Medya
  • 25.7.2020 20:42

Hasbıhal -12!.. Sünnet ve Cemaat üzere olmanın 10 alameti

HASBIHAL-12
SÜNNET VE CEMAAT ÜZERE OLMANIN 10 ALAMETİ


Ehl-i sünnet, kurtuluş fırkasının adıdır.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki; Tirmizi’nin bildirdiği hadis-i şerifte,
Ümmetim 73 fırkaya ayrılır, 72si Cehenneme gider, yalnız bir fırka kurtulur. Bu fırka, benim ve Eshâbımın yolunda gidenlerdir” buyuruldu. Bu fırkaya, Ehl-i sünnet vel cemaat denir.
Büyük âlim ve evliya Ahmed Nâmıkî Câmî'ye Ehl-i sünnet vel-cemâat olmanın şartlarını sorduklarında şöyle buyurdu:
- Ehl-i sünnet ve cemâatten olmanın şartları hakkında çok meseleler vardır. Bu meseleleri bilmek, namazı, orucu, haccı bilmek gibi farzdır.
Bunlar öyle farzdır ki, îtikâd doğru olup da, namazda, oruçta ve diğer ibadetlerde bir noksanlık olursa ve bu noksanlık kasten olmazsa affedilebilir. (Eğer affolunmazsa, insan Cehenneme girse bile, sonunda yine kurtulur.) Fakat, Ehl-i sünnet ve cemâat itikadında bir sarsıntı olursa, bid'at sâhibi olunmuş olur.
Ebü'l-Hasan bin Ali'nin (Radıyallahü anh) bildirdiği hadîs-i şerîfte, Resûlullah efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:
Sünnet ve cemâat üzere olana;
Allahü teâlâ her bir gün için, bin nebî sevâbı yazar.
Her bir gün için, ona Cennet'te bir şehir binâ eder.
Kaldırdığı ve koyduğu her adım için ona on iyilik yazar.
Cemâat ile namaz kılana, her bir rekâtı için bir şehid ecri (sevâbı) yazar.
La ilahe İllallah, Muhammedün Resûlullah.

Allahü teala’nın cömertliğine bakın.
Allahü teala’nın ihsanının büyüklüğüne bakın…
Yüce Hak, Habibi’nin sünneti üzere olana tek bir günü için Cennet-i alasında bir şehir bina ederken, yıkılacak olan bu hayal dünyasında ömrünü bir daire için harcayan bizlere vah ki vah.
Cenab-ı Hak hepimize merhameti ile muamele etsin.
Akılsız başımıza akıl, kalbimize muhabbetini getirsin.
İşte Ehl-i Sünnet ve cemaat üzere olmak, böyle makbul bir şeydir.
Din adamı veya din âlimi kılığındaki şeytanların bu kutlu yolu karalamalarının nedeni, bu yolunun ululuğundandır.
Sakın ola sakın onlara kanmayın.
Resûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz yukarıdaki müjdeyi verince, Eshâb-ı kiram, (aleyhimürrıdvân) sevincinden ne yapacağını bilemedi.
Arkasından sual ettiler;
- Yâ Resûlulllah! Bir kişinin sünnet ve cemâat, üzere olduğu ne zaman (ne ile) bilinir?
Resûlulllah Efendimiz şöyle cevap verdi;
- Şu on haslet kendisinde mevcut ise (o kişinin Ehl-i sünnet ve cemâat üzere olduğu) bilinir:
1)
Cemâati terk etmez,
2) Eshâbımı söz ile kötülemez, sövmez.
3) Bu ümmete (Müslüman ümmete) kılıçla karşı çıkmaz. Kılıç çekmez.
4) Kaderi tekzîb etmez (kadere inanır),
5) Îmânda şüphe etmez,
6) Allahü teâlâ nın dîninde münâzaa (îtirâz, münâkaşa) etmez,
7) Ehl-i kıble olarak ölen kimsenin cenâze namazını kılmayı terk etmez, (Buradan anlaşılıyor ki namaz kıldığını gördüğün bir kimsenin cenaze namazına gitmek lazımdır. Bir özür yoksa Müslümanın cenaze namazına katılmalıdır.)
8) Tevhîd ehli bir kimseye günahı sebebi ile (büyük bir günah işlese bile) kâfir demez,
9) Seferde ve hazerde (mukim ve yolcu iken) mest üzerine meshi terk etmez,
10) İyi veya günahkâr olan imâmın arkasında namaz kılıp, (Bidat ehli veya münafık olmamak şartı ile) cemâati terk etmez
Bu hasletlerden birisini terkeden, sünnet ve cemâati terk etmiş olur.
Gerek hadîs-i şerîfler ile bildirilen, gerek din imâmlarımız tarafından Ehl-i sünnetin şiârı olarak, Selef-i sâlihînden bize ulaşan bu on haslete sâhip kimsenin, Ehl-i sünnet ve cemâatten olduğu anlaşılır.
"Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah" diyen kimsenin, erkek olsun kadın olsun, iyi olsun kötü olsun, mümin olduğu kabûl edilir.
Ona kız verilir ve onunla evlenilir.
Ona müminlerden mîrâs düşer.
Onun mîrâsı da müminlere düşer.
Ona müminlere ait hükümler tatbik edilir.
Vefat ettiği zaman cenâze namazı kılınır. Müminlerin kabristanına defn olunur.
Eğer Kelime-i şehâdeti kalbi ile de tasdîk ederek gönülden söyleyip ve bu hal üzere Allahü Teâlâ’ya kavuşmuş ise, onun yeri Cennet'tir.
Eğer kalpten söylememiş ise, münâfık olur. Zâhire göre şehâdet söylediği için, onu müminlerin ahkâmına tâbi tutarlar.
Eğer nifak üzere Allahü teâlânın huzûruna varırsa, onun yeri dereke-i esfel (Cehennem ‘in en aşağı derecesi) olur.
Şöyle ki, Nisâ sûresinin 145. âyet-i kerîmesinde meâlen;
-"Muhakkak ki münâfıklar, Cehennem ‘in en aşağı tabakasındadırlar (Cehennem ‘in dibindedirler)..." buyruldu.
Allahü teala bizleri bu mübarek ve kutlu yol üzere eylesin.
Bu yolun büyüklerinin bizlere yaptığı en büyük iyilik; Resûlulllah’ın cennet ile müjdelediği bu mübarek yolu tanıtmasıdır.
Yüce Hak onlardan yarattıklarının sayısı kadar razı olsun.
Bu müjdeleri görünce; insan onların bize ne yaptığını daha iyi anlıyor.
Haklarını asla ödeyemeyiz.
Rabbim hepimizi sünnet ve cemaat üzere eylesin. (AMİN)
NOT : Bu bilgilerin önemli bir kısmı Ahmed-i Nâmıkî Câmî (Rahmetullahi Aleyhten) alınmıştır.
Allahü teala kendisinden sınırsız ilmi kadar razı olsun. (AMİN)

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ


 

İLGİLİ HABERLER