Gündem
  • 30.9.2014 23:04

Hanefi Avcı o kasetleri izletti

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, bazı yargı mensuplarının suç işlediklerini belirterek, “Ancak bunlara bakacak makam olan HSYK da harekete geçmiyor” dedi. Avcı, evinde yapılan arama görüntülerini basın mensuplarına izlettirerek, yapılan usulsüzlükleri anlattı.

Devrimci Karargah ve Oda TV davalarından tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, makam odasında dinleme kasetlerinin bulunduğu iddialarına, Taksim'de bir otelde düzenlediği basın toplantısı ile yanıt verdi.

Tutuklanmasına neden olan kasetlerle ilgili delillerin karartıldığını öne süren Avcı, Aramada elde edilen kasetler üzerinde usule ve hukuka uygun olmayan bir teknik inceleme yapılmış, üzerinde bana ait ne parmak ne de vücut izi bulunmamıştır dedi. Avcı ayrıca, kasetlerin, Emniyet içindeki parelel yapı ya da cemaat mensubu olan bazıları tutuklu olan polislerce Eskişehir'deki bir kişiye verildiğini söyledi.
 
GÜNLERCE ORADA KALAN ÇANTA NASIL OLUYOR DA TEMİZ KALABİLİYOR
 
Tutuklanmasına neden olan kasetlerin ortaya çıkarılış şekline ilişkin polis görüntülerini gazetecilere izleten Hanefi Avcı, 'Bu kasetler benim olsa idi, yanında arşivler, kayıtlar, kişilerin KOM ve Terör Kayıtları ile HTS raporlarının da bulunması gerekirdi. Odada 2 tane çelik kasa olmasına karşın kasetlerin bulunduğu çanta dolabın üzerinde çıkıyor. Çantaya baktığınız zaman temiz olduğunu ve sadece çekerken sürtünmeden oluşan tozu görüyoruz. Peki, günlerce orada olan bir çanta nasıl oluyor da temiz olarak kalabiliyor diye sordu.
 
NE BİR PARMAK İZİM NE DE VÜCUT İZİM ORTAYA ÇIKTI
 
Hanefi Avcı, çantanın içindeki kasetlerin çıplak Elle kontrol edildiğini ve üzerindeki şeffaf naylonların yırtılarak atıldığını belirterek, 'Eğer o naylonlar yırtılmamış olsa ve evraklar imha edilmemiş olsaydı, üzerindeki parmak izleri tespit edilebilirdi. Buldukları iddia edilen kaset ve dosyada ne bir parmak izim ne de vücut izim ortaya çıktı dedi.
 
EĞER BANA AİT OLSA O DÖNEM YAPILAN OLAYLARLA İLGİLİ SES KAYDI OLURDU
 
Söz konusu kasetlerin, görev yaptığı dönemi ve illeri kapsamadığını anlatan Avcı, '2003-2005 yılları KOM Daire Başkanı olduğum dönemde, Enerji, Botaş, Neşter, Mafya vs. birçok operasyonu yönettim. Orada kamuoyunu ilgilendiren siyasetçi, bürokrat vs. dinlemeleri dosyada olmasına rağmen, onlara ait hiçbir ses kaydı burada yoktur. 2005-2009 yıllarında Kapıkule Operasyonu vs. tahkikatların yapıldığı tarihlerde Edirne Emniyet Müdürlüğü yaptım. Bu konuşmalardan hiçbiri o dönemlere ait değildir. Eğer bana ait olsa, o dönem yapılan olaylarla ilgili ses kaydı olurdu dedi.
 
Avcı, yaşanan çelişkileri özetle şöyle dile getirdi
 
'Aramada bulunan 24 adet kaset, orijinal çanta ile birlikte alınıp getirilmesi gerekir iken, çanta yerinde bırakılmış, kasetler ayrı bir zarfa konularak paketlenmiştir. Çanta bilahare özel kalem görevlilerince savcılığa teslim edilmiştir. Bu kasetlerin önemli olduğu, diğer materyallerin önemsiz olduğu nasıl belirlenmiş de, yalnız bu kasetler için özel zarfa konup paraf edilmiş, diğer eşyalara bu işlem yapılmamıştır'
 
1986 YILINDAN BERİ BİLGİSAYARIM VAR
 
'Arama yapılırken çekilen video ve fotoğraflardan görüleceği üzere, ne evimde ne de işyerimde kasetçalar yoktur. O zaman 24 kaseti ne ile dinleyeceğim 1986 yılından beri bilgisayarım var ve basit düzeyde programcılık yapacak düzeyde bilgisayar teknolojisini bilirim. 14-15 yıl 24 kasetle il il gezdiğimin kabulü, normal hayat tecrübesine ve orta zekalı insan davranışına göre mümkün değildir. Eğer benim olsa idi, ya bir CD ya da USB bellekte taşımam gerekirdi.
 
