eden çatışmalara katılmak için Türkiye'den gidenlerin olduğunun bilindiği belirtilen raporda, şöyle denildi: '11 Eylül sonrasında da ülkemizdeki bazı münferit gidişlerin yanında Selefi gruplardan Kur'ani Çağrı Grubu, M.B. Grubu ile irtibatlı M.Y.'nin liderliğindeki grup ve İmamlar Birliği Örgütü mensuplarının Afganistan'a savaşmak amacıyla toplu ve organize olarak gittikleri tespit edilmiştir. Bunun yanında ülkemizdeki Müslüman Gençlik üst kimliği altında faaliyet gösteren ve Selefi düşünceye sahip bazı şahıslar, Vahabi F.B. grubu, Vahdet Grubu, Akabe Grubu ile iltisaklı bazı şahıslar ve Hizbullah örgütü ile irtibatlı bir şahsın da gidenler arasında yer aldığı tanık ifadeleri ve diğer eldeki bilgilerden anlaşılmaktadır. YURTDIŞINDAKİ DURUM Diğer taraftan yurtdışında yaşayan Türk uyruklu şahıslardan da Taliban-Kaide saflarında savaşmak amacıyla Afganistan'a gidenlerin bulunduğu bilinmektedir. Bunlardan bir kısmının Pakistan güvenlik birimlerince, bir kısmının ise ABD askeri birimlerince yakalandıkları öğrenilmiştir. Eldeki bilgilere göre Küba Guantanamo'da tutuklu beş Türk vatandaşı olduğu öğrenilmiştir. 150 ŞÜPHELİ VAR Guantanamo'daki Türk vatandaşlarından birinin Almanya'dan Afganistan'a geçtiği, diğerlerinin ise Van, Kocaeli, Sakarya ve Ağrı illerinden bölgeye gittikleri anlaşılmıştır. Cihat bölgeleri olarak nitelendirilen bölgelere Selefi ve Vahabi grupların dışında ülkemizden gidenlerden yaklaşık 50'si çatışmalarda hayatını kaybetmiştir. Bu bölgelerden geri dönen ve kayıtlarımızda ismi bulunan 150 civarında kişi Kaide için potansiyel irtibata geçilebilecek unsurlar olarak göz önünde bulundurulmaktadır.' ABD'DEN GELEN BİLGİLER Geçen yıl hazırlanan söz konusu raporda, 11 Eylül saldırılarının ardından ABD'li yetkililerce, Kaide'nin Türkiye'de bulunan ABD ve İsrail'e ait ekonomik ve siyasi hedeflere yönelik eylem yapabileceğine dair bazı duyumlar iletildiği, ancak bu bilgiyi teyit edebilecek bir bilgiye ulaşılamadığı yazıldı. Raporda ayrıca, 'ABD, 11 Eylül saldırılarına katıldıkları açıklanan 19 kişiden ikisinin pasaportlarına göre Türkiye'ye giriş-çıkış yaptıklarını Türkiye'ye iletti' denildi. Ancak, Satam Al Suqami'ye ait olduğu belirtilen B559583 seri no'lu S. Arabistan pasaportunda 24 Eylül-2 Kasım 2000 ve 26 Kasım 2000-1 Nisan 2001 tarihli Türkiye' ye giriş çıkış kaydının bulunmasına karşın mühürlerin sahte olduğunun tespit edildiği belirtildi. Raporda Ziad Samir Jarrah'ın ise 27 Aralık 2000'de İstanbul Havalimanı'ndan transit geçiş yaptığı yer aldı. (RADİKAL)
    Hakkımızda/Künye
    • Sahibi : İntervizyon Prodüksüyon Organizasyon San.Tic.Ltd.Şti.
    • Kuruluş : 21 Mart 2001
    • Genel Yayın Yönetmeni :Metin ÖZER
    • Editörler
    • Necmi Kurucu
    • Melek Baritoğlu
    ihlas haber ajansı
    2002’den Gümüze Kesintisiz Yayın.
    Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.