Gündem
  • 27.2.2013 16:13

"Herkes Türk olamaz"

ANKARA -   Arınç, NTV'de katıldığı canlı yayında soruları yanıtladı. Yeni anayasa yapım sürecine ilişkin soru üzerine anayasa çalışmalarının bir seneyi geçtiğini belirten Arınç, ''Mart sonu veya nisan sonunda da bu işin bitmesi lazım. Çünkü bu 4, 5 yıl boyunca tartışılacak konu değil. İsterlerse bir ayda yeni bir anayasayı yazabilecek noktadayız. Bu konuda Başbakanımızın tavrı çok nettir ve çok olumludur. Mart sonuna kadar bitirin yoksa biz kendi anayasa taslağımızla, bu anayasa taslağına yardımcı olabilecek siyasi partilerle görüşürüz. 330'un üzerinde oy alabileceğini düşündüğümüz anda Meclis'e getiririz, 330'un üzerinde oyla da halka referanduma götürürüz'' diye konuştu.
      Hazırladıkları anayasa taslağıyla önce CHP'ye, daha sonra MHP ve BDP'ye gideceklerini anlatan Arınç, CHP, MHP ve BDP'nin kapıları kapatması durumunda millete dönüp ''Ey millet, ben senin için yeni bir anayasa yapmak istedim, Uzlaşma Komisyonu'na 3 kişi verdim, netice alamadım. Kendi taslağımı götürdüm, bana 'hayır' dediler. Sen bilirsin. Ben senin için yeni bir anayasa istedim ama bu partiler bana yardımcı olmadılar. 2015'te seçim var. Sen beni öyle yüksek milletvekili sayısıyla iktidar yap ki şu anayasayı ben kendi başıma yapayım'' diyeceklerini söyledi. Arınç, ''Veya boynumuzu bükeriz. 'Muvaffak olamadık. Yeni bir anayasa konusunda bu siyasi partilerin hiçbirisi istekli değil ey millet, o zaman sen kararını ver' deme noktasında oluruz'' dedi.
      Yeni anayasa yapma çalışmalarının hızlandığını, bazı konularda anlayış birliği içerisinde olunabileceğini ifade eden Arınç, devam etti:
      ''Şüphesiz yeni anayasada vatandaşlık kavramının etnisiteye vurgu yapmadan, yeniden yazılması konusunda CHP'nin de bir yumuşak tavır içerisinde olduğunu, BDP'nin de bir yumuşak tavır içerisinde olduğunu biliyorum. Biz de etnisiteye güçlü bir vurgu yapmayan yeni bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramının daha kuşatıcı olduğunu düşünüyoruz. MHP zannediyorum bu konuda eski anayasanın, yani darbe anayasasındaki tarifin yerinde kalmasını istiyor.''
      Son günlerdeki milliyetçilik tartışmalarının, kavramın yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını dile getiren Arınç, milli olan şeyi reddetmenin mümkün olmadığını bildirdi. Milliyetçilik derken birbirini reddetmeyen bir anlayışın düşünülmesi gerektiğine işaret eden Arınç, etnisite vurgusu olmazsa milliyetçilik kavramının daha kuşatıcı olacağını vurguladı. Irkçılığın reddedilmesi gereken bir tabir olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:
      ''Türkçülükle Kürtçülükle bir yere varmak mümkün değil. Faşizm denen şey, ırk esasına dayalı bir inanç grubuysa bunu reddetmemiz lazım. Dünyanın geldiği nokta da budur. Farklılıkların bir arada yaşaması, bir özgürlüktür, bunu temin etmemiz lazım. Eğer Türkiye'de Türk kelimesi herkesi kapsayan bir nokta olmaktan çıkmışsa buna rağmen Türkçülüğe devam edemeyiz. Cumhuriyet'in kuruluşuyla başlayan Cumhuriyetçi Türk kavramının bugün Türkiye'nin sorunlarını çözmediği konusunda ben şahsen bir inanç sahibiyim. Başbakanımızın 'Benim önüme Türkçülükle Kürtçülükle gelmeyin' demek istediğini ama konuşma süreci içerisinde bunu farklı bir şekilde ifade ettiğini düşünüyorum. Konuşma bütünü itibarıyla doğrudur ama kimse kendi milliyetinden etnik kökeninden dolayı bir utanç duyamaz, aksine iftihar duyar. Ama herkesin Türk olması gerektiğini, 'Ben Türküm' demesi gerektiğini, Türkçülük yapması gerektiğini herhalde kabul edemeyiz. Buna uygun bir anayasa yapmalıyız.''
     
     -Şivan Perver ile görüşme-
    
     Arınç, ''Başbakan Erdoğan'ın ya da MİT Müsteşarı'nın bu süreçte siyasi partileri bilgilendirmesi söz konusu olabilir mi'' sorusuna ''Henüz değil ama olabilir'' yanıtını verdi. Bilgilendirmeyi kimin yapacağına ilişkin soruyu Arınç, ''Başbakan ne takdir ederse onu yapar. İsterse kendisi yapabilir, isterse MİT Müsteşarı'na görev verir, kabul ederlerse onlarla görüşür'' diye yanıtladı.
      ''Siz de Şivan Perver'e gideceksiniz bu süreçte...'' sözleri üzerine Arınç, Şivan Perver için Almanya'ya gitmediğini, Almanya seyahati sırasında Şivan Perver ile görüşeceğini söyledi. Daha önceki bir Almanya seyahati sırasında Perver'in kendisiyle görüşmek isteğini anlatan Arınç, o zaman çok samimi bir görüşme yaptıklarını, bunun olumlu etkileri görüldüğünü belirtti. Arınç, ''Yine bu seyahatim sırasında böyle bir görüşmenin mümkün olabileceği söylendi. Belki o, belki yanındaki arkadaşlarıyla bir akşam çay içebileceğimizi söyleyebilirim'' dedi.
     
     -''Legal bir yapılanmadır ancak...''-
    
     Arınç, ''Evinizin yakınında 2 özel kuvvet mensubunun yakalanmasının ardından bitmeyen bir tartışma başladı. O olayla ilgili neden dava açılmadı- Bugünlerde savcının Seferberlik Tetkik Kurulu ve Özel Kuvvetler Komutanlığı ile ilgili bir soruşturma başlatacağı yolunda haberler yansıdı. Size gelen bir bilgi var mı'' sorusunu üzerine kendisine doğrudan gelen bilgi olmadığını, savcıyla direkt temas kurarak ''Benimle ilgili olduğu söylenen bu konu ne zaman açıklığa kavuşacak veya dava açacak mısınız'' diye sormadığını söyledi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in ise konuyla ilgili kendisine yöneltilen sorulara ''Sorgu aşamasındadır, henüz netice bağlanmamıştır'' diye cevap verdiğini aktardı.
      Gazetelerde, kozmik odada yapılan araştırma neticesinde bilgi ve belgelere ulaşıldığı, bunların tetkik ve incelemelerinin zaman aldığı, bu aylarda bu işle görevli savcının dava açabileceği yönünde haberler yer aldığını belirten Arınç, yazılanlardan fazla bir bilgiye sahip olmadığını söyledi.
      Özel Kuvvetler Komutanlığı özel amaçları dışında faaliyet göstermişse veya amacından farklı, bazı sivil kişilerle temas ve ilişki kurularak kanun dışı illegal yapılanmalara yol açılmışsa bunların savcılığın inceleyebileceği ve sorgulayabileceği konular olduğunu kaydeden Arınç, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı, Milli Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı'nın illegal bir yapılanması şeklinde görmenin doğru olmadığını söyledi. Arınç, ''Legal bir yapılanmadır ancak bazı olaylara karıştığı iddia edilen kişiler varsa bazı olaylar onların eliyle yapılmışsa, ki yapılmamıştır diyememem Türkiye'nin şartlarına baktığımızda, bu konuların soruşturulması ve hangi olaylarda yetki ve sorumluluklarını aşarak bu işe girdiklerinin tespit edilmesi bence geçmişimize, yakınımıza ışık tutacak bir soruşturma olur'' diye konuştu.
     
     -''Hiçbir hakikat gizli kalmamalı''-
    
     Arınç, ''Tezkerenin tutanaklarının açıklanmasından yana mısınız- Böyle bir talep olacak mı-'' sorusu üzerine, şunları söyledi:
      ''Hiçbir hakikat gizli kalmamalı. Tutanakların yayınlanmasından da hiçbir endişe duymamak lazım. Bu konuda AK Parti grubu ne düşünüyor, test etmedim. Danışma Kurulu kararıyla götürüldüğü zaman bunun oy çokluğuyla çıkmış olması lazım. Hem 1 Mart 2003'ün tutanakları hem de ondan önceki kapalı oturumlara ait şu ana kadar açıklanmamış tutanak varsa hepsinin yayınlanmasını isterim. Mesela 1996'da ilk Hükümet ortağı olduğumuz dönemde çekiç güçle ilgili bir kapalı oturum yapılmıştı. Ben o zaman Refah Partisi'nin görüşlerini Meclis'te söylemiştim. Onlar da yayınlansa çok memnun kalacağım.''
      Tarihe ışık tutması bakımından tutanaklar açıklanırsa herkesin bilgi sahibi olacağını anlatan Arınç, şunları kaydetti:
      ''Sonuçları nasıl oldu derseniz... Bu konu tartışmalıdır. Ben yine kendi düşüncemde 'İyi ki olmadı. Biz ABD'nin şu kadar asker, şu kadar uçak, şu kadar helikopterine Irak'a kuzeyden bir kapı açacak şekilde iyi ki yol vermedik' diye düşünüyorum. Kendime göre bazı sebepler var. 'Terör biterdi, PKK yuvalanması olmazdı. Kuzey Irak bir şekilde bölünmezdi...' Bunların hepsi tartışılabilir. Ama büyük portreye baktığım zaman, Türkiye'nin, TBMM'nin, o saygın kurumun, o anda verdiği kararın çok doğru, çok hayırlı olduğunu düşünüyorum. Bunun sonuçlarını belki herkes yazacaktır. Doktora konuları olacaktır. Ama TBMM'nin saygınlığı ve itibarı bence o karardan sonra daha da çok artmıştır. Ben, Türkiye için hayırlı olduğunu düşünüyorum.''

 

İLGİLİ HABERLER