Medya
  • 2.7.2020 20:36

Hasbıhal-11!.. Öğrenmeyen kafir olur

HASBIHAL -11
ÖĞRENMEYEN KAFİR OLUR

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
Kıyamette herkes, şu dört şeyden soruluncaya kadar yerinden ayrılamaz:
1- Ömrünü nerede tükettin?
2- Gençliğini nerede geçirdin?
3- Malını nerede kazandın, nereye harcadın?
4- İlmin ile ne amel ettin?

Bu dört madde içerisinde en dikkat edilmesi gereken husus, dördüncü maddedir.
Pek çok kişi bu maddeyi tam anlamadığı için Allah muhafaza büyük sıkıntı çekecektir.
İslamiyet şu üç temel üzerine kurulmuştur; İlim, Amel ve İhlas.
İlim; öğrenmektir.
Amel; öğrendiğini uygulamaktır.
İhlas; öğrendiklerini Allah rızası için yapmaktır. Yani ibadetlerini; makam, mevki ve gösteriş için yapmamaktır.

İşte bunları hakkıyla yapan, ilmiyle amel etmiş olur.
Her mümine ilmiyle ameli sorulacağı için; öğrenmek her mümine farz oldu.
Müminin ilk vazifesi;  imanı, farzları, harâmları öğrenmektir. Bunlar öğrenilmedikçe, Müslüman olamaz. Îmân elde tutulamaz.
Müslümanların bilmesi, öğrenmesi lâzım olan bilgilere (Ulûm-i islâmiyye) Müslümanlık bilgileri denir.
Bu bilgilerin kimisini öğrenmek farzdır. Kimisini öğrenmek sünnet, bir kısmını öğrenmek de mubahtır.
İslâm bilgileri, başlıca iki büyük kısma ayrılır:
Birincisi Ulûm-i nakliyye’dir. Bunlara Din bilgileri de denir.
Ehl-i sünnet âlimleri, bu bilgileri; Eshâb-ı kirâmdan, Onlar da Resûlullahdan öğrendiler.
Din bilgileri de kendi arasında ikiye ayrılır: Zahirî ilimler ve bâtıni ilimler.
Zahiri ilimlere; Îmân bilgileri ve Fıkh bilgileri veya Ahkâm-ı islâmiyye, 
Batını ilimlere; Tasavvuf bilgileri veya Ma’rifet denir.
Îmân bilgileri ve ahkâm-ı islâmiyye bilgileri; Mürşitlerden, akait ve fıkh kitaplarından öğrenilir.
Ma’rifet ilmi ise öğrenilmez kalplere gelir.
Marifet ilmi; Mürşitlerin kalplerinden akar. Müritlere feyz olarak gelir.
İslâm bilgilerinin ikinci kısmı Ulûm-i akliyye’dir.
Ulûm-i akliyye, matematik, mantık ve tecribî bilgilerdir. Bunlar, his organları ile duyularak, akil ile incelenerek, tecrübe ve hesap edilerek elde edilir.
Bu bilgiler, din bilgilerinin anlaşılmasına ve onların tatbik edilmesine yardımcıdırlar. Bu bakımdan lüzumludur.
Bunlar, zamanla artar, değişir, ilerler.
Bugün bütün dünyada, gerek imanı ve küfrü tanımakta, gerekse ibâdetleri doğru yapmakta, câhillik özür değildir. Bilmemek bahane değildir.
Meşhur olan din bilgilerini bilmediği için aldanan, bilmiyordum bahanesiyle Cehennemden kurtulamayacaktır.
Allahü teâlâ, bugün, dinini dünyanın her tarafına duyurmuş, imanı, halâli, harâmı, farzları, güzel ahlâkı öğrenmek pek kolaylaşmıştır.
Bunları, lüzumu kadar öğrenmek farzdır. Öğrenmeyip cahil kalan farzı terk etmiş olur. Öğrenmeğe lüzum görmeyen, ehemmiyet vermeyen kâfir olur.
İşte bu hüküm pek çok kimsenin imanının yok edecek bir hükümdür.
Öğrenmek farz olduğu için; öğrenmemek günahtır.
Öğrenmemekte devam etmek günahta ısrar olur ki o da büyük günahtır.
Buna rağmen tövbe etmeyip yine öğrenmez ise; işte o zaman büyük günahta ısrar etmiş olur ki, o zaman da dinden çıkar.

Bir durum daha var.
Öğrenmemeye ehemmiyet vermeyen de kâfir olur. Çünkü Cenab-ı Hakk’ın emrini önemsememek küfürdür.
Sonuç itibarıyla; mutlaka öğrenmelidir.
Aman kardeşim.
Allah rızası için hem kendinize hem ailenize ve hem de çevrenize bu hususun önemini anlatın.

