Başbakan'dan BDP'lilere "nekrofili" suçlaması

6.11.2012 - 15:04

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, muhalefet partilerinin AK Parti iktidarıyla değil artık birbiriyle yarıştığını belirterek, ''Çünkü bu söylemler, bu siyaset tarzı, bu üslup bunları en fazla Anamuhalefet yapar. Eh bu da bir hedeftir, amaçtır, hiç yoktan iyidir'' dedi.
     CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, dün ''Demokrasinin olmadığı yerde sağlıklı bir ekonomik büyümeyi sağlayamazsınız'' dediğini anımsatan Erdoğan, ''Bizim yıllardır yaptığımız bu tespiti nihayetinde kendisi de teyit etti. Bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir. Sayın Kılıçdaroğlu'nu günde olmazsa bile 40 yılda doğru bir tespitte bulunduğu için kutluyorum. Demokrasi olmadan ekonomik gelişmeyi arzu ettiğiniz düzeyde sağlayamazsınız'' diye konuştu.
     Başbakan Erdoğan, Kızılcahamam'da Türkiye'ye 10 yılda kazandırdıkları hizmetleri anlattığını ifade ederek, Türkiye'yi, AK Parti iktidarında her alanda, 79 yıllık Cumhuriyet döneminde yapılandan daha fazla hizmete kavuşturduklarını bildirdi. Erdoğan, şöyle konuştu:
     ''Bu hizmetler niye bizden önce getirilemişti, bu yatırımlar niçin bizden önce yapılamamıştı- Sebebi işte tam da burada. Demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işletilmesi konusunda, yaşanan sıkıntılar bunlar. Siz cumhurun yani milletin olmadığı bir demokrasiyle ülkeyi idare etmeye kalkarsanız, elbette Türkiye'yi hak ettiği ekonomik büyümeye kavuşturamazsınız. Sivilleşmeyi, hukukun üstünlüğünü, ileri demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri bir sorun ve tehdit olarak görürseniz, ne ekonomi büyür, ne ticaret artar, ne milli gelir yükselir.
     Siz toplumun bir bölümünü ötekileştirirseniz, onları bir tehlike olarak görürseniz, dışlarsanız elbette iç barışı, toplumsal huzuru sağlayamaz, iş hayatını zehirlemiş olursunuz. 3 Kasım 2002'de milletin yönetime el koymasıyla, bir zihniyet devrimi yaşandı ve milletimiz geleceğine sahip çıktı. AK Parti'nin sağladığı ekonomik başarıların altında işte bu ruh, bu demokratikleşme mücadelesi, bu özgürleşme hamleleri yatıyor. Bu mücadele kime karşı verildi- Sadece çetelere, darbecilere, karanlık odaklara karşı mı verildi- Hayır, aynı zamanda onlarla ideolojik yakınlığı olan, başını CHP'nin çektiği statükoculara karşı verildi.
     Bugün hukuk devleti standartları bu derece gelişmeseydi, uluslararası yatırımcı Türkiye'ye gelmezdi. Hak ve özgürlükler bu derece güçlenmeseydi, yerli yatırımcı yeni teşebbüslerde bulunmazdı. Bugün siyaset normalleşmeseydi, demokratik ve siyasi istikrar sağlanmasaydı, Türkiye ekonomide dünya rekorları kıramazdı. Bugün yolsuzlukla mücadele eden anlayış iktidarda olmasaydı, bu yatırımlar, hizmet yapılamazdı. Yola çıkarken ''3 Y ile mücadele' dedik. Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele. Bu mücadeleyi veren bir iktidar iş başında. 10 yıldır bu mücadeleyi verdik, bunları büyük ölçüde çözdük. Yoksa bizim elimizde sihirli bir değnek yok. Onlar gibi abra kadabra işlerini bilmeyiz. Bir gecede genel başkanlık koltuğuna bir CV ile oturmamızı sağlayacak siyaset mühendisliklerinden biz anlamayız. Bunu da ahlaki bulmayız. Bir taraftan genel başkanını ziyaret edeceksin, 'Ben aday değilim' diyeceksin, ondan sonra ertesi sabah da utanmadan, sıkılmadan kendini başkan olarak açıklayacaksın. Bu mu doğru dürüst konuşma- Bunu da bütün medya çok iyi biliyor. Aynı medya, dürüst genel başkan olarak takdim ediyor. Al birini vur öbürüne, onlar da aynı. Bizim yegane güç kaynağımız ve dayanağımız, işte o medya değil bizatihi milletimizin ta kendisidir.''
    
