''TESBİH SALLANMAZ, ONUNLA MEŞK EDİLİR''

15.11.2011 - 16:16

Türk erkeğinin büyük değer verdiği aksesuarların başında gelen, altın ve gümüşün yanı sıra fildişi, deniz kaplumbağası kabuğu, sedef, kehribar, lüle taşı ve abanoz gibi maddelerden yapılan mücevher değerindeki tesbihlerin ham maddeleri GÜney Amerika ve Baltık Denizi'nden geliyor.

İSTANBUL - Baba mesleği tesbih sanatını devam ettiren İbrahim Özgen, işçilik süresi, zaman zaman bir haftadan bir aya kadar uzayan tesbihler için ''Elde sallanmaz, meşk edeceksiniz. Çekerken ona verilen emeğe saygı göstereceksiniz'' dedi.
Tesbih ustası İbrahim Özgen, 2003 yılında vefat eden babasının tesbih sanatına gönül veren bir insan olduğunu belirterek, ''Babam Yusuf usta, bu sanatta çığır açmış biri olarak isim yapmıştır. Babamın yarım kalan tesbihleri var. Onları saklıyorum. Babam işlenmez denilen malzemeleri işleyerek, tesbih yapıyordu'' dedi.
Babasının yanında küçük yaşlardan itibaren tespih sanatıyla ilgilendiğini, babasının eğitiminden geçtiğini ifade eden Özgen, 1989 yılından beri de profesyonel anlamda tesbih yapımından gelir ederek, geçimini sağladığını kaydetti.
Özgen, günümüzdeki birçok ustanın babasının yolundan gittiğini, ancak her ustanın farklı tarzı bulunduğunu belirtti.
Tesbihte kullanılan malzemenin önemli olduğunu anlatan Özgen, bazı malzemeleri biriktirmenin yıllar aldığını, bu yüzden insanların renk tercihinden çok malzemeye ve kalitesine dikkat ettiğini kaydetti.
Kendisinin klasik tarzda tesbihler yaptığını dile getiren Özgen, ''Hayvansal malzemeler kullanıyorum. Ancak bunlar kesinlikle hayvanların öldürülmesiyle alakalı malzemeler değil, eski zamanlardan kalmış, bazı unutulmaya yüz tutmuş, tozlu depolardan çıkmış malzemeler. Örneğin, fildişinden yapılmış bir takunyadan tesbih yaptık. Günümüzde ham madde olarak ağaç grubu dediğimiz kehribar, yılan ağacı, kuka... Kukanın tespih kültüründe çok özel bir yeri var. Osmanlı döneminden 1990'lı yıllara kadar ham maddesi neye benzediği bilinmeyen bir maddeydi. 1990 yılında eski bir sandıktan 2 tane numune ceviz çıktı. Bunu babam kesip baktığında, kukanın ham maddesi olduğunu anladık'' şeklinde konuştu.

-''99'luk da kuka gelir akla''-

Kukanın ham maddesini 1995 yılında bulduklarını aktaran Özgen, şunları söyledi:
''Babam, yaklaşık 15 sene kuka malzemesini bulmak için, Elazığ'daki gayrimenkullerimizi sattı. O zaman, dünya elimizin altında değildi. Babamla, malzemelerle ilgili bilgi almak için, kütüphane kütüphane gezerdik. Devamlı araştırmalar yapardık. O tip araştırmalar sonucunda, kukanın, Güney Amerika'da, insan hayatının olmadığı, ormanlık alanda, palmiye türü bir ağacın cevizi olduğunu öğrendik. Bitkisel bir malzemedir. O nedenle bunun işlenmesi, parlaklığı farklıdır. Ağaç gibi olmaz. Ağaçta, bir matlık vardır, bir hafiflik vardır. Osmanlı döneminde, bunun gemilerle getirildiği tahmin ediliyor. İçinde bir badem vardır. Hindistan cevizinin çok daha yağlısı. Bazı hastalıkların tedavisinde de kullanıldığı söyleniyor. Osmanlı döneminden önce de yapılmış kuka tesbihlerinin olduğu söyleniyor. Tesbihe gönül veren insanların, kukanın manevi değeri vardır. 99'luk tesbihte, özellikle kukanın verdiği bazı başka bir tespihin vereceğini sanmıyorum. Bütün koleksiyonerlerin de fikri budur. 99 dendiği zaman kuka gelir akla.''

