"OSMANLI'DA SEKS"

22.5.2005 - 04:00

Murat Bardakçı(50), tarih hobisi ile bilinen bir gazetecidir. Her ne kadar ‘tarih benim sadece hobim’ dese de konu tarih olunca lafı ve yorumu kimseye bırakmaması ve kül yutmaması ile ünlüdür, biraz da huysuzluğuyla. Bu kadarla kalsa iyi, sadece ekonomi eğitimi almasına rağmen aynı zamanda müzikolog, tanburi ve acemi bir çellocudur.

Her pazar Hürriyet Gazetesi’nde ‘Tarih tekerrürden ibarettir’ lafını doğrularcasına, pes dedirten yazılarının müptelası çoktur. Murat Bardakçı’nın, 13 yıl önce yazdığı zaman büyük ses getiren ‘Osmanlı’da Seks’ kitabı İnkıláp Kitapevi tarafından tekrar basıldı. Kitapta 15. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar Osmanlı’da yazılmış cinsel metinlerden örnekler var. Ama bu metinlerin cinsel tahrike sebep olacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, bilakis kahkalarla gülüyorsunuz. Kitapta bazılarının hoşuna gitmeyecek gerçeklerden, meselá Osmanlı’daki biseksüel ilişkilerden de bahsediliyor. Bardakçı bunun için ‘Kitapta yazılanların hepsi bizim hikayemiz. Hiç gocunacak bir şey yok. Geçmişin iyi tarafına sahip çıkacağız, işimize gelmeyen tarafına sahip çıkmayacağız. Öyle şey olmaz’ diyor. Bardakçı ile kedisi Recep eşliğinde bir röportaj yaptık.

Osmanlı’da Seks kitabını yazmaya nasıl karar verdiniz?

- 1980’lerin başında Milliyet Gazetesi’nde dizi olarak çıktığında, o yılın gazetecilik ödülünü almıştım. Kitap yapmak aklıma gelmemişti. Bir gün Atilla İlhan, ‘Sen bunu kitap yapsana’ dedi. İlk kez 1992’de kitap olarak çıktı. Piyasada artık bulunmadığından yeniden bastık. Bakıyorum, şimdi 20-25 yaşında olanlar, o zaman 10-12 yaşında çocukmuş.

Kitapta Osmanlı’nın biseksüel ilişkileri açık açık yazılmış. Bu konuda toplumumuzun hassasiyeti malum, tepki almadınız mı?

- Osmanlı ve İslam polisleri çıktı başımıza. Bu adamlar Osmanlı’yı kafalarındaki İslam devleti şablonuna oturtmaya çalışıyorlar. Bugün Osmanlı’yı savunanlar, İslam vasıtasıyla sahip çıkıyor, kültür olarak sahip çıkmıyor ki. Osmanlı’da kerhane ve meyhane yönetmeliği vardı, Kanuni zamanında devlet şarap ihraç edip vergi alırdı, bunların varolduğu devlet şeriat devleti değildir. İslam, imparatorluk İslamıydı. Ama şimdi köy İslamı hakim. Adam şehrin göbeğine cami yapıyor, tenekeden yeşil minare dikiyor tepesine. Köydeki binasının rengidir o. Köy İslamı, imparatorluk İslamını anlamaz. O yüzden de işlerine gelmeyene karşı çıkar. Ama kitapta yazılanların hepsi bizim hikayemiz. Hiç gocunacak bir şey yok. Geçmişin iyi tarafına sahip çıkacağız, işimize gelmeyen tarafına sahip çıkmayacağız. Öyle şey olmaz, hepsi bizimdir.

Osmanlı’da biseksüellik niçin yaygındı?

- Sadece Osmanlı’da değil ki, bütün dünyada öyleydi. 19. yüzyıl Fransası’nda eşcinselliğin cezası káğıt üzerinde kalmış olsa bile idamdı. Meselá iki büyük şair, Baudelaire ve Rimbaud, beraber yaşıyorlar ihbarıyla herkesin önünde muayene edilmişlerdi. ‘Osmanlı toplumu biseksüeldi ya da Osmanlı’da her şey yaşanıyordu’ diyenler, günümüze baksın. Gen değişmez, bugün o günün devamıdır. Tek fark gizli yaşanıyor olması. Osmanlı zamanında bu ilişkiyi yaşayanlara hafif bir gülümsemeyle bakılırdı ama kesinlikle kınama yoktu.