     -''Bugünlere adım adım yürüyerek geldik''-
    
     ''Biz aklımız ermeye başladığı günden beri, milletimiz için milletimizle beraber siyaset yapıyoruz'' diyen Erdoğan, bugünlere adım adım yürüyerek geldiklerini söyledi. Erdoğan, en büyük başarılarının cumhurun içinden çıkmak olduğunu, cumhur ile beraber hareket etmeleri olduğunu belirtti.
     Erdoğan, devlet millet kaynaşmasını sağladıklarını, milletin kendine olan güvenini sağlamanın kendilerine nasip olduğunu kaydetti. Başbakan, gelecek dönemde demokrasiyi daha da güçlendirerek, Türkiye'yi 2023 yılında dünyanın en güçlü ekonomisinden birisi haline getireceklerini ifade etti.
    
     -''Nasıl kara bir vicdana sahip olduklarını gösterdiler''-
    
     Başbakan Erdoğan, terör örgütünün alçak yüzünü önceki gün bir kez daha gösterdiğini vurguladı.
     Şemdinli şehir merkezine yakın bir bölgede yapılan bombalı saldırıda, 11 yaşında bir çocuğun şehit olduğunu, 18 vatandaşın yaralandığını belirten Erdoğan, ''Terör örgütünün anne karnında doğmamış çocuktan, kundaktaki bebeğe, camiden dönen imamdan araçlarıyla gezmeye çıkan genç kızlarımıza kadar, alışveriş yapmaya çıkan annelere kadar geniş bir canilik sicili var. Bu sicile önceki gün yeni bir kanlı halka eklediler. Bölge halkına zulüm ve eziyetten başka hiç bir şeyi reva görmeyen bu caniler, küçücük çocukların hayatına dahi kastederek, nasıl kara bir vicdana sahip olduklarını gösterdiler'' diye konuştu.
     Erdoğan, KCK operasyonları konusunda Hükümet'i yerden yere vuran ve demokratlıkta mangalda kül bırakmayan çevrelerin bu caniliğe karşı yine 3 maymunu oynadıklarını söyleyerek, şunları söyledi:
     ''Maalesef konu terör örgütüne yönelik operasyonlar olduğunda ortalığı ayağa kaldıranlar, masumların ölümü karşısında sus pus oluyorlar. Bazı medya mensupları da 'Başbakan çok sert konuşuyor' diyor. Elma şekeri mi dağıtacağım, onların anladığı dilden anlatacağım. Herkese akıllarının alacağı şekilde konuşacaksınız. Diyarbakır Valiliği'nin önünde gözlerinde kin, yüzlerinde nefret ifadesiyle devlete karşı aslan kesilenler ki bunlar Parlamento içinde, yerel yönetimin başında, örgütün cinayetleri, katliamları karşısında süt dökmüş kediye dönüyorlar. Görevlerini yapan devlet memurları karşısında panter kesilenler, üniversitelere, liselere, orta okullarına, ilkokullarına, ana okullarına yapılan bombalı saldılar karşısında kağıttan kaplana dönüşüyorlar.
    
     -''Nekrofili hastaları''
    

     Bunların Kürt kardeşlerimizin, bölge insanının hakkını, hukukunu savunmakla ilgilerinin olmadığını hep söyledik ve biliyoruz. Ama bu tür olaylar insanlık açısından da bir test oluyor, gösterge oluyor. Terör örgütünün saldırıları sonucunda söndürülen hayatlar karşısında tepkisiz kalanlar, nasıl demokrat olabiliyorlar, daha önemlisi insanlıklarını nasıl muhafaza ediyorlar- Sıfatları ister siyasetçi, ister belediye başkanı, ister milletvekili olsun, masum insanların ölümüne sebep olan bu saldırıları kınamayanlar, bu ölüm tezgahının, kanlı oyunun bir parçası haline gelirler. Yarım ağız eylemi kınadıkları halde, örgütü kınamayanlar da başka bir kandırmaca içindeler. O kınıyormuş gibi göründüğünüz eylemi yapan, bu gözü dönmüş katliamı gerçekleştiren örgütü kınamamak nasıl bir tutarsızlıktır.
     Biz meselelerimizi demokrasi içinde çözebiliriz. 'Artık terör bitsin, terör örgütü silah bıraksın' dedikçe, bunlar cana, kana, ölüme daha çok sarılıyor. Adeta hepsi, nekrofili hastalığına kapılmışlar. Bunlar ölümlerden sapkın bir haz duyar hale gelmişler. Cezaevlerinde zaten bedel ödeyen insanları, böyle bir eyleme, açlık grevine zorlamak vicdansızlık değil de nedir- Onları açlık grevine sevkeden iktidar değil; BDP, bölücü terör örgütü, dağ. Niçin BDP bu noktada çıkıp da açık bir tavır ortaya koyamıyor. 'Biz sizin açlık grevine gitmenizi istemiyoruz' desin. Bu insanlar sizin kanlı hesaplarınızın, ölüm oyunlarınızın kanlı parçası olmak zorunda mı- Elinizi bu insanların yakasından çekin. Açlık görevlerinin, mahkumların kişisel durumlarıyla, cezaevi şartlarıyla hiç bir ilgisi yok. Bu eylemler tamamen dışarıda siyasi faaliyet olarak yürütülmesi gereken bir mücadelenin, cezaevlerindeki genç bedenlere yüklenmesinden ibarettir.''
    
     -''Terör örgütünü besleyen damarlar birer birer kuruyacaktır''-
    
     Başbakan Erdoğan, çocukları cezaevlerinde, örgütün kamplarında olan anne ve babalara da şöyle seslendi:
     ''Sizlerin çocuklarınızın hayatı, canı üzerinden kendilerine saltanat düzeni kuranlara izin vermeyin. Bunlar asla size, huzur ve hayır getirecek bir mücadele içinde değiller. Bunlar sizi ve sizlerin çocuklarını kullanarak, ücreti mukabili taşeronluk görevlerini yerine getiriyorlar. Sizin çileniz, sıkıntınız, acınız üzerinden kendilerine parlak bir istikbal kurmanın çabası içindeler. Türkiye'de 75 milyon vatandaşımızın her biri gibi, Kürt kardeşlerimizin meselesi de bizim meselemizdir. 10 yıldır yürüttüğümüz çalışmalar, bu sahiplenmenin, bu sevginin, bu kardeşliğin bir neticesidir. Birlik olduğumuz, birlikte hareket ettiğimiz, kafa kafaya verdiğimiz zaman çözemeyeceğimiz hiç bir meselemiz yok. İşte son olarak, Şemdinli'de çocukların ölümünün sorumlusu oldukları halde, utanmadan taziyeye gelen istismarcılara haddini bildiren ailemizi kutluyorum. Ancak bölgede bazı ailelerin çocuklarını okullara göndermediğini duyuyoruz. Bir ailenin evladına yapabileceği en büyük kötülük, onu okulundan ayırarak cehalete mahkum etmektir.
     Ben hiç bir kardeşimin bilerek, isteyerek böyle vebalın altına gireceğine inanmıyorum. Eğer siz kararlı durursanız, terör örgütü asla kimseye zarar veremez. Türkiye'nin de Kürt kardeşlerimin de en büyük sorunu terör örgütüdür. Onun silahları, mayınları, bombaları, molotofları zehir dilli piyonlarıdır. Onlar bunlara sahipse, ben de diyorum ki benim Kürt kardeşim, imanıyla, inancıyla bunların karşısında dimdik dursun. 75 milyon insanımızla birlik ve bütünlük içinde teröre karşı ortak bir duruş sergilemeliyiz. Türkiye'nin ekonomisini beraber büyüttük, demokrasisini beraber güçlendirdik. İnşallah terör meselesinin üstesinden de beraber geleceğiz.
     Kürt kardeşlerim boykotlara, eylemlere itibar etmedikçe, terör örgütünü besleyen damarlar birer birer kuruyacaktır. Terörü, özellikle son dönemlerdeki bu sıçramalarını geride bıraktığımız zaman, Türkiye'nin ekonomide ve demokrasi de vites yükseltmesi, bir üst düzeye çıkması çok daha kolaylaşacaktır. İnşallah o günler yakındır. Biz geçtiğimiz 10 yılda ekonomimizi çökertmek, milletimizin iradesini ipotek altına almak isteyenlere, Cumhuriyetimizin içini boşaltmaya çalışanlara 'eyvallah' etmedik. Bugün de terörü kullanarak 2023 hedeflerimizden bize geride bırakmak isteyenlere asla fırsat vermeyeceğiz.''
    
     Muhabir: Coşkun Ergül
     Yayıncı: Sefa Salantur

 

Yorumları Oku
Yorum Yaz
Gönderilen yorumlardan sadece yorum sahibi sorumludur. Yasal yaptırımlar nedeniyle yorum sahiplerinin IP adresleri kaydedilmektedir. Lütfen gönderdiğiniz yorumların içeriklerine dikkat ediniz.
    Daha Fazlasını Görmek için Tıklayınız
      Hakkımızda/Künye
      • Sahibi : İntervizyon Prodüksüyon Organizasyon San.Tic.Ltd.Şti.
      • Kuruluş : 21 Mart 2001
      • Genel Yayın Yönetmeni :Metin ÖZER
      • Editörler
      • Necmi Kurucu
      • Melek Baritoğlu
      2002’den Gümüze Kesintisiz Yayın.
      Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.