-''Bağ tespih malzemesi, 5-10 senede birikebiliyor''-

İbrahim Özgen, şu anda kukanın hem ihracatının hem de ithalatının yapıldığını, birçok malzemede ham madde olarak kullanıldığını, tesbih malzemesi açısından ucuz olduğunu bildirdi.
Tesbih yapımında bağ denilen bir malzemenin de kullanıldığını anlatan Özgen, ''Bu malzeme, kaplumbağa kabuğunun üzerindeki zardır. 100 yılı devirmiş olan kaplumbağaların kabuğunun zarı. Taze hayvansal bir malzeme kullanmıyoruz. Geçmişte saray restorasyonlarında, müzik aletlerinde, hat sanatlarında kullanılmış eski malzemelerden elde ediyoruz. Bağ tespih malzemesi, 5-10 senede birikebiliyor. O malzemeden buldukça topluyoruz. Rengi uyumlu olan yerleri topluyorsunuz. Bağ pahalı bir malzeme. Çünkü parayla elde edilebilecek bir malzeme değil. 33'lük tespihte bağ tercih edilir. Ürettiğimiz bazı tesbihlerin fiyatı, verilen emek ve kullanılan malzemeden dolayı mücevher değerinde'' ifadelerini kullandı.

-''Tesbih sallanmaz, meşk edeceksiniz''-

Tesbih ustası Özgen, kehribar malzemesinin, Baltık Denizi kıyılarından çıktığını, Ukrayna, Rusya, Romanya, Polonya'dan geldiğini kaydetti.
Herkese tesbih yapmadığını vurgulayan Özgen, sözlerini şöyle tamamladı:
''Ben çocukluğumdan beri, 'Biz boncukçu değiliz' diyordum. Bu yaşlara geldik, hala aynı şeyi savunuyorum. Bu işin bir sanatsal değeri var. Büyük bir emek söz konusu. Bu sanata, bu emeğe, bu çektiğimiz çileye değer verecek insanlara tesbih yapıyorum. Zaten benim müşterim yok, dostlarım var. Normalde de bu insanlar, dost meclisine 1 sene de girebiliyorlar. Uygun tesbih yapabilmem için, karşımdaki insanı tanımam gerekiyor. Çünkü, o tesbihi torununa, çocuğuna bırakacak. Biz, günde 3 tesbih çıkartmıyoruz. Bir tespihin işçiliği, bazen bir hafta bazen 1 ay sürüyor. Tesbih, yıllarca yanlış algılandı. Kabadayılık göstergesi gibi bakılmış. Tesbih elde sallanmaz, meşk edeceksiniz. Çekerken ona verilen emeğe saygı göstereceksiniz. Şu anda tesbihe verilen önem biraz daha iyi. Tesbihin başka bir boyutu da olduğunu bilen, öğrenmek isteyen insanlar var. Yeni nesil daha bilinçli. Öğrenmek için çaba sarf ediyor.''

Yorumları Oku (5)
Yorum Yaz
Gönderilen yorumlardan sadece yorum sahibi sorumludur. Yasal yaptırımlar nedeniyle yorum sahiplerinin IP adresleri kaydedilmektedir. Lütfen gönderdiğiniz yorumların içeriklerine dikkat ediniz.
  • xxxl 34
    1.3.2010

    alex çok iyi futbolcu,ama fenerin futbolcusu değil artık.seyredin bakın bu takımda ençok çalışan guiza,emre alex bunların yürüdüğü kadar bile koşmuyor.evet topu çok iyi biliyor ama bir top kaçırırken topu saklarken görmedim ayağında 10 saniye top tutmuyor.artık alex için koşacak futbolcular olmalı alexte koşmasın ama hızlı hızlı yürüsün.bir takım ortasahada yoksa o maçı kazanmak şansa kalıyor.ortasahada emre yetmiyor 60. dk dan sonra düşüşe geçiyor.bu takımın büyük revizyondan geçmesi lazım.bilica görevini yapsın eğer fırsatını bulursa extra işlere kalkışsın oda takım farklı galipse,gökhan son maçlarda bal yapmayan arı boşuna çabalama boşuna koşturmaca,biraz şarja oyundan dağılıp gidiyor toplanması için 15 dk. gerekiyor.takım halinde kötüyüz birde hakemler art niyetli,kahraman olmak gündemde kalmak için fenerle istendiği gibi oynuyorlar,feneri yıpratmak için özel istekte bulunanların ricaları kırılmıyor.topun olduğu pozisyonlarda görülmeyen hareketlere kart gösterilmediğinde bakın fener hakemlerle nasıl oynuyor diyorlarifenerin lehine bir pozisyonuda açıklamak mümkün değil hemen aziz başkan suçlanıyor.aziz başkan konuşunca hakemler kasten yapıyor diyorlar.bu hakemler maçmı yönetiyor yoksa intikam tuğayı gibimi çalışıyorlar.ne yazarsak yazalı hiçbirşey değişmeyeceği gibi devamlı zarar gören fenerbahçedir.

