Gündem
  • 1.5.2021 21:21

Hangi ibadet ahirette neye karşılıktır?.. Oruçlular cennete Reyyan kapısından girer

HANGİ İBADET AHİRETTE NEYE KARŞILIKTIR?
ORUÇ TUTAN CENNETE REYYAN KAPISINDAN GİRER

Allahü teala’nın buyurduğu bütün emir ve yasakları kulunun hayrınadır.
Aynı şekilde ibadetleri de kulunun iyiliği içindir.
Allahü teala’nın ibadetlerimize ihtiyacı yoktur.
O, İzzet, Celâl, Kudret, Kemâl, İnâm ve İfdâl sâhibidir.
O birdir, Samed'dir (Her yaratığın muhtaç bulunduğu eksiksiz bir mâbûddur).
Sonuç olarak o ibadetlere biz muhtacız.
Her ibadet kula bir yük değil, Allah’ın ihsanı ve lütfudur.
Şanı Büyük Yüce Allah her ibadeti, kuluna iki yönlü fayda olarak ihsan etmiştir.

Bu faydalar; dünya ve ahiret hayatında ayrı ayrı zuhur eder
Dolayısı ile yaptığımız her ibadetin hem bu dünyada hem de ahirette farklı farklı karşılığı vardır.
Bu mana icabı misal odur k;
Mesela namaz..
Namaz dinin direğidir.
Dünya hayatında namaz temizliğe sebep olur. Aynı şekilde vücudun çalışmasına eklem yerlerinin hareketini sağlar. Kısaca vücudu temiz ve dinç tutar.
Namaz ahiret hayatında ise kişiyi cennete girdirir.
Oruç; dünya hayatında bir sene boyunca çalışan organlara dinlenme fırsatı verir. Bu sayede pek çok hastalık ve arazdan korunduğu zaten bilimsel olarak da ispatlıdır.
Orucun aslı; kalbi tok, vücudu aç bırakmaktır.

Kalp tokluğu; kalbe Allah’tan başka bir şey koymamaktır.
Her türlü şehveti kalpten uzaklaştırıp orada sadece Allah sevgisi ve korkusunun bulunmasıdır.
Böyle yapıldığında oruç hakiki manada oruç olur.
Kalbi tok tutmadan, kalbindeki şehvetleri kovmadan tutulan oruç, oruç değil diyet yapmak olur.
Kalp tokluğuyla tutulan Oruç; ahiret hayatında Müminleri Cehennemden uzaklaştırır.
Ebû Hüreyre Radıyallahü anh’dan rivâyete göre, Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: 
- Rabbiniz buyuruyor ki; Her iyiliğe on katından başlayarak yedi yüz katına kadar sevap yazılır.
Oruç ise böyle bir değerlendirmeye tabi olmayıp onun mükâfatı bana ait olup onu ben mükâfatlandıracağım.

Her iyiliğin sevabını bildirdiği halde verdiği hâlde, orucun sevabı için, (Ben veririm)” buyurmasının hikmeti vardır. Yeryüzünün tamamı Allahü teâlânın mülkü olduğu hâlde, Kâbe’ye (Beytullah) yani (Allah’ın evi) denmesi, ona şeref vermek içindir. (Oruç bana mahsustur) demekle de ona özel bir şeref vermiştir. Oruç tutana verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun durumuna göre, çok sevab verilecektir.
Oruç ateşe karşı koruyucu bir kalkandır.
Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.
Bilgisiz biri siz oruçlu iken size sataşırsa ben oruçluyum desin başka cevap vermesin.

Oruç, eti eritir ve Cehennem ateşinden uzaklaştırır.
Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hatırına gelmeyen nimetler, ancak oruç tutana nasip olur.

Başkaları oruç yerken oruç tutmak daha sevabdır.
Hadis-i şerifte, (Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyince, melekler oruçluya dua eder) buyuruldu.
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur.
Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır.
Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır.

Bu aya ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.
[İ. Mansur]
Sehl b. Sa’d (Radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (Aleyhisselatü vesselam) şöyle buyurmuştur: 
- Cennet’te Reyyan denilen bir kapı vardır. Oruç tutanlardan o kapıdan çağrılacaklardır. Kim gerçekten oruç tutanlardan ise o kapıdan Cennete girecektir. Kim de, o kapıdan girerse ebedi olarak susuzluk çekmeyecektir.
Oruçlunun iki sevinç zamanı vardır; Birincisi iftar ettiği an diğeri Cennet’te Rabbiyle karşılaştığı andır.” 