Müslüman yerinde saymaz. Müslüman hep yeni şeyler öğrenir.
Müslümanın öğrenmesi üzerine vazifedir.
Öğrenilen her yeni şey, yeni bir mesuliyet getirir.
İlim, amelle yapışık kardeştir. Birisi olmadan diğeri olmaz. Dolayısıyla öğrendiklerini de yapman lazımdır. Onu da ihlas ile yani Allah rızası için yapman icap eder.
İlim ancak doğru âlimden öğrenilir.
Hakiki âlim, ehl-i sünnete uygun ilim öğreten kimsedir.
Ehl-i sünnet âlimleri;  ilimlerini aklıyla değil, kalbiyle aktarır.
Din ilmi zaten okuyarak değil, kalbe gelerek öğrenilir.
Göz ile okuyarak aklına gelene bilim, Kulak ile dinleyerek kalbine gelene ilim denir.
Bugün İslam’ın en büyük meselesi, dinin akıl ile öğrenilmeye ve öğretilmeye çalışılmasıdır.
Bizim dinimiz iman dinidir.
İman akılda değil, kalpte olur.

Gerçek ilim de akılda değil, kalp de bulunur.
İçinde aklın olduğu yere mutlak şeytan girer.
Aklıyla din anlatanın hocası şeytan, kalbiyle din anlatanın hocası mürşittir.
Büyükler din işlerinden akıllarını uzak tutar.
Onlar dini aklına göre değil, nakline göre anlatır.
Kısaca kendileri bir şey katmaz, sadece büyüklerinden nakil ederler.
Onun hocası da aynı şekilde kendinden bir şey katmayıp hocasından nakil etmiştir.
Rasûlullah Efendimiz’in (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in membaından çıkan bu Mübarek suya kimse bir kendinden bir şey katmadığı için, bu su bize ilk günkü tazeliği ve berraklığıyla ulaştı.
Büyüklerimizin bize içirdiği su, işte bu mübarek sudur.

Bu suyun güzelliği; lezzeti ve bereketinin bozulmamış olmasındandır.
Hocası olmayanın suyu da bozuk olur.
Böyle kimselerin içirdiği su, kanalizasyondan beterdir.
Onların sözleri; bırakın kalplere tesir etmeyi, insanın sağlam kalbini bozup imandan eder.
Ahir zamanda hakla batıl ayırmak, gerçek ilim sahibini bulmaktır.
Bir kimse; “Bana göre” diyorsa, o kişiden aslandan kaçar gibi kaçın.
Bir kimse, “Hocam buyurdu ki” derse ona da yapışabildiğiniz kadar yapışın..
İlim kimsenin tekelinde değildir.
İlim öğrenilmez ve alınmaz, bizatihi Allahü Teâlâ tarafından verilir.

Allahü Teâlâ tarafından verilen bir şey, kimsenin tekelinde olamaz. Dolayısıyla sakın ilim şundadır bundadır demeyin. “Şöyle âlimdir böyle âlimdir” demeyin
“Allahü Teâlâ’nın kimi dilediyse ilim de ondadır” deyin.

Evliyalıkta ilerlemek ve derecelere sahip olmanın özeti, ona verilen ilim kadardır.
Bu okuyarak veya hocasından dinleyerek ve araştırılarak öğrenilmez.
Bu sadece nasip ile olur.
Nasipli olmanın da şartları vardır. Ancak bu şartları sağlamakla, o yüksek ilim nasip olur.
Allahü Teâlâ’nın ilmini nasip olduğu kişi cahil bile olsa;  bir anda âlim, hatta evliya olur.
Büyüklerin ağzından çıkan her bilgi, bir ilimdir.
Onların sözlerimizin kıymeti buradan gelir.
Büyüklerimizin bize anlattığı ilmin değerini bilin.
Her sohbeti, her cümleyi, her kelimeyi defalarca okuyun.

İlmihal okuyun, mektubat okuyun. Okuyun ki, yeni bilgilerden nasiplenin.
Böylece farz kılındığı şekliyle öğrenmiş olun.
Öğrendiklerinize amel edin ki Mahşerde o suale verecek cevabınız olsun.
Allahü Teâlâ’nın ilmi bitmez.
Öyle bir ilim ki; Cennetteki sohbet ehli, sonsuza kadar, sonu olmayan zamana kadar sadece Allahü Teâlâ’yı anlatacak.
Sübhan olan Yüce Hak o kadar yüce ki; anlat anlat sonu olmayacak.
Zaman ve mekândan münezzeh, küçük büyük, gizli aşikâr her şeyi ve her hadiseyi hakkıyla bilen, Rahman ve Rahim Şanı Yüce Rabbimin ilminin sınırı yoktur.
Ne mutlu bizlere ki; o, sonsuz ilimden bizleri de büyüklerimizi sebep kılarak nasiplendirdi.
Bunun için ne kadar sevinsek azdır.
Bu ilme sahip olanlar biiznillah kurtuluşa erecektir.
Gerçek ilim sahipleri ve Allah’ın kullarına müjdeler olsun
.
Cumanızı tebrik eder kıymetli dualarınızı beklerim.
Allah’a emanet olunuz

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

İLGİLİ HABERLER