GÖREVLİLER YÜZÜNÜ GİZLEMEYE ÇALIŞTI
 
'Eskişehir'den ayrılırken resmi kullandığım bilgisayarların disklerini bile değiştirdim. 28 gün boyunca giren çıkan hiçkimsenin bu çanta neyin nesi diye bakmamış olması makul değildir. Dört adet kasetin içeriğinin boş veya duyulamayacak kadar kısık ses olduğu Cumhuriyet Savcılığı tarafından belirtildiğine göre, 14-15 yıldır 4 boş kaseti taşıdığım düşünülemez. Arama esnasında bir kısım görevlilerin sürekli kameralardan kaçtığı ve bir şekilde yüzünü gizlemeye çalıştığı tesadüf olamaz.
 
SAVCIYI ŞİKAYET ETTİK, SES ÇIKMADI
 
Sahte deliller ve dinleme yapanların ortaya çıkarılmasını ve yargı önüne çıkarılmasını istediğini anlatan Hanefi Avcı, 'Bu kişiler yargı önüne çıkarılmalı ve mağduriyeti olanların mağduriyetleri giderilmeli. Davanın savcısı Kadir Altınışık hakkında HSYK'ya şikayette bulunduk ama ses çıkmadı. Önümüzdeki HSYK seçimleri çok önemli. Bu seçimlerde tarafsız ve bağımsız kişiler olmalı. HSYK bazı yargıç ve savcılar için ceza vermemek için uğraşıyor. Hiç değilse şikayetimizi incelesinler. Ben 15 yıl ceza aldım, hala şikayetimiz hakkında adım atılmadı. Bu durum Türkiye'de hukuk sistemine güveni azaltıyor. HSYK görev ve sorumluluklarını yerine getirmez ise gelecek daha da sıkıntılı olacak dedi.
 
“KASETLER İSTANBUL EMNİYETİNDEN”
 
Yaşan yasadışı dinlemelerin sadece Eskişehir’de olan bir olay olmadığını ifade eden Eski Emniyet Müdürü Avcı, “Tüm Türkiye illerinde bu var. Yani hoşa gitmeyen insanlar görevden nasıl uzaklaştırılıyor. Önce insanların etrafları belirleniyor. O insanların etrafındaki ilişkileri dinleniyor, izleniyor, takip ediliyor, fotoğraflanıyor. Sonra bunlar bir ihbar mektubuna dönüştürülerek başka yerdeki mekanizmalar çalıştırılıyor. Bunun belkide en büyüğünü İzmir’deki casusluk davasında görüyorsunuz ve orada tüm Türkiye’deki herkes hakkında bir hile yapılıyor. Sonra biz yeni bilgiler elde ettik. Bu yeni bilgilere göre bu kasetler İstanbul emniyetinde çalışan şu anda bir kısmı tutuklu olan paralel yapı veya cemaat mensubu denilen emniyet mensupları tarafından kasetlerin temin edildiği Eskişehir’deki o  görevliye verildiği, o görevlice oraya konulduğunu öğrendik. Bu konu araştırma safhasında bununla ilgili daha ciddi sağlam delillerde bulunacak. Yani o kasetler İstanbul’a gitti ve İstanbul’da istihbaratın içerisinde bulunan insanlar tarafından verildi. Hatta bir kısmı Ankara’dan getirildi verildiği ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu. 
 
Hukuk düzeninin kendi kendini tamir edebileceğini kaydeden Avcı, “Polisler hata yapabilir, ama üstlerindeki amirleri veya savcılar buna müdahil olarak gereğini yaparlar. Savcılar ve Yargıçlar hata yapabilir, suç işleyebilir. HSYK müdahale eder veya Yargıtay onları hatadan döndürür. Bizim şu anda sorunumuz bu; bir takım yargı mensupları suç işliyor veya hukuksuz hareket ediyor veya en azından bu iddiada bulunuyoruz. Ama bunlara bakacak makam çalışmıyor. HSYK harekete geçmiyor. Onun için diyoruz ki bu HSYK seçimleri çok önemli tarafsız ve bağımsız kişilerin orada olması lazım. Bugün benim veya bana benzeyen yüzlerce insan şikayet ediyor. HSYK’ya diyor ki; ‘biz şikayetçiyiz bu yargı mensupları görevlerini yapmadılar’. Bakın çok samimi söylüyorum; 2, 3 yıl geçiyor tahkikat etmiyor, bakmıyorlar. Temennide bulunuyorum. Diyorum ki Türkiye’deki yargı mensuplarının büyük çoğunluğu düzgün tarafsız insanlardır öyle görev yapmak istiyorlardır. Vicdanlarına göre hareket ederek tarafsız bağımsız kalacak insanları seçsinler. HSYK gerçekte görevini yapsın ve yargı yerine otursun. Yoksa bu ülke ciddi sıkıntılara kalacak diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı. 

 

İLGİLİ HABERLER