  • Afilli_delikanlı
    1.3.2010

    Bu başkan bu Daum ve Alex beni takımımdan soğuttu walla, 2 yıldır maç izlemiyorum derbi ve Avrupa hariç, taki bunlar gidene kadar boyle acemice takım yönetilmez sırf egosu yuzunden takımı düşünmeden zico yu göndrdi o gun bu gun herşey allak bullak oldu resmen ,,

  • 1.3.2010

    tek suçlu senelerdir tesisleşme dışında SPORDA bir türlü doğruyu bulamayan YÖNETİMDİR dedilerde inanmadık daumun ne işi var deniz ali bilgin vederson BİLİCA selçuk bekirin ne suçu var kapasiteleri bu kadar transfere ihtiyaç toktu öylemi?al sana durum ortada AYKUT EFENDİ!!

  • 1.3.2010

    En üst yönetiminden oyuncularına kadar hepsi böyle davranmaya oynamaya devam etsinler.Artık fenerli değiliz.

  • Şahinim diyor ki,
    1.3.2010

    Koca Rıdvana lafım yok.Lefteri,Can'ı,İsfendiyar,Suat mamat,Şeref,Basri.,İsmail Kurt,K.Ahmet ,B.Ahmet,Baba Recebi seyretmiş sırılsıklam bir fenerliyim,mağlubiyetinde yiyemiyor,uyuyamıyorum....ya o fenerin yıldızları taransfer zamanı yapmadıkları kalmaz ya sonrası....eskiden haftada iki maç oynanıyordu hemde toprak sahalarda,şimdi bir hafta dinleniyorda 90 dakkayı çıkaramıyorlar.Bu yazıyı Fener sitesine yazmak isterdim,o futbolcuların oyun sırasındaki hallerini,adam marke edilirken adamın neresinde durulacağını bilmezler,kornerlerde kalecini sağını solunu tutarak kaleyi korumada yardımcı olmayı bilmiyorlar,ya kaleci....telefon direği gibi bekliyor koşmak sıçramak topu yumruklkayıp uzaklaştırma becerisi yok bilmiyorsan smoviçin maçlarını seyret,takım hücuma kalkıyor hemde yıldız oyuncu topu kaptırıyor,gole giderken gol yeniyor,hatasından zerre kadar sıkılmıyor,utanmıyor.Rıdvanla ilgili bir yazı belki fenerli bir idareci görür bu yazıyı.Allah aşkına bu dökülen futbolcular....kaleci dahil..sıkıştımı rakibe çekinmeden taban çıkan yıldızlar....neden sizi korusunlar ki..örnek olmuyorsunuz yüzde bin gol olacak pas vermiyorsun,kendin de atamıyorsun...hiç utanıyormusun,taraftarında ne kadar üzüldüğünü bilebiliyormusun,takım oyunu oynamayanı takımda niye tutarlar,sıkışmadıkça pas vermeyeni,sahada mafya babası gibi davranan,koca fenerin oyuncusu el kol çekerek mi top oynar,böyle kalitesi düşüklerin bu takımda işi ne,niye kart görecekleri halde hakeme dayılanır itiraz ederler,tekme atıp o büyük takımın oyuncusuna yakışmayacak davranışlar yapıp kırmızı kartı basitçecik adeta istercesine görür takımı eksik bırakırlar,bunlar bu çirkin hareketlerden dolayı kırmızı kart görüp takımı zayıflatıyorlar kötü sonuç alınmasına sebep oluyorlar,biri bu olumsuz davranışları onlara anlatıyormu yada ben nasıl oynadım diye maç sırasında neler yaptığını merak edip seyreden var mı,veyahut antranör hepsini toplayıp hataları, bu hatalarının sebep olduğu olumsuzlukları anlatıyor mu...bu fenerde hiç hatalar düzelmiyor giderek kazmalıklar artıyor,yöneticiler bunları yapamıyorsa psikolog tutsunlar,mahalle takımı gibi oynamalarından biktık,artık feneri, çirkinliklerinden dolayı savunamıyoruzi,insafa gelin..oynamayacaksanız gidin kendinize güveniniz yok ne işiniz var bu takımda.Kendinize gelin.

              Hakkımızda/Künye
              • Sahibi : İntervizyon Prodüksüyon Organizasyon San.Tic.Ltd.Şti.
              • Kuruluş : 21 Mart 2001
              • Genel Yayın Yönetmeni :Metin ÖZER
              • Editörler
              • Necmi Kurucu
              • Melek Baritoğlu
              2002’den Gümüze Kesintisiz Yayın.
              Haber Vitrini’nde yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.