Gen değişmez diyorsunuz ama bazı alışkanlıklar değişmiş. Mesela kitap, ‘Cinsel ilişkinin çokluğuyla övünüp, o sırrı başkalarıyla paylaşma’ diyor. Ama şimdi öyle bir anlatılıyor, öyle bir atıyorlar ki, tutana aşkolsun!

- Memlekette tevazu teşhire döndü çünkü.

EN CÜRETKÁR METİNLERİ BİR KADI YAZDI

Kitapta bir Osmanlı Paşası, bir yandan vilayetleri yönetirken diğer yandan cinsel içerikli dizeler döktürüyor. Şimdi bırakın bir Paşayı, gazeteci böyle bir şey yapsa kıyamet kopar. O zamanki serbetliğin sebebi neydi?

- Toplumun hazmı vardı o zaman. Biz o hazmı, o kabullenmeyi, geniş görüşü kaybettik artık. Milli devletle, imparatorluğu karıştırmayın. İmparatorluğun şartları bambaşkadır. İmparatorluklar, her zaman geniş görüşlü olmak zorundadır. Modern devlet de öyle olmak zorundadır ama biz daha geçiş dönemindeyiz.

Kitabın bir bölümü bahnamelere (cinsel içerikli kitap) ayrılmış. Bahnamelerin sayısı belli mi?

- O zaman el yazması olarak vardı, sayıları belli değil. Bahnameler ilk dönem cinsel hijyen kitapları olarak yazılmıştır. İkinci dönemde pozisyon kitabı haline gelmiştir.

CEVDET PAŞA: UTANCIMIZDAN OĞLANLARIMIZI SAKLADIK

Osmanlı’da muzır kavramı ne zaman yerleşmiş?

- Devlet işine geldiğinde serbest bırakır, işine gelmediğinde sansürler. Ama Tanzimat sonrası Avrupa kanunlarının etkisiyle ‘Aman Batı’ya ayıp olmasın’ diye sansür var. Tarihçi Cevdet Paşa, ‘Tanzimata kadar delikanlılarımızla gül gibi geçinip gidiyorduk. Tanzimatta kadın modası başladı. Utancımızdan oğlanlarımızı evlerimizde saklamaya başladık’ demiştir.

Kitabı yazarken en cüretkár bulduğunuz metinler neydi?

- Dafiu’l-Gumum ve Rafiu’l-Humûm’ (Gamları Defeden ve Kaygıları Kaldıran Kitap) en realist, açık metinlerdir. Yazan da bir kadıdır. O metinlerden çok az şey nakledebildim. Hepsini en açık şekilde yazmış. Bu metinlerden edebiyat fakülteleri kaçıyor, utanıyor. Kamasutra’yı incelerler ama Evlileri İrşad Kitabı’ndaki cinsel ilişki dualarını yahut delikanlı baldırına gazel yazan Fazıl-ı Enderuni’yi incelemezler. Yahu bu senin kültürün al tez yap! Yok, kaçıyorlar.

Osmanlı’nın seks kültürü, Hintlilerin Kamasutra’sından, Arapların Kokulu Bahçesi’nden daha mı aşağıdadır?

- Bahnameler ticari kitaplardır. Diğerleri bir edebiyat türüdür, sanattır. Biz de biraz da İran etkisi vardır. Pozisyon kitabı olarak diğerlerinden daha aşağıdadır ama, şiirde açıklık olarak çok daha üstündür.

HANEDAN’DAN BELGE RİCA EDİYORUM SAĞOLSUNLAR LÜTFEDİYORLAR

Herkes sizin Osmanlı ile ilgili bu kadar belgeyi nereden bulduğunuzu merak ediyor. Kaç yaşından beri belge topluyorsunuz?

-
İlk gençlik yıllarımdan beri ilgilendiğim konularla ilgili belge topluyorum. Sadece çalışacağım konuyu toplarım, yoksa koleksiyon yapmam, eskicilikten nefret ederim.

Peki Osmanlı Hanedanı’nın mensupları niçin sadece size belge veriyor o zaman? Niçin üniversite ya da tarih kurumlarına vermiyorlar?

- Ailenin hepsi bana belge vermiyor ki, bazıları veriyor. Aile bütün evrakı bana veriyor diye bir şey de yok. Yazdığım bazı konularda ricada bulunuyorum, konuların doğru bir şekilde çıkması için sağolsunlar lütfediyorlar. Dışarıda önemli bir devlet adamı öldüğü vakit bütün evrakı olduğu gibi alınır, enstitüye, üniversiteye verilir. Bizde o adet yok. Çünkü Osmanlı devlet adamının cumhuriyetle problemi olmuştur. Cumhuriyetin devlet adamının bile cumhuriyet ile problemi olmuştur. Bu yüzden bizde belge imha edilmiyor ama belge saklanıyor. Ben toprağa gömülü evrak aldığımı biliyorum.

Son zamanlarda yaptığınız yayınlar arasında en çok konuşalanı Talat Paşa’nın evrakı oldu. Bu sadece bir yazı dizisi olarak mı kalacak?

- Talat Paşa’nın evrakını kitap olarak çıkaracağım. İsmi, ‘Talat Paşa 1915 Olayları ve İttihad Terakki Belgeleri’. İttihad Terakki’inin aşk mektuplarından tutun, siyasi yazışmalara kadar özel yazışmalarını yayınlayacağım.

Halil Hoca ve İlber Hoca iyi tarihçilerdir yenilerden de Erhan Afyoncu var

Osmanlıca’yı kimsenin bilmemesinden şikayet ediyorsunuz.

- Osmanlıca’yı bildiğini zanneden entellektüel geçinen solcu kesim, önce Yunan Roma kültürüne merak sardı, sonra halk kültürü modasına... Duvarlarına çorap, tırmık, don falan astılar. Onları kesmedi, şimdi de Osmanlı kültürüne merak sardılar. Osmanlıca bildiğini zannediyorlar, bir şey bilmiyorlar. Osmanlı, konuşurken bizim konuştuğumuz gibi konuşuyordu ama resmi yazışmalarda başka yazıyordu. Osmanlıcayı bütün olarak bilenlerin sayısı çok az.

Siz Osmanlıca’yı nasıl öğrendiniz?

- Küçüklüğümden beri etrafımda hep eski Türkçe yazılırdı. Osmanlı kültür çevresinin içinde büyüdüm.

Sizce şu anda en iyi tarihçiler kimlerdir?

- Halil Hoca (İnalcık) ve İlber Hoca (Ortaylı) çok iyi hocalardır. Tarih mukayeseli bir bilimdir. Doğu’yu da, Batı’yı da bilecek. Bugün bizde iki tür tarihçi var. Biri İstanbul Üniversitesi’nin klasik ekolüdür. Bunlar Osmanlıca’yı okurlar ama geniş düşünemez, yorumlarına giremezler. Bir de Boğaziçi ekolü vardır. Bunlar Osmanlıca bilmezler, Batı kaynaklarını alır onu yorumlamaya kalkarlar. Mukayeseli tarih bilen azdır. Ama şimdi gençlerden çıkıyor, meselá Erhan Afyoncu bunlardan biridir.

SALTANAT KURAN KADINLAR BIKTIRMIŞLARDI

Osmanlı’da i... olan padişah yoktur. Haremde yetişiyor, i... olur mu hiç? Biseksüel eğilimleri olduysa, bunun sebebi de kadınları sevmemelerinden ya da korktukları değil, kadınlardan bıkmış olmaları. Osmanlı’da kadınlar saltanatı vardı, padişahlar kadınların isteklerinden bıkıp usanıyordu. Ayrıca eşcinsel ilişki deyince erkeğin erkekle ilişkisi akla geliyor sadece. Kadınlarda da eşcinsel ilişki vardı. Erkekler hakkında yazılıp çizilenler daha fazla olduğu için en çok onları biliyoruz. Tek fark, kadınların dünyası daha kapalı, yazılı metin sayısı çok.

Şermin SARIBAŞ - HÜRRİYET

    Hakkımızda/Künye
    • Sahibi : İntervizyon Prodüksüyon Organizasyon San.Tic.Ltd.Şti.
    • Kuruluş : 21 Mart 2001
    • Genel Yayın Yönetmeni :Metin ÖZER
    • Editörler
    • Necmi Kurucu
    • Melek Baritoğlu
    2002’den Gümüze Kesintisiz Yayın.
    Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.