Ümmet-i Muhammed’den önceki ümmetlere oruç yılda 6 ay idi. Davud Aleyhisselam bütün oruçlarını tam ve eksiksiz tutmuştu.
Rasûlullah Efendimiz bunu şöyle anlattı; “En değerli oruç kardeşim Dâvûd’un orucudur. Bir gün oruç tutar bir gün yerdi. Düşmanla karşı karşıya geldiğinde ise kaçmazdı.” (Buhârî, Savm: 58; Müslim, Sıyam: 35)
Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem)) şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda savaş yaparken kim bir gün oruç tutarsa Allah o kimseyi Cehennem ’den yetmiş yıl uzaklaştırır.” 
(Râvîlerden biri yetmiş yıl derken diğeri kırk yıl demektedir.)
Her kim Allah yolunda savaş yaparken bir gün oruç tutarsa Allah ateşle o kimse arasında yeryüzü ile gökyüzü arası kadar bir hendek meydana getirir.” (Nesâî, Savm: 44)

NAMAZIN ÖNEMI VE DEĞERI
Muâz b. Cebel (Radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah Efendimiz ile bir yolculukta beraberdim yolda yürürken yanına yakın oldum.
“Ey Allah’ın Rasûlü!” Dedim; “Bana öyle bir amel öğret ki beni Cehennem ’den uzaklaştırıp Cennete koysun!” 
Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem.) buyurdular ki: 
- Bana çok büyük bir soru sordun ama bu mesele Allah’ın kolaylaştırdığı kimseler için çok kolaydır. Şöyle ki:
Her konuda ve her zaman kulluğu Allah’a yapar ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazını devamlı ve düzgün kılarsın, zekâtını verir, Ramazan orucunu tutar, haccedersin...” 

Sonra şöyle devam etti:
“Sana hayır yollarını göstereceğim oruç, kalkandır.
Sadaka; suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları siler süpürür.
Kişinin gece kıldığı namazda yine hataları siler süpürür.”

Hazret-i Muâz sonra dedi ki: Rasûlullah Efendimiz, 32 Secde sûresi16-17. ayetini: “Onlar yataklarından geceleri kalkarak korku ve ümid içerisinde Rablerine yalvaranlardır ve kendilerine geçimlik verdiğimiz şeylerden başkalarına harcayandır.
Böyle davranan mü’minlere gelince yaptıklarından dolayı mükâfat olarak öteki dünyada onlara şimdiye kadar gizli kalan göz aydınlığı olarak onlar için nelerin saklanıp bekletildiğini hiç kimse bilip hayal edemez” 
okudu ve şöyle buyurdu: 
“Size bütün işlerin başını, direğini ve en üst noktasını bildireyim mi? 
Bende evet, Ey Allah’ın Rasûlü! Dedim.
Şöyle buyurdu: 
“Her işin başı İslam, yani iradeyi Allah’a teslim etmek demektir. Direği namaz, zirvesi ve üst noktası da cihâd tır.” Sonra şöyle devam etti: “Sana tüm bunların can damarını bildireyim mi?” 
Bende evet Ey Allah’ın Peygamberi dedim.
 “Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Kendi dilini tuttu ve kendi rahatlığın için şunu tut (Dilini tut) buyurdular.” 
Ben de Ey Allah’ın Rasûlü!: Bizler konuşmalarımız yüzünden sorguya çekilecek miyiz? Dedim.
Şöyle dedi: 
Peygamber Efendimiz gülerek; “Anan hasretine yansın Ey Muâz!
İnsanları yüzükoyun ve burunları yerde süründürerek Cehenneme dolduran şey, dillerin kazandığından başkası değildir (dilleri nedeniyle başına gelendir). 

(Müslim, İman: 12; Buhârî, İman: 2)
Zekât dünyada toplumları bir arada tutup zenginlikleri artırır. Ahirette ise kişiyi Mahşerin sıkıntısından korur.
Mahşer meydanında güneş insanların tepesinde olacaktır. Kişilerin verdiği zekâtlar güneş ile başı arasında gölgelik olur.
Verilen sadakalar ise günahların düşmesine ve temizlenmesine sebeptir.
Sonuç itibarıyla Allahü teala kulunun dünyevi ve ahireti kurtuluşu için her şeyi vermiştir.
Asi olan bizler, bu yüce ihsanlardan bile habersiziz.
Rabbim aklımızı başımıza getirtsin.
İdrakımızı arttırıp günahlarımızı af ve mağfired etsin.
Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Âmin. (Mektubat ,1.c. 45.m.)

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER