Gündem
  • 30.7.2009 12:35

HSYK ÜYESİNİN BASIN TOPLATISINDA OLAY ÇIKTI !

Birincisi eleştiri amacı taşımayıp hakaret etme amacıyla yapılan yayınlarla ilgili olarak gerekli yollara tarafımca başvuru yapılacaktır. Devletimiz bazı cezaevlerine hakim olamamış. Tünellerin kazıldığı, firarların gerçekleştiği infazların yapıldığı, tutukluların mahkemeye çıkarılamadıkları, örgüt ve afişlerin asıldığı, içeriye mermi sokulduğu ve devletin memurlarının giremediği ve adeta devlete meydan okuyan yerler haline gelmişti. Cezaevlerinde insan haklarının sağlanması için AB istişare ve ilerleme raporları doğrultusunda hazırlanan reform paketi uygulanarak, diğerlerinin örnek gösterildiği çok kısa bir sürede 11 adet F tipi cezaevi hizmete açılmış diğerlerinde de gerekli tadilatlar yapılarak hizmete açılmıştır. TERÖR ÖRGÜTÜNÜN HÂKİMİYETİ SONA ERDİRİLDİ 11 F tipi cezaevinin maliyeti 40 trilyon liradır. O zaman yapılan ihaleler dünya bankasınca örnek gösterilmiş ve bizim yaptığımız götürü usulü aynen yasaya geçmiştir. Son yıllarda yayınlanan yayınlar, bazı kitaplar bu hususu çok açık göstermektedir. Bu cezaevlerinin hizmete girmesiyle terör ve çıkar amaçlı suç örgütlerinin amacı sona ermiştir. Ölüm oruçları bitmiş çok sayıda yükümlü ve tutuklu örgütlerinden ayrılmış ve terörün cezaevi ayağı kurutulmuştur. Bu ülke teröre yaklaşık 30 milyar dolardır. Okul vazifesi gören, terörist yetiştiren cezaevleri okul olmaktan çıkartılmıştır. Cezaevlerini sivil toplum denetimine açan izleme kanunu çıkartılmıştır. En sorunlu alan olan cezaevlerinde bu denetim sağlanmıştır. Hapis cezalarına caydırıcılık getiren infazı hakkında kanun çalışmalarında bulunulmuştur. Bu kanun daha sonra yürürlüğe girmiştir. Denizli D tipi voleybol takımı Türkiye 3. Ligine çıkmıştır. Bunlar o dönemde kurulan spor alanları ve tesislerinin sonuçlarıdır. Özellikle ve önemle belirtmek gerekir ki 'Hayata dönüş operasyonu' bakanlar kurulu tarafından da değerlendirilerek uygulamalara konulmuştur. Bu kararlar devletin, milletin ve MGK'nın kararıdır. Cumhurbaşkanımıza sunulan evrakı Cezaevi işleri genel müdürlüğü hazırlamıştır. MUSTAFA DUYAR'IN ÖLDÜRÜLMESİ Mustafa Duyar'ın öldürülmesine ilişkin iddialarda şahsıma yönelik yapılan iddialardan biridir. Bunun dilekçesi buradadır. Soruşturmayı bizzat kendim istedim hakkımda soruşturma yapıldı. Soruşturma sonunda 'Soruşturmaya gerek yok' denildi. İlgili genel müdürlüğün görevlendirmesi üzerine teftiş kurulu müfettişleri gerekli soruşturmayı yapmışlardır. Bu soruşturma şahsıma yapıldığı gibi o dönemde Afyon Cezaevi'nde görevli kişilere de yapılmıştır. O silahın Cezaevi ikinci müdürü tarafından içeri alındığı ortaya çıkmıştır. Mustafa Duyar kendi isteği ile adı geçenin öldürülmesine karışan asıl failleri ise Afyon E tipi kapalı cezaevine 1997 yılında benim genel müdür olmamdan önce gönderilmiştir. Bu nakiller benden önce gerçekleştirilmiştir. DUYAR, PARA TALEP ETTİĞİ İÇİN GAZETECİ CAN DÜNDAR İLE GÖRÜŞEMEDİ Sabah Gazetesi yazarı Can Dündar, 06/01/1999 tarihinde dönemin Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu'na dilekçe vererek Sabancı Suikastının yıldönümü için izin istemiş kişinin tutuklu olması nedeniyle yargılamayı etkileyebileceği düşüncesiyle bu karar tarafımdan uygun bulunmamasına rağmen Mustafa Duyar'ın rızası alınarak buna Bakanlık tarafından izin verilmiş ve tutukluya iletilmiştir. Duyar'la görüşme isteminde bulunan Can Dündar'a izin verilmemesinin sebebi Duyar'ın para talep etmesidir. Kaldı ki Can Dündar bizzat belirtmiştir. İlgili belgeler burada talep edenlere verebilirim. Can Dündar'ın Duyar konuşacaktı yazısı için açtığım manevi tazminat davasını kazandım. DEVLET ÜSTÜN MADALYASI ALMIŞ BİR KİŞİYİM Cezaevlerinde meydana gelen gelişmelerle ilgili yaptığım çalışmalarla ülkemizin dünyaya tanıtılmasında gösterdiğim üstün başarıdan dolayı Bakanlar Kurulu'nun önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından tarafıma devlet üstün madalyası verilmiştir. Bu madalya sadece bana değil o dönemdeki tüm arkadaşlarıma aittir. Birlikte çalıştığım arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyorum şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde maksatlı yayınlar yapıldığı aşikar olan ve o dönemde söz konusu olayların çarpıtılarak şahsıma karşı yürütülen kampanyanın hakimler ve Savcılar Kurulu'nu zayıflatmak amacındadır. HSYK noterlik makamı değildir. Kurul üyeleri değişiklik ve yeni teklifler getirir ekleme ve çıkarma yapabilirler. Bunu yaparken de nesnel ölçülere dayanarak yargının kurumsal kimliği esas alınır. Adalet Bakanlığı'nda cezaevi genel müdürü olduğum dönemde bakan müşaviri olduğu dönemde Engin Aydın ile gizlice çekilmiş fotoğrafımın bir kısım basın kuruluşlarına dağıtılarak servis yapılması hiç hoş değildir. Engin Aydın ile ben 2,5 yıl birlikte çalıştım. Kızılay'ın tam ortasıdır. Biz onunla çok gizli bir yerde buluşabilirdik. Yanımızda bulunan kişilerde herkesin tanıdığı kişilerdir. Diğerleri de biri 10 yıllık arkadaşım ve eski hakim şuan avukattır. Orada bir araya gelmişsek ve sadece bizim arkadaşlığımız çerçevesinde görüşmeler olmuştur. Genel çerçevenin dışına çıkılmamıştır. İnsani ilişkilerin ötesine geçmeyen bu görüşmeye özel bir takım anlaşma yüklenmesi iyi niyet göstermemektedir. Bu fotoğrafın neden ve kim tarafından çektirildiğidir. Eğer bu fotoğraf devlet yetkilileri tarafından çekilmiş ise bu konu daha vahimdir. Konuyla ilgili şikâyet dilekçesi vereceğim. Bunlar takip konusu yapılıyorsa hakikaten bu konu üzerinde çok durulması gerekir. Cumhuriyet Başsavcılığı kimlerin dinlendiğini bulacağını inanıyorum. Gizlice olmuş ise gayri yasal dinlenmiş isek bu Türkiye'nin sorunudur. Biz HSYK olarak bu konu üzerinde 1 yıldır devamlı duruyoruz. CEMAL TEMİZÖZ İLE TANIŞMADIM KARŞILAŞMADIM Bazı yayın organlarında şahsıma yöneltilen bir suçlama daha vardır. Jandarma Albay Temizöz'ü kurtarma istememe ilişkindir. Kayseri'de bulunduğum sırada Cemal Temizöz'le tanışmadım hiç görüşmedim. O tarihlerde Cemal Temizöz henüz tutuklanmamıştı. Cemal Temizöz'ün 3 - 10 Mart tarihleri arasında izin kullandığını öğrendim bu da hakkımdaki iddiaların ne kadar asılsız olduğunu göstermektedir. Protokolde A protokol denen bir uygulama vardır. Ben can güvenliği tehlikesi olan bir kişi olduğum için Jandarma tesislerinde kaldım. Aydın'ın Bağ evi diye bir şey yoktur. Tek başıma da gitmedim. Buradan bir grup hakim arkadaşlarımızla gittik. Kayseri Fenerbahçe maçını seyrettikten sonra da geri döndüm. O esnada hakimler ve savcılar ile de toplantı yaptım. HAKKIMDA SORUŞTURMA YAPILMASINI İSTEDİM Uşak'ta yaşanan olaylarla ilgili de şahsıma yöneltilen olaylar var. Kendi hakkımda soruşturma yapılmasını istedim. Yapılan soruşturma sonunda işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildi. Raporlar buradadır. İki olaya muhatap olunca iki olaya ilişkin soruşturma isteyen kişi olarak yapılan suçlamaları duyunca üzülmemek elde değil. Hiçbir zaman yargı reformuna ve bu bağlamda HSYK'nın yapılandırılmasına mani olmadım. Kurul'dan bakanlık müsteşarının çıkartılması görüşündeyim. Hakim adaylarının alınması, meslek öncesi eğitim ve stajlarının kurul tarafından alınması ve planlanması görüşündeyim. Disiplin bölümünün inceleme ve soruşturma incelemelerini yürütmesi, Bakanlığa bağlı ceza işleri genel müdürlüğünde yapılan işlemlerle ilgili bir kısım endişelerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Gerçekten de bugün incelemeleri yapma yetkisi Adalet Bakanlığı'ndadır. Bu yetkinin kurula verilmesini istiyoruz. Bu üyesi olmaya çalıştığımız AB ülkelerinde bu şekildedir. Şimdi düşünün Bakan ve Müsteşarı hem inceleme yaptırıyor hem de Yüksek Kurul'a gelip oy kullanıyorlar. İki makam iki kişide birleşiyor. Bu da ülkemiz sorunlarından birisidir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yeniden yapılandırılması ile birlikte terfi sisteminin performans esas alınarak yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Demokratik meşruiyet çerçevesinde hakimlerin özgürce örgütlenmesi görüşündeyim. Bizde kurul kararlarının yargı denetimine açılmasını istiyoruz. Bu konuda kurul üyeleriyle aramızda fikir birliği vardır. Hakimlerin ve savcıların teminatı idareden gelen üyelerdir deniyor düne kadar böyle değildi ne değişti. Hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerin Türkiye Akademist tarafından yapılması ve Bakanlığın etkisinin kaldırılması ve Anayasal güvence altına alınması gerekmektedir. AB raporlarında bu konu aynen şöyle geçiyor teftiş kurulu şiddetle öncelikle hakimler ve savcılar yüksek kuruluna bağlanmalıdır. Nedense buna karşı çıkılıyor. ORTADA İSTİFA ETMEMİ GEREKTİRECEK BİR NEDEN BULUNMAMAKTADIR Ne benim nede HSYK üyelerinin hiçbir soruşturmayı kapatmaya çalıştığımız ileri sürülmektedir. Bunları hangi delillere dayanarak ileri sürülmektedir. Bu yaraları onarmak tamir etmek lazımdır. Yargının güvenini arttırmak lazımdır. Hukuk hepimiz için lazımdır. Hakkımda yapılacak her türlü incelemeye hazırım. Bu konuyla ilgili kendimle talepte bulundum ve ihbar ettim tabiri caizse. Bu konularda gelen dilekçelerinde ne olduğunu tahmin ediyorum. İstifa etmem isteniyor ortada istifa etmemi gerektiren bir neden bulunmamaktadır. ÜLKEMİN SORUNLARINA KARŞI DUYARLIYIM Türk toplumu olarak vefa borcumuz vardır. Bu arkadaşla görüşmemi ihlal eden bir durum söz konusu değil. Biz hiçbir zaman onun ilgilendiği dava ile görüşmedim. Kent Otel'de bazı toplantılara katıldım. Açıktır polislerimizle beraber gittiğimiz Ankara'nın ortasında yapılan bu toplantılarda nasıl bir gayretle örgüt toplantısı deniyor anlayamıyorum. Orada tarım, hukuk sorunları tartışılır. Çok zeminlerde yapılmaktadır. Ben sadece o toplantıları değil bu tür başka toplantılara da katıldım. Bunlar örgüt toplantıları değildir. Aydın olarak benim bu ülkenin sorunlarına karşı duyarlı görevim vardır. Ben bunlara bigâne kalamam. Aydın çağına karşı sorumlu olan insandır. Ben tam tersine bu tür sorunlara duyarsız olan insanların eleştirilmesi düşüncesindeyim. Ben bu arkadaşımızın muhatap olduğu davanın savcısı veya hakimi değilim. Ben eski bir arkadaşımla yemek yediğimi söylüyorum. Aynı şekilde tanıdığım arkadaşımın başına bir iş gelse onunla görüşmekten çekinmem. Yaptığımın da yanlış olduğunu düşünmüyorum. TOPLANTIDA GERGİNLİK (ZAMAN ZAMAN TEHDİT ALIYORUM) Ortada bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum. Bu olaylar benim dışımda gelişen olaylardır. Ben hiçbir soruya cevap vermemezlik amacında değilim. Bu olayda büyütülecek. Ben bu hareketten dolayı arkadaşlar adına özür diliyorum. Bu olayı bana mal etmeyin. Bir takım istihbarat çalışmaları var. Bunlar arasında canlı bomba olduğu konusunda. Ben konuşmamda bunun girdim bu konularla ilgili muhatap Adalet Bakanlığı'dır dedim. Benim iki tane korumam var zaman zaman bu sayı arttırılıyor. Benim farkında olmadan da korunduğumu düşünüyorum. BAKANLIĞIN AÇIKLAMASI BENCE DOĞRU DEĞİLDİR Kurul görüşmeleri gizlidir. Adalet Bakanlığı açıklaması bence doğru değildir. Bizim açıklamamız sadece orada görev yapan hakimlere yöneliktir. Hakimlerle ilgili bir tasarruf da bulunulmadığına ilişkindir. Yargılama makamlarını etkilemek kimseye düşmez buna biz de dahiliz. Ben 16.11.1999’da göreve başladım. Devlet o tarihlerde bazı cezaevlerine hakim değildi dedim. Bu olaylarla, Sabancı'nın öldürülmesiyle ilgili, Duyar'ın öldürülmesinin benimle ne ilgisi olabilir. Bunu araştırttım ama kafasında soru işareti olan yine başvursun yine araştırılsın. Bunun arkasında HSYK'yı yıpratmak var. Türkiye'de F tipi olmasaydı ne olurdu? Bunun üzerinde neden durmuyorsunuz? KARARI MAHKEME VERECEK TERÖR ÖRGÜTÜ DİYE BİRŞEY YOK ORTADA Ben şunu söylüyorum o toplantıya Türkiye'nin sorunlarına duyarlı olan herkes katılabilir. Ben oraya kendi koruma polislerimle gidiyorum. Oraya eski bakanlarda gelmiştir. Bunun saklı bir tarafı yoktur. Bunun 13. Ağır Ceza mahkemesi de söyledi. Ortada terör örgütü diye bir şey yok. Terör örgütü olarak adlandırılan diye bir şey var. Buna mahkeme karar verecek. DİNLEME KARARLARININ YASAL OLUP OLMADIĞINI SORDUK Görüşmelerin gizli olduğu çerçevesinde kalarak cevaplayacağım. Bizim bakanlıktan çeşitli taleplerimiz oldu. Bizim bazı davranışlar nedeniyle yargı yoluna başvurulmasını istedik. Biz gerekli duyarlılığı gösterdik. Bunların saklanacak bir tarafı kalmadı. Dinleme konusunda biliyorsunuz Yargıtay 9. Ceza Mahkemesi'nin jandarmanın dinlemesine ilişkin bir kararı vardı. Biz diğerlerinin de yargı yoluna başvurmasını istedik. Arama kararlarına yetki veren makam İstanbul mudur? Yoksa aranacak yerdeki makam mıdır? Üçüncüsü itirazlar yapılıyor. Bu itirazları kim incelecek mahkeme mi inceleyecek heyet mi inceleyecek? Yeni kanunda bu konuda madde yok. Bir yanlışlık varsa düzeltilmesini istedik. Benim ifademi alıyorsunuz benim ifademi bana vermiyorsunuz. İnsan haklarının üst noktaya çıkarılmasını istiyoruz. Mahkeme verilmez diyor verilmesi gerekir diyenlerde var. Biz dedik ki bunun cevabını kim verecek Yüksek Yargıtay oraya konuyu götürün dedik. Ben istiyorum ki basın mensupları bu konular üzerinde dursun. YARGININ İDAREYE BAĞLI OLMASINI İSTEMİYORUZ Cumhuriyet Savcıları kendi yetki alanları dışında ifade alabilirler mi? Zabıta da susma hakkını kullananların süresinin dolmasının beklenmeden savcılığa gönderilmesini istedik. Yapılan soruşturmayla ilgili hukuki fiili bağlantısı olmayan kişilerle ilgili suçlamaların aynı kapsamda soruşturulması yasal mı? Bugün birçok PKK ve DHKP-C duruşmaları oldu. Bunlarla kim ilgilenecek dedik? Bir takım bilgilerin yayın organlarına verilmemesini, suçlulara suçlarının somut olarak bildirilmesini, bunlar açılımdır. AB Müktesebatında bizden istenen açılımlardır. Bunların ben kamuoyunda bilim çevrelerinde tartışılmasını istiyorum. Yargıtay derki böyledir hepimiz buna uyarız. Bu konuların hakim kararıdır bunlarında kanun yararına bozulması mümkündür. Bizim davalarla suçlarla ilişkimiz yoktur. Bir yerde hata gördüysek bunu gidermek bizim görevimizdir. Türkiye'de yargı yönetiminin içinde biz yokuz veya dışarı itilmeye çalışıyoruz. Biz bunun mücadelesini kurul içinde veriyoruz zaten. Yargı'nın idareye bağımlı olması mı isteniyor? Biz bunu istemiyoruz. ENGİN AYDIN'LA İLGİLİ DAVA GELSE BAKMAM Yargının her şeyden azad olması gerekir. Hakim ile sanık arasındaki ilişkidir. Birçok bakanda eski sanıklarla yükümlülerle bir araya geliyor. Ben yargıç değilim idari bir görev yapıyorum. Biz birlikte çalışması gereken bir kuruluz birbirimizi yıpratmamızı gerekir. Ben geçmişte de kuruldaki bazı çalışmaları gizlemiş bir insanım. Biz yargının yönetiminden sorumlu değil miyiz? Biz bir hata gördüğümüz zaman hukuki yanlış gördüğümüz zaman bu konuda gereken başvuruyu yapamayacak mıyız? Biz Sayın Bakan'a bu konuyu götürün dedik. Bu konudaki hassasiyetimiz her zaman vardır. Davalar bittikten ve Yargıtay geldikten sonra kararlar incelenir. Geçmişte yapılmadı diye şimdi yapılmasın mı? Benim önüme gelmedi gelseydi yapardım. Bunlar kitaplarda dergilerde anlatılmıştır. Hikmet Sami Türk dönemin Bakanı açıkça bunu anlatmıştır. 60. Gün ölümlerin başlayacağı gündür. Eğer bu operasyon yapılmasaydı dışarıda çok daha fazla sayıda insan ölürdü. Bazı insanlar var herkese tepeden bakıyorlar. Allah hepimizin Allah'ı. Şimdi sadece kendi düşündüğünüzün doğru olduğunu sanmayın karşı fikre de cevap verin. Bugün cezaevleri çözülmüşse geçmişte yapılan çalışmaların rolü büyüktür. Devlet niye hakim değil cezaevleri. Devlet neden hakim değil diyordunuz şimdi devlet hakim şimdi de kalkmış diyorsunuz ki devlet neden hakim? Bana Duyar'ın öldürüldürüleceğine ilişkin bize herhangi bir rapor ulaşmadı. Ancak araştırmaya müsait bir konu bu konuyu araştıracağım.

İLGİLİ HABERLER